Biri Konferans Finalleri mi dedi?

Bir hakem çılgınlığıdır sarmış herkesi gidiyor. Hakem şunu nasıl çaldı, bunu nasıl çalmadı, onu katletti, diğerini kayırdı.

İnternette Amerika Birleşik Devletlerindeki taraftar tartışma alanlarından batug.com’un forumuna, NTV spikerleri ve yorumcuları Murat Kosova’dan Kaan Kural’a kadar herkes hakemlerden bahsediyor.

Ya bir bırakın Allah aşkına, iki dakika basketbol seyredeceğiz.

Konferans finalleri oynanıyor, bütün bir yıl bu anları beklemişiz, heyecan dorukta. Gece o tatlı uykumu bölüp kalkıyorum, ertesi gün işyerinde uyuma pahasına. Peki bütün bunlara karşılık aldığım şey ne? Hakem hataları, hatta katliamları ve bunların dile getirilişleri.

Doğrudur, düdük sesleri rüylarıma girer oldu, her gece bir bekçi ağzında düdükle beni kovalıyor. Ya herşey iyi hoş da, biraz da basketboldan bahsetsek diyorum.

Sporun milliyetçilik kısmında pek yokum ama Hidayet’i bu zirvede izlemek yine de büyük bir keyif. Yahut LeBron James’in yıllar boyu jeneriklik olacak, kariyerimin en büyük şutuydu dediği inanılmaz son saniye üçlüğüne ne diyeceksiniz?

Stan Van Gundy’nin o pozisyondaki hatalı savunma stratejisi ya da Denver’ın üç kez topu oyuna sokamayarak Lakers’a iki maç verişine ne diyeceksiniz, ya da Lakers’ın o pozisyonlardaki müthiş gayretine ve savunma yerleşimine? Hatalar da sporun bir parçası, güzellikleri, herkes herşeyi doğru yapamaz.

Kobe’nin maç sonlarının nasıl oynanacağına dair yazdığı kitap gibi performanslardan yahut Billups’ın nasıl geçen sene ilk turda darmadağan olmuş ve en iyi savunmacısını kaybetmiş bir takımla, hem de takır takır oynadığı bir konferans finalinde boy göstermiş olmasından ve yedinci kez üstüste konferans finalinde bulunduğundan neden daha çok bahsetmiyoruz?

1-2 sayılık farklarla ve acayip hatalarla -yahut olaylarla- sona ermiş altı maç oynanmış, kimin umurunda?

Artık ne maç izleme isteğim kalıyor, ne de bir yerlerde maçla ilgili yorum okuma isteği. Yılın bu zamanında olması gereken bu muydu sizce?

24 Mayıs 2009