1
111111
 

Onur TİRKEŞ
30 Mart 2009, Pazartesi

 

Aşağıdaki sıralamayı, en son Power Rankings’in yayın tarihi olan 24 Şubat 2009’dan bugüne (28 Mart Cumartesi) takımların elde ettiği sonuçlara göre değerlendirip hazırladım. Takımların şu anki genel sıralamalarına göre oldukça ilginç sonuçlar çıktı...

Sondan başlayalım bakalım:


Not: Parantez içindeki sayılar, 23 Şubat - 28 Mart arasındaki dereceleri vermektedir...
 

 

20-53

(2-16) Ligin dibine yerleşmek için bu sürede çok çabaladılar. Henüz başarılı olamadılar ama daha lig bitmedi. Önümüzdeki maçlara bakıyorlar. Rus televizyonunda 5.Element’i seyrediyorum şimdi. Minnesota’da 5. Elementini kaybetti yerine Tahta koymaya çalışıyor. Olmuyor ama… Di mi Ediz?

18-54

(3-14) Aslında deplasmanda aldıkları Detroit galibiyeti başka bir sezonda olmuş olsa onları bu sıralamada daha yukarılara taşırdı belki ama bu sene hiç de etkileyici değil. Ne diyordu Shania Twain? That don’t impress me much…

31-43

(3-12) Bu PR’ı ilk yazma kararı verdiğimde şöyle bir göz geçirmiştim takımlara, notlar almıştım. O gün Bucks kafamda daha yukarılardaydı. Ama o günden bu güne üst üste 3 maç kaybetmeyi başardılar. Ben ne yapabilirim. Ayrıca çok da pişman değilim. Alim olum, Milvakiyi de s…… ……ne nıhahah

15-56

(3-11) Dalga geçmek isteyenler nedense bu takıma Queens demeyi pek severler. Hiç de yaratıcı değil ama Amerikalılar’dan da fazlasını beklememek lâzım zaten. Ancak bu seneki halleriyle Queens lakabı iltifat kalıyor. Araba balkabağına, atlar fareye döndü; kraliçe de aldı eline süpürgeyi kulübeyi temizliyor.

17-57

(3-14) Biraz torpil yaptım. Selçuk’u fazla üzmeyelim, yakında evlenecek. Tebrik edelim buradan bir daha, düğüne geleceğiz inşallah. İyi haber: Butler’dan sonra Arenas da döndü sakatlıktan. Kötü haber: yine de Detroit’i yenemediler evlerinde…

18-56

(5-13) Batuğ, yazdığı Power Rankings’de “bu takım yüzünden basketbolden soğuyan adam biliyorum” diye yazmıştı. Selim Ataz, badmintonla ilgilenmeye başlamış diyorlar… Nasıl bir laneti var bu takımın bilemiyorum ki. Klüp binası yatırın üstüne felan mı kurulu? Neyse ya Selim baba, özledik valla. Bir İzmir’e gelebilsem de rakı balık yapsak..

25-48

(5-11) Ne desem boş. İki sene öncenin sükseli takımından eser yok. Bu kadar kötü olmamaları lazım ama sezonu çoktan kapadılar zihinlerinde belli ki. Baron’un ne gittiği takıma faydası oldu ne geldiği takıma..

30-42

(6-10) İflas edince evdeki televizyon, buzdolabı, para eden ne varsa satılır. Nets’in durumu da buna benziyor biraz. Carter’ı da satılığa çıkardılar ama olmadı. Belki 1-2 sıra daha yukarda olmalılardı ama çok sıkıcılar. Elim varmadı.

29-44

(6-12) Bu kadar kötü sonuçlar alıp da hakkında bu kadar konuşuluyor olmak ancak Knicks olmakla mümkün. Fakat bu sene, geçen senelerin aksine, hep iyi şeyler konuşuluyor haklarında. D’Antoni takımı henüz play-off’lara sokamadı ama tüm NBA severlerin gönlüne sokmayı başardı.

27-45

(5-9) Milwaukee’nin aksine, Toronto son 3 maçını kazandı. Bu yüzden yukarılara taşıdım biraz. Zaten nasıl olup da buralarda olduklarına aklım ermiyor hala. Jermaine’le kan uyuşmazlığı vardı hadi anladık da Marion geldi hala bir şey değişmedi.

