1
111111
 

Mert KASAPOĞLU
02 Ocak 2009, Cuma

 

 

 

28-5

Şimdiye kadar geçirdikleri çok etkileyici sezon geçtiğimiz hafta ezeli rakiplerinden sağlam bir (ve üstüne iki tane daha) darbe alsa da halen ligin en iyi takımı onlar. Ancak şimdiye kadar verdikleri yenilmez görüntüyü kaybetmiş durumdalar ve Lakers’tan daha iyiler demek eskisi kadar kolay değil. Rondo, Big-Three’den rol çalmaya devam ediyor; böyle devam ederse MIP için önemli bir aday olabilir.

25-5

Çok da parlak girilmeyen bir dönemde üst üste hem Batı’daki en büyük rakipleri Hornets’i, hem de şampiyonluktaki en büyük rakipleri Boston’u yendiler ve duraklama dönemine son verdiler. Kobe ve Gasol takımı sürüklemeye devam ediyor, yedekler ise sahada kaldıkları sürede rakiplerine sezon boyunca toplam 443 sayı fark atmışlar ve açık ara ligin en iyi bench’i görünümündeler. Ancak geçtiğimiz sezonlardan kalan sakatlık laneti yine hortladı. Jordan Farmar menisküs ameliyatı oldu ve iki ay sahalardan uzak kalacak.

26-5

Son Miami maçından önceki beş maçı kazanmışlardı. LeBron her zamanki gibi insanüstü oynuyor ancak bu sezon burada olmalarının esas sebebi etrafındakilerin çok daha fazla katkı veriyor olması. Özellikle Varejao ve West geçtiğimiz sezonlara nazaran çok daha etkililer. Play-off’larda vites artıran bir takım olduklarını da düşünürsek, Boston’un işi bu sezon o kadar da kolay olmayacak.

25-7

Son maçlarında Detroit’e kaybedene kadar yedi maç üst üste kazanmışlardı, ki bu maçların dçrdü Hornets, Jazz, Spurs ve Lakers gibi Batı’nın iddialı takımlarına karşıydı. Jameer sezon başından beri kafasına saksı düşmüş gibi oynuyor ve böyle giderse MIP ödülü tartışmasız onun olacak. Howard’ın sakatlığı sırasında ilk beş başlayan Gortat da güzel maçlar çıkararak Howard için iyi bir yedek olabileceğinin sinyallerini verdi. Bu, bench’i oldukça kısıtlı Orlando için güzel bir haber. Kötü haber ise sakatlıktan yeni dönen Pietrus’un son maçta çok güzel bir smaçtan sonra oyunu terk etmesi. Durumu konusunda yazı yazıldığı sırada net bir bilgi yoktu, umarım tekrar maç kaçırmak zorunda kalmaz.

19-9

Oldukça kötü oynadıkları ve farklı kaybettikleri Magic ve Lakers maçlarının ardından Houston’ı yenerek kötü gidişe bir son verdiler ve birçok iddialı takımın tökezlediği Indiana deplasmanından zor da olsa galibiyetle ayrıldılar. Peja’nın yokluğu özellikle kaybettikleri maçlarda fazlasıyla hissedilmişti, dönüşüyle hücumda biraz daha rahatlayacaklardır. Yeni yıla dört maçlık zorlu bir Batı turnesiyle başlıyorlar ve takımın yeniden ritim bulması için bu turu iyi geçirmeleri şart.

20-11

Yaşlı kurtlar felaket başladıkları sezonda Parker ve Manu’nun dönüşüyle toparlandılar ve beş maç üst üste kazanarak sıralaması her gün değişen Batı’da ikinciliğe yerleştiler. Bu ikilinin yokluğunda ortaya çıkan Mason kenardan gelerek iyi katkılar yapıyor. Ancak bu parlama ne kadar uzun süreli olur, play-off’a yansır mı, orası biraz meçhul gibi.

21-10

Sezon başında Doğu’da yukarıdaki üç takımı Atlanta’nın takip edeceğini ve .667 gibi önemli bir galibiyet yüzdesine ulaşacaklarını söyleseler pekçok kişi inanmakta zorluk çekerdi. Ancak Atlanta önemli kayıp diye nitelendirilen Childress’a rağmen geçen sezondan da iyi durumda ve grup liderliği için Orlando’yu zorluyorlar.

