batug.com
06 Mart 2009,
Cuma

1- Normal sezonun bitimine bir buçuk ay kala, sezon başı tahminlerinize kıyasla sizi en çok hangi takım ve oyuncular şaşırttı?

Onur Tirkeş: Toronto. Şu an bulundukları yere bakıp hala şaşırıyorum. Washington’ı saymazsak (ki saymıyalım da zaten) Doğu’nun dibindeler ve bu durumlarını açıklayabilecek bir argumanım da yok.. Ben Doğu’da ilk dört arasında görüyordum onları açıkçası sezon başı. New Orleans ve Golden State de hayalkırıklıkları ancak sanırım onlar Toronto’ya bakıp hallerine şükrediyorlardır. Bu arada Detorit’i yazmayışımın sebebi onları kayırdığımdan değil, aşağıda ayrı bir soru olarak durmasındandır.

Kerem Yılmaz: Olumlu olarak baktığımızda, Orlando Magic'in sezon başı tahminlerime göre oldukça iyi yerde olduğunu söyleyebilirim. Beni olumlu anlamda şaşırtan diğer takım ise New Jersey Nets. Her iki takımın bu çıkışlarındaki en önemli pay sahiplerinin bu sene büyük patlama yapan iki oyun kurucu Jameer Nelson ve Devin Harris olması da oyun kurucuların bu oyundaki etkisini göstermek için yeterli sanırım. Yine geçen yılki enkaz takımı hatırlarsak Miami Heat de alkışı hakedenlerden. Olumsuz isim ve takımlara gelince en başa New Orleans Hornets'ı koyabiliriz sanırım. Ligin winner isimlerinden James Posey takviyesiyle geçen yılın da üstüne çıkmayı hedefleyen takım şimdi geçen yılı mumla arar durumda. Oynadıkları basketbol ve aldıkları sonuçla sezon başındaki kadrolarına oranla olumsuz diyebileceğimiz diğer bir takım da Toronto Raptors. Doğu'da sondan ikinci olmak için özel çaba harcadıklarını da söyleyebiliriz. Allen Iverson ve Baron Davis iyice gözümden düşen isimlerin başında.

Orkun Çolakoğlu: Orlando'nun bu kadar ciddi bir kovalayıcı olmasını beklemiyordum. Dwight Howard'ın savunmada çok daha ciddi bir koza dönüşmesinin etkisi büyük ama esas fark Jameer Nelson oldu, o da beni şaşırtan bir oyuncu. Detroit'in takasa rağmen bu kadar düşmesi büyük şok, yönetim istifa etmeli ve kongreye gidilmeli. Toronto'nun tepedekiler için tehdide dönüşmese de rahatça play-off yapacağını düşünüyordum ama izlediğim en dağınık takımlardan biri durumundalar, Kanada basketbolu kendi çocuklarına ne zaman şans verecek? Batı'da ise, her ne kadar sakatlıklardan -yine- çekmiş olsalar da T-Mac'li dönemde hep potansiyelinin altında kalan Houston ve Carlisle'la toparlanmalarını beklediğim ama neredeyse hiç 'baba' maç kazanamayan Dallas beklentilerimin altında kalan takımlardı.
Nelson haricinde beni şaşırtan oyuncular, kanserden sonra neredeyse eskisinden de iyi durumda olan Nene ve şu anda ilk beş çıkıp daha fazla süre alan bir Vladimir Radmanovic'ten en ufak bir farkı bulunmayan Predrag Stojakovic. 34 dakika, %40.6 FG, 13.9 sayı, 4.4 ribaund...

Ümit Can İlhan: Pistons, Hornets, Raptors, Clippers...
Billups takas edilmeseydi muhtemelen Pistons bu listeye girmeyecekti ama Iverson etkisinin bu kadar kısa sürede görülmesi beni şaşırttı. Her şeye karşın son yıllarda Detroit’in karakterini tanımlayan “Sert, güçlü, vidacı” kelimelerinden birkaçını görmeyi umardım dönem dönem de olsa. Jermaine O’Neal’ı aldıklarında Raptors’ın lotaryada güzel yer için değil, saha avantajı için mücadele edebileceğini düşünmüştüm fakat halleri içler acısı. Genç Hornets’ın geçen sezonki çıkışından sonra bu sene ciddi bir şampiyonluk adayı olacağını düşündüm ama o havanın neden ve nereden kaçtığını, hangi lastiğin patladığını hala anlayabilmiş değilim. Sezon başında Clippers’ı neden play-off’a aday gösterdiğimi ben de anlamadım. Baron Davis isterse...
Davis haricinde Josh Smith’in performans ve güven kaybı beni şaşırttı. OJ Mayo’nun Rudy Gay’i baltalayan performansını ve Gay’in baltalanan perfomanslarını beklediğimi de söyleyemem. Düşüştekilere ek olarak Sezer Badur ve Mohammed Ali Kurtuluş da beni hayalkırıklığına uğrattı. Bu sene yıldızların yaşadığı çok sayıda ciddi sakatlığa rağmen şöyle elle tutulur bir beklenmeyen performans göremedim açıkçası, ki bu da benim için bir hayal kırıklığı.

