1
111111
 

İsmail ŞENOL
17 Kasım 2008, Pazartesi

 

 

 

  Houston Rockets karşısında ufak bir güç denemesi yaptılar. Sonuç mu? 29 sayı! Odom ve Ariza yeni rollerine alışmış görünüyorlar. En güzeliyse Kobe’nin maç başına yalnızca 35 dakika oynaması.  
  Normal sezonda sıkıntı yaşamayacaklar zaten. Posey’nin yokluğunu doldurma çalışmaları devam ediyor. Tony Allen’dan istikrarlı bir şekilde katkı alabilirlerse işler kolaylaşır. Ha, bir de söylendiği gibi Dice’ı alırlarsa yine rahatça finale çıkarlar.  
  Yedi maç üst üste kazandılar ve McDyess piyangosuna onlar da girecek. Neredeyse mid-level’ın tamamını verebilecek durumdalar. Wally henüz sezonun başladığından bihaber. Ondan biraz daha fazla katkı alabilmeleri şart.  
  Chris Paul NBA tarihinde sezona en fazla 20 sayı-10 asistlik maçla başlayan isim oldu. Daha önce Oscar Robertson 1968-69 sezonundaki ilk beş maçta 20-10 yapmış. CP3 kesinlikle Oscar ile aynı cümlede kullanılmayı hak ediyor.  
  Steve Nash: “Daha ağır bir takımız. Umarım çeşitliliği ve dengeyi bulabiliriz. Shaq oyunda değilken yarı saha basketbolu için uygun bir takım değiliz.” Eyvah!  
  Deron Williams’tan sonra en çok forması satılan Utah oyuncusu... Kyle Korver! Ve Korver maç başına bir üçlük bile atamıyor. Oynadıkları her maçta 55 civarı galibiyet alıp play-off ilk turunda eleneceklerini daha da fazla hissettiriyorlar.   
  Tam üç kişi 37 dakikanın üzerinde süre alıyor. Takım rotasyonu da sekiz kişi. Bu yüzden istikrarsız sonuçlar almaları doğal. Jameer Nelson arada bir iyi top oynuyor. Ancak biri ona topu 12 numaralı çocuğa atması gerektiğini anlatmalı.  
  Külkedisi hikâyesi Nets maçlarıyla sona erdi. Josh Smith’in yokluğu hissedilecek. Ancak ligin en çok üç sayı isabeti bulan ikinci takımı olmak, Hawks’ın uzun yıllardır duymadığı bir sıfat. Chris Paul’ün draft edildiği yıldan bu yana patlama yapması beklenen Marvin Williams’ın hâlâ patlama yapması bekleniyor.  
  Resmi olarak yeniden yapılanma hamlesi başladı. Takas mali yönden çok iyi. Ancak umarım Rodney Stuckey’nin üzerine takım kurulacak biri olmadığını anlamaları geç olmaz. Iverson ile Detroit’in kafa yapıları çok uyuyor, sene sonunda ayrılacak olmaları çok kötü.

 

 
  Yeni siyah formaları çok iyi olmuş. Koçun Solomon > Ukic denklemini çözmesi neyse ki uzun sürmedi. Jermaine O’Neal ve Chris Bosh’tan oluşan bir pota altına sahip olmalarına rağmen ligin en az ribaund alan üçüncü takımı Raptors. Buna bir çözüm üretmeliler.    
  Bu takımın üç ismi Yao, Artest ve McGrady. Önce hücumu onlar üstlenecekler, bunu herkes kabul ediyor. Ancak diğerleri bu üçlü top atacak diye beklemek zorunda değil. Adelman’ın takımları kariyerinin hiçbir döneminde bu kadar durağan hücum etmemişlerdi.

 
  Brandon Roy’un Houston maçında yaptığını birisi hayal etse, bu kadarını yazamaz herhalde. Harika bir kahramanlık hikâyesiydi. Nah buraya yazıyorum: Rudy Fernandez kısa bir süre sonra bu takımın liderliğini alacak, gerçekten!  
  Takas kısa vadede işlerine yaramış gibi duruyor. Ancak “35 yaşındaki Billups 13 buçuk milyon dolar eder mi?” sorusuna cevap bulunabilmiş değil. Linas Kleiza kesinlikle JR Smith’ten daha fazla sahada kalmalı.  
  Stephon Marbury bu sezonki ilk maaş çekini bu hafta aldı. Sezonun ilk iki haftası boyunca kenarda takım elbiseleriyle oturan Starbury, 1.82 milyon dolar kazandı. İyi de, takım 10 maçın altısını kazanmışken kimin umurunda?  
  İki numaradaki sorun çözülmüş değil. %27’yle şut atan Jerry Stackhouse toparlanmadığı sürece maç kazanmaları zor. Rick Carlisle “hızlı hücum, bol bol motion oynayacağız” falan gibi laflar etse de hem kendi alışkanlıkları, hem de kadronun geçtiğimiz seneden kalma alışkanlıkları bu sisteme geçmelerine engel oluyor.  
  Thaddeus Young’ın patlama yapması bekleniyordu. Ancak takımın en skorer ismi olması pek tahmin edilen bir şey değildi. Maçlarını izlemek kısmet olmadı. Ancak anlaşılan o ki Elton Brand ile oynamaya henüz alışmadılar. İsmail Er deyişiyle, siz bu takımı bir de Ocak'ta görün.  
  Kevin Garnett takasını yapmadıklarına yıllar boyunca pişman olacaklar. Derrick Rose’un kariyeri mevzubahis, ona yanıyorum. Kirk Hinrich de tam üç ay boyunca takımdan uzak kalacak. Bu sene de lotaryaya doğru yol alıyorlar.  
  Jim O’Brien ile bu sezonun sürpriz takımı olacakları kesin. Danny Granger muazzam oynuyor. Mike Dunleavy Jr. döndüğünde keyif veren bir takım olacaklar. Şut atmak yerine penetre etmeyi tercih ettiklerinde hücumda daha da etkili oluyorlar.  
  Aslında formül çok basit: Sa-vun-ma. Miami Heat ilk on maç itibarıyla rakiplerini beş kez 100 sayının altında tuttu. Bu maçları kazandılar. Heat’in oynadığı takımlar da beş kez 100 sayının üstüne çıktılar. Bu maçları da onlar kazandı.

