AYAKTA KAL

 

tolgadrms@hotmail.com
14 Şubat 2009, Cumartesi

Merhaba arkadaşlar. Uzun zaman geçti yine son yazıdan bu yana. Kusura bakmayın arayı bu kadar açtığım için. Ligde heyecan giderek artıyor. Çekişmenin dozu da play-off zamanı yaklaştıkça artacaktır. Batı konferansı dengede. Lakers dışındakiler yer tutma yarışında. Sakatlıklar ve oyuncuların form durumları sıralamaları belirleyecek. Blazers da bu çekişme arasında kendine yer bulmaya çalışıyor. Alışkın olmadığımız, fakat bundan sonra uzun süre yer tutacağımızı düşündüğüm play-off resminde güzel bir pozisyon almak için mücadeleye devam ediyoruz. Bu mücadele esnasında takımda neler oluyor, neler bitiyor inceleyelim.

Öncelikle şunu söylemek gerek. Genç takım olmanın dezavantajını yaşıyoruz. Hiç beklenmedik iniş-çıkışlar gösteriyoruz. Kaybetmemiz abes olan maçları kaybediyoruz (Mesela Thunder maçı), kazanmamız mucize olan bir maçı kazanabiliyoruz (Roy’suz Boston maçı). Bunun ilacı zaman elbette. Tecrübe kazanmak çok önemli. Üzerine sistem kurduğum Roy, LMA, Rudy ve Oden’ın bundan önce ligde geçirdikleri toplam sezon sayısı 4 sadece. Diğer rotasyondaki oyunculardan da en tecrübelilerin Outlaw ve Blake olduğunu düşünürsek gerçekten tecrübesiz takımız. Ama bu mağlubiyetler can sıkıcı oluyor. İçerde verilen Clippers maçı da bunlardan biri. Eğer ileri doğru sağlam adımlar atmak istiyorsak, kazanmamız gereken maçları kazanmalıyız. Peki sadece tecrübe mi bu maçları kaybetmemizdeki etken?

Savunamamaktayız!

Önceki yazımızda üzerinde durmuştuk. Savunmadaki mental sorunlarımız devam ediyor. Tabi bunu çözmek için bizim burada yazıp çizmemizin bir anlamı yok. Bunu asıl düşünmesi gerekenler düşünmeli. Fakat bizde gördüğümüz hataları sizlerle paylaşalım. Maçlarda iki takım arasında oluşan sayı farklarının açılmasına da kapanmasına da sebep olan faktör savunmadır. Her ne kadar, topu çembere sokmazsanız istediğiniz kadar savunma yapın fikri insanların aklına gelebilecek olsa da, bu seviyede takımlar için topu çemberden geçirmek çok sorun teşkil etmeyeceğinden, savunma burada farkları yaratan etken oluyor. Bazı maçlar büyük farklarla öne geçip sonra maçı kaybedebiliyor ya da zoraki kazanıyoruz. Maçın sona ermesine 14 dakika kalmışken 20 sayı önde olan bir basketbol takımı eğer savunma yapmasını biliyor ise, o düşünceyi oyunculara aşılayabilmişse teknik adamlar, o fark bench oyuncuları sahaya girse dahi 10 sayının altına inmez, inmemeli. Ama sahada skora göre basketbol oynuyorsanız ve rakibinizi durdurmak sizin için keyiften ziyade eziyet haline geliyorsa, bunların sıkça meydana gelmesi olağandır. Bunu halletmeden iyi takımız diyemeyiz, dememeliyiz.

Sonics zamanında pota altında kavga eden oyuncular mı yarattı ya da öyle oyuncuları kullanmayı mı başardı Nate, bunun kararı izleyenlerde elbette ama burada da savunma adına bir şeyler yapmalı. Skor olarak sıkıntı çekmeyecek yeteneklerimiz var. Bunları düzenli ve üretken kullanmakta da sorunları var takımın, bu da görünmekte fakat savunmada hiç bir şey yapmıyoruz. İçeriye çok kolay penetre alıyoruz. Zamanlama sorunu olan uzun oyuncularımız da haliyle faul sorunu yaşıyorlar. Ayakları çabuk oyunculardan kurulu bir takım bu kadar kötü ön alan müdafası yapamaz, yapmamalı.