Selçuk Ormancı: Takım olarak en çok şaşırtan Detroit Pistons oldu. Biraz daha düşmelerini bekliyordum ama bu kadarını değil. Allen Iverson takası faydalı olabilirdi ancak bu sefer de koç zaafiyeti ön plana çıktı. İyi bir oyun kurucunun bir takımı nasıl etkilediğini herkese gösterdiler. Olumlu anlamda da Spurs'ün halen şu durumda olabilmesi takdire şayan bir durum.
Oyuncu olarak Shaq ilk sırada geliyor. Bu yaştan sonra, Suns gibi düşüşte olan bir takımdaki bu inancı ve azmi müthiş. Helal olsun.

Ozan Aydın: Bu kategoriye iyi anlamda Magic, Knicks ve Spurs, kötü anlamda da Warriors ve Mavericks cevaplarını verebilirim. Magic'in bu galibiyet yüzdesini öngören çok az kişi olmuştur sanırım (mesela, Tolga Öngören). Akıcı basketbollarıyla gözleri de doyurdular. D'Antoni Knicks'e bir minyatür Suns havası vererek kendisini kovan eski takımına karşı müthiş prim kazandı. Bu bağlamda Duhon, Harrington ve tabii ki yılın en iyi altıncı adamı Nate Robinson'ın adlarını da şaşırtan oyuncular arasına yazabiliriz.Spurs'ün de yaşlanan Duncan ve Ginobili ile yaş ortalaması 35'in bile üzerinde olan bench'ine sadece George Hill ve Roger Mason gibi minör eklemelerle şampiyonluk potasında tutunmayı başararak beni yanılttı. Warriors'un Ellis dönene kadar play-off potasına başaltı takım olarak asılmalarını bekliyordum ancak rezalet bir performans ve sıfır istikrarla ligin dibine indiler. Mavericks de sezon başından beri aşama kaydedemedi ve Rick Carlisle konusunda bir kez daha düşünmemiz gerekebilir. Bu isimlerin dışında çok şaşırdığım bir takım ya da oyuncu olmadı diyebilirim. Rondo, Harris gibi sezonun patlayan oyuncularının çıkış yapmalarını görmek çok zor değildi. Billups takasıyla birlikte bütün dengesi bozulan Pistons'ın da bocalayacağını düşünmedim dersem yalan olur.

Barış Kutay Övün: İlk anda aklıma gelenler, bir iki sene önceye kadar Batı Konferansı’nda şampiyonluk adaylarından gösterilirken kötü yönetimler sonucunda şu an play-off’un sekizinci sırası için yarışan Mavericks ve Suns. Fakat şu ana kadar beni en çok şaşırtan takım Pistons oldu. Güç kaybetmelerini ve gerilemelerini bekliyordum ama böylesine ısrarla dibe yöneleceklerini tahmin etmemiştim. GM Dumars, gelecek için kendini hazırlıyor, anlıyorum ama aldıkları her karar, her hareket kötü sonuç verirken günleri sayarak geçiremezsiniz. Pistons’taki bu ‘Bitse de gitsek’ düşüncesi alışık olmadığımız bir durum.
Shaqo Daddy geri döndü. Phoenix’te süregelen sonsuz fırtınanın ortasında bu dev adam ayağa kalktı ve geçmişini hatırladı. Sahada o kadar istekli oynuyor ki, yeniden istatistik kırma havasına girmiş bulunmakta ‘Gerçek Superman’.

Çağatay Erdem: Genel olarak şok yaşadığım bir durum olmadı ancak en çok Michael Beasley’nin (vasat) performansına şaşırdım. İyi savunma yapmadığını biliyorduk da, son derece aktif bir pota altı skoreri olması öngörülen adamın hücumda azami derecede pasif kalması ve ribauntlardaki etkisizliği kafa karıştırıcı. Bilmiyorum kariyerinin ilerleyen yıllarda ters istikamette toparlanabilecek mi, ancak tam bir fiyasko ilk 60 maçı sonunda.
Takım olarak en büyük hayal kırıklığı Los Angeles Clippers. Belki oyuncularının büyük bir kısmı kariyerleri boyunca gayret ve sebat özürlülüğüyle ün yapmış olabilir, ancak sonuçta gayet kaliteli bir veteran takım var(dı ellerinde. Sezon başında)

2- Hangi takımları şampiyonluk için aday konumunda görüyorsunuz ve favoriniz kim?

O. Tirkeş: Okuldayken sınavlarda nedense bayılırdık öğretmenlere sormaya “hocam, istediğimiz sorudan başlıyabilir miyiz?” diye. Burada da böyle bi şansım olsa bu sorudan başlardım. Ben biliyorum cevabını bu sorunun: Boston, Cleveland, Lakers... Dördüncü bir takıma şans vermiyorum bu sene. Veren de var mıdır bilmem. Ama illa tek bi isim vermek gerekirse, ben yine Boston şampiyon olacak derim.

