riko-
nun-
yeri.
riko67@lycos.com
6 Ekim 2008,
Pazartesi
 

07 mayıs ’08, cihangir

izah
-----

bir vesileyle, riko yazılarını karıştırıp duruyorum bugünlerde. diyebilirsiniz ki, epi-topu kaç tane ki zaten? doğru. ama, bunlar, buradakiler, sizlerin bildiği, okuduğu yazılar.

aslında, bilinmeyen çok riko yazısı var; hem kafada, hem de çöplükte. bazıları tamamlandığı halde, o gün ya da günlerin halet-i ruhiyyesi nedeniyle yayınlanmamıştı.

en az birkaç yıl geçmiş, bu yazıların çoğunun üzerinden. ruh hali değişmiş, koşullar değişmiş, daha önemlisi riko değişmiş. ama, yazılar değişmemiş.

öyleyse, bu yazıların da yayınlanma vakti gelmiş. aşağıdaki eski yazıların izahı budur.

riko


not: yeni yılınızı kutlarım.

not 2: önümüzdeki bir haftayı saymazsak, tamı tamına 7 yıl geçmiş bu yazılara başlayalı. bu süreçte, kim bilir kaç kez izah etmeye uğraştım, ama, madem ki izah diye başladık; tamamlaya çalışalım.

bu konuda, bundan böyle yeni bir söz söylemek zorunda kalmak da istemiyorum.

buradaki yazılar, amiyane tabiriyle mavra, efendice ifadeyle, sohbet yazılarıdır. bunlardan başkaca bir beklenti yoktu ve yoktur. burada sanat yapmaya ya da birilerine laf anlatmaya çalışmadım hiç.

bunların tamamı, riko’nun kendi sözleri, halleri, kısacası sohbetleridir, mavrasıdır.

bilen bilir, sohbeti sever arkadaş ama, söyleyecek sözü olmadığı zaman da susar. susar ve dinler, dinlenir, beslenir.

iki: yine bu, üslup meselesi.

adı üstünde, üslup. kişiye has, özel. bu nedenle, üslubu beğenmeyen de, sohbete katılmasın lütfen, arkadaşlar.

efendi gibi konuşmayı bilir arkadaş; ama, tercih etmiyorsa, laf aramızda ağzı pek bozuktur da.

epi-topu 28 gün askerlik yaptıydı da, ettiği küfürler, adının yerini alıyordu neredeyse bir kez daha hayatta. iki küfür kelimesi arasına bir normal kelime koyup, öyle anlatıyordu meramını.

bu küfür meselesi böyledir işte; meramın, maksadın, niyetin neyse, ona bakar.

lisedeki bir arkadaşımızın bizim kuşağın ötesine taşınacağına kesinlikle inandığım, oğlan çocukları arasında oynanan dayanılmaz bir küfür yarışını tamamıyla sona erdiren unutulmaz ifadesiyle, insanın anasının adetine peksimet banarlar.

daha önce bahsetmiştim; üçüncü kez kullandığım bir “akıllı ol” cümlesi nedeniyle suratımın muşambaya dönmesini, dibi parçalanmış şişeyle yüzüm arasına giren garsonun kolu son anda önlediydi. anısı, boynumda, küçük bir faça, hala.

çünkü, o kişi için o sözler çok ağır bir küfür ve açık bir tehditti.

o yüzden küfüre değil, maksada, amaca bakalım sevgili arkadaşlar. söylenenin bütünündeki söze, tarife, arif olalım; yoksa arifin durumu belli.