Garip Rankings 08/09 - Part I

 

ozanaydin21@yahoo.com
31 Ekim 2008, Cuma

Her ne kadar okurken bânâl olduğunu düşünsem de, kolaya kaçmak olarak görsem de, kendi kendime "ulan zaten power ranking varken bu yazı neye hâcet" desem de; yıllardır yapmak istemişimdir böyle bir sıralama, zaten altıncı adam yazıları patır patır dökülürken hafiften sıkıntı basıyor takım yazmaya gelince iş...

Okuyacağınız yazı, takımların şu anki form durumları, yahut potansiyelleri ile alâkalı değil; daha çok benim şahsi beklentilerim ve tahminlerim ile yoğrulmuş bir şampiyonluk ihtimali sıralamasıdır. Bu sebeple size über-saçma, ya da hatalı gibi gelen tümce ya da öbekleri "deli herhalde" deyip geçiniz, üzerinde de fazla kafa yormayınız.

GRUP I: Beklediğiniz için teşekkürler, biz sizi ararız

30. Washington Wizards

Şok bir başlangıç oldu, biliyorum, aslında kağıt üzerinde -ya da altında- bir kuvvet sıralaması yaptığınız zaman daha -çok değil ama- yukarılarda olmaları gerek. Fakat, yazın yaptıkları hamlelerle, sadece bu sezon değil, önümüzdeki beş-altı sezonluk dönemde de şampiyonluk ile aralarına uzun mesafeler koydular.

Neydi bu takımın, güçlü gözüken ve playoff trenine istikrarlı olarak tutunan bir ekip olmalarına rağmen, eksiği? Cleveland'a yıllardır takılmalarına, onları asla geçemeyecek gibi gözükmelerine sebep olan eksiklik neydi? Her ne kadar 1. tur da olsa takıldıkları yer, gerilere de bir dikiz atarak, düşünelim. Takımın yıldızı ve oyun kurucusu olan Gilbert Arenas sürekli olarak sakatlanıyor, onun bir yedeği yok, bu bir. Antawn Jamison bir 4 numara için fazla dış şut meraklısı, iyi bir ribaund sezgisi olmasına rağmen hücum sahasında pek agresif değil, atanı tutan bir uzun eklemesi de şart. Wizards olan oyun kurucu yedeğini vermekle kalmadı, Jamison'a yaşına ve oyun tarzına bakarak gereğinden fazla para verdi, sonra çekirdeği korumak adına Arenas'a da dolarları saçtı, geçen seneki hayal kıran sakatlık sonucu bütün kartlar elinde olmasına rağmen. Bir takım nasıl yapılanmamalı, örneği budur.

29. New Jersey Nets

Bu sıralar adamı yoruyor hakikaten, bu sebeple yapılanmasını çarpık ve temelsiz bulduğum, küçük hesaplar peşindeki takımları eleştirerek yoluma devam etmek en mantıklısı. Nets bundan yıllar evvel, Kidd takasıyla başlayan bir süreci, o zamanlar için müthiş bir steal olan Jefferson'ı yavaş yavaş gözümüze sokarak, Keith van Horn'dan da çok temiz kurtularak takdir toplayan bir takım olmuştu. Sonra biraz maddi kokularla Carter'ı eklediler, güzel çekirdek oluştu, ama doğru eklemeler bir türlü gelmedi. Hoş, Kidd-Martin-Jefferson üçlüsü de şampiyonluktan bir NBA Finali kadar uzaktılar hâlâ, bu üçlü de umut veriyordu ama. Sonra göz göre göre geçti playofflar, kadronun potansiyeli yaval yaval erirken, Rod Thorn, Kidd'in önüne Krstic ve türevi vasat uzunları "al, bunları oynatıcaksın bu sene" edasıyla atıverirken kimileri de kıs kıs gülüyordu.

Rod Thorn 2001 yazının ekmeğini çok yedi gibi geliyor bana. Kidd, Jefferson bir hiç karşılığında gittiler, uzun rotasyonu birbirine yakın seviyede, vasatı aşması beklenmeyen isimlerden oluşuyor, Carter mutsuz. Hiç dedik ya, açalım, Devin Harris'i biraz şişirilmiş buluyorum, hızı, patlayıcılığı  ve atletizmi tatmin edici; ancak ne pas sezgisi, ne oyunu okuması, ne şutu zirveyi zorlayacak bir takımı da, peşinde koşulan LeBron'u da memnun edecek seviyede değil. Zaten LeBron da tatlı bir hayal olarak kalacak onlar için, bu da temelsiz planlanmaya örnek olsun.

