1
111111
 

Orkun ÇOLAKOĞLU
29 Ekim 2008, Çarşamba

 

Başlarken duyuru 1: Bugüne kadar başarıyla Power Rankings yazan Mete Acar abimiz bu sezon işleri nedeniyle düzenli olarak yazamayacağını bildirdiği ve maalesef hiçbirimiz de bu ağır yükü sezon boyu üstlenecek kadar müsait olmadığımız için her hafta farklı bir site yazarının bu sayfayı yazmasına karar verdik. Sezon ilerledikçe bazı yazarlar birkaç kez bu sıralamayı yapmış olabilir ama mümkün olduğunca çeşitlilik katmaya çalışacağız.

 

Başlarken duyuru 2: Hatırlatmakta fayda var, bu sıralamalar takımların sezon sonu nasıl dizileceklerinin öngörüsü değil, şu anki durumlarına göre dizilişleridir. Tabii yazarın kendi fikrine göre...

 

  James Posey play-off’larda sayı ortalaması 10 marjını yakalayamayan en iyi oyuncuydu belki de ve kaybı görmezden gelinemez. Ama gelişimleri şaşırtıcı olmayacak Rajon Rondo ve Tony Allen’la Celtics kaybını örttüğü gibi, geçen sezonun üstüne de çıkabilir.  
  Şampiyonluk için favorim hala Lakers ama sezona son aylarında olacağı kadar iyi giremeyebilirler. Bynum-Gasol ikilisi bir noktada Odom-Gasol’den iyi olacak ama muhtemelen Kasım ayında değil. Keza Odom da sezon başında daha sonra olacağı ya da muhtemel bir takasta yerine gelecek oyuncu kadar faydalı olamayabilir.  
  Çoğunluk onların iddiasının azaldığını düşünüyor ama play-off’ta Celtics’e kaybettikleri dört maçın üçünde oyun başa baştı. Billups, Wallace ve McDyess’ın yaşları ilerledi ama Pistons’ın sezon boyu onların üzerine yüklenmeye ihtiyacı yok ve Rodney Stuckey ile Jason Maxiell çok daha fazla rol üstlenebileceklerini gösterdiler.  
  Savunmada 4 numaraların şutlarını riske eden Celtics’e ve pick&roll savunması sorunlu Lakers’a en ters gelecek yapıdaki takım. Ama bench’leri Posey takviyesine rağmen en büyük karın ağrısı çünkü zaten Posey Mo-Pete’den fazla süre alacaktır. Julian Wright ve Devin Brown da boş durmazlar ama esas sorun oyun kurucu ve uzun yedekleri.  
  Kontrat sezonundaki Artest’in en azından bu sezon sorun yaratma tehlikesi yok. Rockets için kuşku her zamanki gibi T-Mac ve Yao’nun sağlıklarından kaynaklanıyor. Bir de henüz ilk turu geçemeyen takımın zor anlardaki liderinin kim olacağı sorusu var.  
  Mavs’in sorunu final oynadıkları 2006’dan bu yana güç kaybetmiş olmaları değil, boruları öttürdükleri o dönemde sıradan düzeyde olan birçok takımın güçlenmesi. Rick Carlisle geçen yıl potansiyelinin altında kalan takımı tekrar toparlayacaktır ama üst sınırları ligin en iyilerine yeter mi?  
 

Duncan’ın o üçlüğü girmese Suns belki Spurs serisini aşacaktı ama bu, takımın eskisi kadar akıcı olmadığı ve sezonun son aylarında Shaq’ın 37, Nash’in ise 35 yaşında olacağı gerçeklerini örtemez.

 

 
  İlk bakışta Cavs play-off’ta Celtics’i en çok zorlayan takım gibi ama o seride Ray Allen bir sebepten oynayamadı (oynatılmadı diyemem). Dolayısıyla, tam aranan tarzda olmasa da güç katacak takviye Mo Williams’a rağmen şimdilik buradalar. Şampiyonluk ihtimali ise Szczerbiak’ın biten kontratında gizli olabilir.  
 

