TBL FİNAL SERİSİ

 

sormanci@yahoo.com
06 Haziran 2009,
Cumartesi

Aslında seriden önce bir ön inceleme tarzı yazı düşünüyordum ancak fırsat bulamadım maalesef. Şimdi ilk maçı yorumlayıp elimden geldiğince de seriye değineceğim.

Dün geceki galibiyeti Tanjevic’e yazmak gerektiğini düşünüyorum. Gerek genel yönetimiyle gerekse maç içerisindeki hamleleriyle Ergin Ataman’a büyük üstünlük kurdu. Ergin Ataman’ın maç içerisinde uzun süreleri 4 kısa ile oynadığını biliyorduk. Bu maçta ise bunu neredeyse maçın tamamına yaydı. Fenerbahçe Ülker de ise Tanjevic son 3-4 dakika hariç devamlı çift uzunla oynamayı tercih etti. Ömer ve Oğuz’un kötü oynadığı dönemlerde dahi bu şekilde oynamaktan çekinmedi. Bu sayede de hem Mirsad’ı en sevdiği dakikalara, maçın sonuna diri tuttu, hem de oynattığı uzunlarla Efes Pilsen pota altını hırpalayıp Mirsad’ın işini daha kolay hale getirdi. İki uzunun pota altını çok iyi savunması da cabası oldu. Ayrıca pek çok kişinin sezon boyu eleştirdiği kadro rotasyonu sayesinde play off’larda tüm takımın ne kadar diri kaldığı da gözden kaçmamalı diye düşünüyorum. Maçın son bölümünde ise Efes Pilsen’in 4 kısalı sistemine karşı 5 kısa diyebileceğimiz bir beş sahaya sürerek hamlesini yaptı ve maçı almayı başardı. Sahadaki oyuncuların tamamı çok saldırgan oyuncular olup devamlı adam da değişebilince Efes Pilsen hücum yönünde tıkandı. Fenerbahçe hücumlarında ise son periyodu iyi oynayan Emir devamlı içeriyi zorlayarak ya sayı buldu ya da faul aldı. Bunun sonucunda da maçın son dakikasında rakipten iki oyuncuyu üstüne çekip Mirsad’a maçı bitiren şutu attırdı.

Dün gece fark yaratan bir diğer unsur da Fenerbahçe Ülker’in finalleri bir başka oynayan takım yapısıydı. Ömer Onan, Damir Mrsic, Mirsad Türkcan, Willie Solomon gibi oyuncular adeta bu anlar için yaşayan adamlar. Dün gece Willie Solomon ve Damir Mrsic oyunun hücum yönünde iyi değillerdi ama savunma yönünde tüm takım gibi çok istekliydiler. Özellikle Damir Mrsic’in bu yaştan sonra savunma yapmayı öğrenip bu derece azimle iyi savunma yapması takdire şayan.

Dünkü maçın bir diğer önemli yanı da yapılan top kayıpları ve faul düdükleriydi. İki takımda da oyuncular bir final maçına göre fazlasıyla basit hatalar yaptılar. Toplam top kaybı sayısında Fenerbahçe Ülker üstün olsa da (24 – 18), Efes Pilsen’in top kayıpları daha kritik anlarda geldiğinden onlar için daha yıkıcı oldu. Hakemlerin bir finale göre faullerde fazla cömert olduğu gecede faul sayıları yaklaşık olarak eşitti (Efes Pilsen 26 – Fenerbahçe Ülker 25). Kullandıkları serbest atışlardaki fark dört iken Fenerbahçe Ülker’in daha yüksek yüzdeyle kullanıp buradan rakibine göre sekiz sayı daha fazla buldu. Yakın geçen maçta da bunlar fark yarattı.

Fenerbahçe’nin bu üstünlüklerinden bahsettik ama yine de ikinci periyodun sonunda fark 10’a çıktığında Efes Pilsen anlamsız hatalarla momentumunu kaybetmese ya da Fenerbahçe Ülker’in son periyotta kaçırdığı iki zor şuttan sonra Devin Smith iki hücum ribaundu ve dört sayı çıkarmasa bugün önde olan takım Efes Pilsen olabilirdi. Maçı ufak detaylar belirledi. Bu ufak detayların kontrol edilebilen bölümünde ön plana çıkan da Fenerbahçe Ülker’di.

Maçtan sonraki basın toplantılarında ise koçların mücadelesi devam etti. Ergin Ataman’ın anlamsız bir şekilde hakemlerden dert yanıp "Tanjevic milli takım koçu olduğu için ondan etkileniyorlar" sözlerinden sonra Tanjevic’e bu iletildi ve Tanjevic de net bir şekilde "Ergin Ataman böyle aptalca şeyleri söylemek için hiçbir fırsatı kaçırmıyor ve tüm bunları hiç utanmadan dile getiriyor. Geçen yaz da tüm Avrupa milli takıma gülüyor demişti ama sonrasında kimin kime güldüğünü görmüştük" diyerek bu hamleye de karşılık verdi. İşin bu yönünde de serinin geri kalanındaki gidişatı çok fazla merak ediyorum. Bu Efes Pilsen’in bu sezon TBL’deki üçüncü yenilgisi oldu ve Ergin Ataman bunlardan ikisinden sonra hakemleri suçladı. Ki aynısını kimi Euroleague maçlarından sonra da yaptığını unutmayalım. Hoş olmamaya başladı artık bu görüntü.

Serinin ikinci maçı çok kritik olacak. Efes Pilsen’in üzerindeki baskı daha da arttı ve artık mutlaka kazanmaları gerekiyor. Yoksa Fenerbahçe Ülker’in Efes Pilsen’e karşı play off’ta maç kaybetmeme serisi daha da ileri bir noktaya taşınabilir. Fenerbahçe’nin elindeki uzun sayısı ve kalitesi gerçekten üst düzey ancak Efes Pilsen’in de bu yönü yadsınamaz. Özellikle ikinci periyodun sonunda Kasun’lu performans gözden kaçmamalı diye düşünüyorum. Efes Pilsen ondan mutlaka daha fazla faydalanma yoluna gitmeli ve maçın daha büyük bölümünde sahada iki uzunla yer almalı. Ayrıca maçın sonlarında Kerem Tunçeri ve Kakiouzis’i kenarda fazla unuttu bence.

Fenerbahçe Ülker’de ise bu ilk iki maçtan en az birini kazanmak hedeflenmişti ve bunun ilk maç olması onları daha da rahatlattı. Bunun hem de Solomon, Green ve Mrsic’in hücumda çok kötü oynadığı bir günde başarmaları ise onlar adına ekstra bir artı oldu. Ancak bu seri bir daha böyle bir kötü oyunu kaldırmaz kanaatindeyim. Fakat yine de Solomon’un böyle kötü oynadığı bir maçın sonlarında zorlamayıp topları Emir Preldzic’e vermesi de Solomon’un ne kadar olgunlaştığının göstergesiydi bana kalırsa.

Seri hakkındaki genel düşüncemde ise Fenerbahçe Ülker’in Abdi İpekçi’de maç kaybetmeyeceğini ve dolayısıyla bir kez daha şampiyon olacağını düşünüyorum. Umarım önümüzdeki maçlarda oyun kalitesi dünkü maçın mücadele seviyesine erişir de NBA Finalleri ile birlikte basketbola doyarız.

Haydi eyvallah...