21-12

Rockets’ta işler son günlerde pek de istenildiği gibi gitmiyor. Üst üste kaybedilen Hornets ve Cavs maçlarının ardından eksik Utah’ı yenerek moral bulmuşlardı ancak hemen ardından ligin dibine demir atan Wizards’a kendi evlerinde kaybettiler. Parolası şampiyonluk olan bir takımın bu kadar basit kayıplar vermesi düşündürücü. T-Mac ve Artest arada maç kaçırmaya devam ediyorlar ama Yao’nun henüz ciddi bir problem yaşamaması sevindirici(!). Bu arada kağıt üstünde 42 yaşındaki Mutombo’yla sezon sonuna kadar anlaştılar ve Steve Francis’i de üstüne para ve draft hakkı vererek, 2011’deki ikinci tur draft hakkı karşılığında Memphis’e gönderdiler.

19-11

Iverson takası mali açıdan ne kadar başarılıysa sahaya yansıması da o kadar kötü oldu. Zaten sezon başındaki Michael Curry tercihiyle geçtiğimiz yıllardaki Pistons görüntüsünün dışına çıkan takım, saha içi lideri Billups’ın da gidişiyle tam bir kargaşa içerisine girdi. Ancak son maçlarda Stuckey’nin gösterdiği iyi performansın yardımıyla aldıkları üst üste galibiyetlerle durumu biraz toparladılar. Son maçtaki Magic galibiyeti takımın Doğu’daki iddiası açısından oldukça önemliydi.

21-12

Carmelo’nun oynamadığı üç maçın içerideki ikisini kazanarak bu bölümü kayıpsız atlattılar diyebiliriz. O döndükten sonra ise Knicks’i yenip, Nene’nin oynamadığı maçta Hawks’a kaybettiler. Billups geldiğinden beri benzer şekilde iki ileri bir geri şekilde ilerleyerek düzenin oldukça bozulduğu Batı’da iyi bir yer elde ettiler. Sezon başından beri son derece olumlu oynayan Nene’nin boyun sakatlığı ise onlar için oldukça korkutucu çünkü ligin en dar pota altı kadrolarından birine sahipler.

19-12

Felaket başlangıçtan sonra silkelenip kendilerine geldiler ve Batı’da tekrar play-off potasına girdiler. Sezon ilerleyip takım Kidd’le oynamaya alıştıkça daha da iyi olacaklardır. Ancak şampiyonluk onların artık çok uzağında ve bu yolda harcanan Devin Harris’in performansını gördükçe Cuban’ın içi cız etmeye devam edecek.

20-12

LeBron’dan beri en büyük reklam kampanyasıyla NBA’e adım atan Oden bırakın ligin önemli pota altı oyuncularından biri olmayı, daha kendi takımında pivot pozisyonunu kapabilmiş değil ve şu an için büyük bir hayal kırıklığı. Ancak sakatlığının etkilerini tam olarak üzerinden attıktan sonra kendini ne kadar geliştirebilecek, hep beraber göreceğiz. Diğer taraftan Rudy, Batum, LaMarcus gibi gençler oldukça iyi katkı veriyor, Roy ise süper yıldızlığa giden yolda hızla ilerlemekte. Bütün bunların etkisiyle ligin en heyecan veren ve merak uyandıran takımlarından biri durumundalar.

17-13

Sezonun şu ana kadarki bölümünde bireysel performans olarak en çok göze batan isim Wade’di. Wade takımı neredeyse tek başına taşırken, onun ekürisi olması beklenen çaylak Beasley beklenildiği kadar etkili değil. Lige oldukça hazır geldiği ve direk katkı yapabileceği söyleniyordu ancak şu anki görüntü bu yorumları pek de desteklemiyor. Yine de genç forvet gelecek için güzel ışıklar vermekte. Çaylak Mario Chalmers ise Heat için güzel bir sürpriz oldu.

19-14

Boozer Utah’taki –büyük ihtimalle- son sezonunu takım elbiseleriyle geçirirken şimdiye kadar kenardan gelerek “Ben buradayım” diyen Millsap başrolü devraldı ve harika maçlar çıkarttı. Şimdi o da sakat ve Kosta Koufos pota altını doldurmaya çalışıyor. Bütün bu eksikler varken Mehmet’in hala All-Star olduğu yılki performansına yaklaşamaması onun adına düşünülmesi gereken bir nokta. Deron da sakatlıktan döndü ve yavaş yavaş ritmini buluyor ancak Utah için bu sezon play-off’un ilk turu yolun sonu gibi gözüküyor.

