ŞEREFLİ İKİNCİLER

 

Şaban IŞIK
24 Haziran 2009, Çarşamba

 

 

İkinci turdan seçilen oyuncular, genelde seçildikleri sene hatırlanmazlar. Ya takımları tarafından serbest bırakılıp, NBDL’in ya da ABD dışı ülkelerin yolunu tutarlar, ya da iki sene boyunca bench’te havlucu olur, soyunma odasında makaraya maruz kalır, en sonunda oradan oraya sürüklenmek üzere free agentlar ordusuna katılır. Tabi bu örneklere uymayan oyuncular da var. Bu oyuncular sezonun ilk bölümlerinde pek göz önüne gelmezler, sezonun ikinci yarısıyla birlikte, “Aaa, bu çocuk top oynayabiliyor!” nidaları eşliğinde gözler onların üzerine çevrilir. İkinci senelerinde de aynı coşkuyla oyununu sürdürebilenler, free agent piyasasının gözdesi olurlar. Ben de son 10 draftın ikinci turunda seçilen oyuncuları inceleyip, yukarıda ikinci bölümde bahsettiğim sınıfa girebilen ve girmeye aday olan oyuncuları belirlemeye çalıştım. Tabii kriter olarak istatistikler ve maaş bordrolarını göz önünde bulundursam da, izlerken keyif aldığım birkaç oyuncuyu da bu listeye ekledim.

1998

Rashard Lewis, Seattle Supersonics, 2.tur-3.sıra

Vladimir Stepania kimdir, bilir misiniz? Sonics’in 1998 draftında 1.turdan seçtiği oyuncu. Şu an nerededir bilir misiniz? Yaptığım sekiz Google aramasından sonra bulamadım. Diyeceğim odur ki, kendi takımının bile ilk turda seçmediği bir oyuncu olarak seneye 18.876.000 dolar kazanacak olmak gayet keyifli olmalı. Seattle’da yıldızlaşan, fakat başarının bir türlü gelmeyeceğini anlayınca, 6 yıl için 118 milyon dolar karşılığında Orlando’da bütünün bir parçası olmayı kabul etti. Garip stiline rağmen bu sezon ligin en çok isabetli üçlük atan oyuncusu olan Lewis, takımın finale çıkmasında büyük pay sahibi olsa da, finalde ön plana çıkamaması nedeniyle, ben dahil birçok kişiden ağır eleştiriler aldı. Ama şu para bende olsun, istedikleri küfürü etsinler bana, razıyım.

Rafer Alston, Milwaukee Bucks, 2.tur-10.sıra

Rafer Alston’a genelde Cafer ya da Rafet adıyla çağırmayı severim. Kariyerinin başlarında, özellikle Rucker Park’taki oyununu parkeye yedirememesi yüzünden eleştirilen Rafet, asıl çıkışı 2004 senesinde Miami formasıyla altıncı adam olarak yaptı. Özellikle Houston formasıyla ligin önemli oyun kurucuları arasında yerini aldı. Ama istikrarsızlık ve dengesizlik, kimi zaman oyununa sirayet etti. O da Lewis gibi Orlando’da final gördü. O da Lewis gibi, bir maç dışında satışlardaydı.

Cuttino Mobley, Houston Rockets, 2.tur-12.sıra

Her ne kadar şu an sahada olmasa da, sene başında oynadığı 11 maçtan dolayı Cuttino Mobley’i bu listeye koydum. Mobley, bazı çevreler tarafından “Francis’in yancısı” olarak gösterilmeye çalışılsa da, Francis ile beraber bu ligin en iyi guard ikililerinden biri olmuştur. Nefis bir şutördür, sağ dipten neredeyse kaçırmaz. Houston yıllarında %44 üç sayı ortalaması vardır. Bir senelik Orlando-Sacramento tatilinden sonra, Clippers’ta da önemli bir parça olmuş, tek senelik play-off başarısında büyük rol oynamıştır. Kalp problemi yüzünden basketbolu bıraksa da Mobley’i keyifle hatırlayacağız.

