SELÇUK ORMANCI'YLA DOBRA DOBRA
 

sormanci@yahoo.com
3 Haziran 2010, Perşembe

- Selçuk Abi, final serisi geldi çattı. İki yıl önceki finalin rövanşını izleyeceğiz bir anlamda. O yıl kazanan Celtics olmuştu. Lakers ise geçen sene şampiyonluğu kazandı. Bu seneki final hakkında düşünceleriniz neler, favoriniz hangi takım?

Öncelikle şunu söyleyelim, NBA bitmiş durumda. Lakers’a bakıyorum, iki sene önce finale çıktı ama nasıl çıktığı malum. Sene boyu hiçbirşey yapmadılar ama bir Gasol gelince finale çıkmayı başardılar. Geçen sene de ellerini kollarını sallaya sallaya şampiyon oldular. Ama Lakers’ı o şampiyonluğun yanıltmaması gerekir. Celtics’in, Cleveland’ın, Spurs’Ün olmadığı bir ligde şampiyon oldukları gözden kaçmamalı. Ama şu ana kadar gördüğüm kadarıyla ciddiyeti elden bırakmış durumdalar.

Doğu’da ise artık yaşlandı dediğimiz, tüm sezonu yatarak geçiren Celtics hem Cleveland’ı hem de Orlando’yu elerken zorlanmadı. Şimdi de bu ikili finalde karşı karşıya geliyorlar. Ezeli Lakers-Celtics rekabeti dışında finalde ilgimi çeken bir nokta yok. Takımların basketbol seviyeleri birçok insanı sıcak yataklarından kaldırmayacak seviyede. Umarım finalde bunu yukarıya çekerler yoksa şampiyonluğu kim kazanırsa kazansın kaybeden NBA olacak.

- Phil Jackson’ın hakemlerle ilgili yorumları hakkında neler söyleyeceksiniz?

Ben Phil Jackson’da suç bulmuyorum kesinlikle. Phil Jackson çok akıllı ve zeki bir adam. NBA yönetiminin gelmiş olduğu noktayı görüyor ve hamlelerini ona göre ayarlıyor. Biliyor ki ne konuşursa konuşsun yaptığı yanına kar kalacak ve NBA yönetimi göz yumacak. E sen hakemlerinin arkasında durmazsan, hatta durmadığın gibi onlara saldıranlara engel olmazsan, hakemler de o saldıranların istediği gibi davranmaya başlar. Burada tek suçlu NBA yönetimidir.

- Phoenix oynadığı basketbol ve geldiği noktayla bu sezon taraflı tarafsız her kesimin takdirini kazandı. Birçok kişinin de kalbi onlardan yanaydı. Suns’ın şampiyon olması neleri değiştirirdi ligimizde?

Suns’ın şampiyon olması büyük bir devrim olurdu. Arizona’nın bağrından, çölün içinden bir takım gelip NBA devleriyle kapışıyor, bununla da yetinmeyip şampiyon oluyor, düşünsenize nasıl büyük bir olay olurdu. Ama Suns şampiyon olamazdı çünkü Suns’ı şampiyon yapmazlardı. Nasıl yıllar önce verdikleri cezalarla en kritik maçta Suns’ı eksik bırakıp elenmesini sağlamışlardı; yine benzer şeyleri yapıp önünü keserlerdi. Halbuki Suns’ın olası şampiyonluğu NBA’e uzun süredir aradığı canlılığı getirecek. Her şeyden öte, Suns taraftarı olan bir takım ve bu taraftar da son derece ateşli. Bir basket atılıyor ‘oooo ‘ diye herkes ayağa kalkıyor, tüm taraftar birlikte hareket ediyor. Ama bak Los Angeles’a taraftar artık doymuş, maç boyu ‘lay lay lay zaldır los eeeencilıs’ tezahüratıyla maçı geçiriyorlar. Sorarım sana, sen basketbolcu olsan hangi takımda oynamak istersin. Bu sorunun cevabı aslında NBA’in çözümü ama bunun için cesaret lazım.