K. Yılmaz: Los Angeles Lakers, Boston Celtics ve Cleveland Cavaliers'ın her anlamda herkesten birkaç adım önde oldukları açık. Bu üçü arasında kadro derinliği itibariyle biraz daha favori olan takımlar geçen yılki gibi Lakers ve Celtics. Sezonun geri kalan maçlarında Los Angeles Lakers'ın LeBron James'i durdurma planları oldukça olumlu sonuçlar verdi kendileri adına. Olası Lakers-Cavaliers finali için favorim Lakers ama finalin diğer ayağında Celtics yer alırsa ben yine Keltler şampiyon olur diyenlerdenim.

O. Çolakoğlu: Sezon başında favorim Lakers'tı ve değişmedi. Andrew Bynum'ın dönüşü geçen seneki gibi uzamadığı takdirde en komple takımın onlar olduğunu düşünüyorum. Ama Lakers'ın da sıkıntılar var; takım bazında, Boston, Cleveland gibi ciddi rakiplere karşı üst düzey örneklerini verdikleri ama bir türlü alışkanlığa dönüştüremedikleri savunma ve oyuncu bazında da, hiç olgunlaşmayan ve beklendiği gibi Derek Fisher'ın yükünü alamayan Jordan Farmar ile geçen seneki formundan epey uzak gözüken Berk Vujacic.
Diğer adaylarım, tabii ki Celtics, açıkçası beklediğimden iyi durumda olan Cavs ve şimdi Drew Gooden'ı da alacak gibi gözüken San Antonio Spurs. Gerçi Spurs bir yıl önce de Kurt Thomas'ı almış ve onun da çok iyi transfer olduğunu düşünmüştük ama herhalde Gooden'ı kullanacaktır Popovich.



Ü. C. İlhan:
Celtics, Lakers, Cavs, Spurs...
Aslında dört aday içerisinde Spurs en az şans verdiğim takım ama Gooden'la şu an bulundukları konumdan daha ciddi bir aday konumuna gelecekler ve Lakers için hiç de kolay konferans finalleri olmayacak. Lakers açısından ise Bynum önemli tabii ama onun varlığında ve yokluğunda oyun karakterleri sürekli değişiyor ve o döndüğünde bir kimlik bunalımı yaşamaları sözkonusu olabilir. Böyle bir sıkıntı yaşamazlarsa yine en kötü finalde görürüz Lakers’ı. Cavs geçen sene bu dereceyi yapamamıştı belki ama onlar benim gözümde yüksek play-off karakterine sahip bir takımdı ve beni yanıltmadılar. Mo takviyesine ek olarak ligdeki favori oyuncularımdan Delonte West de oyununu bir kademe ileri taşıyınca şu anda bulundukları konuma geldiler ama hala Celtics’e karşı yeterli güvenilir silahlara sahip oldukları tartışılır. Bir numaralı favorim ise yine Celtics. Biraz güç kaybetmiş görünseler de özellikle son Marbury hamlesi benim gözümde tekrar terazinin Celtics tarafına kaymasına sebep oldu. Bu kez Bynum’lu Lakers’a karşı alınacak bir şampiyonluk beklentisi içerisindeyim Celtics’den.

S. Ormancı: Batı'dan Los Angeles Lakers'ın geleceğini düşünüyorum. Doğu'da ise Cleveland ve Boston arasında kazanan saha avantajına sahip olan takım olacaktır bence. Bu durumda da KG'nin sakatlığı sonrası Cavaliers bir adım önde. Joe Smith hamlesi de şık olacak, özellikle Ben Wallace'ın yokluğunda. Şampiyonluğa ise gerek koçunun gerek de oyuncularının tecrübesiyle Lakers ulaşacaktır.

O. Aydın: Şampiyonluk adayım, geçen sene de olduğu gibi, aynı zamanda tuttuğum takım olan Celtics. Şu anda geçen sezon olduğu gibi kısa dönemli Garnett sakatlığı tecrübe ediliyor, tam da bu sırada Moore ve Marbury eklemeleri geldi. Bu dönem minimum zararla atlatılırsa, mesela içerideki Cavs maçı alınabilir ve Pistons kaybı telafi edilebilirse, Celtics'in saha avantajının tekrar sahibi olacağüını düşünüyorum. Lakers Bynum'ın eksikliğini sertleşen fikstürle birlikte iyiden iyiye hissetmeye başladı, yarışın kızışacağı bir aylık dönemde sürekli play-off'a kapak atmaya çalışan Batı takımlarıyla oynayacaklar. Bunun yanında Bynum'un bu sezon play-off'ta ne kadar etkin olacağı (ya da dönüp dönemeyeceği) da bu sakatlıktan sonra soru işareti. Cavs de zor bir fikstüre adım atıyor. Bu senaryo tutarsa, Celtics'in Cavs ve Lakers'ı tekrar eleyecek dirence sahip olduğunu düşünüyorum. Geçen seneki gibi konferansın iki güçlü takımıyla arka arkaya oynamamak için de saha avantajı müthiş önem taşıyor. Kilit bana kalırsa bu ay çözülecek. Eğer Cavs saha avantajını alabilirse Celtics'i eler gibi geliyor fakat Celtics'in Lakers'ı elemek için saha avantajına sahip olması gerektiğini de düşünmüyorum. Özetle, Cavs - Celtics eşleşmesindeki saha avantajı ve nihaî galip şampiyonu belirler diye düşünüyorum. Celtics geçerse Celtics, Cavs geçer ve saha avantajına sahip olmazsa Lakers şampiyon olur.

