VAR MISIN YOK MUSUN?

ediz.ay@batug.org
yavuz@batug.org

15 Mayıs 2009, Cuma

 

Malezya’dan sonra Çin’de de yağmur vardı. Ancak neyse ki yarışın yapılmasına engel olacak boyutta değildi. Bahreyn’de ise yarışın geneli için bu sezonki en sakin, sıkıcı yarış oldu diyebiliriz. Nakajima 50. turda yarışa veda etmese tüm araçların tamamladığı bir yarış olacaktı. McLaren daha toparlanmış gözüktü 29 Nisan’da çıkacak karar bu yükselişe balta vurabilirdi ama çok ucuz bir ceza ile atlattılar. Ferrari kayıpları oynamaya ve hiç alışık olmadığımız hatalar yapmaya devam ediyorlar. Kimi ile senenin ilk puanlarını aldılar. Sezon Avrupa’ya dönerken tekerlekler daha da ısındı. Başa oynamalarına alıştığımız takımlar için “bu yarışta bizde varız” demeleri gereken bölüme geldik. Ancak Avrupa'da da değişen bir şey olmadı. Hatta daha toparlanmış dediğimiz McLaren, diğer takımların yeniliklerinden sonra daha da geriye gitmiş gözüktü. Ferrari pit ekibi bu seneki şovlarına bir yenilerini daha ekledi! Brawn GP'ler almış başını gitmekte. Onları sadece tehdit edebilecek tek takım Red Bull gibi gözükmekte.

Ediz A – Tadı yarıda kalan Malezya GP’sinden sonra Çin’deki yağmur “yine mi?” diye düşündürdü. Güvenlik aracının eşliğindeki başlangıç bizi start keyfinden ne yazık ki mahrum bıraktı. Ama tabi bu şartlar altındaki start kötü sonuçlar verebilirdi. Çin’de iyiden iyiye eskiden orta sıralar için mücadele etmelerine alıştığımız takımlar ağırlığını koymaya başladı. Brawn GP’nin ardından Red Bull’da atağa kalktı. Red Bull’ların da inanılmaz bir çıkışı söz konusu. Çin’de duble yaptılar. Stratejilerin rol oynadığı bir yarış oldu.

Tabi Vettel için geçerli değil bu. Yarışı baştan sona önde götürdü. Sutil yine ne yazık ki puana bu kadar yaklaşmışken yarış dışı kalması kötü oldu. Buemi’nin performansı da gayet iyidi. Yani genele bakacak olursak Formula1’in güç dengesi tamamen tersine dönmüş durumda. Her geçen yarış bu daha da belli ediyor kendini. Her yarış öncesi favori takımlarında işin içine gireceği beklentisi yerini yine hayal kırıklığına bırakıyor. McLaren biraz daha toparlanmış görünüyor ancak Ferrari için işler hiç de iyi gitmiyor. Aracın dayanıklılık sorunları olduğu muhakkak bununla birlikte pilotlarının bireysel performanslarında da düşüş gözlemliyorum. Vettel’in Ferrari koltuklarından birine aday olacağı dedikodusu bu galibiyetle daha da gündeme gelecektir.

Brawn GP’ler müthiş işler çıkarıyorlar. Yarış performanslarının yanında harika pit stop stratejileri var ve bu da onları hep üst sıralarda tutmakta. Ferrari’lerin stratejisindeki gerilemenin nedeni Ross Brawn olduğu açıkça görülmekte. Senin pencerenden Çin yarışı nasıl geçti?

Yavuz A – Yağmurun da etkisiyle olsa gerek bence yine güzel bir yarış izledik. Tüm takımlar yarışa yağmur lastikleriyle başladılar. Red Bull dediğin gibi bu sezona çok iyi başladı. KERS ve çift katmanlı difüzör olmadan yarış kazanmakla kalmayıp duble yaptılar. Onlardan bahsetmeden kısaca aklımda kaldığı kadarıyla diğerlerinden bahsedeyim.

Buemi sezona benim beklediğimden çok iyi başladı. Çaylak olmasına rağmen hem sıralamalarda iyi gidiyor hem de yarışta güzel performanslar sergiliyor. Yarışta da Vettel’e çarptı ama bu kaza ikisini de etkilemedi, demek ki kardeş takımların kazası bile zararsız oluyor.