28. New York Knicks

Onların burada olma sebebi kadro gücü ile alâkalı, gelecekleri ise üstteki iki takımdan daha parlak. Walsh-D'Antoni tandemi pozitif sonuçlar üretecek gibi duruyorlar, hoş, bana şimdiden pozitif sonuç gibi gözüken hamleleri var. En basitinden, "koştur bizi" diye bağıran kadroya yıllardır hiç bir şey oynatmayan, bazı oyuncuları tabiri caizse basketbola küstüren Isiah abimizin -kendisi de küsmüş hayata, o kadar da değil hocam- enkazını devralmış olduğunun bilincindeki ikili, şimdilik beraber hareket ediyorlar ve görece yetenekli eski über-yıldızları kazanmak için de ekstra bir çaba sarfetmiyorlar.

Yeni sistemde hem Crawford, hem yıllardır çürüyen Q, hem NY halkının uzun zamandır beklediği umut veren çaylak statüsündeki Wilson Chandler, hem de Curry ile oynamaktan sıkılmış ve aç gözüken Zach Randolph daha verimli. Finansal durum hala batak, ama yeni hamleler Walsh yönetimine bu kangrenden kurtulmak için yeterli zamanı sağlayacak gibi. Knicks taraftarı, biraz sabır.

27. Los Angeles Clippers

Boşu boşuna ligde takılan takımlardan biri daha. Hem LA'de onlardan on kat daha popüler bir takım var, hem yıllardır kötü yapılanıyorlar ve çok aceleciler, hem de Brand okkalı bir kazık attı. Ben Elton kardeşimi bu konuda suçlu görmeyenlerdenim, en azından genel kanıya nazaran, ben de olsam değil Baron Davis, Michael Jordan gelsin isterdim yeni sözleşmeye imzayı basmak için. Lakers'ın stratejisini kopyalamak onlar için yanlış, bence bu sezon nadasa yatıp biraz Donnie Walsh'u dikizlesinler. Eric Gordon'a dikkat.

26. Oklahoma City Thunder

Kardeşim, böyle isim mi olur, taşşak mı geçiyorsunuz ya?

Aslında Thunder için de (ulan yazarken bile garip oluyorum, hakikaten şu ismi bulanı WNBA komisyoneri yapmak lazım) daha güzel sıralar geçiyordu içimden. Önleri de daha yukarıda olan bazı takımlardan daha açık. Ama şunu belirtmek gerek: Sam Presti'nin yaptığı sil baştan hamlesini takdir etsem de, önemli olanın o yıkımdan ziyade, üzerine yapılacak eklemeler olduğunu da es geçmemek gerek.

Thunder bu sezon, çaylak Westbrook'u ve diğer güzide çaylakları bir kenara koyarsak, Joe Smith ve Desmond Mason gibi takıma yarım adım attırmayacak adamları biten kontrat dalgasına getirdi, Luke Ridnour'u bana anlamsız gelen bir şekilde yolladı (kimle anlaşacaksa yerine) ve takımın komutası Watson'ın insafına kaldı. Westbrook da hazırlık maçlarına ve izleyenlerin yorumuna bakılırsa atacak bir oyuncu, attıracaktan ziyade. Tüm bunların üzerine, usta koç PJ Carlesimo (eheh) da Wilcox babayı kenara çekip Petro ile başlıyor. Bir lotarya seçim daha var planlarda.

Bunlar teferruat diyorsanız, Green-Durant ikilisi için de haberler kötü. Bir çaylak oyuncu için olabilecek en kötü şey gerçekleşti bu ikisi için, basketbol geleneği olan, takımını seven bir şehirden ve güzelim yeşil formalardan; Oklahoma City gibi bir şehire, mavi olarak bile adlandırmak istemediğim garip formalara ve onların garip dizaynına geçiş yaptılar. Jeff Green geçen sezon dillerden düşmezken, şu anda "bir başka yetenekli oyuncu" olarak ancak laf arasına giriyor.

Taşınma mevzusunu elbette ki bu işin en çok üzüleni, Sir Alp Akbulut'a bırakacağım. Ancak belirtmeden geçemeyeceğim; Sonics Kemp ile, Payton ile, Detlef ile, Nate "koy götünü" McMillan ile çok güzide bir takımdı. Gençliğimizin takımıydı. Final bile oynamıştı. Şimdi ise tarih oldu. Tüm bunlar da sanırım Nate'in göç etmesiyle başladı. Seattle Sonics için gelecek çok parlaktı; şimdi en azından bir sene kaybettiler bence bu travma üzerine.