En az bir ay sahalardan uzak kalması beklenen Ginobili’nin maça geç giren bir ilk beş oyuncusu olduğunu göz önünde bulundurulur ve değerlendirmeye alınmazsa, Mason-Finley-Udoka-Bonner-Oberto’dan oluşan Spurs ikinci beşi şampiyonluk hedefiyle yola çıkan takımlar içerisindeki belki de en yetersiz yedek destek kuvveti.

 

 
  Bir süredir birlikte gelişen Jazz potansiyelinin üst sınırına dayandı gibi. Kontrat sezonundaki Boozer geçen yılın sonundan farklı olacaktır ama sezon sonunda çekip gitmeyeceğini kim söyleyebilir?  
 

En büyükleri 24 yaşında olan Roy-Webster-Outlaw-Aldridge dörtlüsünü bir kenara bırakın. Geçen sezon dokuz takımın 50 marjını geçtiği Batı’da 41 galibiyet alan Blazers sezona, draft’ın en beğenilen seçimlerinden Jerryd Bayless, Pekin’in yıldızlarından Rudy Fernandez ve geçen seneki draft’ın bir numarası Greg Oden takviyeleriyle giriyor.

 
  Hangisi daha kaygı verici? Savunmayı boşveren takımın açıklarını “Sultan” filminde çocuklarının peşinden koşan Türkan Şoray gibi kapamaya çalışan Camby’nin gidişi mi, Iverson’ın artık 33 yaşında oluşu mu, yoksa Melo’nun kariyerindeki beş play-off’un dördünde kötü oynamış olması mı?  
  Takımın tek kayda değer transferi Mickael Pietrus hiçbir şeyi giden Mo Evans’tan çok daha iyi yapabilen bir oyuncu değil. Ve bench hala ligin en kötülerinden. Tabii savunma da...  
  Jermaine O’Neal’ın yeni takımında üç yıl önceki motivasyon düzeyine dönmesi kimseyi şaşırtmasın. Çoğu iyi şutör olsa da kısalar arasında istikrarlı skor üretimi konusunda güvenilecek birisinin olmaması ve iki All-Star uzunla biraz Spurs’ün ilk şampiyon kadrosuna benziyorlar ama uzunlar Duncan-Amiral seviyesinde değil elbette.  
  Elton Brand yazın en net “cuk” sesi çıkaran transferi ama hatırlarsak geçen sezonun neredeyse tamamında kenardaydı ve takımın ilk beşindeki dış oyunculardan Miller ve Young’ın geçen sezonki üçlük isabetleri toplamı 10.  
  Zaten zayıf olan bench’in en önemli parçası Childress elden kaçırılmış olabilir ama Evans ve Murray de fena parçalar değil. Ayrıca Al Horford’ın muhtemel gelişimi gözardı ediliyor gibi. Horford içeriden düzenli skor üretimine başlarsa en azından ilk beş bazında epey dengeli bir takıma dönüşecekler.  
  Geçen yıla bazı yazarların Doğu’daki favorisi olarak girdiklerini hatırlayan pek yoktur herhalde. O yöndeki tahminler belli ki biraz uçmuştu ama daha kesin olan bir şey varsa o da Bulls’un geçen sezon izlediğimizden çok daha iyi olduğu. Ben Gordon sorunu çözülemese de en azından Deng’in kafası artık rahat, Thomas ve Noah eşşeklik edip yerlerinde saymazlarsa pota altı kabul edilebilir seviyeye gelir, istikrarsızlığı çıldırtan Hinrich’in pozisyonunda da artık draft’ın bir numarası var.  
  Açıkçası Camby biraz “Baron’u almışken Brand’i kaçırdığımızla kalmayalım” düşüncesiyle yapılmış bir transfer ve Camby-Kaman ideal uzun ikilisi olmanın uzağında gözüküyor. Ayrıca Baron Davis dışındaki tüm kısalar farklı ölçülerde soru işaretleri barındırıyor, ki çok sevsem de Baron da pek güvenilir değil.  
 

Jackson-Maggette-Harrington skorer üçlüsü, pota altında Biedrins ve bench’teki kimi genç/parlak oyuncularıyla Warriors Doğu’da bir play-off adayı olurdu ama Monta Ellis de yokken Batı’da bu imkansız.

