1
111111
 

Can BİRAND
24 Şubat 2009, Salı


 

 

46-10

En iyi film. All-Star arasından sonraki galibiyetler skor açısından tatmin edici olmasa da Lakers bir şekilde galip gelmesini biliyor. Bynum'un yokluğunda Odom çıkışını sürdürüyor ve işler bir şekilde yürüyor. Ee ne de olsa Hollywood, en iyi filmin de oradan çıkması sürpriz olmamalı. Fakat örneğin Minnesota maçında Craig Smith'in Lakers pota altına karşı 17 dakikada 19 sayı bulması da savunma adına herşeyin güllük gülistanlık olmadığının da bir göstergesi.

43-11

En iyi erkek oyuncu: LeBron James. Milwaukee maçında LeBron'u yeni oyuncağıyla oynarken izledik. İlk devrenin sonunda bir anda üçlüğün hayli gerisinden isabetli şutları peşpeşe sokunca 'potansiyeli' hakkında bir kez daha düşüncelere daldım. Tam “Tamam artık, kafamda aşağı yukarı şekillendirdim bu adamı” dediğim anda oyununa yeni bir şey ekleyerek bir basamak daha yukarıya çıkıyor. Sonu nereye varacak kimse bilmiyor. Bu arada Delonte West de sağlam döndü ve ilk maçında 25 attı.

46-12

En iyi yardımcı erkek oyuncu: Ray Allen. Sene başından beri en istikrarlı Kelt olmaya devam ediyor. Mansiyon ödülü de Rondo'ya... RR neredeyse her maçı triple doubla'a yakın istatistiklerle tamamlıyor ve eğer o iyiyse Boston kazanıyor. Garnett'in sakatlığıyla takım olarak çok ciddi bir sınav verecekler. Mikki Moore yarışında da şimdilik önde görünüyorlar. İşin ucunda büyük ödül var: Saha avantajı. Peki ya Bryon Russell dedikodularına ne demeli?

37-17

En iyi sessiz film. Herkes takas sezonu kapanmadan Spurs'den bir hamle beklerken herhangi bir takas sesi çıkmadı. İki hafta içinde Toronto ve New York deplasmanlarında kaybettiler ve fikstür açısından zorlu bir döneme giriyorlar. Ginobili'nin sakatlığı da işleri zorlaştıracak gibi görünüyor. Fakat Popovich Haziran'dan önce kimseye kupa verilmediğini en iyi bilen adamlardan biridir.

41-14

En iyi makyaj. Orlando yönetimi Alston'ı alarak en azından boş durmadığını ve birşeyler yapmaya çalıştığını gösterdi. Bu bile başlı başına oyunculara ekstra motivasyon kaynağı olabilir.

34-23

En iyi yol filmi. Deplasmanda başlarına gelmedik kalmıyor. Dışarıda oynadıkları maçların derecesi tam bir felaket: 9-17. Salt Lake City'de ise kolay kolay kaybetmiyorlar. Son dört maçlarını kazandılar, ki bunlardan ikisi Lakers ve Celtics'e karşı alınmış galibiyetlerdi. Boozer'ın ise bu yazının yazıldığı sıralarda birkaç saat içindeki Atlanta karşısında sakatlığından dönmesi bekleniyor. Yine de ev sahibi avantajı olmadan play-off’larda başarılı olmaları zor görünüyor.

35-20

Jüri özel ödülü. Rudy Fernandez'in smaç yarışmasında hakkını yiyen jüri, hatasını telafi etsin!

33-22

En iyi sanat yönetmeni: Chris Paul. Her santimetre kareyi özenle tasarlıyor, tüm detayları düşünüyor ve oyun setlerini adeta film setine dönüştürüyor. Bu ödülü ligde ondan fazla hakeden bir oyuncu herhalde yoktur.

