YUROLİG
Erdem DEMİRBAŞ
NBA TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ

NBA WALLPAPERS

COURTSIDE


Finallerin ardından...

ecoerdem@yahoo.com
3 OCAK 2006, SALI


Herkese merhaba. Son bir haftadır hayatı makro ekonomik dengeler, vergiler ve istatistiklerden ibaret olan bir insan olarak 5 günde 4 final (NBA' de bile böyle yoğunluk yok) atlattıktan sonra huzurlarınızdayım. Haftanın En Önemli Üç Olayı sıralamamda (bunu da yeni uydurdum) , finallerimin yoğunluğundan sonra Başbakan'ın meclis kürsüsünden CHP'li bir milletvekiline “Seni takip ediyorum, hep el kol hareketi yapıyorsun, sana bir şey göstereceğim” cümlesinden sonra Yurolig'te geçtiğimiz hafta maç oynanmaması, alsa alsa üçüncü sırayı alır.

Siz basketbol hastası Amerikalılar liginize bir gün ara verirken, biz Avrupalılar tam bir hafta yatmış oluyoruz. E dinlensin çocuklar, bir Noelleri var. Biz Kurban, Ramazan, sömestr, kar derken kaç kere tatil yapıyoruz, hor görmeyelim garipleri. Ben de bu sayede tembelliğimin derecesini biraz azaltıyorum. Bu yazıda bizim Ülker-Efes tayfası gruplarında yedinci ve sekizinci maçlarında neler yapmış, ona bakacağım. Yalnız mevzuya girmeden önce;

Bundan önceki yazımda “Efes Cibona'yı rahat geçer, Ülker de İtalya'da bir halt yiyemeden Siena'ya kaybeder” tezlerim tam bir çöküş yaşayınca, ben bir anda havalarda buldum kendimi. Şu güne kadar arkadaşlarımın sayısız iddaa kuponlarının yatmasına sebep olan, ntvmsnbc fantezi futbol'da haftanın en rezil adamlarını kadroma alan bendeniz, son tahmin fiyaskomla Kaan Kural'la aramızdaki 'Tahminlerde Batırma' adlı oyunda bir adım öne geçtim. Eğer bir sonraki maçlarda Ülker kazanıp Efes kaybetseydi, Mr. Kural'la aramızdaki puan farkını açacaktım; ama olmadı. Lâkin bu rekabet iyi güzel de, bir yandan da karizmayı çizdirme mevzusu var. Mâlum, biz Türkiye'yi peşinden sürükleyen yorumcularız(!), dikkatli olmamız lâzım. Bu sebeple, bundan sonraki yazılarımda kendimi tutamayıp müneccimliğe yeltendiğim kısımları Batuğ Abi'nin bir klavye hamlesiyle silmesini rica ediyorum. Şimdi biraz basketbol konuşalım.

Efes Pilsen

Yukarıda da dediğim gibi, Efes yedinci maçta Cibona'ya yenilerek büyük bir sürpriz yaptı ve liderliği Rytas'a bıraktı (ben de bilmiş bilmiş söylediğim “Efes liderliği bırakmaz” lafını bir güzel yedim). “21 maçtır İstanbul'da kaybetmiyor” deyip bir taraflarını kaldırdığımız Efes, İstanbul'da üst üste 2 kez kaybedip Cibona'ya da deplasmandaki ilk galibiyetini hediye etti. “Hediye etti” diyorum çünkü otobüs gişesine dönen boyalı alanda rakibe o kadar çok turnike imkânı vermek cömertlik ister. Bunu bir de transfer yapıp para harcamaya korkan Efes yapıyor, artık düşünün. 2'nci çeyrek skoru 12–28. Ben daha ne diyeyim?

Savunma böyle de hücum ne âlemde?

Bunu artık söylemek istemiyorum, Murat Murathanoğlu'nun Hidayet'ten 5x5 beklentisi gibi olacak ama bu kısıtlı kadro Efes'e problem çıkarmaya devam ediyor. Takımın en önemli üç skorerinden Popovic 6, Domercant 9 sayıda kalınca savunmadaki hatalar kapanmadı ve maç kaybedildi.