 

 
  İlk beşte üç çaylak, bir ikinci yıl oyuncusu var. Henüz televizyondan bir maçlarını izlemedik ama yine de gelecek için heyecan verici kadrolardan birini kurdukları kesin. Maç kaybettikçe tecrübe kazanıyorlar ve lotaryadaki toplarını arttırıyorlar. Kaybetmek hiç bu kadar güzel olmamıştı.  
  Ramon “Chillout” Sessions ilk beş çıkmasa bile maçın sonlarını oynuyor ve neredeyse herkesin beklediği gibi çok başarılı. Önümüzdeki yedi maçın altısını deplasmanda oynayacaklar. Galibiyet yüzdeleri düşeceğe benziyor.  
  Don Nelson laboratuvarlarından çıkan son ürün: Anthony Morrow. Acaba Marco Belinelli seneye Fenerbahçe’ye mi geliyor?  
  72 milyon dolar para verdiğiniz takım lideri maç başına 6.7 şut kullanıyorsa, Larry Brown’ın koç olması bile yeterli bir bahane olamayabilir. Bobcats’in iç-dış dengesini yakalayabilmesi için acilen bir pota altı skorerine ihtiyacı var.  
  Atlanta’yı iki gece üst üste yenmek takımı heyecanlandırdı. Bunda Devin Harris’in penetre etmeye karar vermesi çok etkiliydi. Hawks’a karşı alınan iki galibiyette toplam 26 serbest atış kullandı Harris. En azından artık nasıl oynaması gerektiğini biliyor. Yi Jianlian ve çaylak Ryan Anderson’daki gelişme sevindirici.  
  Tony Parker sakatlandıktan sonra George Hill takımın ilk beşteki oyun kurucusu oldu. İyi de, bu çocuk aslen iki numara. Hill nasıl oyun kurucu oynanacağını öğrenene kadar San Antonio Spurs’ün kaybedecek çok maçı var. Tabii Manu ve Parker’ın dönmesi de önemli.  
  Mikrofonlarımız takımın sahibi Joe Maloof’ta: “Reggie Theus bir sistem bulmalı. Eğer o sistemi oturtursa ona güvenimiz tam. Bizimle birlikte iyi bir geleceği olduğuna inanıyoruz. Eğer bir sistem buamazsa... Bir an önce bulsa iyi eder.”  
  İlk beşteki isimler tüm maçları kafa kafaya götürüyorlar. Ancak kenardan gelenler oyuna girdiğinde işler değişiyor. Tim Thomas ve Ricky Davis haricinde 15 dakikanın üzerinde süre alan bench oyuncusu yok. Üstelik Ricky-D %31’le şut atıyor. Umutla beklenen çaylak Eric Gordon da henüz rotasyonda kendine bir yer bulamadı.  
  Takımın nasıl bir sistemle oynadığı konusunda kimsenin bir fikri yok. %51 saha içi isabetle oynayan Mike Miller, %35 ile oynayan Randy Foye’dan iki şut daha az kullanıyor. Savunmada ne kadar kötü olduklarını anlatacak kelime henüz üretilmedi. Ayrıca bu sezon izlediğim iki maçta Kevin Ollie toplam 30 dakika oynadı. Kevin Ollie!

 

 
  İyi haber: JaVale McGee denilen çocuk iyi olacağa benziyor. Kötü haber(ler): Gilbert Arenas’ın rehabilitasyon süreci Ocak sonuna kadar uzayabilir, Brendan Haywood’un sağ eli hâlâ alçıda, Caron Butler gözünden sakatlandığı için gözlükle oynamak zorunda, Antonio Daniels’ın diz sakatlığının ne zaman nüksedeceği belli değil. Sizce de yedide bir yapmaları için yeterli sebep değil mi?  
  San Antonio Spurs’te fotokopi çekme ve Manager Tycoon oyunundaki başarısından sonra takımın başına gelen “genç” Sam Presti şu ana kadar logo ve renk seçimi konusu haricinde iyi gidiyor. Russell Westbrook şimdiden favori oyuncularımız arasına girdi bile!  

 

Arşiv
03/11/2008 - Ümit Can İLHAN

29/10/2008 - Orkun ÇOLAKOĞLU