1999

Manu Ginobili, San Antonio Spurs, 2.tur-28.sıra

1999 draftından çıkmış en iyi beş oyuncudan birinin, son ikiden seçilmiş olduğuna inanmak hakikatten güç. Ama Spurs’ün başarısı da buradan geliyor. Seçtikten sonra acele etmediler, Avrupa’da bıraktılar, Ginobili Avrupa’nın kralı oldu, geldi NBA’in tozunu attırdı, üç tane yüzük taktı. NBA’in en delici oyuncularından biri oldu. Bu sene talihsizlikler yaşasa da, NBA şampiyonu, Dünya şampiyonu ve Olimpiyat şampiyonu bir adamın adını ağzımıza alırken, üç kere yutkunmak şarttır. Popovich, Wizards’ın istediği Manu için şöyle der: “Manu’yu takas etmek aptallıktır.”

2000

Eddie House, Miami Heat, 2.tur-8.sıra

Sevgili okur, biliyorum şu anda “Eddie House’ın ne işi var?” deyip duruyorsun. Deme. Eddie House, benim paşa gönül kontenjanımdan bu listeye girmiştir. Modern bir seyyah (?) olan ve sekiz takımın formasını giyen House, her gittiği takımda taraftarın sevgilisi olmuştur, ama ne ilginçtir ki, kendisini seçen Miami ve en son oynadığı Boston hariç, her gittiği takımda bir sene oynamıştır. Kariyeri boyunca %40’la üçlük atan oyuncuyu ben severim arkadaş.

Michael Redd, Milwaukee Bucks, 2.tur-14.sıra

Michael Redd’in kariyer sayı ortalaması 20.5. İkinci turdan seçilen bir oyuncu için inanılmaz bir istatistik. Gerçi all-around bir oyuncu olmaması eleştirilir ama Milwaukee’nin Redd’i besleyecek bir guard bulamaması daha çok eleştirilmeli. Şut atarken topu elinden çok hızlı çıkaran Redd, Milwaukee’nin sembol oyuncularından biri olmuştur. Bir ilginç not, çaylak kontratı bitince Dallas’la 4 yıl 12 milyon dolarlık kontrat imzalayan ve bu kontratı Milwaukee tarafından karşılanan Redd, NBA Live 2003 oyununda Dallas kadrosunda gözükmektedir. Velhasıl, o oyunda Dallas’la çok acayip üçlük yağmuru tutturabiliyordunuz.

2001

Gilbert Arenas, Golden State Warriors, 2.tur-2.sıra

Cem Yılmaz, Avagadro sayısını “Hocam bi’ sayı bulup gelicem, ananızı ağlatıcam” sözleriyle açıklarken, Gilbert Arenas için bu sayı sıfır (0) idi. Son iki seneyi sakatlıklarla geçirmesine rağmen, hala bu ligin önemli skorerlerinden, önemli oyun kurucularından biridir. 22.8 sayı ortalaması vardır. Playoff macerasında iki kere Lebron’a çarpmıştır ama 2006 senesindeki efsanevi altı maçlık seride yaşananlar, hala anlatılır, hâlâ üzerine tartışmalar yapılır. Arenas o seriyi kaybetmesine rağmen, şanına şan katar. Eğlenceli bir adamdır Arenas. Warriors döneminde Adonal Foyle’a hakiki pudralı donut yedirmişliği vardır. Zaten basketbolcular niye donut yer hiç anlamam.

Mehmet Okur, Detroit Pistons, 2.tur-9.sıra

Yine Avrupa’da bırakılmış bir oyuncu, yine tam isabet. Gerçi kaymağını Pistons yiyemedi ama olsun. Mehmet ile ilgili aklıma gelen ilk anı, 2003 Doğu finallerinde, son saniyede Kenyon Martin’in üzerinden topu potaya atamayışıdır. Eğer o şutu sokabilseydi, belki her şey daha değişik olacaktı. Tabi böylesi de hayırlı, 2004 senesinde parmağa yüzüğü takan, sadece üç sene sonra All-Star olmayı başaran bir Türk oyuncu var karşımızda. Günahlarıyla sevaplarıyla seviyoruz; hastasıyız.

Earl Watson, Seattle Supersonics, 2.tur-11.sıra

“Shawn Bradley’i tokatlayan çocuk, di mi?” Lisedeki bir arkadaşım, o zamanlar böyle tanımlamıştı Earl Watson’ı. Tabi benim sevme sebebim farklı. Öncelikli sebebi, çok yararlı bir bench oyuncusu olmasıdır. Ortalamanın üzerinde organizasyon yeteneği vardır. Ama şutu çok parlak değildir. Buna rağmen, mâkul bir ücretle takımınızda isteyeceğiniz bir oyuncudur Watson.