Ferrari’ler kötü başladı ama Massa elektrik arızası yaşamasaydı podyuma çıkabilirdi. Bu tür yarışlarda kaybedilen puanları ilerde çok arayacaklardır. Malezya’dan sonra “Ferrari böylece 1992’den beri ilk kez ilk 2 yarışı puansız tamamlamış oldu” diye not düşmüştüm. Bu yarıştan sonra Ferrari kendi rekorunu geliştirmeye başardı ve 1981’den beri ilk 3 yarışı ilk kez puansız kapatarak en kötü başlangıçlardan birini yaptı.

Alonso bu yarışta yeni parçalara sahip bir araç ve geliştirilmiş bir difüzörle yarıştı. Sıralamalarda çok iyiydi ama erken pite girince sıralamadaki tüm avantajı kayboldu. Onun için yarış erken bitti.

Hamilton çok zorlayıp güzel geçişler izletti ama bu yarışta çok fazla hata yapıp 2 kez spin atınca bu sezon belki de bir daha göremeyeceği podyumu kaçırmış oldu. Kovalainen, McLaren’deki sınırlı sayıda olan iyi yarışlardan birini çıkardı, 12. sırada başladığı yarışı takım arkadaşının önünde 5. bitirdi.

BMW yarıştan önce bu yarıştan bir beklentilerinin olmadığını söylemişti. Dedikleri gibi de oldu.

Sutil’in kazasına bir F1 sever olarak epey üzüldüm. Force India bir kez daha puan almaya çok yaklaşmışken bu fırsatı kaçırdı ama bu sefer hata kendisindeydi. Yarış dışı kaldığından üzülmeyen seyirci yoktur herhalde.

Toyota’da Trulli yarış dışı kaldı, Glock da bir kez daha puan aldı ama benim bahsetmek istediğim şey farklı. Toyota bu yarışta adeta bir teknoloji şovu yaptı. Çift katmanlı difüzörü geliştirip 3 katmanlı difüzörle yarıştılar ve pit-stopta ön kanadı değiştirmek için geleneksel metod yerine daha farklı bir yöntem denediler.

Brawn GP’ler kendileri için çok değerli puanlar almaya devam ettiler ama bu yarışta Red Bull’un hızına yetişemediler. Red Bull’lar haklı bir duble yaptılar. Yarış boyunca çok hızlıydılar ve neredeyse hatasız gittiler. Webber’in Button’ı geçişi çok güzeldi. Vettel ise bir kez daha geleceğin dünya şampiyonu olacağının sinyallerini verdi. Yarış sırasında Button’ın pit’e girmesini beklemeden, kendisi pit’ten çıktıktan sonra onu tekrar geçerek adeta şov yaparak 1.oldu. Halbuki Button’ı geçmek yerine pite girmesini bekleyip daha sonra risksiz bir şekilde öne geçebilirdi (ki mevcut kurallar ve puanlamanın risk almayı değersiz kılması bu geçişi daha da önemli yapıyor). Dediğin gibi ben de Vettel’i büyük takımlarda görmek isterim ama Red Bull'un sahibi Dietrich Mateschitz geçen haftalarda Vettel’in satılık olmadığını açıklamıştı ki kendisi adından da anlaşılabileceği gibi kendisi serveti milyar dolar’larla ifade edilen gayet zengin biri. Bu yüzden takım iyi gittikçe Vettel’i takımda tutmaları zor olmaz.

Ediz A – Bu sene çok farklı bir sezon, son yarıştan artık bu iyice kendini belli etti artık. Düşüş yaşayan takımların ki bunların da favori takımlar olması şu anda ön plana çıkan isimlerle anılması normal ancak ben Vettel'in Ferrari'ye, McLaren'e gitmesini pek istemem. Formula1, diğer spor alanlarındaki transferlerden çok bambaşka. Şu anda gridin en iyi araçları senin belirttiğin gibi. Bu takımlar bu kadar iyiyken ve Ferrari, McLaren bu kadar kötü iken neden onu tercih edeyim. Burada, o sürücüyü bulmuş, ona göre yatırım yapmış, ona güvenmiş takımlara yazık olduğu kanaatindeyim. Ayrıca bu formül her zaman tutmayabilir. Formula'da başarılı olabilmek için birden çok etkenin iyi olmasına ihtiyacınız var. Her ne kadar şampiyonluğu Ferrari'de yaşamış olmasına rağmen Kimi-Ferrari birlikteliğinin çok iyi sonuç vermediğini düşünüyorum. Kimi, McLaren yıllarında çok hızlı idi. Tabi bu hızlılığını olumlu bir sonuca dönüştüremedi ayrı konu. Ancak temel olarak anlatmak istediğimi doğruluyor. Neyse konudan çok uzaklaştım ben. Yarışa geri dönelim tekrar.