B. K. Övün: Favorilerim Doğu’dan Cavaliers ve Batı’dan Lakers. Cavs’de Lebron’a
sürekli destek veren bir başka yıldız oyuncu yok, ki bu tam da Lebron’a uygun bir sistem. 2001’deki 76ers gibi süper yıldızın etrafındaki etkili parçalarla sonuca gidiyorlar. LBJ ile coşuyor oyuncular ama aynı zamanda onun diğer takımlar tarafından yavaşlatıldığı anlarda öne çıkabiliyorlar. Lakers ise pota altı canavarı Bynum’u kaybetmesine rağmen daha rahat ve sorunsuz bir hava veriyor şimdilik. Odom’un ilk beşe dönünce kafasındaki tilkilerden kurtulması ve daha önce Lakers’da hiç oynamadığı kadar iyi oynamaya başlaması diğerlerinden iddialarından bir şey kaybetmemelerini sağladı. Şampiyon kim olur derseniz Lebron James vs Phil Jackson mücadelesini kazanan olur diyorum.
Şampiyonluk için plase adaylarım Celtics ve Spurs, sürpriz adaylarım Magic ve Rockets.


Ç. Erdem: Lakers, Celtics ve Spurs. Belki Magic veya Cavaliers finale kalabilierler ancak şampiyonluk için başta saydığım takımlar haricinde sürpriz olacağını zannetmiyorum. Favorim Lakers.

3- Stephon Marbury Boston Celtics için takımı bozabilecek bir risk mi yoksa yararlı olacak bir transfer mi?

O. Tirkeş: Marbury’nin Boston’a katkısından çok Boston’un Marbury’ye katkısı olacaktır. Marbury heralde bu haberi aldığında kendi uça uça gelmiştir Boston’a. Onca sıkıntının ve hayalkırıklığının üstüne kendisinden geçen sene Cassell’in verdiğinden fazlasını beklemeyen, karşılığında da yüzük vaat eden bir takım. Hayatta başka ne ister insan?

K. Yılmaz: Sezon başında 72 galibiyeti geçebilirler mi tartışmaları yapılan Boston Celtics bu kumarı oynamak zorundaydı. Minimum veteran kontratların olumlu etki ettiği takımları daha önce gördük (Karl Malone lanetini saymıyorum). Stephon Marbury yeteneklerine ihanet eden isimlerin başında sayacaklarımızdan. Eski ekürisi Garnett'le yarım bıraktıkları bir iş olduğunun farkına vardığında en azından geçen yılki Sam Cassell'den aldıkları katkının çok daha fazlasını
verebileceğine eminim. Bazı organizasyonlar vardır akıllı adamı deliye çevirir, bazıları da deliyi adama. Celtics'lilerin takıma yeni katılan oyunculara yaptıkları "kel kafaya şaplak" seremonisinin olumlu sonuçlar vereceğini düşünenlerdenim.

O. Çolakoğlu: İyi bir Marbury sadece Celtics'e değil, milli takıma da çok faydalı olacaktır ve önümüzde İspanya ma... Marbury'nin Starbury olmasını beklemiyorum tabii ama geçen seneki Cassell'in finalde verdiği kadar, hadi biraz daha fazla katkı vermesi yeterli. Zaten Celtics'in 1-2-3 numaralardaki ilk beş oyuncuları arasında diğer şampiyonluk adaylarındaki örneğin Luke Walton, Matt Bonner, Ben Wallace gibi, hatta Celtics'in 5 numarası Kendrick Perkins gibi, bazı maçlarda devreye giremediğini görünce koçun yedeğini daha fazla oynatmayı tercih edebileceği kalibrede birisi yok; Rajon Rondo'nun da gelişimiyle üçü de All-Star ya da yakını adamlar. Yani Marbury çok önemli roller üstlenecek bir kurtarıcı gibi gelmedi bu takıma. Takımı bozabileceğini de zannetmiyorum çünkü Celtics'in takım yapısı, oyuncular arası ilişkileri çok sağlam, herkesin rolü, sıfatı, konumu adamakıllı belli. Kötümser senaryoda bile 2000-01'de Lakers'a katılan Isaiah Rider gibi dikiş tutturamaz ve kaybolur gider en fazla, takıma zararı olmaz.