Bobby Simmons, Seattle Supersonics, 2.tur-13.sıra

Siz onu “9 milyon dolarlık adam” olarak mı tanıyorsunuz? Hayır, kariyerinde MIP ödülü kazanmış bir adam o. Ama, bu ödülü kazanmış diğer oyuncuların bugünkü yerlerine baktığımızda, Simmons’un kontratın üzerine nasıl Snorlax gibi yattığını görmek mümkün. Şu an gayet sıradan bir oyuncu olsa da, sırf o kontratı alabildiği için bu listede yer vermek istedim.

2002

Roger Mason, Chicago Bulls, 2.tur-2.sıra

Yine “Nereden çıktı bu adam?” dedirten oyunculardan biri. Şutör bir oyuncu olduğu zaten biliniyordu ama Spurs’de oyunu doruğa ulaştı. Gerçi Spurs organizasyonu aklıma geldiğinde, pek de şaşmadığım bir durum bu. Neticede Glenn Robinson’dan geri kalan oyuncuya 2005 final serisinde smaç bastırtabilmiş bir organizasyondan bahsediyoruz. (Evet arkadaşım, organizasyon olarak Robinson’u bacaklarından kaldırdılar)

Carlos Boozer, Cleveland Cavaliers, 2.tur-6.sıra

Boozer, henüz ikinci senesinde 30-20 yapmaya başlayan bir oyuncuydu. Dönemin Cleveland GM’i Jim Paxson da dedi ki, “Hazır Lebron geliyor; Carlos’u tutalım, adama güzel bir anlaşma sunalım, gönlü kırılmasın” Fakat ilginç bir şey oldu, Carlos Boozer serbest kalır kalmaz Utah ile anlaştı. Cleveland camiasından büyük bir tepki alsa da, Utah’ta da sakatlıklardan dolayı süreklilik sağlayamadı. Fakat sakatlıktan uzak geçirdiği iki sezonda, Utah bir ikinci tur, bir de konferans finali görmüş, Boozer tüm bu başarılarda en kilit oyunculardan biri olmuştur. Müthiş bir pota altı hücumcusu olmasına rağmen, iş ahlakının zayıflığı yüzünden pek içim ısınmaz kendisine.

Ronald Murray, Milwaukee Bucks, 2.tur-13.sıra

Murray’in burada olmasının en temel sebebi, 2003-2004 sezonunun başlangıcında, Seattle’da ortaya koyduğu oyundur, özellikle ilk bir ay yaptığı yaklaşık 24 sayı ortalama ile ligi tamamen sallamayı başarmıştı. Fakat sonra yavaş yavaş söndü, yıldız rolü yerine görev adamı rolünü benimsedi. Cavaliers, Pistons, Hawks gibi hedefi olan takımlarda kendine yer buldu.

Matt Barnes, Memphis Grizzlies, 2.tur-17.sıra

Barnes da çalışarak kazıyarak ligde kendi yerini oluşturmuş oyunculardandır. Özellikle Golden State Warriors’un son sıradan playoff’a kalıp, Dallas’ı rezil ettiği sezonda ön plana çıkmıştır. Warriors’un hızlı oyun tarzı, onun atletik yeteneklerine çok uygundu, mücadeleden kaçmayan bir oyuncu olduğu için, takımda değer kazandı. Bu sene geldiği Phoenix’te de, yine çok önemli bir görev adamıydı.

Rasual Butler, Miami Heat, 2.tur-24.sıra

Bir Hornets taraftarı olarak Butler’a torpil geçtiğimi düşünebilirsiniz, zaten öyle yaptım. Ama kariyeri boyunca oynama fırsatı bulmuş bir oyuncu Butler. Miami’de bench’ten gelerek elinden geleni yaptı. Takasla geldiği Hornets’te üç sene çoğunlukla yedekten gelse de, bu sene Peterson’un yılmaz çöküşüyle beraber ilk beşe yerleşti ve kadronun en önemli parçalarından biri oldu. İyi bir şutördür. Son saniyelerde top kullanmaktan çekinmez. Bununla birlikte, oyun kapasitesi çok geniş değildir. Normal bir 2-3 numara karışımıdır. Biz onu bağrımıza böyle bastık.