30-43

(6-9) Danny Granger bu senenin renkli isimlerinden biri oldu. Ama Pacers çok istikrarsız. Yine de her an her yerde herkesi yenebilecek bir takım görüntüsündeler. Ancak bu yeterli değil, Indiana gibi bir basketbol şehrinin takımı daha istikrarlı olmalı.

20-52

(7-8) Durant ikinci senesinde kendinden beklenen oyunu göstermeye başlamıştı zaten. Son 1 aydır maç da kazanmaya başladılar. Chandler takası gerçekleşseydi ne olurdu acaba? İsim ve logo hala kötü ama Oklahoma’da işler biraz düzeliyor gibi.

35-37

(8-9) Çok doluyum aslında ama sezon sonuna saklıyorum söyleyeceklerimi. Şu dönemi çok da şanssız geçirdik. Iverson sakat, Hamilton sakat, Wallace sakat. Yine de gençler iyi iş çıkardı aslında. Ama bu dönemde Doğu’da 8. sıraya kadar düştük. Play-off tehlikede. Ya neyse sinirlendim bak yine. Sıradaki…

40-33

(9-9) Burada olmalarına şaşırdım ne yalan söyleyeyim. Çok havalılar, 100 sayının altına atmıyorlar ama problem şu ki 100 sayının altında da yemiyorlar. Gerçi fikstürleri çok zorluydu ama sonuç yine de değişmez. Bu gidişle play-off yapamayacaklar. Hem de Kocaoğlan bu kadar iyi oynarken.

39-34

(10-8) Al bir havalı takım daha. Wade, MVP gibi oynuyor, Doğu’da da orta sıralarda play-off yapacaklar belli ama yine de etkileyici olmaktan uzaklar hala. Bu dönemde iki kere Detroit’i yenmekten başka dikkat çekici bir şey yok. Suns ve Knicks’le oynadıkları gelen ağam giden paşam maçlarını saymıyorum..

42-31

(10-8) Sezon başındaki güçlerinden çok uzaktalar. Oysa ki şu 18 maçın 12’sini evlerinde oynamışlardı, daha da kötüsü evlerindeki Cleveland ve Boston maçlarını kaybedip play-off için de pek iyi sinyal vermediler. Belki de Doğu dördüncülüğünü büyük ölçüde garantilediklerinden rahat oynuyorlar.

36-38

(10-8) Bu dönemi kârlı kapatan takımlardan biri Chicago. Üstelik Boston, Houston gibi takımları da yenip sükse yaptılar. Doğu’yu 5. de bitirebilirler, 8. de. Play-off dışı kalacaklarına pek ihtimal vermiyorum..

48-24

(10-7) Boston, Houston, Cleveland, Lakers... Bu takımların ortak özelliği bu dönemde Spurs’ü evinde yenmiş olmaları. Şampiyonluk senesi gelen Spurs için hiç iyi haber değil..

43-29

(10-7) Deplasmanda Phoenix ve Portland galibiyetleri dışında bu dönem hiç etkileyici bir tarafları yok. Ama Phoenix bu durumdayken play-off yapamama gibi bir endişelerinin olduğunu da sanmıyorum. Jason Terry 6. adam ödülünü alacak, Dallas da bir sezonu daha böylece kapatacak.

33-40

(11-6) Geldik en etkileyici performansa. Yapılan takaslar mı etkili oldu, yoksa Larry Brown faktörü mü devreye girdi bilemiyorum. Nerden bakarsanız bakın 17 maçta 11 galibiyet çok etkileyici. Bu dönemde play-off sınırına da gelip dayandılar. Bu gidişle Detroit’i geçip play-off’a kalırlarsa kimse şaşırmayacak. Efendim? Fikstürleri mi kolaydı? Bobcats gibi bir takımın herhangi bir 17 maçlık fikstürü kendine kolay hale getirmiş olması bile başlı başına etkileyici değil mi?

37-34

(10-7) Batı turundan 3-2 dönmek ve Lakers’ı evinde yenmek havalıydı. Bu havayla da bu dönemi iyi yerde kapadılar. Seviyorum bu takımı. Doğu’da hiç kimsenin bu takımla play-off ilk turunda karşılaşmak isteyeceğini sanmıyorum.

48-26

(11-7) Son 3 maçı kazanıp da biraz toparladılar yoksa şu son bir aylık performansları, kolay fikstüre rağmen, hiç parlak değildi. Üstelik bu dönemde sakatlıklarla uğraşmayan ender takımlardan. Portland’la Northwest için çekişiyorlar ama bu gidişle Utah gelip geçerse ikisini de şaşırmam.