Ü. C. İlhan: Celtics doktorlarının (Big Three) çözüm üretemeyeceği tek kanser sanırım Artest-Rasheed-Marbury üçlüsünün bir bileşimi olurdu. Celtics’in Marbury’ye ihtiyacı olduğu muhakkak ama Marbury’nin bu takıma olan ihtiyacından daha fazla değil. Celtics’e saha içinde hücumda farklı ve öncesinde sahip olmadığı opsiyonlar sunacak Marbury. Rivers’ın Starbury’ye bench'i çekip çevirme görevi vereceği gibi, “Al, bu ikinci takım senin” diyerek kendisi gibi olmasını da söylemesini de bekliyorum açıkçası çünkü o bench'in hakikaten Marbury gibi bir oyuncuya ihtiyacı var. Topu rakip sahaya taşırken yürekleri ağızlara getiren House bunun yerine asıl işi olan screen’den çıkıp topu en doğru yerde alıp en sevdiği şey olan şut atma işine rahatlıkla konsantre olabilir. Her halükarda Haziran sonunda bitecek mutlu bir evlilik olacağını düşünüyorum.

S. Ormancı: Marbury hamlesi özellikle Kevin Garnett ile uzun süreli arkadaşlıkları düşünüldüğünde önemli bir hamle olacaktır diye düşünüyorum. Lise yıllarından bu yana yakın arkadaşlar ve Wolves'un çıkışa geçtiği zamanlarda önemli işler yaptılar. Marbury'nin düşünce yapısı ve konsantrasyonu bu transferin etkisinin ne yönde olacağını belirleyecektir.

O. Aydın: Marbury, ne olursa olsun bir All-Star. Doc Rivers'ın da bu tip oyunculardan verim almaya yatkın bir koç olduğunu biliyoruz. Sezon başında Doc Rivers'ın motivasyon koçluğunun bir kere tuttuğunu, ama bu sezon daha fazlasının gerektiğini yazmıştım. Doc Rivers daha fazlasını üretemeyince ve zaman da azalınca bence oldukça fazla tırmalayıp Marbury kumarını oynadılar. Kumar olarak görsem de, tutma şansının az olmadığını düşünüyorum. Öncelikle Celtics'in bir skorere ihtiyacı vardı, daha sonra da takıma yeni bir hava verecek bir eklemeye. Moore katkı verecek bir oyuncu ancak kesinlikle takıma hava verecek bir isim değil. Ters açıdan bakarsak, Marbury'nin de tekrar bir büyük pazar takımı tarafından sahip çıkılmaya ve son bir şansa ihtiyacı vardı. Hem şampiyonluk adayı bir takıma kapak atması, hem de form tuttuktan sonra takımı oynatmak gibi bir derdi olmayacak olması, hatta form tuttuktan sonra eline gelen uygun topların hepsini atma lüksüne sahip olması onu motive edecektir. Kafası rahat olduğunda Marbury kesinlikle katkı verecek bir oyuncu. Kafasının rahat olması mümkün gözükmüyor olabilir, ama olacağı bir takım varsa da bu Celtics'ten başkası kesinlikle değil.

B. K. Övün: Marbury çok çok uzun zamandır oyuna uzak. Kendisi de iyi durumda olmadığını kabul etti zaten. Bence normal sezonda olmasa da play-off’larda Celtics’e yardımı olacaktır. Sadece on dakikalık bir periyot için oynasa bile Rondo’ya sağlayacağı dinlenme zamanı –ya da olası bir faul probleminde yedekleme görevi- çok şeyi değiştirebilir. Takımı bozabileceğini düşünmüyorum çünkü bunun hissedildiği ilk anda takımdan yollanır. Şu anda Marbury’nin Celtics’e, Celtics’in ona olduğundan daha çok ihtiyacı var.

Ç. Erdem: Boston Celtics’in dar bench'iyle, play-off'lara daha sağlam girebilmesi için kesinlikle Marbury gibi bir eklemeye ihtiyacı vardı. Dolayısıyla, evet, Marbury kritik bir ‘ihtiyaç’tı ve bu nedenle transferinin ‘risk’ diye etiketlenmesi gibi bir lüks söz konusu değildi. Doğru bir hamle, sonuç olarak.

4- Detroit Pistons'ın bu sezon düştüğü durumun en önemli sorumlusu olarak kimi görüyorsunuz?

O. Tirkeş: Kısa cevaplar verecektik değil mi? Formatımız bu. O zaman cevabım şu: Ben. Yok, Ben Wallace değil, bizzat kendim. Takım bu hale gelmiş, Curry her maçta yeni icatlar çıkarıyor, oyuncular desen hepsi de etliye sütlüye karışmadan bir an önce sezon bitsin diye bekliyor. En mutlu da Davidson Dede'dir heralde. Seneye şu kriz ortamında ne kadar tasarruf edeceğini hesaplıyordur. Bu durumda geriye bir ben kalıyorum sorumlu. Çünkü Dumars’a kredim sonsuz. O ne yaparsa eninde sonunda yaptığı hamlenin doğru neticeler vereceğine dair safça ve duygusalca bir beklentim var. Milicic konusunda dört sene bekledim, sonunda da “evet ama sonunda bu hamle bize Stuckey’yi kazandırdı” çıkarımına kendimi ikna ettim. Az mı? Eh, şimdilik bir sezon bile geçmedi. Ben de bu enayilik varken sorumlu da benim tabii.

