1
111111
 

Ozan AYDIN
01 Aralık 2008, Pazartesi

 

 

 

14-1

Sadece bir kez yenilmiş olmaları, üst üste yedi maçtır kazanmalarını açıklayabilir. Ligin en verimli bench’ine sahip olmaları, Ariza’dan müthiş katkı almaları, oynadıkları her takıma eşleşme problemleri yaratmaları; aynı hedefe koşan diğer takımların iç çekmelerini sağlıyor. Hem Radmanovic de yeni gözlükleriyle müthiş bir karizma edindi. Bu hafta yendikleri takımların hepsi .500’ün üzerindeydi.

Buna rağmen P-Jax, Nets maçının ardından “hücumda işlerin Kobe üzerinden yürümesini tercih ederim, daha verimli şut atmalı” gibi bir açıklama yaptı, Kobe Dallas’a 35 sayı ile patladı, dün de yedeklerin son çeyrekte Toronto’yu parçalamasını koltuğundan seyretti. Gamsız hayat, bu olsa gerek. Tek kötü haber, bundan sonra tüm takımların ekstra motivasyonla karşılarına çıkmaları olabilir.

16-2

Hafiften sessiz sedasız, sezon öncesinde tepsiyle önlerine sürülen takımları zor durumlara düşürerek ilerliyorlar. Raptors’dan sonra Sixers da “n’oluyoruz?” dedi. Ligin en iyi savunma takımı olduklarını biliyorduk, yanında –geçen sezona göre eksilmesine rağmen- en verimli bench’lerden biri ve takım olarak ligin en verimli altı hücum takımından biri olmaları, şimdilik yeşil modasını devam ettiriyor. Ajandalara not alın, 25 Aralık’ta –Christmas fever- Lakers’ı ziyaret edecekler.

14-3

Üstteki abiler, LeBron ve arkadaşlarının çok umutlanmamasını sağlıyorlar, yine de “a King James team is never desperate.” Bu aralar, 2010 muhabbetine çakılmış durumda kendisi. William Wesley gibi mistik karakterlerin yanında, kendisini 2010 hakkında konuştuğu için eleştiren Charles Barkley ile ilişkisi de rating toplar. Mo Williams şimdilik bütün beklentileri karşılamış gibi. Bu arada, haftayı ufak bir temizlikle geçirdiler, dört tane 10+ farklı galibiyet.

12-6

Çiçek çocukların zirveye oturması için biraz erken mi? Hiç sanmıyorum. En azından Walter Herrmann öyle düşünmüyordur. Yakın zamanda bir oyun kurucu bütünletme takası yapabilirler, eli yüzü düzgün bir guard alırlarsa Webster’ın dönüşüyle iyice korkutucu olacaklar.

13-4

Ligin açık ara en kötü bench’ine –maç başına 3.9 asist nedir yahu-, zirve hedefleyen takımlar arasında da en kötü oyun kurucuya sahipler. Zaten o mevkiye bir yıldız transferi için düğmeye basıldığı konuşuluyor. Pietrus da sakatlandı en son, tüm olumsluklara rağmen derece süper. Dwight Howard kendini geliştirmemekle eleştiriliyor; ancak bu kadar kötü bir oyun kurucuya rağmen rakamları korkutucu.

12-6

Billups geldikten sonra 11-3 olan dereceleri göz kamaştırıyor. Bir takas bu kadar mı etkili olur? Big Shot’a göre kat etmeleri gereken yol uzun: “This team –Lakers mağlubiyetinden bahsediyor- taught us a lesson tonight, and they beat us in every aspect. When you come out against a team like this and don't give 100 percent, it shows.”

9-7

Tam da forum’da “Doğu mu Batı mı?” diye kafa yorarken, Nets’in Batı turundan 3-1 dönmesi ilginç oldu. İç sahada en güçlü takımlardan –Boozer’sız da olsa- Jazz’ı ve Suns’ı back to back maçlarda yendiler. Bu sezonun MVP adayları, Kobe Bryant, LeBron James, Dwight Howard ve Devin Harris (hafta istatistikleri 30.1 sayı, 4.3 ribaund, 6.8 asist). İşin garibi, onun oyunu Carter’ı da (22.3 sayı) gaza getirmiş gibi.

9-7

Parker ve Manu’nun olmadığı günler kabus gibi geçmiş olacak ki, ikisi de beklenenden erken döndüler. Şimdilik yenmeleri gereken takımları yenip, yenilmeleri gerekenlere yeniliyorlar. Ligin her zaman en iyi savunma takımlarından biri olan Spurs’ün –şu an %45.5 fg ve 93 sayı ile ortalardalar- tekrar ritmini bulması, Mason ve Hill gibi güvenilir bench oyuncuları ile çok uzun sürmeyecektir.