Yavuz A – Bahreyn GP’sine geçmeden ben de Kimi’nin Ferrari’deki kariyerinin büyük hayal kırıklığı yarattığımı belirtmek istiyorum. Şampiyonluktan sonraki performansı vasatı geçemedi.

İlk 3 yarış sonunda Brawn GP, Red Bull ve Toyota rakiplerinden çok daha hızlı gözüktüler. 4. yarış olan Bahreyn’e de takımların çok fazla geliştirme yapmadan gelmesi beklendiğinden, ön sıralar için favoriler yine aynı takımlardı. Diğer yarışlara göre sıkıcı bir yarış izledik. Sıralamalardaki en önemli veri tüm takımlar arasındaki farkın önceki yıllara göre çok yakın olmasıydı. Sıralamanın ilk seansında en iyi ve en kötü araç arasındaki fark sadece 1,4 sn’ydi. Bu da orta sıralardaki mücadelenin sertliğini ve ufak detayların takımlar için her zamankinden çok daha önemli olduğunu gösteriyor.

Toyota’lar sürpriz yaparak sıralamada ilk 2 sırayı elde ettiler ama daha sonra açıklanan verilerde beklenildiği gibi araçlarının daha hafif olduğu ortaya çıktı. Bahreyn’deki yarışın ilk turları zevkli geçti ama Toyota’lar erken pite girip, diğer takımların aksine sert lastiklere geçince yarışın sonu belli olmuş oldu. Button yine hatasız bir yarış çıkarınca çok fazla zorlanmadan 1. oldu. Button ilk turlarda Hamilton’u erken geçip avantaj sağlayınca takımın da doğru taktiğiyle 3. yarışı kazandı. McLaren rakiplerinin aksine Avrupa yarışından önce araçlarını geliştirmeye başladı ve bu yarışta Hamilton’la birlikte 4. oldu ama yine de ön sıralarda yer almak için çok yavaşlar. BMW ise büyük hayal kırıklığı yaratmaya devam etti. McLaren ve Ferrari’nin son yarışa kadar 2008 yılı için büyük yatırım yapıp son ana kadar geliştirme çalışması yaptıklarını biliyoruz ama önünde çok daha geniş bir zaman olan BMW bu yıla berbat başladı, öyle de devam ediyor. Bu yarışta son 2 sırayı aldılar. Ferrari ile Kimi ile ilk puanlarını alıp F1 tarihindeki en kötü sezon başlangıcını yapmaktan kurtuldu. Yarıştan sonra öğrendiğimize göre Alonso, kaskındaki su hortumu çalışmayınca aşırı miktarda sıvı kaybedip yarıştan sonra bayılma tehlikesi yaşamasına rağmen puan kazanmasını bildi.

Güvenlik aracı ve yağmura alıştığımız bir sezonda, sıcak havada yapılan ve 19 pilotun tamamladığı yarışı sen nasıl buldun?

Ediz A – Bahreyn, senin de belirttiğin gibi bu senenin seyri en sıkıcı yarışıydı. Toyota'lar Red Bull ve Brawn'lar kadar iyi araca sahip olabilirler ama henüz bunun olumlu sonuçlarını tam alamadılar. Toyota’lar taktik yönünden daha kendilerini geliştirmeleri lazım. İlk iki sırada başladıkları yarıştan kötü bir derece ile ayrıldılar. Brawn GP'ler bu seneyi domine edecekler gibi. Dayanıklılık konusunda pek bir sıkıntıları var gibi görünmüyor. Bitirdikleri her yarışta puan alacaklardır hatta podyum dışı pek kalmayabilirler. McLaren ve Ferrari'den bahsetmek gereksiz artık. Bence şimdiden 2010'un aracı için çalışmalara başlasınlar. Fakat bir 2010 belirsizliği de var. Bunun nedenlerinden ve ayrıntılarından bahsedelim biraz da.