K. Yılmaz: NBA düzenini göz önüne aldığımızda hemen her takımın belli dönemler için geri planda kaldıkları, kabuklarına çekilip yeniden yapılanmaya gittikleri dönemler olmuştur. Bana göre olağan olan bu durumu yaşayan takımlardan biri de Detroit Pistons. Bu gerilemenin olağan sebeplerin yanı sıra duruma etki eden yanlış hamleler sebebiyle gerçekleştiği de gayet açık. Takımı, oyunculuğundaki basiretsizliğini koçluktada göstermeye niyetli olan Michael Curry'ye emanet etmek başlı başına bir intihar olarak değerlendirilebilir. Ben Wallace-Chauncey Billups'lı takımdan Kwame Brown-Allen Iverson'lı kadroya geçişin bu iki isim kadar yumuşak olmayacağını da tahmin etmek pek zor değildir sanırım. Iverson'sız oynanan son iki maçı kazanmış olmalarından da bir şeyler çıkartamazlarsa size Michael Curry müstehak demekten başka bir şey gelmez elimizden.

O. Çolakoğlu: Joe Dumars... Bence büyük bir tutarsızlığa imza attı. Geçen sene bu takım şampiyona 4-2'yle elendi ve kaybettikleri bütün maçlar da yakın geçti, yani ufak farklar belirledi kazananı. Örneğin altıncı maçta kendi sahasında son çeyreğe ciddi üstünlükle giren Pistons birden dağılmasa yedinci maça giderdi seri. Kadroda yaşlılar vardı ama Jason Maxiell, Rodney Stuckey gibi gençler de daha iyiye gideceklerdi. Pistons koçu değiştirme yoluna gitti, ki bunda yadırganacak bir şey yok, yeni koç olarak belirlenen ismin apayrı bir tartışma konusu olmasıyla birlikte. Ama bununla da yetinmedi ve yaz boyunca bütün önemli yıldızlarını pazarladığı herkesçe duyuldu. Sanki Pistons konferans finalinde hepsi yakın geçen maçlarla 4-2 değil de, ilk turda 4-1 elenmiş gibi... Bir şekilde sezona kadroya koruyarak girince ben Pistons'ı yine Doğu'da Celtics'e rakip olabilecek düzeyde görmüştüm ama yazın yapamadığı takası dört maç sonra yapıp Iverson'ı aldı. Kontrat bitiyor falan, iyi güzel ama Billups'la Pistons halen önemli bir şampiyonluk adayı olabilirdi. Şimdi yer açtılar diyelim, 2010'da kim Detroit'e gelecek ve kimin yanında oynamaya gelecek? Rodney Stuckey'nin mi? Bence Dumars 2003 draft'ından beter bir başarısızlığa imza attı kendi adına.

Ü. C. İlhan: Soruda "bu sezon" ifadesi geçtiği için cevabım Joe Dumars. Iverson takası olmasa muhtemelen böyle keskin bir düşüş olmazdı ama bu daha ziyade gelecek için yapılan bir finansal hamle olduğundan kendisini çok fazla suçlamayı yersiz buluyorum. Pistons’ın miyadı yavaş yavaş dolmaktaydı; tamam belki yine bir konferans yarı finali veya finalinde iyi performanslar gösterebilecek dirayetleri vardı ama ötesi imkansız görünüyordu ve daha da kötüsü gelecek çok parlak değildi. Tabii bir Pistons taraftarı olsam yeni bir konferans finalini tercih ederdim şu hale düşmektense. AI takası ile kimyası altüst olmuş, yaşlanan ve heyecanını yitiren bir takımdan çok ekmek çıkarmak zor tabii ki ama Curry’nin de çok yaratıcı olduğunu ve takıma artı değerler kattığını söylemek neredeyse imkansız.

S. Ormancı: Suçun sahadaki oyunculardan çok yönetim kademesinde olduğunu düşünüyorum. İlk beşteki güzel çekirdeğe bir türlü güzel bir hamle yapılmadı ve üstüne üstlük yanlış koç tercihleri sonucu bu kadronun prime time süreci bir şampiyonluk, bir NBA, iki de konferans finali ile sonlandırıldı. Ufukta bir yeniden yapılanma gözükmekte

O. Aydın: Sorumlu tabii ki zamansızca yaptığı Billups takasıyla Joe Dumars, ama onun da hangi faktörlerle bu karara itildiğini bilmiyoruz. Pistons birbirine güvenen ve hâlâ iyi oynayan bir takımdı, küçük eklemelerle şampiyonluk adayları arasında tutunabilirdi. Ama
Ben Wallace'ın kaybedildiği gün başaltı kalmaya mahkum olan takım, bu sezon da takımın diğer ruhu Billups'ı yollayıp Rip'i de bench'e çekince olmadı. Artık geri dönüş de zor gözüküyor; Prince ve Rip üzerine takım kurmak için mid-level'a bir Billups daha bulmak zorunda olabilirler.