9-6

Tabiri caizse ne kadar Chris Paul, o kadar Hornets. Zaten hep böyleydi ama Hornets’in geçen seneki filmin devamını çekmesi için, David West (geçen seneye göre -2.3 ribaund), Tyson Chandler (-4 ribaund) ve Peja’nın (-3,5 sayı) kendilerine gelmeleri şart. Ligin en kötü ribaund takımı hâline gelip, bir de NBA Finali hedefini koymaları tutarsızlıktan başka bir şey değil.
 

8-8

Görece en zor fikstürlerden birini geride bıraktıkları bir kenarda dursun, Boston (iki maçta 15 sayı ortalama) ve Lakers (%30 ile 12 sayı, 6 ribaund) duvarlarına çarpmadan önce Bosh’un “I have a shot at MVP” dolmasını yutar gibi olmuştuk. Calderon yönetimindeki verimli hücumları, ligin en kötü bench (maç başına 24.6 sayı) ve savunma (maç başına %46 şut ve 100 sayıyla son 10 takım arasında) performanslarından örneklerle gölgeleniyor.

8-8

Josh Howard’ın yokluğunda, Terry vites büyülttü; ancak ilk beşteki çer-çöpe rağmen bench hâlâ güven vermiyor. Çer ve çöp demişken, Dallas Mavericks’in ilk beşinde James Singleton (geçen sezonu Tau’da geçirdi), Gerald Green (dört sezonda dördüncü takım) ve Erick Dampier (son sekiz maçta, 3.9 sayı, 5.7 ribaund) oynuyor desem, inanır mıydınız?

8-9

Dereceye pek aldanmamak lazım. Bulls yedi maçtır deplasmanda oynuyor, bunların arasında henüz evinde kaybetmemiş Blazers ve tek mağlubiyeti bulunan Lakers gibi takımlar var. Jazz’ı deplasmanda yendiler, bu büyük başarı. Üstüne Philly’deki farklı galibiyet. Daha bu takıma Hinrich’in katılacağını da belirtelim. Daha on gün önce Denver’da tarumar olan bir takım için hızlı bir toparlanma süreci. Ha bu arada, bu toparlanışın mihenk taşı, aynı zamanda da sezonun herhalde en büyük sürprizi, Larry Hughes’un basketbol oynamaya tekrar karar vermiş olması (son beş maç 15.8 sayı, 2.4 üçlük).

11-7

Sürpriz, T-Mac üç maçtır oynamıyor, Shane Battier de back to back maç oynamayacak bir süre. Her zaman olduğu gibi, tam kadro mücadele edemiyor Rockets, en azından Yao biraz toparlandı –felâket Spurs maçı dışında, 12 sayı 1 ribaund!- da bir ileri bir geri gidiyorlar. Aaron Brooks da çok sürpriz katkı veriyor (11.4 sayı), bu bir takasın habercisi olabilir ilerleyen haftalarda.

10-6

Blazers’a yenilmenin kötü bir yanı yok da, Tayshaun’a oyun kurdurmak heralde ancak Michael Curry’nin aklına gelirdi. Steve Blake hem Iverson, hem de Stuckey’i oya gibi işlerken, Roy’u da Herrmann savunuyordu. Peki bu sırada Prince ne yapıyordu dersiniz? Bench’i ısıtmaktan başka bir şey değil. Kötü koç mu arıyorsunuz? Detroit’te bir tane var.

10-6

Müthiş başlangıçtan sonra Josh Smith sakatlandı ve düşüşe geçeceklerini düşündük. Bence iyi gidiyorlar. Mo Evans’ın verdiği katkıyı (son dört maç ortalama 15 sayı, 3 üçlük) kim tahmin edebilirdi ki? Girenin iyi oynadığı Hawks’ta pâyeyi biçebileceğimiz biri var: Mike Woodson.

11-7

İçeride üst üste iki vasat gözüken Doğu takımına kaybettiler. Geçen bir yerde okumuştum, Suns ligin savunma istatistiklerinde 19. sırada, yani Mike D’Antoni’nin bütün sezonlarından daha kötü bir derece. Terry Porter’ın bu takımın asıl gücüne bir dikiz atması gerekecek sanırım. Devin Harris’i övdük ama, herif çayda çıra oynar gibi atmış da atmış son çeyrekte. Böyle contender olunmaz.