25. Milwaukee Bucks

Çok fazla söylenecek bir şey olmasa da, aklımdakileri yazayım. Michael Redd etrafında dönen bir sirkülasyon var, ben Mo Williams'ın (her ne kadar rakamlarının oyuncusu olduğunu kabul etsem de) gönderilmesini doğru buluyor, Bogut'un kontratını hak edeceğini düşünüyor, Yi verip Jefferson almayı da güzel bir yöneticilik başarısı olarak görüyorum. Ancak eldeki malzemeye göre takımın oyun kurucu bölgesi çok zayıf ve sirkülasyonla düzelecek bir şey değil bu, artık onu verip bunu almayı bırakmalı, Bogut, Redd, Jefferson üçlüsünü güzel bir oyun kurucuyla süslemeyi, yedek sıralarını da biraz daha derinleştirmeyi, son olarak da saçma sapan adamlara büyük kontratlar vermemeyi başarmalılar. Playoff kovalamalarını beklesem de kalabileceklerini düşünmüyorum, görece sınıf atlayan Doğu Konferansı'nda.

GRUP II: Siz özgeçmiş bırakın, elimizde bulunsun

24. Memphis Grizzlies

Yeni altıncı adam Ali güzelce çerçevelemiş yaz boyunca olanları, daha eskiden de serpiştirerek, takım hakkındaki görüşlerimi merak ve heyecanla bekleyen Grizzlies taraftarları, oraya yönelebilirler, katılıyorum tamamına yakınına. Kardeş Gasol'ün gelmesi Mayo-Love takasını mantıklı kılıyor, her ne kadar Love'un uzun vadede daha kalıcı ve yararlı bir oyuncu olacağını düşünsem de.

Conley seçildiği zaman çok üstten gittiğini düşünmüştüm, hâlâ da bu görüşüm sabit. Fiziği de, hızı da yetersiz geliyor bana. Umarım parlayabildiği kadar parlar, baba bir şutör takasında kullanılır (mesela Eric Gordon olsa fena olmazdı), Mayo da önündeki yılları oyunu öğrenmekle geçirir ve tekrar iddialı bir Memphis izleriz; böyle değerlere sahip çıkmak lazım.

23. Charlotte Bobcats

Ezelden beridir garip bir insan ve koç olmayı alışkanlık hâline getirmiş Larry Brown hakkında, son on yıldır çalıştırdığı takımların durumuna ve profiline bakarak konuşmak gerektiği kanaatindeyim. Bakınız, Larry Brown'ı cümle içinde kullanırken nasıl da ciddileşme sezildi üslubumda. Jordan'ın yönetici sıfatının biraz kötü şans, hatta lânet seviyesinde bir basiretsizlikle eşleştiğini farkedince aklımdan şu soruyu sormak geçti: MJ, Brown'ı hangi akla hizmet getirdi?

Brown mevzubahis olunca uzun vadeli plân, kısa vadeli plân falan komik kaçıyor, ben yine de kullanayım. Bobcats'in elindeki malzeme, Brown'ın parlatıp, sonra da cilalaması için çok uygun ve kâfi derecede yetenekli. Demin negatif açıdan değinmiştim, Bobcats'te bir değil iki tane Jeff Green statüsünde oyuncu var -Morrison ve Felton-, ikisi de farklı ucundan tutuyorlar bu statünün. Morrison kolej kariyerini en yakınen takip ettiğimiz oyunculardan biri olmuştu Gonzaga'daki oyun tarzıyla. NBA'de de iş yapacağından eminim; ancak şimdi mi, sonra mı, bilemiyorum. Brown onu da, Felton'u da bu takımın çekirdeğine monte edicektir, Okafor zaten sorumluluk kaldıracak bir oyuncu olduğunu daha önce göstermişti, en azından bana.

Şu anda Wallace kenardan gelmeyi kabul eder, Agustin de (nasıl yazıldığını bilmiyorum ama bakmak da istemiyorum) iyi kumaş çıkarsa, uzun rotasyonuna dakika alacak bir isimle onlar da Wolves seviyesine gelir. Wolves demişken...

22. Minnesota Timberwolves

Demek ki neymiş, McHale o kadar da kötü bir GM değilmiş desem, kaç kişi katılır bana, bununla birlikte de bu sezon sonunda daha kaç kişi eklenecek bunları merak ediyorum. Wolves şu anda Foye-Miller-Brewer-Jefferson-Love gibi birbirini tamamlayan kaliteli bir ilk beşe, McCants-Gomes-Carney-Telfair gibi bu çekirdeğe boyut katacak derin bir bench'e sahip.bu sezon çıkış beklediğim takımlardan birisi, playoff için hâlâ zamanları olsa da, McHale'in hamlelerini ve Garnett sonrası dönemi yarasız geçmelerini şimdilik alkışlıyorum. Mike Miller tüm zamanlarda favori oyuncularım arasındadır, bu sene takip edilmesi gereken isimlerden.