B. K. Övün: GM Joe Dumars. Curry berbat bir koç olabilir ama ona bu görevi veren Dumars. Bu görevden alabilecek olan da yine Dumars. Ayrıca Billaups takasında oynadığı kumar çok kötü sonuçlandı. Açılacak cap space sayesinde belki yine zirveye oynayacak Pistons, ama bu sene ki çöküşün tek sorumlusu Dumars’dır.

Ç. Erdem: Front office olsa gerek. Billups’ın takası net bir şekilde kötü bir hamleydi. Koç olarak franchise’ın bir türlü vazgeçemediği Micheal Curry seçimi çok kötü bir hamleydi. Ben Wallace’in ayrılmasının ardından Amir Johnson veya Jason Maxiell’le idare etmeyi çalışmak –her kimin fikriyse– BERBAT bir hamleydi. Veya hamlesizlikti.

5- Cleveland ve Portland'ın takas dönemini ciddi hamle yapmadan geçirmeleri kendileri açısından doğru muydu?

O. Tirkeş: Ciddi hamle yapmak gereklilikdir de, karşınıza her zaman McHale gibi, Wallace gibi yöneticiler çıkmıyor. Bazen pazardan eliniz boş dönüyorsunuz. Portland daha genç bir takım ve başarılı olmak için hem zamanları hem de kredileri var. Uygun bir hamle yapmak için yazı da bekleyebilirler, sonraki seneyi de. Ama Cleveland’ın durumu farklı. Artık herkes onlardan şampiyonluk bekliyor ve henüz Jordan’ın yanına Pippen’ı koyabilmiş değiller.

K. Yılmaz: Üstte de bahsetiğimiz gibi şampiyonluk yarışında favori olan diğer rakiplerine göre kadro genişliği anlamında dezavantajlı gözüken takım Cleveland. Takas piyasasındaki isimlerden kısa vadede katkı verip yüzüğe ulaşmalarını sağlayabilecek birisi olarak ilk akla gelen Jermaine O'Neal'dı ama onun için bile içinde Anderson Varejao + Delonte West gibi isimlerin bulunduğu bir paket sunmak gerekirdi ki, bu da zaten sınırlı olan Cleveland Cavaliers bench'ini daha da fakirleştirmekten başka bir işe yaramazdı. Zaten Sacramento Kings'in Drew Gooden'ı serbest bırakmasıyla aklımızdaki birçok soru işaretinin ünleme döndüğünü de söylemek mümkün.

O. Çolakoğlu: Bence değildi. Aslında Cleveland adına şöyle bir detay söz konusu, Wallace ve Zydrunas Ilgauskas'ın kontratları 2010'da bitiyor, yani LeBron'unkiyle birlikte. Bu önemli çünkü LeBron'la o yaz masaya oturduklarında yanına Chris Bosh ya da Amare Stoudemire gibi bir oyuncuyu alma vaadinde bulunabilecekler. Richard Jefferson gibi bir oyuncu bu ihtimalin önüne set çekerdi, buna tamam. Ama Shaquille O'Neal'ın kontratı 2010'da bitiyor ve Cleveland'a güç de katardı. Ilgauskas iyi oynuyor olabilir ama Shaq'tan bahsediyoruz; örneğin Celtics'in pivotu kendisinden 8 santim kısa ve geçen sene Ilgauskas'ın play-off'taki Celtics serisinde %43 isabetle maç başına 12 sayı atabildiğini hatırlamak gerekir. (Takasın son günündeki gelişmeleri kaçıran varsa, Cleveland Shaq için Sasha Pavlovic ve Ben Wallace'ı teklif etmiş, ekonomik hesaplar içindeki Phoenix ise Wallace yerine Szczerbiak'ı istemiş, Cavs bunu kabul etmemişti.)
Portland'ın Vince Carter, Gerald Wallace gibi oyuncular için takasa girmemesini
anlayabilirim çünkü Carter 32 yaşında, Wallace ise pek Blazers'ın aradığı tarzda birisi değil ve Sacramento günlerinden kalma play-off tecrübesi yok denecek kadar tırt. Genç ve potansiyelli iki uzunları olduğu için Amare Stoudemire'a bulaşmamaları da anlaşılabilir. Ama Caron Butler (ve Etan Thomas) karşılığında Raef LaFrentz'in biten kontratı, Rudy Fernandez, Nicolas Batum ve 2009 ilk tur haklarını vermeyi reddettikleri söylentisi doğruysa bu büyük bir hata. Butler onlara ihtiyaçları olan, Travis Outlaw'un bench'ten gelerek ve istikrarsızca yarım yamalak üstlendiği üçüncü skorer desteğini sağlardı, üstelik oyunun her yönüne katkı yapabiliyor, savunmada açık oluşturmuyor. Bir de katacağı tecrübe var tabii.