18-12

Çok değil, daha bir buçuk sezon önce ligin en iddialı takımlarından biriyken yapılan kadro hamleleriyle takım bugün play-off’a bile giremeyecek durumda. Satılan draft hakları, imzalanmayan kontratlar, gitmesine izin verilen D’Antoni ve işte gelinen nokta bu. Son olarak Diaw ve Bell karşılığında J-Rich alınarak, üretilen malzemeye sıva yapıldı. Takım sahibi Sarver ve onun adamı GM Kerr için Fatih Ürek’ten gelsin: “Yetti be bu ne, bi kere de he de, kapa çeneni de, sus sus sus…”

15-17

Carter sezon başındaki anketlerde herkesin ilk takas edilecek yıldız adayıydı, keza Nets de lotarya için aynı şekilde. Ancak bugün Carter ve Harris önderliğinde play-off’a geri dönüş yapacaklar gibi duruyor. Yi Jianlian ve Brook Lopez çok istikrarlı olmasalar da Nets’in yıllardır bulamadığı kaliteli pota altı oyuncuları olma yolunda ilerliyorlar.

12-20

Sam Mitchell’ın kovulması da kötü gidişe çare olmadı. Bosh her zamanki gibi verimli oynamaya devam ediyor, O’Neal ise her geçen gün üzerine koyuyor ve kadro kalitesi olarak yukarıda yazdığım birçok takımdan daha iyi olmalarına rağmen bir türlü istenen seviyeye gelemiyorlar. Bakalım gelecek koç bu durumu değiştirebilecek mi? Bu arada Calderon sezon başından beri kullandığı 70 serbest atışın hepsini soktu ve Michael Williams’ın 97 serbest atışlık rekoruna göz dikmiş durumda.

14-18

My name is Rose, Derrick Rose… Chicago kurtarıcısını buldu ancak hala kadro gereksiz kalabalık. Sakat Hinrich, sezon sonu FA olarak kontrat arayacak olan Gordon ve hatta sürekli sakatlık problemleriyle boğuşan Deng’i bir paket haline getirip draft hakları ve/veya potansiyelli bir uzun almayı becerirlerse gelecekleri oldukça parlak.

15-18

Michael Redd yavaş yavaş formunu yakalıyor, Jefferson ise geldiğinden beri her zamanki kalibresinde oynuyor. Sezon başında şaşırtıcı bir performans gösteren Mbah a Moute biraz duraklasa da katkı yapmaya devam ediyor. Fakat sezon başında MIP için favori gösterilen Sessions gün geçtikçe performansını düşürdü, takımın diğer point guardı Ridnour ise ancak idare ediyor. Durum böyle olunca da Milwaukee play-off parolasıyla girdiği sezonu yine hüsranla kapatacak gibi duruyor.

13-18

Sezon başı beklentilerinin altında en çok ezilen takım durumunda Sixers. Brand Clippers’a attığı çalıma pişman olmuş mudur acaba? Şu anda sakatlığı sebebiyle kenardan izliyor takımı, bol bol düşünecek vakti oluyordur. O bunları düşünedursun, takım onun kenarda oturduğu beş maçın dördünü kaybetti. Yenebildikleri yegâne takım ise Doğu sonuncusu Washington Wizards’tı.

10-24

Boston’ı devirerek yarattıkları hava akabindeki Heat ve Magic deplasmanlarında aldıkları mağlubiyetlerle çabuk söndü. Monta Ellis halen ortalarda yok, Maggette ve Kaptan Jack de sakatlıkları yüzünden maç kaçırıyorlar. Bu durumdan faydalanan tek isim ise sonunda beklediği süreleri alan ve bu süreleri oldukça iyi kullanan Belinelli oldu.

10-22

Sezon başında hakkında pek çok olumsuz söylenti dolaşan Mayo, hepsine sahada cevabını verdi ve ROY için en büyük aday durumunda. Gay bu sezon Mayo’nun liderliği ele almasıyla biraz durulmuş gözükse de gayet iyi oynuyor. Ayrıca Marc Gasol ve Warrick de pota altında umut veriyor. Tek sorunları takımın oyun kurucusunu henüz bulamamış olmaları; Conley her an başka bir takımın yolunu tutabilir.

8-23

İşte koçun katlettiği bir takım daha… Kaman gelince koç Dunleavy üç uzununu bir arada oynatmayı planladığını ima eden açıklamalarda bulundu ve bu da Zach’in 3 numaraya kayması demek oluyor, ki böyle bir kapasitesi olduğunu hiç zannetmiyorum. Dunleavy beş kısayla oynayan takımlar gibi deneysel bir çalışmaya girişecek sanıyorum fakat bunun başarıya ulaşma şansı oldukça az gibi. Onlar adına tek olumlu gelişme Eric Gordon’ın yavaş yavaş kendini göstermeye başlamış olması.