Luis Scola, San Antonio Spurs, 2.tur,27.sıra

Avrupa’da nadasa bırakılıp, NBA’de büyük etki yaratan oyunculardan biri de kuşkusuz Luis Scola. Gerçi Spurs çoğu kez onu kadroya katmak istedi, fakat TAU Ceramica ile anlaşamamışlardı. Houston akıllı bir hamle ile Scola’yı kadrosuna kattı. Kendisi oyun zekası yüksek, iyi ribauntçu, orta mesafe şutu olan, her eve lazım bir 4 numara olduğu için, Houston’daki 4 numara açığını çok rahat kapattı, ligde saygı duyulan oyunculardan biri haline geldi.

2003

Jason Kapono, Cleveland Cavaliers, 2.tur-2.sıra

Açıkçası sadece üç sayı şampiyonlukları da Kapono’yu buraya koymaya yeter ama Miami yıllarında %51 ile üçlük atıp, önemli bir şut tehdidine dönüştüğünü de eklemek gerekir. Toronto’da vasat sayılabilecek iki sezon geçirdikten sonra, bu sezon Philadelphia’ya takas olan Kapono, kendine ihtiyaç duyulan yeri bulmuş gibi.

Luke Walton, Toronto Raptors > Los Angeles Lakers, 2.tur-3.sıra

Bu ligde oyun zekasının para edebildiğini görmek güzel, yoksa savunması zayıf, dış şutu yerlerde sürünen beyaz bir oyuncunun NBA’de tutunabilmesi kolay değil. Ama Walton üçgen hücumu çok iyi oynadığından, saha görüşü ve pasörlüğü bir forvet oyuncusu için ileri düzeyde olduğundan dolayı Lakers’ın bırakamayacağı bir oyuncu haline geldi.



Steve Blake, Washington Wizards, 2.tur-9.sıra

Çok üst düzey bir oyun kurucu olmamasına rağmen, Blake’in asist rakamları hep tatmin edici seviyelerde oldu. Dış şutu da ortalamanın üzerinde olduğu için, ligde kendine rahat rahat yer bulabilecek bir oyuncu. Tabi ilk beş çıkabilecek kadar mı, orasından tam emin değilim. İzlediğim maçlarda, sahadaki duruşuyla, hep kötü giden takımı toparlamaya çalışan yedek guard görüntüsü verdi bana. Gerisini Portland bilecek artık.

Zaza Pachulia, Orlando Magic, 2.tur-13.sıra

Zaza da savaşçı ve inatçı kişiliğiyle bu ligde kendine yer bulmuş bir oyuncu. Özellikle Atlanta’daki ilk iki sezonunda takım için çok önemli bir parçaya dönüşmüştü. Horford’un gelmesinden sonra benche çekilip, rolü azaltılmasına rağmen, sesini yükseltmedi ve elinden geleni yaptı. Yaptığı şaklabanlıklardan ötürü seyirci tarafından da çok sevilen Zaza, Avrupa’dan çok yüklü bir teklif almazsa, NBA’deki her takımda oynayabilir.

Maurice Williams, Utah Jazz, 2.tur-18.sıra

Bu sıradan seçileceğine dair Mo Williams’a kimse garanti verdi mi bilmiyorum ama, şu an geldiği noktayı göz önünde bulundurursak gayet sağlam bir gelişme gösterdi. Milwaukee’de parlayıp, Cleveland’da Batman’in Robin’i olan Mo, fırtına gibi girdikleri playofflarda NBA finallerine sadece bir seri uzaklıktaydı ama o seride başta kendisi olmak üzere takım öyle dağıttı ki, toparlanmak mümkün olmadı. Özellikle playoff boyunca çenesini tutamamanın cezasını çeken Williams, zannediyorum bu seriyi kendine bir milat kabul edecek.

Kyle Korver, New Jersey Nets > Philadelphia 76’ers 2.tur-22.sıra

Hayır, Ashton Kutcher esprisi yapmayacağım. New Jersey’in üç beş kuruş karşılığında verdiği bu adamın, NBA’in en etkili şutörlerinden biri olması Rod Thorn’u bayağı üzmüş olmalı. Hem Phildelphia’da hem de Utah’da benchin önemli bir parçası haline gelen Korver, çılgın attığı 2004-2005 sezonunda 226 isabetli üçlükle lig birincisi olmuştu.