35-21

En iyi aşk filmi. Sağlık problemleri ve aradaki başka engeller yüzünden sevenler bir türlü kavuşamıyor. Oğlan sakat, kız veremli... Her şeye rağmen T-Mac'in sezonu kapatmış olması kafaları rahatlatmış görünüyor. Aradan sonra üç maçı da kazandılar.

33-22

En iyi dönem filmi. Zamanda yolculuk yapıp aynı kadroyla beş yıl öncesine gitseler herşey bugünkünden çok farklı olabilirdi. Kidd ara sıra geçmişten flashback’ler sunsa da eski Kidd olmadığı açık. Aradan sonra New Jersey ve Sacramento maçlarını kazanırken Houston'a kaybettiler. Şubat başında Carlisle’ın hücumu Kidd'e devrettiğini açıklamasından sonra bir toparlanma yaşamışlardı ama hala istikrar sorunu devam ediyor. Bu ay içinde Utah, Boston ve Houston'a yenildiler. Amaç play-off’ta ilerlemekse yalnızca Sacramento'yu, New Jersey'yi yenmekle olacak iş değil o malesef.

37-20

En iyi savaş filmi. O kadar çok dövmeli eleman var ki, bana savaş boyalarını sürüp savaşa giden kızılderilileri hatırlatıyorlar. Ve çoğunlukla sahada savaşan bir takım var. Chris 'Birdman' Andersen savaşanların başını çekiyor ve bana göre ligin belki de en underrated oyuncularından biri. Olduğundan 5-6 yaş daha genç oynuyor. George Karl'ın bir an önce bench’ten enerji getirsin saçmalığına bir son vermesi lazım çünkü Birdman bundan fazlasını yapabilecek bir oyuncu. En azından uzun rotasyonundan biri sakatlanınca (ki devamlı olan bir şey) hakettiği süreleri almalı.

31-24

En iyi drama. Tam Terry Porter'ın kovulma haberiyle gaza gelip tozlu raflardan çıkardığım “7 Seconds or Less” adlı kitabı hevesle tekrar okumaya dalmıştım ki Amare'nin sezonu kapattığı haberi geldi. Play-off tehlikede. Olumlu bir nokta varsa o da NBA'de Leandro Barbosa isimli bir oyuncu olduğunu hatırlamamızdır.

29-26

En iyi yönetmen: Erik Spoelstra. Sevdiğim hocayı biraz kayırdığım doğrudur. Aslında bu ödülün Stan Van Gundy'ye gitmesi gerekirdi ama Orlando'nun halihazırdaki ödülü cuk oturduğu için en iyi yönetmen ödülümüz de boşta kaldı. Spoelstra bana göre çoğuna vasat diyebileceğimiz genç koçların arasından sivrildi, ben de ödülü verdim gitti. Ne demiştik, sevdiğim hocayı biraz kayırdığım doğrudur. Jermaine'den verim alıp alamayacağı ise en büyük merak konusu. An itibariyle tarafların birbirine alışamadığı ortada, son Orlando maçında 122 sayı yediler.

32-24

En iyi görsel efekt. Hawks basketbolu eğlenceli ve göze hitap ediyor burası kesin. Ancak takımla ilgili çok ciddi soru işaretleri de yok değil. Joe Johnson'ın franchise player olup olmadığı devamlı sorgulanagelmiş bir konudur, hala da kesin bir cevaba ulaşabilmiş değiliz ancak Atlanta taraftarlarının çoğunluğu Joe Johnson'ın en iyi oyuncusu olduğu bir takımın fazla ileriye gidemeyeceği hususunda çoktan görüşbirliğine varmışlar gibi.