Neyse ki sonraki maçta grubun sonuncusu Milano'yu yendiler de, Oktay Mahmuti'nin tâbiriyle Top 16 riske atılmadı... Bir önceki maçta iyi gitmeyen işler bu kez 'fazlasıyla' iyi gitti. Popovic 29, Domercant da 21 sayıyı üstelik 20'de 14 gibi müthiş bir üçlük isabetiyle atınca işin rengi değişti tabii. Bundan önceki 5 galibiyetinde rakiplerine toplam 20 sayı fark atabilen Efes, bu maçı 28 sayı farkla kazandı ve hele şükür averajını artıya çıkarabildi. Yalnız skor opsiyonu-kadro sıkıntısı meselesini görmek için iyi bir maçtı bu. Atılan 85 sayının 77'si dört oyuncudan geldi. Tamam, tahminlerim Posta gazetesindeki burç yorumları kadar alâkasız olabilir ama kadrodaki adamların yarısının basketbolu potaya bakmadan oynadıkları bir takımın ileride sıkıntı çekeceğini ben bile söyleyebilirim. (Batuğ Abi bu bir tahmin değil, gerçek. Silme lütfen!)

Efes için önemli bir test dönemi başlıyor. Önümüzdeki 6 maçta Barca (5 Ocak Perşembe, 20:45), Maccabi ve Rytas (son 6 maçını kazandı) deplasmanları var. Gruptan çıktılar anladık ama ne kadar iyi bir takım olduklarını önümüzdeki dönemde daha iyi göreceğiz.

Ülkerspor

Bu takım da --Ergin Ataman'ın tabiriyle-- Siena galibiyetiyle ümitlendi. Sürpriz bir galibiyet olduğu kesin ama Ülker'e bu gruptan çıkmak için fazla sayıda sürpriz galibiyet lâzım zaten.

Takım rotasyonu hele şükür oturdu gibi ama hücumda hâlâ sıkıntılar bariz. Bu takımın pas yapma özürlü olduğuna kanaat getirdim. Asist ortalamasında zaten son sıradalar ama bundan daha önemli bir göstergenin takımın oyun kurucuları olduğunu düşünüyorum. Şöyle ki;

Stefanov, artık modası geçmiş Naoumoski tipi oyun kuruculuk yapıyor. Oynatmaktan çok oynamaya yeltenen 1 numaralara oldum olası uyuzumdur, Stefanov da bu tipin en eski modellerinden. Ama Ergin Ataman onu her gittiği takıma götürdüğüne göre, “kabahat sende değil, seni oynatanda” diyebiliriz Stefanov'a.

Takımın yedek oyun kurucusu Cüneyt Erden'i de pas vermeyi bilen biri diye tanırdım. Ama aldığı dakikalar bir maçtan öbür maça tutmadığı için “ulen zaten 5 dakika oynuyoruz, iki şut sallayayım da şânım yürüsün” deyip yapması gereken işi yapmıyor. TOFAŞ' tayken David Rivers'dan bir şeyler öğrenmiştir diye sevinmiştim ama ne zaman oynayıp ne zaman oynatacağını öğrenememiş demek ki.

Bu şartlar altında benim önerim şudur: Pana maçında, diğer maçlara göre daha uzun süre denenen ve takımın eli yüzü düzgün oynamasını sağlayan iki oyun kuruculu 5 oynatılmalı. Bırakalım Stefanov atsın istediği kadar, Cüneyt de işini yapsın. Daha düzgün hücum ederler bu sâyede.

Ülker'in Siena galibiyetinden sonra Pana'ya kaybetmesi doğaldı ama dediğim gibi, sürpriz galibiyetler lâzım bunlara. (Gerçi bu dakikadan sonra alacakları her galibiyete sürpriz gözüyle de bakabiliriz.)

Yine de Ülker'in Efes'e göre daha kolay bir fikstürü var. Sadece 2 deplasman maçı yapacaklar kalan 6 maçta ve biri Pau Orthez, ki Ülker'le beraber grubun sürünenlerinden. İlk 5'e giremeseler de En iyi 6'ncı Takım olmayı zorlayabilirler ama ne kadar başarılı olurlar? Bana sormayın, ben tahmin yapmıyorum.

Finallerde ölmüş bir adamdan ancak böyle bir yazı çıktı kusura bakmayın. Türk eğitim sistemi bu işin sorumlusudur. Herkese finalsiz ve bol basketbollu bir yıl diliyorum.