2004

Anderson Varejao, Orlando Magic, 2.tur-1.sıra

Danny Ferry’den önemli bir hamle, çünkü seçildiği gün tam bir karakutu olan Varejao, şu an NBA’in en iyi uzun savunmacılarından biri olmuş durumda. Bununla birlikte, hücum kısmında o kadar parlak olmasa da, elinden geleni yaptığını söylemek gerekir. En azından boş şut buldukça denemekten çekinmiyor. Saçları taraftarlar tarafından sevilse de, sahadaki aşırı hırsı karşı takım için sevimsiz bir hal alabiliyor, teatral yetenekleri önemli derecede gelişmiş bir oyuncu.

Chris Duhon, Chicago Bulls, 2.tur-9.sıra

Duhon, Chicago’da hep saygı duyulan bir oyuncu oldu. Kimi zaman Kirk Hinrich’in arkasında, kimi zaman yanında oynadı. Savunması iyiydi, asist rakamları iyiydi. Bu sene de New York’ta D’Antoni’nin yanına gelerek, New York’un saha içi liderliğinde soyundu. Gerçi sezon içinde belirli bölümlerde zaman kaymaları yaşayıp, kötü haftalar geçirse de, D’Antoni’nin güvenini kaybetmedi. Benim Duhon’ı en çok takdir ettiğim an ise, Katrina felaketinden sonra, işini gücünü bırakıp Lousiana’ya dönmesi ve doğduğu, büyüdüğü yerler için aktif yardımdan kaçınmaması idi.

Trevor Ariza, New York Knicks, 2.tur-14.sıra

Ariza’nın içinde olan şeye biz “azim” diyoruz. Saçmasapan New York takımında kendine yer edinmeye çalışan, Orlando’da bugünün ışığını gösteren, Lakers’da da kariyerinin en iyi basketbolunu oynayan Ariza, bugün en önemli free agent’lardan biri haline geldi. Savunması müthiş, top çalma sezgisi üst düzeyde olan Ariza, bu sene dış şutunu da önemli ölçüde geliştirererk, komple bir oyuncu olma yolunda en önemli adımı attı. Artık Los Angeles’ta mı kalır, Detroit’te mi kalır; onu bilemem ama yedi sülalesinin hayatını kurtaracağı kesin.

2005

Brandon Bass, New Orleans Hornets, 2.tur-3.sıra

En büyük pişmanlıklarımdan biri. Gerçi ben GM değilim ama, söyledim, bu çocuk tutulmalı, hem Louisiana çocuğu dedim, dinletemedim. Ne oldu? Gitti Dallas’a, ligin en önemli uzun yedeklerinden biri oldu. Üstelik %50 şut isabetiyle oynamaya başladı. Bir yandan seviniyorum, çünkü geleceği olan bir oyuncuydu, pota altında mücadeleden geri kalmayan, orta mesafe şutu olan, %87 ile serbest atış atan bir oyuncuya dönüştü; bir yandan üzülüyorum, Dallas’ın verdiği şansı biz verseydik, keşke bizde böyle oynasaydı.

Monta Ellis, Golden State Warriors, 2.tur-10.sıra

Müthiş bir ilk adım, müthiş bir hız, müthiş bir delicilik… Hepsi sadece 770 bin dolar. Tabi geçen seneki ücret bu. 20 sayı, %53 şut isabetiyle oynadığı bir sezonda sadece 770 bin dolar aldı Monta. Ha, el altından üç beş bir şey almıştır tabi, onu ben bilmeyeceğim ama, ligdeki birçok oyuncuya 7 milyon dolar versen de bu oyunu ortaya koyamıyorlar. Doğal olarak Warriors da senelik 11 milyon dolarlık kontratı sunmak zorunda kaldı, sakatlık biraz moralleri bozsa da, Ellis bu parayı hak eden bir oyuncu. Bir de Nelson onu oyun kurucu yerine şutör guard pozisyonunda kullansa, ballı kaymak olur.

Ryan Gomes, Boston Celtics, 2.tur-20.sıra

Ryan Gomes ilginç bir oyuncu. Celtics’in o genç ve dağınık kadrosunda triple-double yapmayı başarabilmiş. Minnesota’da dış şutunu nispeten geliştirmeyi başardı. Oynama süresi buldukça, ki Minnesota’da rahat rahat bu şansı bulmakta, NBA’de yaygınlaşacağını düşündüğüm 3.5’tan 4 numaralar içinde önemli bir yer sahibi olacaktır.