25-31

En iyi kurgu. Takas tantanasında en aktif takımlardan biri de Bulls'du. Amar'e bekleyen taraftarlar umduğunu bulamadı ancak takıma birçok yeni isim eklendi. Genel olarak yapılan takasların hem mali açıdan hem de kadro derinliği ve kalitesi açısından Bulls'a yaradığını düşünüyorum. Brad Miller'ın en iyi günleri geçmişte kaldı ama şu haliyle de katkı verebilir, zaten kontratı da çok uzun değil. Salmons'ın kontratı uzun süreli ancak nereden bakarsanız bakın Nocioni'nin kontratından iyidir ve Salmons Nocioni'ye göre daha kaliteli bir oyuncu. Tim Thomas da varlığı zarar vermeyecek bir veteran. Sonuç olarak şu anda daha versatil bir kadroya sahipler ve bunu Indiana maçında (kaybetmelerine rağmen) gösterdiler. Üstelik bir de Oklahoma City'nin Denver veya Phoenix'ten aldığı birinci tur hakkını aldılar. Tyrus Thomas'ta kıpırdanmalar var ancak hala oyununda ütülenmesi gereken birçok pürüz de yok değil.

28-31

En iyi polisiye. Tüm sakatlıklara ve olumsuzluklara rağmen komiser(!) Scott Skiles ve ekibi mücadelelerini sürdürürler, hedef sekizinci sıraya tutunabilmektir, olaylar gelişir...

27-28

En iyi kostüm. Eşofmanlara kayıtsız kalamadım, gerçekten harikalar. (Mansiyon ödülü KryptoNate'e gidiyor bu arada) All-Star arasından önce güzel bir seri yakalmışken, aradan sonra sonra oynadıkları üç maçı da kaybettiler.

20-37

En iyi aksiyon filmi. Golden State maçlarında tempo hiç düşmüyor, heyecan devamlı dorukta, izlerken yoruluyoruz... Çoğu zaman o karambolde kimin kimi yendiği bile belli olmuyor, bir bakmışsınız takım Şubat ayında 5-3 yapmış. Ligin en genç oyuncusu olan, Almanya doğumlu genç yetenek Anthony Randolph zaman zaman öyle işler yapıyor ki arada sırf onu izlemek için Golden State maçlarına göz attığım oluyor. Henüz dakika ve üretim anlamında bir istikrar yakalamış değil ama bu haliyle bile izlemek heyecan verici.

24-32

En iyi senaryo. 2010 senaryosu kağıt üzerinde hiç de fena durmuyor. Bakalım bu senaryodan ortaya güzel bir film çıkacak mı, merakla bekliyoruz. İlginç bir detay da takıma yeni katılan Wilcox; D'Antoni tarafından çok tutulan bir oyuncu ve kendisini 2006'da Suns'a istemişti. Wilcox'un uzun fakiri New York'a neler katacağını çok merak ediyorum. Knicks taraftarları da bir rekora imza atarak bir maçta Larry Hughes'den -haklı olarak- nefret etme noktasına geldiler.

24-35

En iyi gerilim. Sezon başından beri rahat bir maç izlettirmediler. Rakip kim olursa olsun neredeyse her maç son topa kalıyor ve doğal olarak iki tarafa da gidebiliyor. Granger ve Dunleavy'nin sakatlığından sonra iki maçı da kazandılar ve All-Star arasından sonra üç galibiyetleri bir de mağlubiyetleri var. Yakında sakatlıkların acısını hissetmeye başlarlar.

27-27

En iyi komedi. Ligde sezon başından beri kovulan koçların arasında Michael Curry'nin olmaması tam bir komedi. Cleveland mağlubiyetiyle beraber son altı maçı kaybederek, resmi olarak .500 takımı oldular. Tüm bunlara rağmen her maça 20.000'in üzerinde seyirci geliyor, takdir edilesi bir durum.

25-32

En iyi çıkış yapan erkek oyuncu: Brook Lopez. Ocak ve Şubat aylarında sayı ortalamalarını da arttırmış durumda ve underdog olarak girdiği yılın çaylağı yarışında bence şu anda burun farkıyla herkesin önünde. Koç Lawrence Frank ise genel olarak oyuncularının ortaya koyduğu çabayı yeterli bulmuyor ve bununla ilgili olarak kadroda değişiklikler yapabileceğinin işaretlerini verdi.

