RE-BIRTH...

 

g_mentes@hotmail.com
28 Ekim 2008, Salı

En son 04 Aralık 2006’da yazmışım bu sayfalarda, neredeyse iki yıl geçmiş üzerinden… Bu iki senede hem kendi adıma hem de takım adına çok şey değişti tabi. Kendimden bahsedersem takım yazısı olmaktan çıkacak, yaz yaz bitmez. Bu yüzden direk takıma geçiyorum.
 


Son yazımda takımın düzlüğe nasıl çıkabileceğinden bahsetmiştim. Chris Webber ve Allen Iverson’ın (en azından birinin) gitmesi ve yeniden yapılanmaya girmemiz gerektiğini belirtmiştim. İşte siz bu sayfalarda Sixers yazısı okuyamadığınız bu iki sene içinde hem Webber’dan hem de Iverson’dan kurtulduk. C-Webb, kontratı satın alınarak serbest bırakıldı. Iverson ise Denver’ın yolunu tutarken en azından Andre Miller gibi takımın gelişimde söz sahibi olacak birini aldık. Andre Iguodala, Iverson’ın gidişiyle birlikte takımın en önemli oyuncusu haline geldi. 2007 draftında gelecek vadeden Thaddeus Young’u seçtik. Iverson olmadan geçen ilk tam sezonda playoff’a kapak attık ve Detroit’i biraz olsun zorladık (bana göre tabii ki). Çok hızlı geçtiğimin farkındayım ama flashback tadında görüntüler sunamayacağımdan ve sıkılacağınızdan dolayı hemen bu yaz sezonuna geçiyorum.

Yaptığı saçma sapan hamlelerle takımın elini kolunu bağlayan Billy King, 2007 yılının sonlarına doğru koltuğunu o dönemde New Jersey Nets’in Genel Menajerliğini yapan öz Philadelphialı Ed Stefanski’ye bıraktı. Gelir gelmez yaptığı en önemli hamle hiç kuşkusuz sezon ortasında Kyle Korver’ı Utah Jazz’e gönderip yerine kontratı sezon sonunda bitecek olan Gordon Giricek’i almak oldu. Yaptığı hamle doğrultusunda yaz döneminde serbest kalacak olan oyunculara sulanacağımız belli olmuştu zaten. İhtiyaç gereği 4 numaralarla ilgileniyorduk ve isimleri en çok geçen oyuncular Atlanta Hawks’ın atletik uzunu Josh Smith ile L.A. Clippers’ta sezonu sakatlığı sebebiyle son sekiz maç hariç oynamadan geçiren Elton Brand’di. Ben ise, daha sezon bitmeden, playofflar boyunca chat ortamlarında Brand’i dilimden düşürmüyordum.

İlk görüştüğümüz isim Josh Smith oldu. Hatta şehre gelip salonu ve tesisleri bile gezdi. İsminin yazılı olduğu bir forma soyunma odasına konuldu vs… Neyse ki korktuğum olmadı ve milyon dolarları Josh Smith’e bayılmadık. Atletik yapısıyla kadroya ve oyun sistemine uyacak olsa da takım bir adım yukarıya taşıyacak bir oyuncu değildi Smith. Bizi Doğu’nun ve belki de ligin en önemli takımlarından biri haline getirecek olan oyuncu hiç kuşkusuz Elton Brand idi ve Stefanski ne yapıp ettiyse Brand’i Philadelphia’ya getirmeyi başardı. Iguodala, yaklaşık 80 milyon dolarlık kontratın altına imza attı. Louis Williams da rakiplere kaptırılmadı.

Ne oldu, nasıl oldu, kim ne kadar aldı? Bunlara girmiyorum. Sezon öncesi en azından kendi adıma da yeni bir başlangıç yapıyorum. Uzun zamandır takım hakkında yazmayınca toparlaması zor oluyormuş gerçekten… Lig başlamadan önce en azından beklentilerimi yazmak istiyorum.
 


Öncelikle, Elton Brand’in takıma gelmesiyle takımdaki önemli eksiklik olan yarı saha hücumunda artık sıkıntı çekmeyeceğiz. Zaten transition hücum, takımın en önemli silahıydı. Andre Miller’ın komutasında kanatlarda Iguodala ve Young ve koşan uzunlar Dalembert ve Brand ile bu sezon da önemli olacak takım için. Alçak post oyunu takımdaki hücum zenginliğini arttıracak. Açıkçası NBA 2K8’de bile Brand’i alıp oynamak inanılmaz rahatlık, Brand’in olmadığı kadroyla oynadıktan sonra…

