GÖSTER KENDİNİ

 

tolgadrms@hotmail.com
17 Nisan 2009, Cuma

Bu sabah itibariyle NBA’de normal sezon sona erdi. Her iki konferansta da çok heyecanlı dakikalar yaşandı, eşleşmeler belli olana kadar. Doğu’da Bulls’un kaybettiği maç ve Sixers’in Cavs’ı deplasmanda, uzatmada, hatta son topu savunarak yenmesi adrenalinin yükselmesine neden oldu. Batı’da da durum farklı değildi. Dört takım kendi aralarında sıralanmak veya daha yukarda yer kapmak için son geceye kadar savaştılar. Biz kazandık mı yoksa kötü bir bitiriş mi yaptık, bunu değerlendirmek için karşınızdayız.

Başarılı Bir Normal Sezon (54-26)

Çoğu insanın beklentilerinin üzerinde bir galibiyet sayısı oldu 54. Genç ve tecrübesiz takım Blazers geyiğinin daha az kullanılmasına sebep olacaktır artık bu sayı. Oynadığı basketbolla herkesi doya doya tatmin etmiş olmasa da Blazers artık Batı konferansının iyi takımlarından biri olduğunu normal sezon performansıyla ispatladı bence. Rakiplerin sahaya çıkıp ısınırken karşı sahaya baktığında içinden geçirdiği hissin artık saygı olacak olması da bizim için önemli bir unsur. Önemli maçlar kazandık. Belirli dönemlerde istikrarsız bir görüntü verse de, sezonun sonunu kendinden beklenmeyecek kadar iyi oynadı Blazers. Son 20 maçın 15’ini, son 11 maçın da 10’unu kazanarak bitirdik sezonu. Üstelik sistemin önemli bir parçası olan Webster’den hiç faydalanmadan ve büyük beklentiler içinde yüzmeye devam eden Oden’dan istenenleri bir türlü alamadan bu dereceyi yapmış olmak, biraz daha kıymetli yapıyor ortaya çıkan sonucu.

Bireysel anlamda ise, Roy izleyenleri büyüleyen bir sezon geçirdi. MVP oylamasında ilk beşte olmasını beklemek sezon başında hayalperestlik olabilirdi ama şu anda benim gerçekçi bir düşüncem. Maçın sonlarını, en az kendisinden daha büyük yıldızlar kadar iyi, belki de onlardan da daha soğukkanlı oynuyor, takımının ne zaman neye ihtiyacı varsa onu yapıyor ve asla özgüvenini yitirmiyor. Aldridge, sezonu iyi geçiren genç yıldızlarımızdan biri daha. Outlaw da kendisinden beklenenlerin üzerine çıkıp bu takımın üçüncü skor opsiyonu oldu. Rudy istikrarsız olsa da zaman zaman iyi katkı verdi . Joel ve Blake çok iyi bir sezon geçirdiler. Batum da rolling player görevini çoğu zaman iyi yaptı. Sergio yedek guard olarak, Oden da maalesef yedek uzun olarak çoğu zaman görevlerini iyi yaptılar. Sonuçta 54 galibiyetle sonlanan sezonun ve yıllar süren hasretin ardından NBA playoff’larına Batı konferansı dördüncüsü olarak adımızı yazdırdık.

İşte Hendek İşte Deve, Ya Atlarsın Ya Düşersin

Dört senedir bu sitede yazı yazıyorum fakat ilk kez bir playoff yazısı kaleme alıyorum, altıncı adam olarak. Gerçekten çok güzel bir duyguymuş. Ama içimde bu mutlulukla beraber bir hüzün de yok değil. Bu sabah Dallas evinde Houston’u yenince playoff için büyüttüğüm umutlar biraz da olsa azaldı. Normal koşullarda Dallas’ın içerde Houston’u yenmesi sürpriz sayılmazdı ama Houston’un formu beni aksi yönde düşündürüyordu. Spurs ile oynamak isterken ve en çok çekindiğimiz takım olan Rockets ile eşleştik bu mağlubiyet sonrası.

Bu sezon oynanan üç maçın sadece birini kazanabildik Houston’a karşı. O da sezon başında oynanan ve hala hafızamda dün gibi yerini koruyan Roy’un 0.8 saniye kala 11 metreden attığı üçlükle kazandığımız maçtı. Diğer iki maçı ve geçen sezon oynanan dört maçı Houston kazandı. Rakamların da ortaya koyduğu gibi bize ters gelen ve genelde üstünlük sağlayan bir takımla eşleştik ilk turda. Tabi ki burası playoff ve normal sezondan farklı bir ortam olacaktır. Bazı faktörleri lehimize çevirip avantaj sağlamaya çalışacak olsak da, seriye başlarken iç saha avantaji elimizde olmasına rağmen rakibin favori olduğunu söylemek boynumun borcudur.