Yavuz A- Takımların 2010 yılında F1’de yarışmak için imzalamaları gereken anlaşmanın süresi 29 Mayıs’da doluyor. Aslında mevcut tüm takımlar yarışmaya devam etmek isteyeceklerdir ama FIA’nın geçtiğimiz günlerde açıkladığı 2010 kuralları doğal olarak büyük tartışmalara neden oldu. Yeni kurala göre F1’de takımlara 2 seçenek sunulacak. İsteyen 40 milyon £ bütçe limitini seçip çok daha gelişmiş ve neredeyse sınırsız teknik avantajlara sahip olabilecek, bu bütçe limitini kabul etmeyenler ise farklı teknik özelliklere sahip araçlarla yarışacak. Bunu kontrol etmenin zorluğuna rağmen, bütçe limitinin olması F1’in geleceği için kabul edilebilir bir şey ama yeni kuralların fazla tartışılmadan sunulması, 2010 yılı için son başvuru tarihinin çok yakın olması, büyük bütçeli takımlar için limitin aşırı derecede az olması ve daha da önemlisi aynı seri içerisinde 2 farklı özelliklere sahip araçların yer alması takımları haklı olarak isyan ettirdi. (Kuralların detaylıca okumak isteyenler bu linklere göz atabilirler:
http://www.formula1.com/news/headlines/2009/4/9290.html
http://www.fia.com/en-GB/sport/regulations/Pages/FIAFormulaOneWorldChampionship.aspx

Bunun üzerine FOTA, FIA’yı acil bir toplantıya çağırdı ve takımlar birer birer FIA’ya rest çekmeye başladı. Red Bull, Toyota, Renault, BMW ve Ferrari çok açık bir şekilde mevcut kurallarla 2010’a başvuru yapmayacaklarını söylediler.

FIA’nın yapmaya çalıştığı şeyi anlıyorum ama bu aşamada takımlara fazlasıyla hak veriyorum. Bu aşamada FIA’nın takımlara yaptığı baskı ve bu uygulamayı ertelememesi, en çok yarış kazananın şampiyon olması gibi saçma bir fikir. Takımların oldukça kararlı olduğunu göz önüne alırsak FOTA ve Bernie Ecclestone’a gerek kalmadan FIA’nın geri adım adacağını düşünüyorum. Tek başına Ferrari’nin bile yarışmayı bırakmasının F1 ve FIA’yı ne kadar zor bir durumda bırakacağını hepimiz biliyoruz. Diğer takımlardan da destek gelince FIA’nın restine daha sert ve etkili bir cevap gelmiş oldu. FIA’nın F1’i, Bernie Ecclestone’la birlikte kendi oyun alanları haline gelmesini önlemek için takımların yaptığı bu çıkış çok önemli bence. Böyle büyük değişikliklerden önce mutlaka takımların fikirlerinin dikkate alınması gerektiğine inanıyorum.

Ediz A – Ferrari'siz bir formula. Kulağa pek hoş gelmiyor. Dünya üzerindeki en pahalı spor, hali ile harcamaları, masrafları çok. Siz bunu kalkıp bir miktar ile sınırlandırmaya kalkınca ister istemez restleşmelerde kaçınılmaz oluyor. Her şeyden önce benim verdiğim miktar bu; bunu kabul edenlere ayrıcalık, etmeyenlere imkanları kısıtlama mantalitesi, “Ya benim dediğime uyarsınız, ya da burnunuz sürtülür” düşüncesinden başka bir şey değil ve takımları buna zorlayan bir düşünce. Ferrari bu duruma karşı restini çekti. Diğer takımlar aynı şekilde özellikle McLaren, Renault gibi takımlarda tepki verirlerse Formula yeni bir kaosun içinde bulabilir kendini. Düşünülen yeni sistem iyidir, kötüdür tartışılır ancak her yeni sezon için bu kadar oynama yapmak daha önceleri de belirttiğim gibi işin tadını kaçırmakta. Seneye yakıt ikmalinin olmayacak olması yine tüm ayarları, taktikleri değiştirecek bir değişiklik. Belki daha zevkli bir hale getirecek yarışları. Sık sık yolda kalan takımlar göreceğiz mesela.