Marcin Gortat, Phoenix Suns > Orlando Magic, 2.tur-27.sıra

Yarım sezonda kendini tüm NBA’e tanıtmayı başardı Marcin Gortat. Ama bunu kel kafasıyla değil, mücadeleci oyunuyla başardı. Rotasyonda Battie’yi 4 numara yedekliğine göndererek, Howard’ın arkasındaki ilk yedek konumuna geldi. Özellikle Howard’ın oynamadığı maçlarda ilk beş başladı ve beklenenden daha iyi performans sergiledi. Basketbolu seven, basketbolu sevdiği zamanların dışında Orlando Oto Sanayi’nde modifiye ettirdiği BMW M5’i ile gezen Gortat’ın bundan sonraki maceralarını heyecanla beklemekteyim.

2006

Daniel Gibson, Cleveland Cavaliers, 2.tur-12.sıra

Çaylak senesindeki Detroit serisiyle parlamıştı Daniel Gibson. Gençti, çılgın üçlük atıyordu ve LeBron’un yancısı rolüne birdenbire en önemli aday oluvermişti. Gerçi daha sonraki senelerde, o rol için çok da yeterli bir oyuncu olmadığını gösterse de, benchten gelip üçlükleri yağdırmaya devam etti. Fakat bu sene, özellikle playofflarda Mike Brown’un elinin ayağına dolaşmasıyla beraber, biraz unutuldu. her şeye rağmen iyi şutördür, Cleveland bırakmaz.

Paul Millsap, Utah Jazz, 2.tur-17.sıra

GM’ler veya koçlar, workoutlarda ne yapıyor hiç anlamıyorum. Gerçekten anlamıyorum. Sırf boyu kısa olduğu için, orta mesafe şutu olan, içeride korakor mücadeleden çekinmeyen ve yüzdeli şut atan, ribaunt konusunda müthiş yetenekli bu oyuncu 47. sırada seçiliyorsa, hakikatten bir problem var demektir. Bu yaz büyük ihtimalle Boozer’a yol verip, Millsap ile imzalayacağını düşündüğüm Utah Jazz takımı, bir sakatlık gibi talihsiz bir problem yaşamazsa, Millsap’e verdiği paranın karşılığını fazlasıyla alacaktır.


Leon Powe, Denver Nuggets > Boston Celtics, 2.tur-19.sıra

Takımının kazanması için her şeyi yapabilecek bir adam Powe. Gerekirse dışarı çıkan top için, tribünün hangi sırasına uçacağını hesaplamadan topu kurtarmaya çalışır. Gerekirse rakibinin en önemli pota altı oyuncusuna en sert savunmayı yapmaya çalışır. Gerekirse top kullanmaktan çekinmez, 20 sayıyı birden gönderiverir. Çünkü onun kafasında sadece kazanmak vardır. Maçı kazanmalıdır ki, geçmişinden uzaklaşabilsin, geleceğine odaklanabilsin. Leon Powe, her genç için örnek bir oyuncu olmalıdır.

2007

Carl Landry, Seattle Supersonics > Houston Rockets, 2.tur-1.sıra

Savaşçı oyunu, iyi ribaund sezgisi ve hücumdaki yüzdeli oyunu ile Houston için çok büyük bir şans Landry. Çünkü, Scola’nın yedeği olarak Chuck Hayes’den kesinlikle daha hoş duruyor. Onunda istikrarsızlık gibi bir problemi olsa da, Houston’da önemli yerlere gelecektir.

Glen Davis, Seattle Supersonics > Boston Celtics, 2.tur-5.sıra

Lousiana’nın bağrından kopup gelmiş bu genç delikanlı, abisi Kevin Garnett’in sakatlığından sonra beyaz formayı hiç çekinmeden giydi, playoff’ta en az Garnett kadar göz doldurdu, Florida’da saha kenarından kombinesi olan çocukların korkulu rüyası oldu. Ne olursa olsun, bu sene iyi bir kontrat alacak, umarım oyun içindeki hırsını kontratı aldıktan sonra kaybetmez.

Marc Gasol, Los Angeles Lakers, 2.tur-18.sıra

Pau Gasol takasında, “Abisi için takas edildi, eheuehue” gibi esprilere maruz kalan Marc Gasol, Avrupa’da geçirdiği sezonlardan sonra geldiği NBA’de, çaylak senesinde akıllarda çok ciddi iz bıraktı. Oyun ve pozisyon bilgisi üst düzey olan, ihtiyaç olduğunda orta mesafeden de şut atabilen Gasol, Chris Wallace terso bir hamle yapmazsa veya sakatlık gibi bir şey başına gelmezse, iki-üç sene içerisinde adını abisinin yanına yazdıracaktır.