Oden geyiği

Greg Oden bu sezon oynadığımız 51 maçın 45 inde oynadı ve 37 sinde ilk 5 başladı. Bu maçlarda 23 dakika süre alıp 9.0 sayı 7.2 ribaund 1.18 blok ve % 56.4 saha içi yüzdesiyle mücadele etti. Onun ligi önümüzdeki 15 sene boyunca domine edecek bir oyuncu olmasını bekleyen kısım bu rakamlardan yada sahada oynadığı basketbolu izledikten sonra hayal kırıklığına uğramış olabilirler. Ama buraya kadar olan resme bakıp ‘’Bu adam Oden değil, Odun‘’ geyiği yapan insanları gördükçe, TEMA’yı arayıp, konuşan meşeleri toplayın diye dilekte bulunmak geliyor içimden. Yapmayalım arkadaşlar. Daha sezon başında KP’nin açıklamalarını hatırlıyorum. Bu adam bir O’Neal ya da Bill Russell olamaz dedi. Tamam kolej ya da lise performansıyla çok fazla beklenti içine sokmuş olabilir insanları. Ama basketboldan anlayan insanların bu adamdan NBA tarihinin en iyi 5 pivotundan biri olmasını beklemelerini anlayamam. NCAA de bir sezon oynayıp NBA‘e gelen ve geldiği gibi çok ağır bir diz sakatlığı geçiren 20 yaşındaki bir pivottan bahsediyoruz. Öğrenme hızı ve gelişme yeteneğini zamanla algılayabiliriz. Durant ile yapılan kıyaslamalara rastlıyorum bazen. Evet, aradığımız skorer 3 numara Durant olabilirdi. Ama Blazers’da olsa bu rakamlarını yakalayamazdı, bu kadar top kullanamazdı. Oden, Thunder’da olsa bu rakamlarının yaklaşık iki katını yakalardı. Oden bugüne kadar oynadığı maçlarda ortalama sadece 6 top kullanıyor. Bunun için koçu ve diğer oyuncuları da eleştirmek gerekiyor. Bu konuyu da önceki yazıda ele aldık zaten. İşin özeti, ben Oden’in zamanla istenen seviyeye geleceğine inanıyorum.

Takımın geri kalanına bakacak olursak;
- Roy bazı maçlarda kaybolsa da yine takımı sürüklemeye devam ediyor.
- LMA belirli bir istikrarı yakalamış durumda ama ben hala daha fazla çember altında oynamasını bekliyorum .
- Rudy de arada sırada kayboluyor ve çok silik görünüyor, bu da beni hayal kırıklığına uğratıyor, ısrarla daha fazla sorumluluk alması gerektiğini düşünüyorum.
- Joel kendinden bekleneni istikrarlı bir şekilde vermeye çalışıyor.
- Outlaw son günlerde çok iyi oynuyor, Ahmet’den bile aferin aldı geçen akşam daha ne olsun.
- Bayless, Blake sakatlanınca forma şansı buldu ve onu oynatmasını isteyenlerin ne kadar haklı olduğunu Nate‘e gösterdi. İlerde hayran kitlesi olacağına inandığım bir arkadaş.
- Sergio da iyi maçlar çıkartıyor ama istikrar istiyoruz ondan da.

Takas söylentileri

Son günlerde Amare başta olmak üzere, bazı oyuncuların Blazers kadrosuna katılabileceği konuşuluyor. Amare elbette büyük bir yıldız. Ama Blazers yapısının aradığı adam mı bu sorunun cevabını iyi irdelemesi lazım KP’nin. (Editörün Notu: Yukarıda Aldridge’den istediğinizi yerine getirebilecek en iyi adam en azından) Tamam heyecan verici bir isim ama bana sanki istediğimiz parça değilmiş gibi geliyor. Özellikle de LMA ve Bayless i vermek beni mutsuz edecektir. LaFrentz,Outlaw ve Sergio’yu verip alabileceksek daha güzel olur ama onun da olabileceğini pek sanmıyorum.

Bir diğer adı geçen oyuncu olan Jefferson‘a da sıcak bakmıyorum açıkçası. Martell benim çok sevdiğim bir oyuncu. Tamam kötü bir sakatlık döneminde ve takımda olmaması onun değerini düşürüyor olabilir ama ben RJ nin alınıp uzun dönemde Martell’in önünün kapatılmasını mantıklı bulmuyorum. Hinrich ismi de beni çok heyecanlandırmıyor. Kevin sezon ortasında takas yapmayı sevmez, umarım bu özelliğini sürdürür. Elbette kalbur üstü bir oyun kurucu yada Hedo gibi bir 3 numara alacaksa ellerinden öperiz takımın bu takviyelere ihtiyacı var ama konuşulanların ihtiyaçları karşılayacağı konusunda kararsızım.

Son olarak yıldızımız, torpilli All-Star, Roy’a haftasonu yapılacak olan şovda başarılar diliyorum. Herkes kendine iyi baksın. Play-off başlamadan önce görüşmek ümidiyle.