Son yarışta görmeye başladık mesela. McLaren spor ahlakı konusunda ne kadar rezil bir sezon geçiriyorsa, Ferrari'de taktik açıdan bir o kadar kötü bir sezon geçiriyor. Sıralama turlarında Massa ile yaptıkları hatadan hiç ders almamışlar gibi aynısını Kimi ile tekrarladılar. O kadar kabul edilemez bir durum ki ama bundan daha vahimi yarış esnasında geldi. Son turlara girilirken Massa'nın finişe yetecek kadar benzini olmadığı ortaya çıktı ve bu durum Ferrari'ye iki sıra kaybetmesine mal oldu. Ancak böylesi bir hata ile anılmak, iki sıra kaybetmekten daha acı olsa gerek. Sen ne dersin Yavuz?

Yavuz A – Öncelikle bu güzel soruyu sorup, bana Ferrari teknik heyetine sövme şansını verdiğin için sana teşekkür ediyorum. İspanya GP’sinde hayatımda ilk defa bir pilota telsizden “fazla benzin yakıyorsun, gaza basma, yokuşlarda boşa at araba daha az yaksın veya en iyisi düşük devirde kullan bırak herkes geçsin seni” denildiğini duydum. Bu hatayı çok eleştirecektim ama yarış sonunda Stefano Domenicali her iki pit-stop’ta da henüz bilinmeyen bir sorundan dolayı Massa’nın aracının deposuna yeterli benzinin gitmediğini söyledi. Ayrıca Massa’nın aracının beklenenden çok yakıt tükettiğini, bunu araştıracaklarını söyledi.

Bu hatayı, sezona kötü başlama, yarıştaki yanlış seçimler ve dayanıklılık sorunlarını bir kenara koyarsak bile sıralamada yapılan benzer hataların savunulmasına imkan yok. Malezya’da Massa’nın başına gelen hatanın aynısı, İspanya’da Kimi’nin de başına geldi. Takım ilk seansın ortasındaki turu yeterli görünce diğer seanslar için lastik tasarrufu yapıp, pilotları seansın sonunda piste çıkarmadı. 2 farklı piste yapılan aynı 2 hata sonucunda pilotlar yarışa 16. sıradan başlamak zorunda kaldılar.

Bu sezon McLaren’in de kaderi pek farklı gözükmüyor. Onlar da sezona kötü başlamakla kalmayıp, başlarını yine FIA’yla derde soktular. Bence bir veya birden çok yarıştan men edilme cezasını hak etmelerine rağmen yalan skandalından çok hafif bir cezayla kurtuldular. FIA’nın yaptırımı için sen ne diyorsun?

Ediz A – Ben hatırı sayılır bir ceza çıkmasını bekliyordum. Böyle de olmalıydı. Ama ceza süreci çok uzatıldı. Olayın üstünden 1 ay geçmiş anca karar çıkıyor. Bu arada McLaren tarafı iyi çocuk rollerini oynuyor. Hamilton basın karşısında herkesten özür diliyor, 25 yıllık McLaren'de Dave Ryan işten atılıyor, Martin Whitmarsh iyi niyet mektupları yazıyor, Ron Dennis takımdan ayrılıyor (gerçi bu planlanmış bir hareketti bunu bu olayların dışında saymalıyız). Süreç bu kadar uzatılınca McLaren iyi görünebilmek adına her şeyi yapıyor. Bu oyuna da gelindi maalesef. Biraz da reyting kaygısının da payı olduğunu düşünüyorum. Çünkü beklenilen McLaren'in takımlar şampiyonasından diskalifiye edilmesi, Hamilton'ın birkaç yarış ceza alması yönündeydi. Çıkan karar; 3 yarıştan men cezası verildi, 1 yıl içinde ancak aynı tarz ihlal yaparsa. Çok ucuz yırttı hem de çok. Gerçi bu sezon onlar için ızdırap yılı olacak. Ancak her ne olursa olsun bu davranış cezasız kalmamalıydı.