Ü. C. İlhan: Portland’ın kendisini bulunduğu konumdan bir üst seviyeye taşıyacak
hamleyi sezon ortasında yapması biraz zor görünüyordu, yani ben seçenekler arasında böyle bir hamle göremedim. En iyi seçenek doğruysa Butler dedikodusuydu ama o hareket bile onları kısa vadede Lakers ve Spurs’ün önüne taşımayacaktı.Sezon ortasında böyle bir riski almamalarını anlayabiliyorum çünkü hala doğru hamle yapabilmek için çok zamanları olacak.
Cavs için benzer şeyleri söylemek mümkün değil. Shaq için Wally’yi vermemeleri büyük bir hata zira Shaq hamlesi şampiyonlukla eşdeğer anlam ifade ediyor benim için ve yapmamalarına gerçekten şaşırdım. Daha ufak çaplı bir hamle de yapılabilirdi, bench'ten istikrarlı bir skorer ya da uzun oyuncu takviyesi gibi. Fakat onlar finansal rahatlıklarından vazgeçmediler ve bu onlar için pahalıya patlayabilir. Üç sene sonra kazanacakları şampiyonluk bu senekinden daha mı değerli olacak?

S. Ormancı: Bence iki takım da ellerindeki biten kontratları doğru kullanamadı. Ama Joe Smith hamlesini ve Wally'nin dış şutlarıyla halen işe yarayabileceğini düşünürsek Cleveland'ın ki biraz daha mantıklı duruyor. Portland ise tam ihtiyaç duyduğu tarzdaki oyuncu olan Butler takasını, hem de o teklifi redderek yapmamasından dolayı çok pişman olacaktır.

O. Aydın: Portland genç bir takım ve hangi mevkiye upgrade yapmak gerektiğini görmek için bir tam sezon beklemek mantıklı. kanımca Oden ya da Aldridge'den biri olmalıydı ve bu ismin Oden olamayacağını biliyoruz. Bu sebeple Amar'e takası en mantıklı takas idi, ama herifin çürük olduğu ve 2010'da kaçabileceği ortada. Butler oynarsa iyi skorer ancak Blazers'a ne kadar gider bilemiyorum. Başka bir averaj üç numarayla anlaşmamalarını da anlıyorum zira takım zaten iyi ve gerçekten ilk beşi upgrade etmeyen bir takası yapmamalarını normal karşılıyorum. Bunun yanında, biraz cimri davrandıklarını ve tok satıcıyı oynadıklarını söylemekte fayda var. Sonuç olarak Lafrentz'in kontratı kozu artık ellerinde olmayacak ama hâlâ seneye iyi takas yapacak malzeme var. Aceleleri olmadığı için bu dönemi boş geçmeleri bence normal.
Cavs için ise kesinlikle aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. 2010'da LeBron'u kaçırabilecekleri ayan beyan ortadayken, onu şehirde tutacak yüzüğe de bu kadar yaklaşmışken, ellerinde de Wally Szczerbiak'ın biten kontratı varken bir ekleme yapmamaları inanılmaz. Rahatlıkla o kontratın üzerine pick ya da Varejao gibi faydalı bir oyuncu ekleyerek iyi bir uzun alabilirlerdi. Bence bu takas dönemini boş geçmeleri sadece şampiyonluğa değil, 2010 yazında daha büyük bir hüsrana sebep olabilir, zira Ben Wallace da artık etkisiz eleman ve bu kadroyla gelecek sezon daha güçlü bir aday olmayacaklar.

B. K. Övün: Cleveland bu senenin en önemli üç şampiyonluk adayından biri. O zaman takımı daha da güçlendirecek ve diğer iki takımın önüne geçirecek hamleyi yapmalıydılar. Üstelik Cavs’in 2010 için salary cap’de yer açmaya da ihtiyacı yok. Lebron James’i tutabilmek için onlara gereken tek şey bir yüzük, başka bir şey değil.
Portland da bu sessiz geçen dönemden pişman olabilir ama sanırım onlar bir türlü hangi yetenekler ile devam edeceklerine karar veremediler. Oden’ın durumu ve 2010 çılgınlığı onları beklemeye itti, ki bence de bu mantıklı hareket.

Ç. Erdem: Bence buradaki kritik kısım Cleveland’ın hamle yapmamasından çok, yapamaması noktasında. Ellerinde gerçekten doğru düzgün takas malzemesi yoktu. Nitekim el değiştiren kaliteli oyuncuların hepsi, Ilgauskas, Ben Wallace, Szczerbiak, Pavlovic gibi tabiri caizse ‘ıvır zıvır’dan daha iyi malzemeler karşılığında transfer edildiler. Kader.
Portland’ın pasif kalması ise pek uygun değildi, oyuncularından vazgeçemeyip, masa üzerindeki tekliflere dudak bükerek aç gözlülüklerinin kurbanı olmuş olabilirler, zaman gösterecek. Bu genç kadro enflasyonu –geçtiğimiz yıllarda da örneklerini sıkça gördüğümüz gibi- her şekilde verimsiz. Sonuçta her türlü krizin bin yıldır teyet geçtiği bir sahibe sahipken, tasarruf yapabilmek için ruhunu takas etmeye hazır onlarca takımın bulunduğu şu ortamı değerlendirmeleri gerekiyordu. Daha uygun şartları bir daha ne zaman bulurlar bilmiyorum.