46-27

(11-7) Bu dönem takas yapmadığı için eleştirilen takımlardan biri Portland. Gerçi ben katılmıyorum bu eleştirilere ama bu yaz bir hareket yapmalı. Genç kadro etkileyici ama bir adım ötesine gitmek için yeterli değil. Ahmet itiraz edecektir belki. Bu arada Rudy Fernandez’e bir geçmiş olsun da benden.

55-19

(10-7) Boston bu kadar aşağıda olur mu dediğinizi duyar gibiyim, di mi toprağım, di mi Ozan? Ama Clppers’a Milwaukee’ye yenildiğiniz, kendi evinizde Detroit’e kaybettiğiniz bir dönemde nereye koyabilirdim ki. Tabii ki play-off'u garantilemenin rahatlığı ve KG’nin sakatlığı etkili olmuştur ama Boston’u daha yukarı koymak diğer takımlara haksızlık.

44-27

(12-5) Sene başındaki krizden yavaş yavaş kurtulup play-off havasına girmeye başladılar. Chandler’ı n sakatlığına rağmen iyi durumdalar. Formda bir Hornets her zaman tehlikelidir. İçime Gürcan Bilgiç mi kaçtı benim? Niye böyle cümleler kuruyorum?

58-14

(11-4) Şu Power Rankings’i hazırlamaya başlarken en korktuğum şey kendi ellerimle Lakers’ı bir numaraya yazmak zorunda kalmaktı. Allah’tan korktuğum başıma gelmedi. Çok da şık bir yerdeler. Teksas'tan San Antonio ve Houston galibiyetleriyle döndükten sonra evlerinde Sixers’a yenildiler. Şu anda Clippers’la beraber uzunca bir Doğu turundalar. Staples Center’da Dünya Artistik Patinaj Şampiyonası yapılıyor. Umarım seyretmişsinizdir.

45-27

(11-4) Sezon sonu gelince form tutmaya başlayan takımlardan. Doğu turunda üst üste 3 maç kaybetmemiş olsalar çok daha etkileyici bir yüzdeleri olabilirdi. Northwest'i zorluyorlar. Şu dönemki performanslarının Oytun’un askerden dönmüş olmasıyla alakası var mıdır? (Editörün notu: Arda diyor ki “Bence vardır. Rütbeli günler sona eriyor gerçi. Gelecek sezon başı da Thunder’a dikkat.”)

54-18

(13-4) Detroit play-offlar’a kalamazsa şampiyonluğun en güçlü adayı olacaklar. Şaka bir yana da hala çok underrated bir takımlar. Oysa herkesi yenebileceklerini gösterdiler bu sene. Son bir ayda da iyi sükse yaptılar.

48-26

(13-4) McGrady olmadan daha mı iyiler? Belki de. Southwest’te Spurs’ün arkasına gelip yerleştiler. Son maçları çok zorlu geçecek, bu performansı play-off'a taşıyacabilecekleri konusunda da herkes gibi benim de kuşkularım var. Belki bu sene şeytanın bacağını kırarlar.

59-13

(16-2) Hiç şüphesiz şu an en iyiler. 16-2 tek başına her şeyi anlatıyor zaten, üstüne fazla konuşmaya gerek yok. LeBron da bu sene MVP'yi anasının ak sütü gibi helal ediyor. Elinizi vicdanınıza koyun. Şu kadrodan LeBron’u çıkarsanız kalanların bir sezonda 30 galibiyet alacağına, hiç tereddüt etmeden, iddiaya girer miydiniz? Ben girmezdim…

 

Arşiv
24/02/2009 - Can BİRAND
11/02/2009 - Çağatay ERDEM
05/02/2009 - Şaban IŞIK
19/01/2009 - Selçuk ORMANCI
08/01/2009 - Batuğ EVCİMEN
02/01/2009 - Mert KASAPOĞLU
23/12/2008 - Gökhan ÖZŞAHİN
16/12/2008 - Barış Kutay ÖVÜN
10/12/2008 - Murat Can EGE
01/12/2008 - Ozan AYDIN
24/11/2008 - Sedat KOÇ
17/11/2008 - İsmail ŞENOL
03/11/2008 - Ümit Can İLHAN
29/10/2008 - Orkun ÇOLAKOĞLU