11-7

Onlar da içeride vasat gözüken iki Doğu takımına kaybettiler. Sezon başında sağlık, istikrar dedik ama takımın önemli oyuncuları Deron, Boozer, Memo ve Kirilenko şu ana kadar toplam 26 maç kaçırdılar ve Jazz daha 18 maç yaptı. Henüz dördünün birden sahada olduğu bir maç olmadı. Ama asıl sorunlar daha yeni başlıyor gibi, bakınız Kirilenko ne buyurmuş: "It's not that I don't like Jerry Sloan. He's a good person. He's just from an older generation that treats players like kids. Let's say your boss comes to you and says, 'Hey, son. Come here'. And you look at him like, What did you call me? It doesn't hurt your feelings, but it doesn't feel comfortable."

8-9

Wade, Miami’nin durumuna göre sezonu MVP adaylarından biri olarak bitirebilir. Ancak Michael Beasley’nin, akranlarına –Mayo ve Rose- nazaran sezona vasat bir giriş yapması (14.4 sayı, 5.4 ribaund), akıllara soru işareti düşürdüğü gibi, Miami’nin de beklentilerin altında kalmasını sağladı. Beasley için yaratılan kısa beş savunmada sıçarken, hücumda da üretemeyince, koç Spoelstra kıvrak bir manevrayla Beasley’i bench’e çekti, eleman da ilk maçında 24 sayıyla patladı. Yine de, playoff’a girmek için daha iyi ribaund almaları şart (maç başına rakiplerinden 5.4 ribaund daha az alıyorlar).

5-11

Haftayı dışarda Pacers ve içerde Sixers galibiyetlerle kapattılar. Lotarya seçimlerinden Okafor’un hâlen 10 sayı 10 ribaund civarlarında dolanması, Morrison’ın sakatlıktan sonra kendine gelememesi (6.8 sayı, 1.1 üçlük) üzücü. Ama Felton – Augustin kardeşliği pozitif sonuç verdi. Brown takımı yavaştan istediği kıvama getiriyor; Bobcats maç başına yediği 92.4 sayı ile ligin en iyi savunma takımlarından biri.

4-11

Al Jefferson ligin efficiency sıralamasında ilk 10 içinde. Geçen haftaki en büyük başarıları, galibiyet için yanıp tutuşan Oklahoma City halkına odun atmalarıydı. Randy Foye kendine geldi (son 4 maç 17.3 sayı, 8 asist), bu da Timberwolves’un herşeyden çok ihtiyaç duyduğu bir uyanış.

6-10

Danny Granger, takımının maçlara hızlı başlayıp, sonra kaybetmesi üzerine şöyle demiş: "I couldn't tell you what it is. I don't know if we should let the other teams start winning first, so we can come back in the end." Espri güzel, ama gerçekleri iki faktörle açıklayabiliriz. 1- Pacers ligin en fazla top kaybeden üçüncü takımı, hücuma dayalı basketbolde böyle bir lüks yok. 2- Ford sezona çok iyi başlamıştı, ama son sekiz maçta (12 sayı, 4 asist ortalama) yaşadığı düşüş Pacers’a 2-6’lık bir derece olarak döndü.

3-13

Eric Gordon nihayet ilk beşte, diyordum ki, çocuk sakatlandı. Ancak, ilk beş başladığı iki maçta –sakatlandığını saymıyorum- 24.5 sayı, 4 ribaund, 4 üçlük tutturarak cozuttu. Kötü haber, LA Clippers, ligin Orlando’dan sonra en verimsiz bench’ine sahip. İyi haber, Zach Randolph’un gelişiyle bu durum biraz değişebilir.

7-12

Bucks’ı buraya koymamın sebebi, hafta içinde kaybettikleri maçların (dışarda Pistons, Hawks, Magic, içeride Cavaliers) hiçbirine şaşıramıyor, “alttaki takımlar da aynı kaderi paylaşırdı” diyebiliyor olmam. Ridnour-Sessions tercihinde bir türlü dengeyi tutturamadılar ama adamlar da buna izin vermiyor. Villanueva sezona iyi başlamıştı, birkaç maç kaçırdıktan sonra toparlanır gibi oldu ama Bogut sakatlanınca hafiften altına doldurdu.

