Mikro
Dalga

Gökhan ÖZŞAHİN
  NBA'siz NBA Stüdyo!

Kronolojiyi tam hatırlamıyorum, yanlışsam düzeltin. Önce Prömiyer Lig gitti. Basketbola aşık insanlar da olsak, "Ay lav diz geym" de desek, futbol izliyoruz. Futbol izleyip de Premiership'i sevmeyen pek yoktur, varsa da o tür adamdan pek haz etmem. Her neyse, yayın kalitesi açısından bu değişimin (tv 8) pek faydasını göremedik, hatta değişen spikerlere uyuz olduk bazen. Saçma bir kural yüzünden sezonun en zevkli maçlarından ya mahrum bırakıldık, ya da banttan izlemek zorunda kaldık. Sevgili NTV bu sezon Premier'i göstermeye tenezzül etmezken, birçoğumuzun umursamadığı, hatta benim gibi bir çok insanın da nefret ettiği Bundesliga yayınlarına ağırlık verdi. Adım Hans değil, Alman futboluna da futbol topu gördüğüm günden beri alışamadım.

Konuya dönelim;

Aklımız bu değişikliklerle karışmışken, NBA Stüdyo'nun format değişiminden, daha doğrusu 'dynamic duo'nun ‘trio'ya dönmesinden ilk başta hoşlanmıştık. Sonuç olarak bu bir değişimdi ve değişimlere en açık insanlar olduğumuzu düşünüyoruz. (İnanın, zamanla Alim'i bile sevebiliyor insan, yaşamayan bilemez!) Bu 'format' değişikliğinin bir süre sonra bir 'kalıp' haline geleceğini tahmin etmiyorduk. Ben etmiyordum en azından.

Dörtte biri Hido-Memo

Detroit Pistons'da oynarken bile hakkında fazla konuşulmasından, durumuna kafa yorulmasından hoşlanmadığım Mehmet Okur'un, bir zamanlar simitçi olduğu hatta simitçi rolünde MİT ajanı olduğu hakkında dedikodular çıkan Hidayet Türkoğlu'nun, Ersan'ın ve Zaza'nın, NBA Stüdyo'nun büyük bir kısmını işgal ettiğini fark ettik bir süre sonra. Aslına bakarsanız bu oyuncular hakkında bilgi verilmesinin veya yorum yapılmasının -her ne kadar bu adamların birini ya da bir çoğunu sevmiyor olsak bile- en uygun olduğu program NBA Stüdyo. Yanlış olan şu; bu yorum ve bilgiler bir önceki hafta verilenlerden ne iki kelime fazla, ne üç cümle eksik. Tamamen aynı, basmakalıp cümleler. Biraz düşünürseniz programın genel gidişatının da bu yöne kaymakta olduğunu farkedersiniz.

Sayalım bakalım;

1- Hido'nun istatistik kağıdını doldurması

2- Memo'nun x sayısı, y ribaundunun galibiyete yetmesi-yetmemesi

3- Memo'nun All-Star olabilme ihtimali (Camby-Ming-Brad Miller? Duncan-Brand-KG?!)

4- Hido'nun All-Star olabilme ihtimali (e oha!)

5- Ersan'ın Development League'de nerede oynadığı, nasıl oynadığı

6- Zaza'nın yükselen form grafiği (hiç düşmüyor!)

İlk dört konuya ortalama 3 dakika ayırınca, basit bir işlemle 12 dakika bu kısır sohbetin sürdüğünü görebiliyoruz. Reklamlar haricinde programın yaklaşık 45 dakika sürdüğünü göz önüne alırsak, 12 dakika boyunca hiç bir şeyden bahsetmemiş olmak gerçekten büyük bir başarı.

Dörtte biri de "TiBiEl Ligi Stüdyo"

"İçerik değişti" derken yalnızca bundan bahsetmiyorum elbet. Bu sezon NTV'nin TBL maçlarını yayınlama hakkına sahip olması ve NBA Stüdyo'dan hemen önce bir maç vermesi, NBA Stüdyo'nun girişini de etkiliyor.

Sizleri bilmem, ben TBL'den hoşlanmıyorum. Sebebi de NBA'in uçan-kaçan, zıplayan-hoplayan oyun tarzı değil, profesyonelliği. Türkiye'de NBA ile ilgili tek Türkçe programının ilk 5 dakikasının Tekelspor'la, Banvit'le, Büyük Kolej'le ve diğerleriyle piç edilmesini istemiyorum. Böyle düşünen tek insan olmadığımın da farkındayım. TBL ile açılan (ha bir de "TBL Ligi" lafı var, hey Allah'ım!), ödüllü soru, haftanın en abuk 3-5 hareketi ile neşelenen, Memo, Hido ve diğerleri hakkında her hafta sıkılmadan yapılan klişeleşmiş yorumlar ile süslenen sevgili NBA Stüdyo'da 2 dakika içerisinde haftanın iyi takımları ve kötüleri bir çırpıda irdelenip geçiliyor inenlere-çıkanlara.