Ramon Sessions, Milwaukee Bucks, 2.tur-26.sıra

Çaylak senesinin sonunda göz dolduran performanslar sergileyen Sessions, ben dahil birçok kişinin, MIP ödülüne aday gösterdiği kişiydi. Dış şutu zayıf olmasına rağmen, pas yeteneği ile öne çıkan Sessions, Scott Skiles’ın onu ilk beş yerine benchten getirmeye çalışmasıyla bocaladı. İlk beş çıktığı zaman çıkardığı oyunla, benchten geldiği zaman çıkardığı oyun arasında dağlar kadar fark olan Sessions, sezon ortasında tekrar ilk beşe yerleştikten sonra, sayı ve asist ortalamalarını yükseltmeye devam etti. Yetenekli bir oyuncu olduğu açık bir gerçek olan Sessions, dış şutunu da geliştirmeyi başarırsa, NBA’in en önemli guardlarından biri olabilir.

2008

Mario Chalmers, Minnesota Timberwolves > Miami Heat, 2.tur-4.sıra

82 maçın tamamında da ilk beş çıkacak kadar Spoelstra’nın güvenini kazanmış olan Chalmers, sezonu 10 sayı, 5 asist ve en önemlisi 2 top çalma ortalamaları ile kapadı. Wade ile iyi bir ikili oluşturan Chalmers, işin savunma kısmında ön plana çıksa da, hücumda da çoğu maç sorumluluk almayı başardı. Tabi çaylak olmanın bir sonucu olarak, sezon içinde bazen inişler çıkışlar yaşadı. İkinci turdan seçtiği bir oyuncuyu da sorgusuz sualsiz ilk beşe koyup, bu yeteneği bize gösteren Spoelstra’ya ayrı teşekkür.

Chris Douglas-Roberts, New Jersey Nets, 2.tur-10.sıra

Sezon öncesi hazırlık kampında göz dolduran CDR, neredeyse tüm otoriteler tarafından bu lig için en hazır oyunculardan biri olarak gösteriliyordu. Sezonun büyük bir kısmını çok ufak sürelerde oynayarak geçirse de, özellikle mart ayıyla beraber ciddi süreler almaya başladı ve önemli katkı yaptı. Seneye Dooling’in sürelerini alabilirse eğer, en az Dooling kadar katkı yapacaktır.

Luc Richard Mbah A Moute, Milwaukee Bucks, 2.tur-7.sıra

Sezonun sürprizlerinden biriydi Moute. Skiles tarafından ilk beşe yerleştirildi ve çoğunlukla Villanueva ile 3 ve 4 numaralı pozisyonları paylaştılar. Moute hakkında, onun kısa boylu ama iyi mücadele eden bir oyuncu olduğunu yazılar okudum. 26 dakikada yaptığı 6 ribaunt ortalaması, onun için iyi bir nokta.

Memorable Mention: 1998: Sean Marks, Greg Buckner, Ryan Bowen. 1999: Michael Ruffin, Francisco Elson. 2000: Marko Jaric, Eduardo Najera, Jason Hart, Brian Cardinal. 2001: Trenton Hassell, Brian Scalabrine, Jarron Collins. 2002: Darius Songaila. 2003: Willie Green, Keith Bogans, Matt Bonner, James Jones. 2004: Royal Ivey. 2005: CJ Miles, Ronny Turiaf, Roko Ukic, Travis Diener, Von Wafer, Louis Williams, Andrey Blatche, Amir Johnson. 2006: Steve Novak, Ryan Hollins. 2007: Kyrylo Fesenko, Dominic McGuire, Aaron Gray. 2008: DeAndre Jordan, Darnell Jackson, Mike Taylor.

İkinci turda seçilmiş ve şu an Avrupa’da oynayan oyuncuları koymadım, temel olarak NBA’de şu an kadroda bulunan isimler üzerinden giderek, subjektif bir listeleme yaptım. Burada belirtmediğim ve sizin aklınızda bulunan isimler varsa, forumdan veya mail yoluyla bunları öğrenmek isterim

Keyifli günler!