11-21

J-Rich takası olumlu etki yapmış gibi gözüküyor fakat Bobcats henüz bir Larry Brown takımı değil. Son on maçlarında dört galibiyetleri var ama bu galibiyetlerin Nets, Bulls, Grizzlies ve Wizards gibi görece sıradan takımlara karşı olduğunu da hesaba katmak gerek. Raymond Felton’ın Larry Brown’ın yolcular listesinde ilk sıraya yükseldiği ise son günlerde sıkça konuşulan bir konu.

10-21

Takımın yıldızı Granger her geçen gün kendini geliştiriyor fakat takımın geri kalanı için benzer şeyleri söylemek biraz güç. T.J. Ford Raptors günlerinin uzağında, Dunleavy Jr. hala sakat, çaylak Roy Hibbert umutları boşa çıkarmış gibi gözüküyor. Diğer çaylak Brandon Rush ise Daniels’ın oynamadığı maçlarda sergilediği oyunla ilerisi için ışık verdi. Hazır söz açılmışken, Marquis Daniels’ın da ciddi bir MIP adayı olduğunu söylemek gerek. Bu sezona kadar kenardan gelerek savunması ve enerjisiyle ön plana çıkarken, bu sezon takımın ikinci opsiyonu konumunda ve neredeyse bütün istatistiklerini ikiye katlamış durumda.

12-18

D’Antoni NBA’de gittiği takımların rating’ini bir anda tavana çıkarıyor. En iyi oyuncularını 2010 planları uğruna kurban ettikten sonra herkes onların ligin dibine demir atacağını düşünüyordu ve bu yolda ilerliyorlar. Benzer konumdaki diğer takımların kaotik havasının New York semalarında hissedilmemesinin sebebi ise yıllar sonra seyircinin sahada basketbol oynayan, hem de eğlenceli basketbol oynayan bir ‘takım’ görüyor olması.

8-24

Son on maçın sekizini kaybettiler, kazandıkları iki maç ise Clippers ve Minnesota gibi onlardan beter denebilecek durumdaki takımlara karşıydı. Ancak maç kazanmak gibi bir iddiaları olmaması onların bu durumu pek de umursamamasını sağlıyor. Bu sezon sadece dokuz maça çıkabilen Kevin Martin kazandıkları Clippers maçında 20 sayıyla geri döndü. Bir önceki geri dönüşü de 22 sayıyla olmuş, ancak ertesi maçtan sonra tekrar sakatlanmıştı. John Salmons geçen sezon kaldığı yerden devam ediyor ve üç kuruş kontrata yıldız performansı gösteriyor.

6-24

Başkent kulislerinde son konuşulan konu Arenas’ın bu sezon geri dönmeme ihtimali. Play-off umudumuz kalmadı, iyice lotaryaya yatıyoruz demenin kısa yolu bu olur. Peki fantezi oyunlarında Arenas’a bel bağlayanlar ne yapacak!?

6-25

Kevin McHale ilginç bir şekilde Isiah Thomas’ın yolunda ilerliyor. GM’liği beceremeyince koçluğa merak sardı fakat onda da derecesi 2-12 ve içlerinde bir de 30 sayı farktan verilen Mavs maçı var! Randy Foye ve Al-Jeff iyi oynamaya devam ediyorlar ancak Minny taraftarı Roy örneği gözünün önünde dururken Mayo’yu da takas ettiği için McHale’i asla affetmeyecektir.

4-29

Hayat aslında onlara güzel. Maç kazanmak gibi bir dertleri yokken Krstic’le imzalamaları biraz ilginç gibi dursa da, Krstic’in hala gelişme potansiyeli olan bir uzun olduğu gerçeğini de hesaba katmak lazım. Durant ve Green ikilisinin yanına artık Westbrook’u da yazmak lazım.

 

Arşiv
23/12/2008 - Gökhan ÖZŞAHİN
16/12/2008 - Barış Kutay ÖVÜN
10/12/2008 - Murat Can EGE
01/12/2008 - Ozan AYDIN
24/11/2008 - Sedat KOÇ
17/11/2008 - İsmail ŞENOL
03/11/2008 - Ümit Can İLHAN
29/10/2008 - Orkun ÇOLAKOĞLU