 

 
  Gilbert Arenas’ın gerçekten sapasağlam ve iki sene önceki gibi döneceğini farzedebiliriz ama Brendan Haywood’un yokluğunun yaratacağı sorunlar isminden, kariyerinden büyük olacaktır. Hele takımın diğer pivotunun geçen sezon kalp rahatsızlığı nedeniyle hiç oynamayan Etan Thomas olduğu düşünülürse...  
  Savunma delisi koç Scott Skiles’ın elindeki ideal beşin Richard Jefferson dışındaki dört oyuncusu daha önceki yaşamlarında savunmayla pek de ilgisi olmamış isimler. Basketbol temalı filmlerdeki lise takımının sorunlu oyuncularını savunma yap(a)mayan oyuncularla değiştirin, Bucks’taki vaziyet odur işte.  
  Takımın eli yüzü düzgün bir beşi var ama yedek bankındaki en göze çarpan oyuncu, çaylak sezonunda büyük patlak ilan edilen ve geçen sezonun tamamını kaçıran Adam Morrison. Yine geçen sezonun tümünü kaçıran, önceki iki sezonun toplamında 58 maça çıkabilen Sean “Ailton” May ne kadar dayanabilecek?  
  Brandon Rush ve Roy Hibbert zamanla başarılı draft seçimleri olarak anılabilirler ama en önemli ikinci oyuncusu Mike Dunleavy Jr. diyebileceğimiz bir takım söz konusu. TJ Ford da –biraz farklı sebeplerle- gözden çıkarılan Jamaal Tinsley’den çok üstün bir oyuncu değil.  
  Geniş rotasyonu sevmeyen D’Antoni, birkaç yıldır Knicks’in en büyük sorunlarından olan kadro karışıklığını sadeleştirmelerle çözebilir. Peki yetersizlikler için ne yapacak? Chris Duhon’ın takımı Nash gibi yönetmesi, Zach Randolph’un sahayı Amaré kadar çabuk koşması, kanat oyuncularının Suns’takiler kadar isabetli şut atmaları D’Antoni’nin elinde değil.  
  Wade-Marion-Beasley üçlüsü gayet iyi aslında ama büyük bir sakatlıktan dönen Shaun Livingston dışındaki oyun kurucuların en iyisi Marcus Banks, takımın pivotu Udonis Haslem, bench’in en önemli oyuncusu da Mark Blount olunca pek de korkutucu gelmiyorlar göze.  
  Pota altındaki etkinliği gün geçtikçe artan Al Jefferson’ın etrafını tamamen şutörlerle çevirerek ona rahat oynama fırsatı sağlamaya çalışmak gibi net bir planları var ama alternatifleri soru işaretleri. Savunmada ise hiçbir kozları yok.  
  İyi haber: Brad Miller, Kenny Thomas, Shareef Abdur-Rahim ve Mikki Moore’un tümü ağır ve gereksiz yük olan kontratları 2010 yazı itibariyle bitiyor. Kötü haber: Sacramento muhtemelen hiçbir büyük free agent’ın öncelikli tercihlerinden olmayacaktır. Tahmin: Maloof kardeşler takımı taşır.  
 

Hedef 1: Berbat bir sezon geçirip 2009 draft’ında tepelerden seçim yapmak. Hedef 2: Aynı ölçüde berbat olmasa da play-off dışı kalınan bir sezon geçirip 2010 draft’ında ilk 10’da seçim yapmak. Hedef 3: Brooklyn’deki yeni salon projesini tekrar yürürlüğe koyabilmek. Hedef 4: LeBron James

 

 
  Pota altındaki zayıflıklarını, toyluklarını, iç-dış dengesizliğini örtecek değil ama Mike Conley Jr.-OJ Mayo-Rudy Gay üçlüsü zamanla ligin en iyi kısa üçlülerinden birine dönüşebilir. Durumu ne kadar kötü olursa olsun, bir takımın böyle bir üçlü yakalayıp yakında salary cap’ini boşaltacak olması iyi bir şey.  
  Westbrook kolejde bile öyle çok etkileyici değildi ve takıma hemen seviye atlatması beklenmiyor. Durant ve Green’in olası gelişimleri de takımı Batı’nın dibinden çıkarmaya yetmeyecektir. Ama salary cap’leri boşalıyor, ayrıca gelecek draft’ta biraz daha fazla seçenek sahibi olabilirler.