Yavuz A - Yazı çok uzadı. Artık istersen İspanya GP’sine geçelim. Bu yarışta BMW ve Ferrari’lerin araçlarını gözle görülür bir şekilde geliştirip, atağa geçtiklerini gördük (bu arada BMW, İstanbul GP’sinde geliştirilmiş bir KERS sistemiyle yarışacağını açıkladı). Hemen hemen tüm takımların İspanya GP’si için büyük geliştirmeler yapıp, yeniliklerle buraya gelmelerine rağmen öndeki isimler aynı kaldı. Yine Button ve Brawn GP üstünlüğüyle geçen bir yarış oldu. Bu arada Rubens Barrichello’nun son set lastiğiyle attığı kötü turlar sayesinde bu yarış sonunda gelen soruları Ross Brawn iyi savuşturdu ama Brawn GP’deki ilk huzursuzluk da yaşanmış oldu bu yarış sonunda. 2000’li yıllardan sonra F1’i takip etmeye başlayanların da Williams’ın değerini daha iyi anlaması için, bu takımın diğer takımlar atağa geçmeden bir şeyler yapmasını isterdim ama bu yarış sonunda da onlar da ön sıralara yaklaşamayınca sezonun hayal kırıklıkları arasında yerlerini aldılar. Açıklamalarıyla takımdan ayrılacağının sinyallerini veren Rosberg’i bu sebeple seneye farklı bir takımda göreceğimizi düşünüyorum.

Ediz A – Heyecan Avrupa'ya döndüğünde ortaya çıkan sonuçta gördük ki herşey aynı, bildiğimiz gibi. Brawn'lar çok hızlı, Red Bull'lar rekabetçi, Toyota'lar şansız, Renault'lar aynı yerdeler, McLaren'ler bir var bir yoklar, Ferrari'ler de şova devam ediyor.

Sezon'un Avrupa'ya geçişi ile esas sezon startı olarak kabul edilen İspanya bu sene bize pek de öyle olmadığını gösterdi.

Button'ın sıralama turlarındaki son dakika basketine benzer ilk sırayı alışı aslında yarışı domine edeceğinin habercisiydi aslında. Startla beraber yerini kaybetse de iki pit-stop stratejisi ile yarıştan galip gelmesini bildi. Red Bull'lar bu yarışta ön tarafa biraz uzak kaldılar. Ancak Brawn'ların hemen arkasında yer almayı da bildiler. Gerçi 4.sıra Ferrari ekibini ikramı oldu. Massa bu kadar iyi geçirdiği bir hafta sonunda pek hatırlamak istemeyeceği bir sonla ayrıldı. Ferrari bu sezonki saçmalıkları ve hayal kırıklıklarını Formula'dan çekilme tehdidiyle örtbas etmek istiyor gibi. Ferrari ile çok uğraştım. 'Gülme komşuna gelir başına' demişler.

Yavuz A - Ferrari’yi bütçe olayında haklı görüyorum ama takımın bu yıl hayal kırıklığı yarattığı açık. Henüz her şey için erken ama çift katmanlı difüzör ve KERS olmadan bu kadar hızlı olan Red Bull ve sezona çok iyi başlayıp düşük bütçesine rağmen İspanya’ya aracını geliştirip aradaki farkın bu kadar çabuk kazanmasına izin vermeyecek olan Brawn GP gibi takımlar, olağanüstü dayanıklı araçlarla sezon boyunca bu hızlarına koruyamasalar bile söylediğin gibi dayanıklılıkları sayesinde istikrarlı bir şekilde puan almaya devam edeceklerdir (önümüzdeki yarışlarda bu oranlar doğal olarak düşecektir ama şu ana kadar atılan turlara bakarsak Brawn’ın dayanıklılığı %100, Red Bull’unki ise %99,3). Bu yüzden 2010 yılı kuralları kesinlik kazanınca büyük bütçeli takımların bir an önce 2010’a ağırlık vermeleri daha doğru ve mantıklı bir tercih olabilir.

Ediz A - Bir sonraki yarış her sene en çok beklenilen, en çok ilgi gören yarış Monako ve ardında da Türkiye'deyiz. Bu iki yarışı ve olası önemli gelişmeleri değerlendireceğimiz bir sonraki yazımızda buluşmak dileğiyle…

foto: formula1.com