7-10

Beklenmedik bir çıkış yapan Young (14.5 sayı, 4.8 ribaund, 1.1 üçlük) ve aşağı yukarı kendi rakamlarını tutturan Brand (17.2 sayı, 10 ribaund, 1.5 blok) dışında sezona rezalet başlamayan oyuncu yok. Dalembert ve Iguodala gerçekten şaşırtıyorlar. Şaka şaka, Dalembert şaşırtmıyor. Andre Miller da kontrat sezonunda kendi çalıp kendi oynayınca, ortaya ne idüğü belirsiz bir takım çıkıyor. Boston deplasmanında rezil oldular. Bir şutör eklemeleri ya da monte etmeleri şart, Theo Ratliff ve Reggie Evans da (toplam 18 dakikada 1.9 sayı, 5.4 ribaund, 0.4 blok!) Jason Smith ve Shavlik Randolph’u aratıyorlar.

8-8

Marbury muhabbetiyle arka planda kalan saha içi durum, komik Warriors maçıyla tekrar konuşulmaya başlandı. Duhon 22 asist yaptı, Lee 21 ribaund aldı. Şu ana kadar .500’nin üzerinde hatırı sayılır bir zaman geçirmiş olsalar da, bench’ten bir tek Tim Thomas’tan katkı alarak playoff yarışının içinde kalamazlar.

2-16

14 maç sonra ilk galibiyetlerini aldılar ama bu çabalamadıkları anlamına gelmez. Westbrook ilk beşe yerleşti ve olumlu sonuç alındı, gelgelelim Durant ve Green (maç başına toplam 36.8 sayı, 9.5 ribaund) henüz yeterli üretimi yapamıyorlar, özellikle 3 ve 4 numara başlayan iki oyuncu için ribaund katkıları bir hayli az.

5-14

Oden – Hawes arasında seçim yapmak zorunda kalsanız, kaçınız Hawes seçerdiniz? Sezonun ilk bölümündeki performansıyla ligin en çok konuşulan genç uzunu şimdilik Hawes (maç başına 12.4 sayı, 7.1 ribaund, 2 blok); ancak Brad Miller’ın varlığı, o ve tandemi Jason Thompson’ın dakikalarını biraz kısıyor. Şimdilik iç-dış dengesini bulmak için uğraşıyorlar, Garcia’nın dönmüş olması ve Kevin Martin’in geri dönmesi ile, daha fazla W görmeyi bekleyebiliriz, Kings’den.

2-12

Warriors’a bu hafta patlayan takımlardan biri oldular, 124 sayı ile sezonun en yüksek skorunu yaptılar. Caron Butler şöyle konuştu: "Now that we got 'Obama' on the sideline with us, we're going to ride with it. Tap, he's light-skinned, he stands for change, he's got a law degree, he uses big words, and he's new in the district, and he's in control now, so shout out to Obama. We won tonight; he brought a lot of hope. And he's good with numbers, so hopefully he'll change the economy as well." Rakibin şut yüzdesi ve attığı sayıda (47.5 ve 103.2, sırasıyla) ligin son beş takımından birinin oyuncusu olarak, o kadar ileri gitmezdim.

5-12

Don Nelson’ın, takımı Warriors’a karşı 22 asist yapan Chris Duhon hakkındaki yorumu: “I think Duhon is the story tonight. Wow, what a player, been watching him on film and seeing him on videos, but seeing him in person is another story. Guy’s got the whole package. He looked like Steve Nash out there. Unbelievable performance. Whether we zoned him, switched him, it didn’t matter. He still found a way to hurt us. Really impressive performance.” Sanırım bu hafta çok iyi bir zula yakaladı Don hoca, oyuncularla takılıyolar.

4-13

Tüm pozitif görüntülere, Marc Gasol’e, Mayo’ya rağmen, son 11 maçın 10’unu kaybettiler. Darko evine dönmek istiyor, ağlayana meme hesabı tekrar ilk beşe girdi bu sayede. Conley’nin adı ciddi takas dedikodularında anılmaya başlandı, yeterli sabır gösterilmiyor mu? Üstüne üstlük Thunder 14 maç sonra Grizzlies’i yenerek güldü. Sanırım, Mayo dışında (21.9 sayı, 4.6 ribaund, 2.2 asist – nam-ı diğer, Caron Butler stat sheet) pek giyecek şeyleri yok, hahaha!

Görüşmek üzere.

 

Yararlanılan kaynaklar: ball don’t lie, basketbawful

 

Arşiv
24/11/2008 - Sedat KOÇ
17/11/2008 - İsmail ŞENOL
03/11/2008 - Ümit Can İLHAN
29/10/2008 - Orkun ÇOLAKOĞLU