Ayrıca şu ana kadar yaptıklarıyla böyle sempati yaratmış bir takım hakkında son dönemde ortaya çıkan iddialar da hiç hoş değil. Son gelen bilgilere göre Steve Nash devamlı Boston’lı oyuncuları arayıp ‘Hadi Lakers’ı yenin, biz başaramadık sıra sizde’ diyerek motive etmeye çalışıyormuş. Tüm halk sizi destekliyorken yapılan bu hareket neyin nesi?

- Cleveland bu yıl özellikle Jamison takası sonrası favori olarak gösteriliyordu ancak yine hayalkırıklığıyla sonuçlanan bir sezon oldu onlar için. Mike Brown’la yolların ayrılmasını doğru buluyor musunuz? Cleveland’da başka neler değişmeli?

Cleveland için başarısız bir sezon diyemeyiz. Sonuçta baktığınızda Orlando’ya, Lakers’a galibiyet sayısında fark attılar ama Boston’ı hesaba katmadılar. Rakip olarak gördükleri kişieri yanlış seçtiklerinden başlarına bu geldi. Koç Mike Brown’ı kovma kararlarını yanlış buluyorum. Çünkü yıllardır kovulmayıp bu seneye kadar beklendi daha da bekleyebilirlerdi, yavaş yavaş öğreniyordu koçluğu. Mike Brown’ın basketboldan anlamadığını, basketbolu bırak insanlıktan bihaber olduğunu defalarca söyledim yazdım. Ama Cleveland yönetimi Lebron, oyuncular falan onu seviyor diye katlandı. Oyuncular antreman yaptırmayan, takımı disipline etmeyen hocaları severler. Cleveland’da da bunu fazlasıyla görüyorduk. 40. dakikadan sonra maç başabaş gidiyorsa takım oyundan düşüyordu. Aynı şekilde her sen değişik pozlarla falan türlü şaklabanlıklara giriyorlardı. Sonuçta neler olduğunu gördük. Cleveland’ta öncelikle Lebron’un değişmemesi gerek. Eğer o değişmezse de Cleveland şehrini ve camianın yapısını bilen, disiplin ve kondisyona önem veren bir hocanın takımın başına gelmesi gerekir. Sonuçta unutulmamalı ki Cleveland insanı çok zekidir ve 24 saat basketbolu yaşar.

- Geçen sezon yaptığınız eleştiriler sonrası Portland camiasından büyük tepkiler almıştınız. Portland’ın bu sezonki performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Geçtiğimiz sezon Portland’la ilgili iki tane önemli görüş belirtmiştim. Birincisi yönetiminin yaptığı haydutluktu. Bu konuda halktan aldığım destek insanlık için umutlu olmamı sağladı. Portland camiasından tepki gördüm belki ama tepki gösteren kesim körlük derecesinde fanatik olan kesimdi. Yoksa Portland camiasından da beni destekleyenlerin sayısı azımsanmayacak derecedeydi. Hem sporu seven kimse bir oyuncunun spor yapma hakkının elinden alınmasına razı olmazdı.

Diğer konu ise Oden ile ilgiliydi. Oden’ın patlak çıktığını söyledim ve o konuda hemen her kesimden büyük tepki gördüm. Telefon, e-mail, faks, mektup... İnsanlar her türlü iletişim yoluyla bana tepkilerini gösterdiler. Ama bu seneki sonuç ortada. Oden yine diz sakatlığıyla erkenden kapattı sezonu. Biz bunları söyleyince tepki gördük. Ayrıca önerdiğim takas senaryosuna da hoş olmayan tepkiler almıştım ama o isimler Blatche ve McGee bu sene nasıl parladı, ortada sanırım. Şu anın yorumun yapmak zor değildir ama böyle geleceği görmek sporu bilmeyi, bunları cesurca dile getirmek de kocaman bir yüreği gerektirir.