Öncelikle şu analiz ile başlamak gerekiyor. Hep söylendiği gibi playoff’ta rakipler birbirini çok iyi inceler ve ezberlerler. Maçlar ilerledikçe yapılacak ekstra hamleler yada ekstra oyuncu performansları serinin gidişatını önemli ölçüde etkiler. Hele ki kadroların bu kadar denk olduğu eşleşmelerde bu faktör daha da önemli hale gelir. İşte burada sıkıntımız olduğunu düşünüyorum. Tecrübemiz neredeyse sıfır ve rakibe göre genç bir takımız. Bu ilk dezavantajımız. İkinci olarak da analiz edilmesi çok kolay bir takımız. İskeletimiz Roy’un üzerine kurulu, yardımcı rol Aldridge’in. Outlaw ve Rudy kenardan gelen silahlarımız, Blake sadece boş sutu sokabiliyor, Oden da pas gelirse ikili oyun sonrası smaç yapabiliyor. Uzun tutmamak için çok kısa özetledim belki ama kabaca görünüşümüz bu. Ayrıca savunmayı özellikle de sert savunmayı sevmiyor oluşumuz vidaların sıkılacağı bu dönemde bir diğer eksimiz.

Peki hiç mi artımız yok? Var elbet; en önemlisi kendimize güveniyoruz artık. Genç takımlar için bu çok önemli bir faktör. Gençliğin getirdiği dinamizm ve seride saha avantajına sahip oluşumuz diğer artılarımız. Kadro olarak da özellikte onlardan daha iyi bench oyuncularına sahibiz. Şimdi eşleşmelere bakarak biraz daha detaylı bir inceleme yapalım.

Brandon Roy – Ron Artest: Serinin kilit eşleşmesi olarak görünüyor. Roy gerçek bir süper yıldız olma yolunda ilerliyor ve bu yolda birkaç adım daha atması için playoff çok güzel bir fırsat. Birebirde çok etkili ve çok soğukkanlı. Elbette her maçta karşısında rakibin en iyi dış adam savunmacısını buluyor. Fakat bu kez karşısındaki isim bu konunun uzmanlarından. Ayrıca bu adama karşı üstüste en az dört maç oynayacak olması da kötü. Artest fizik olarak Roy’a üstün ve onu hırpalamaya çalışacaktır. Eskisi gibi savunmaya konsantre olduğu pek görünmese de Roy’u çok zorlayacaktır. Roy’un ayaklarının daha çabuk oluşu ve inanılmaz bir koordinasyona sahip olması da onun artıları; fakat Blazers’ın hucüm sisteminin yegâne temel taşı olan Roy’un, Artest tarafından olabildiğince hırpalanması sonucu, takımımızın dengesi sarsılacaktır diye düşünüyorum.

LaMarcus Aldridge – Luis Scola: Her fırsatta LMA’nın orta mesafe şutunun çok iyi olduğunu fakat oyuna daha belirgin katkı yapmak için çember altında da oynamaya çalışması gerektiğini yazıyorum. Bu konuda onu zorlayacak önemli bir isim Scola. LMA daha uzun olsa da, daha tilki ve sertliğe alışkın olan Scola onu çemberden uzaklaştırmayı çoğu zaman başaracaktır. Ayrıca fundemental konusunda LMA’dan daha iyi olan ve gerektiğinde şut da sokabilen Scola, bu eşleşmede zor anlar yaşatabilir rakibine. Fakat atletizmi ve patlayıcı skor özelliğiyle LMA da geri adım atmayarak bu eşleşmede takımının dezavantaj yaşamasına izin vermeyecektir.

Joel – Yao: Yao karşısında en az Joel kadar dakika alacak olsa da Oden bench oyuncusu olduğu için bu eşleşme de Yao’nun karşısına Joel’in ismini yazdım. Uzunlarımız gerçekten “uzun” ve kalın. Sertlik sağlamaya ve Yao’yu çemberden uzak tutmaya çalışacaktır. Fakat Yao onlardan daha uzun daha akıllı. Mutlaka iki uzunumuza da üstünlük sağlayacaktır. Normalden daha sert ve yıpratıcı olmamız gerekiyor Yao karşısında. Oden o sertliği faul problemine girmeden sahaya koyacak kadar olgun değil henüz Joel de bu konuda çok başarılı olamayacaktır diye düşünüyor ve bu eşleşmede Rockets’i üstün görüyorum.

Yazı fazla uzamaya başlamış farkına varmadan. Onun için diğer oyuncuların serideki rollerinden kısa kısa bahsetmek daha mantıklı olacak sanırım.

- Outlaw kenardan gelip skor yapacaktır yine; fakat savunmaya da yardım etmesi gerekiyor artık.
- Rudy’nin en az yaşlı kurt Barry kadar etkin olması lazım bu seride. Bench üstünlüğümüzü ortaya koymak için Outlaw ve Rudy’den her maç en az 30 sayı almalıyız.
- Sergio ve Batum da rollerini iyi oynamalı ve geri adım atmamalılar.
- Mutombo’ya fazla parmak sallattırmamak lazım.
- Rockets’in spektaküler olmayan fakat kendi yetenekleri ve sistem doğrultusunda iyi katkı veren bench’ine dikkat etmek lazım.
- Keşke McGrady oynasaydı, söylemeden geçemedim.

Son husus olarak da Houston’un çember altı ikilisinin, yani Yao ve Scola’nın ligin birbirini en iyi tamamlayan çember altı olduğunu düşündüğümü ve serinin ilerleyen günlerinde tekrar birlikte olacağımızı söylemek istiyorum. Kendinize iyi bakın. Herkese keyifli bir playoff diliyorum.

Fotoğraflar: Sam Forencich/NBAE via Getty Images