TBL FİNAL SERİSİ - 2

 

sormanci@yahoo.com
10 Haziran 2009, Çarşamba

Serinin ikinci maçında kaybeden bir kez daha Ergin Ataman oldu. Öyle ki bu sefer Tanjevic’in fazla birşey yapmasına da gerek kalmadı. Maçın neredeyse tamamını önde götüren ve karşısında hücumda akışkanlığını yakalayamayan bir Fenerbahçe Ülker’e karşı maçı koparamamak Efes Pilsen’in sonunu getirdi. Maçın sonunda yapılmayacak tüm hataları yaparak Fenerbahçe Ülker’e maçı kazanma fırsatı verdiler. Fenerbahçe Ülker de bunu geri çevirmedi.

Açıkçası Efes Pilsen ‘in şu iki maçtaki savunma anlayışını anlayabilmiş değilim. Tamam Fenerbahçe Ülker’in pota altı çok güçlü ve Ayhan Şahenk’te dış şut zor giriyor. Ancak bir takımın savunması tamamen çemberlerin sertliğine bağlı olmamalı. Ki bu takım boş kaldığında bu çemberlere de sokabileceğini gösterdi (11/25 üçlük isabeti). Bu maçı kazanmış olsaydı dahi serinin sıradaki maçları Abdi İpekçi’de olacaktı ki orada çember gibi bir avantaj da olmayacak.

Ayrıca Ergin Ataman’ın geniş kadroda rotasyonu bir türlü oturtamadığı bir kez daha ortaya çıktı. Bu konuda da yine Tanjevic’in tüm sezonu yönetiminin ne kadar ön plana çıktığını belirtmem gerekiyor. Geçen maç oldukça iyi oynayan Emir, Oğuz ve Mirsad bu maçta nispeten suskun kalırken Mrsic ve Solomon skorda ön plana çıkabiliyor. Sevgili Orkun Çolakoğlu’nun dile getirdiği Ergin Ataman’ın büyük başarılar kazandığı tüm takımlarda kısıtlı rotasyon kullandığı düşüncesine katılmamak elde değil. Türk Telekom’da (o zamanki adıyla PTT), Pınar Karşıyaka’da, Efes Pilsen’deki ilk döneminde, Siena’da ve Beşiktaş Cola Turka’da devamlı altı ya da yedi kişilik dar bir rotasyon kullanmıştı.

Maçtan çok uzaklaşmadan geri dönelim. Peki Fenerbahçe Ülker rakibin çok daha istekli olduğu, rakibinden 10 fazla top kaybı yaptığı ve %46 ile faul atabildiği bu maçı nasıl kazandı? Maçın sonlarını daha iyi oynayarak ve de şansının yardımıyla. Ancak Fenerbahçe Ülker’e bu şansı tanıyan da Efes Pilsen’di. Maçın sonlarından bahsederken gözden kaçmaması gereken bir detay Fenerbahçe’nin tüm periyotların son hücumlarında basket bulmasıdır. Tüm bu basketler takım için çok moral verici oldu ve maça tutunmayı sağladı. Sonlarda Efes Pilsen’in yaptığı hatalar ise akıl almazdı. Kerem Tunçeri’nin gereksiz bir taktik faulle oyun dışı kalması, serbest atışların Ender’e attırılması, mola alınıp topun iki kere oyuna sokulamaması, ilk seferde ucuz yırtmışken topu oyuna sokanın değişmemesi, ikinci pozisyonda kimsenin kendi sahasına koşarak pas açı ve seçeneklerini arttırmaması, iki faulde de takımın ribaundçusu olmayan bir beşle sahada yer alması...Efes Pilsen tüm bunları yaparken Fenerbahçe Ülker’de Tanjevic’in tek yaptığı takımını sakin tutup sahada doğru beşle yer almasıydı.

Ve tabii ki şansın da payı yadsınamaz, Efes Pilsen’in kaçan fauldeki tipi çemberde kararsız kaldıktan sonra dışarı çıkmayı seçmeyebilirdi. Ancak ilk maçın sonunda da dediğim gibi maçın sonlarındaki kontrol edilebilir detaylarda Fenerbahçe Ülker daha üstündü. Böyle iki maçtan sonra bu serinin Perşembe biteceğini düşünüyorum.

Sevgi, saygı, hürmet...