TBL 2006 Finali
Serkan ÖZBERKSOY

Ülkerspor şampiyon

Selam arkadaşlar. Bir sezonun daha sonuna geldik. Ülkerspor finalde Efes Pilsen'i yenerek şampiyonluğa ulaştı. Tebrik ediyoruz, akabinde artık başarılarını sadece Avrupa'da da devam ettirmelerini diliyoruz.

Yarı finalleri değerlendirdiğim yazımdan sonra, finaller için bir şeyler yazmak açıkçası içimden gelmedi. Her sene Efes-Ülker Finali izlemek, her gün baklava-börek yemek gibi, bir yerden sonra insana bıkkınlık veriyor. Oyuncuların mücadelesine saygı duyuyorum elbette. Ancak sezon başında, finali oynayacak iki takımın Efes-Ülker olacağı görüşü, herkes gibi bende de hakimdi. Yine de finalde Banvit ya da Beşiktaş’ın olması bence hem heyecan yaratırdı, hem de kamuoyunun ilgisi çekerdi diye düşünüyorum.

Hizmetin yönü şaştı!

Amaçları "basketbola hizmet etmekle(!) birlikte kendi reklamlarını yapmak ve pazar paylarını arttırmak" olan iki müessese kulübünün mücadelesi pek de ilgi çekmedi, artık çekmiyor galiba... Son maçı hariç üç-beş yüz kişi önünde (ki büyük çoğunluğunun davetiyeli olduğunu düşünüyorum) oynanan bir final serisi, ne kadar heyecanlı olabilirdi ki? Son maçta seyircinin fazla olmasının ardındaki gerçeği de, maç sonrasında verdiği röportajda Ülkerspor Koçu Murat Özyer açık ediyor zaten, “Bizi destekleyen Ülker çalışanlarına teşekkür ederiz” cümlesiyle.

Anlayamadığım nokta ise iki takımın hâlen rakiplerini geçmek için basketbol haricinde yöntemlere başvurmaları... Efes Pilsen - Beşiktaş Serisi'nde rakip seyirciye iki bin bilet ayırıp başka bilet satmamak ne oluyor? Amaç -en azından bir kısmı- basketbola hizmet etmek ise insanların heyecanlı bir yarı final serisi maçı izlemeleri neden engelleniyor? Maçın saati üç kere değiştiriliyor... "Maça çıkmayız" diye garip tehditler savuruluyor... Şampiyonluğu kaybetmek üzücü olabilir ama değerleri kaybetmek çok daha üzücü.

Bilet ve boş tribün rezaleti

Burada Efes'i Ülker'den daha çok ve sert eleştirmek gerektiğini düşünüyorum Zira Ülker bu sezon BJK ve Galatasaray’a sponsor olarak bu iki köklü kulübün basketbol takımlarının maddi olarak güçlenmelerini ve iyi kadrolar kurarak kendisine rakip olmalarını sağladı. Rakibin güçlü olması her zaman seni de daha güçlü olmaya sevk eder.

Efes bu ülkenin basketboluna senelerdir hizmet ediyor. Geniş bir kadroya, iyi bir organizasyona ve kulüp olarak üst düzeyde tecrübeye sahipler. Bu şampiyonluğa yetmiyorsa, garip şark oyunlarına başvurmanın, başarısızlığın sebeplerini başkalarında aramanın doğru olmadığını düşünüyorum. 20 senedir basketbola hizmet ettikten sonra Efes ulusal finali oynarken tribünde halen seyirci kitlesi bulunmuyorsa, bu ciddi sorunu, sorumluluğu birilerine atmak değil, üzerine almak çözer.

Büyük şirketlerde yöneticiler, altlarında çalışan elemanlarına hedef koyarlar ve neticede hedefin gerçekleşmesine göre değerlendirme yaparlar. Efes Pilsen final oynuyor ve dağıttığı bedava biletlerin sahipleri dışında seyirci bulamıyor. Başkan Tuncay Özilhan sorumluyu bulup ona “You are fired “ demeli. Eğer Efes Pilsen halen bildiğimiz ciddi organizasyonsa, bunun çözümünü gelecek sezona kadar bulmalı. Çünkü problemin çözümü bilet satmamak değil. Hele bedava davetiye dağıtmak hiç değil!

Efes'in yapacak işi çok

Final serisinde şampiyonluğu daha çok isteyen takım Ülker'di. Efes'in Beşiktaş ve Fenerbahçe’yi geçerken daha fazla zorlandığını ve yıprandığını söyleyebiliriz. Ligin son maçında Efes eğer Ülker'i yenmiş olsaydı, çok farklı bir final serisi izleyebilirdik Efes'in yabancılarının takıma katkısı sınırlıydı. Charles Smith bütün barutunu Beşiktaş’a karşı kullanmış olacak, final serisinde ortalıkta gözükmedi.

Efes'in ciddi bir değişime ihtiyacı var. Buna idari kısımdan başlanmalı, antrenör ve yabancı oyuncular üzerinde de iyice düşünülmeli. Bu kariyer ve tecrübeye sahip bir takımın Final Four oynaması ve Avrupa Şampiyonluğu'nu kovalaması gerekiyor. Seyirci mevzuunu da özel olarak değerlendirmeliler. Ve hatta salon mevzuuyla birlikte değerlendirirlerse daha da iyi olur sanki!

Takım olan, iyi basketbol oynayan kazandı

Ülker ise İbrahim önderliğinde -Beşiktaş’ın düştüğü hatalara düşmeden- kenardan da katkı alarak şampiyonluğa ulaştı. Hele ikinci maçta Cüneyt’in uzatmada 13 sayı atarak bu kilit galibiyetin sürpriz çilingiri olması, belki de seriyi Ülker'e getiren hamle oldu. Hücumda hareketliliği sağlayarak, kısa oyuncuların skora önemli katkı yapmalarıyla ve pota altında Efes uzunlarına etkinlik alanı bırakmayarak Ülkerliler mutlu sona ulaştılar. Murat Özyer de Ergin Ataman'ın eksikliğini fazla hissettirmedi.

O kadar oyuncunun gelip gittiği bir sezonun nihayetinde şampiyon olmaları şaşırtıcıydı. Birlikteliği sağlamak ve hedefe ulaşmak için sezonun ikinci yarısında iyi bir organizasyon gerçekleştirdiklerini ve playofflarda bunun devamını sağlamayı takım halinde başardıklarını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Daha fazla istatistikî bilgiye gerek görmüyorum. Zira sezon bitti, herkes ununu eledi, eleğini astı. Şampiyon olan kupayı kaldırdı. Sırada, devam etmekte olan NBA Finali var.

Bir dahaki yazıda görüşmek üzere... Potalardan basketiniz eksik olmasın.

14 HAZİRAN 2006, ÇARŞAMBA
serkanozb@hotmail.com