22-36

En iyi 'film noir'. Bundan daha kötüsü ancak şu olabilir: Chris Bosh mukavelesi bitince maksimuma imza atarak kontratını yeniler, performansı giderek düşer, takasını ister, olaylar gelişir... Bargnani de All-Star arasından sonra yavaş başlamıştı, Knicks karşısında 28-10-3'lük performansı galibiyette önemli rol oynadı. Bu arada yeni transfer Marion'la ilgili ilginç bir hikaye okumuştum, Suns'ta oynadığı sıralarda maç öncesinde uzunlarla kısaların toplantıları ayrı olurmuş, Marion'dan da eşleşmelere göre bazen uzunların toplantısına bazen de kısaların toplantasına katılması beklenirmiş. Zamanla Marion'ın yanlış toplantıya geldiği esprisi takım içinde çok popüler olmaya başlamış. Toronto'da böyle bir sorun yok çünkü Bargnani ve Bosh'un yanında üç numarada başlıyor. Ancak iki numara mantığıyla oynamaması da herkes için daha hayırlı olur; üç dediysek o kadar da değil.

22-34

En iyi macera filmi. Takım sürekli yeni takaslarla yeni maceralara doğru yelken açıyor. Suns'ta Amar'e'nin sakatlanmasından dolayı fellik fellik Diaw'ı aramaları da ayrı bir enteresan. Larry Brown'u ödülsüz bırakmak olmaz, ona da yaşam boyu başarı ödülünü verdim gitti.

18-37

En iyi korku filmi. Al Jefferson'ın sakatlığından sonra dört maç kaybedip bir maç kazanabildiler. Şu aşamada kazanmak istemiyor da olabilirler.

13-43

En iyi casus filmi. Biz Agent Zero'nun sezon bitmeden birkaç maç dahi olsa oynayabilme ihtimalini sevdik.

13-43

En iyi kısa film. Film kısa olsa da başrol oynayan 'jönleri' (Durant, Green, Westbrook) şimdiden çok sevdik. Ligin altlarında da amansız bir Blake Griffin yarışı söz konusu. Oklahoma takımı da yarattığı sempatiyle, lotaryayı keşke onlar kazansa dedirtiyor.

15-40

En iyi bilimkurgu. Neredeyse bilimsel bir çalışmayı andıran bir titizlikle parçalar bir araya getirildi (Mayo, Gay, Conley, Gasol Jr.) ama bilimkurgu filmleri genelde günümüzde değil gelecekte geçer, yani filmin asıl heyecanlı bölümünü izlemek için biraz daha sabretmek gerekecek.

12-46

En iyi felaket filmi. Bir senelik bir mali rahatlama karşılığında olmayacak takaslar yaptılar. Webber'ın formasının kirişlere çekildiği gece Maloof kardeşlerden birinin “Lotaryayı Webber'a çektireceğiz, belki eli uğurlu gelir, eki eki” demesi de yakışık almadı, dolu tribünlere çok ayıp oldu.

14-43

En iyi fantastik film. 17-18 Şubat'ta 24 saat içinde Phoenix'ten tam 282 sayı yediler. NBA 'gerçeğine' ters düşen fantastik bir performans (!).

 

Arşiv

11/02/2009 - Çağatay ERDEM
05/02/2009 - Şaban IŞIK
19/01/2009 - Selçuk ORMANCI
08/01/2009 - Batuğ EVCİMEN
02/01/2009 - Mert KASAPOĞLU
23/12/2008 - Gökhan ÖZŞAHİN
16/12/2008 - Barış Kutay ÖVÜN
10/12/2008 - Murat Can EGE
01/12/2008 - Ozan AYDIN
24/11/2008 - Sedat KOÇ
17/11/2008 - İsmail ŞENOL
03/11/2008 - Ümit Can İLHAN
29/10/2008 - Orkun ÇOLAKOĞLU