Pazar Keyfi'nde 'Haftanın Şık ve Rüküşleri' ile dalga geçmekten hunharca zevk alan bir toplumun 'İnenler-Çıkanlar' kısmına neden gıkını çıkartmayışını da anlamamışımdır zaten.

N'oldu Bize Acaba STÜDYO

Lafın özü şu, bir zamanlar, o hafta hangi takımın ne yaptığını görüntüler eşliğinde özetleyen NBA Stüdyo, artık içinden çıkılması zor -ama imkânsız olmayan- bir kısır döngüye girmiş durumda. Sonuçta bu program bir film değil, sürekli güncel olan bir organizasyonun bize ulaşan ayağı... Ve onlar da organizasyon kadar güncel olmak zorunda.

Ben mi kaçırdım, bilmiyorum; ama NBA gündemini uzun süre işgal eden ve hâlâ da etmekte olan 'Dress Code' uygulaması ile ilgili çokça konuşulmadı. Genel takım performansları zaten üvey evlat muamelesi görüyor. Çaylaklar hakkında, biri ya da bir kaçı inanılmaz istatistikler yakalamadığı sürece tek kelam edilmiyor. Bir takım ancak çok iyiyse ya da çok kötüyse konu halini alabiliyor. Beklenen performansı sergileyen bir takım hakkında iki çift laf sakınılıyor. Kısacası, NBA'den uzak bir NBA Stüdyo izliyoruz kaç haftadır ve bu can sıkıcı bir hâl almaya başladı.

Bu hafta ve her hafta... Huzurlarınızda!

Bu hafta eğer büyük bir değişikliğe gidilmezse program aynen şu şekilde gelişecek (Parantez içindeki süreler ortalamadır, değişebilir; ancak bundan çok daha farklı bir program izleyeceğinizi sanmıyorum):

-- Henüz sona ermiş TBL maçı yorumu ve TBL'in genel gidişatı (5 dakika)

-- Ödüllü soru, kazananın alacağı ödülün Kaan Kural'ın hostesliğinde halka tanıtımı (3 dakika)

-- Haftanın en accaaaayip 5 hareketi - oyların sandıklara göre dağılımı - genel oyun kime verileceğinin seçimi - Murat Murathanoğlu'nun 'en iyi harekete değil, en faydalı harekete oy verdiğini' belirtmesi, Murat Kosova'nın şova yönelik tercihi, Kaan Kural'ın arada kalışı (5 dakika)

REKLAMLAR (7-8 dakika)

-- İstatistik kağıdını dolduran ve yeni kağıt isteyen Hidayet'in form grafiği, attığı sayılar, atamadıkları, bunların sebepleri, elemanın moral motivasyonu, ruhsal durumu vs. (3 dakika)

-- Kirilenko'nun sakatlığı ve Boozer'ın satışı sonrası 'tek tabanca' kalan Mehmet Okur'un form grafiği, attığı sayıların Jazz'in kazanmasına yetip-yetemediği (3 dakika)

-- Hidayet'in All-Star olma ihtimali, Grant Hill'in dönüşünün gecikmesinin Hido'ya olan faydası, döndükten sonra Hido'nun yeni pozisyonunda neler yapması gerektiği (3 dakika)

-- Mehmet'in All-Star seçilme ihtimali, "bu formunu devam ettirirse neden olmasın"ı (3 dakika)

-- Ersan İlyasova'nın neden NBDL'e gönderildiği, bu çöplükte sakatlanmadan nasıl ayakta kalabileceğinin izahatı, oradaki performansı (3 dakika)

-- Zaza'nın, kötü gidişatına dur diyemeyen Atlanta Hawks'ta kendini göstermesi, bu performansını devam ettirirse kontrat zamanı gelince paraları nasıl cukka edebileceği (3 dakika)

REKLAMLAR (7-8 dakika)

-- Klişeleşmiş "Latrell Sprewell ve aç çocuklarının doyurulma" esprisi (1 dakika)

Bu hafta başarılı sonuçlar alan takımlar, bunların nasıl olduğu, Allah Allah? (4 dakika)

-- Bu hafta başarısız olan takımlar, neden başarısız oldukları, nasıl düzelebilecekleri, bunlara, koçlarına, oyuncularına akıl-fikir verme (5 dakika)

-- Haftanın İnenleri-Çıkanları, espriler, espriler (2 dakika)

-- Ödüllü sorunun cevabı, kazanan vatandaşın halka duyurulması (2 dakika)

-- "Hoşçakalın", haftanın en accaaayip 5 hareketinden en iyisini seçen anketçilere mevzubahis hareketi iki-üç defa izlettirme, kapanış.

* * *

Herkes gibi ben de bu gidişattan memnun değilim. Zaten neredeyse hepimiz NBA Stüdyo izlemeyi bıraktık, izleyenimiz de, neden izlediğini hatırlamadığı bir ruh haliyle izliyor.

Hidayet'in 20 sayısı galibiyete yetmiyor olabilir, bana artık yetiyor kardeşim!

14 ARALIK 2005, ÇARŞAMBA
detroitpistons@usa.com