Hücum varyasyonları eyvallah, peki savunma? Iguodala zaten takımda kendisini öncelikle savunmayla kanıtlamış bir oyuncu. Her ne kadar artık hücumda sorumlukları olsa da savunma anlamında güvenilecek bir isim. Takım geçen sezon en iyi altıncı savunma takımıydı. Brand’in oynadığı son 2 tam sezonda da Clippers ilk 10 içerisindeydi. Ribaundlarda da geçtiğimiz sezon beşinci sırada yer aldık ve yine Brand’in tam olarak oynadığı son iki sezonda Clippers en iyi 10 içerisindeydi. Neresinden bakarsak bakalım, ister hücum olsun ister savunma, Brand aradığımız ve istediğimiz bir parçaydı ve bana kalırsa bu parça “cuk” diye oturdu. Tabi ki her şey sahada bitiyor, biz böyle konuşuyoruz da…

Brand’in oyuna kattıkları dışında yaptığı saha dışı katkı da önemli oldu yaz aylarında. Kontrat imzalandıktan sonra serbest kalan oyuncuların birçoğu için cazip bir takım haline geldik ve zaten offseason’da takıma kattığımız tüm oyuncular da verdikleri demeçlerde bunları belirtti. Royal Ivey de, Kareem Rush da, Donyell Marshall da, Theo Ratliff de… 4 oyuncu da Elton Brand’in imzalamasından sonra karar vermekte zorlanmadıklarını ve teklifleri kabul ettiklerini vurguladılar. Zaten şampiyonluğa giderken en önemli hamlelerden biri de kritik dönemlerde veteran oyuncuları kadroya katmak oldu. Brand takımda olduğu ve takım da başarılı olduğu sürece kadroya güzel parçalar ekleyebileceğiz.

Thaddeus Young’dan bahsedelim biraz da… 2007 NBA draft’ında 12. sıradan seçildi 88 doğumlu genç yetenek. Henüz lise yıllarında adını duyuran Young, NCAA’de bir sezon geçirdikten sonra NBA’in yolunu tuttu. Özellikle ligin son maçlarında takımda yer bulmaya başladı ve son 38 maçın 22’sinde ilk beşte yer alarak artık teknik kadronun güvenini kazandığını belli etti. Zaten geçen sezon gösterdiği performans ile bu sezon üç numarada oynayacağı hemen hemen belliydi ve tüm hazırlık maçlarında takımın ilk 5’inde yer aldı. Geçtiğimiz sezona göre top hâkimiyeti ve dış şutunu oldukça geliştirmiş durumda. Bunun dışında zaten atletik yapısıyla hızlı hücumda en önemli silahlarımızdan biri.

Louis Williams ile de 5 yıllık sözleşme yaparak takımda kalmasını sağladık. Williams, lige geldiği ilk sezondan itibaren kendini devamlı geliştirdi. Yaz liglerinde inanılmaz performanslar sergiledi. Gelişme süreci devam ederken de yavaş yavaş takıma monte edildi. Geçtiğimiz sezon kenardan gelerek skor anlamında takıma büyük katkı sağladı. Hızı sayesinde potaya çabuk yönelip kolay sayılar bulabilen bir oyuncu. Yazın izlediğim maçlarda da şutunu geliştirdiğini gördüm. Bu sezon benim 6. adam ödülüne adayım Williams. O’nun göstereceği katkı, bu sezon kontratının son senesinde olan Andre Miller’ın da akıbetini belirleyecek büyük ihtimalle. Bense, hazır Miller’ın da gönlü varken takımda tutulması taraftarıyım. Önümüzdeki yazılarda daha fazla açarım bu konuyu, biz devam edelim.

2008 draft’ında 16. sıradan Marreese Speights’i seçtik. Atletik bir yapısı olan Speights uzun kollara sahip, uzun boyuna rağmen oldukça hareketli. Orta mesafe şutu -geliştireceğini de düşünürsek- gayet iyi. Savunmada çaylak olmanın verdiği gazla da oldukça gayretli. Bu sezon Brand ve Dalembert’in arkasında önünde Ratliff, Marshall ve Evans olmasına rağmen yine de süre bulacağı düşüncesindeyim. Bu çocuk şimdiden benim gözüme girdi.
 


Igoudala’ya verdiğimiz kontratı da artık bir sonraki yazıda irdeleriz. Bakalım imzaladığı 80 milyon dolarlık kontrat kendisinden neler götürecek ya da neler katacak? Takımın geçtiğimiz sezon gösterdiği beklenmedik performans ve sonrasında gelen Brand hamlesi ile bir anda dikkatleri üzerine çekmesi ve Doğu’da Celtics’e kafa tutacak takımlar arasında gösterilmesi tabii ki güzel bir duygu. Ben her ne kadar 2008/09 tahminlerinde duygusal olarak finale çıkacağımızı beyan etsem de henüz çok erken… Yeni sezon hayırlı olsun, arayı fazla açmayalım, haydi eyvallah…