21. Miami Heat

Dwyane Wade çok iyi bir oyuncu, ancak sakatlığında ligin dibine demir atan vasat bir kadroyu, Michael Beasley takviyesine rağmen playoff potasına sokacak kadar değil.

Beasley, hazırlık maçlarında izlediğim kadarıyla, gerçekten de adının hakkını veren, hem içeriden hem dışarıdan skor üretebilen, buna fiziği de müsait olan ve hazır bir basketbolcu. Wade ile ikisini bir arada düşününce de ilerleyen yıllar için umut veren bir ikili oldukları aşikâr. Ancak, koç Spoelstra -her ne kadar yenilikçi ve teknik bilgisi yüksek bir koç olarak anılıp, Wade'in oyununun gelişmesine katkıda bulunan bir isim olarak görülmesine rağmen- henüz çok tecrübesiz ve bu sene onun için de, Heat için de geçiş dönemi olacaktır. Zaten elindeki kadronun pivotu Mark Blount, oyun kurucusu ise henüz çaylak olan Mario Chalmers.

20. Denver Nuggets

Batuğ Evcimen, yine kendi aramızda bir sohbet sırasında, "George Karl takımlarını bir de ikinci senede görmek lazım" demişti. Ben, Nuggets'ın şu halinden sonra mümkünse bir daha George Karl takımı görmek istemiyorum. Sapasağlam adam, eli her işi tutar, bıraksın basketbolla ilgilenmeyi.

Bu takımla ilgili takip edilecek tek olay, Iverson takas olacak mı, olmazsa gelecek sene nereye gidecek? (sezon taminlerine de Nuggets'ı playoff takımı olarak yazmışım, değiştirmeyecek olsam da buradan özür diliyorum)

19. Indiana Pacers

Larry Bird Pacers GM'i olduğu zaman, üç sene içinde yüzük takacağına dair bir kehânette bulunmuştum. Biraz abartı bir tahmin oldu, Pacers Doğu Finali oynayıp şampiyon Pistons'ı zorlasa da, çok kısa bir süre içinde Artest kafayı yiyince takımı sil baştan yapmak zorunda kaldı. Çok sancılı bir sürecin en zor aşaması geride kaldı diyebiliriz, Jermaine O'Neal ve Artest gibi iki kangren oyuncudan kurtuldular, Tinsley kaldı ellerinde, onu da oynatmayacaklar belli bir süre.

O'Neal'ın yollandığı takasta takıma katılan TJ Ford, Tinsley ile birlikte takımın sorunları olmaya devam edecekler gibi gözüküyor, onun dışında kadro büyük ölçüde temizlendi. Bu, ilerleyen senelerde rahat hamle yapmalarını sağlamayacak; çünkü Tinsley'in de Ford'un da üç sezonluk kontratları var, 45 milyon dolar toplamında. İyi tarafları, Granger gibi her işi yapan bir oyuncuya ve benim iki sezon önceki NCAA zirvesinde çok tuttuğum Hibbert gibi bir insan azmanına sahip olmaları. Takımın bu iki oyuncu üzerine kurulacağını söyleyebiliriz, Hibbert gelişim içinde olursa tabii, bir de Ford sakatlanmazsa keyifli bir sezon olabilir.

18. Sacramento Kings

Reggie Theus geçtiğimiz sezon Petrie'nin de desteğiyle Kevin Martin ve Francisco Garcia üzerine bir şeyler inşa etmeye başladı, üzerine sezon ortasında kattıkları Udrih ve seçildiği sıradan daha üstün bir oyuncu olduğu açık olan Spencer Hawes ile güzel bir çekirdek elde ettiler. Onlar da iddialı geçirdikleri sezonların diyetini ödüyorlar, tıpkı Pacers gibi, Webber'ın sakatlığıyla başlayan o kötü dönem, Peja'nın Artest olarak geri dönmesi, Cuttino Mobley'nin sakatlığı ile Kevin Martin'in ortaya çıkması, Abdur-Rahim'in basketbolu bırakması ile geçildi. Şimdi onların elinde de Brad Miller -biraz da Kenny Thomas- dışında kaşar oyuncu kalmadı, ki onun da bu çekirdekle kendine gelip katkı vermesini beklemek Polyanna'cılık olmaz, zira üzerindeki baskı bench'e çekilmesiyle gayet azaldı.

Geçiş döneminin önemli bir gelişmesi de, Adelman'dan Theus'a doğru oldu, aynısını oynatması beklenmese de, benzer bir yapıyı ve oyun sistemini tercih ediyor Theus, geçtiğimiz sezon yılın koçu olmaya yaklaşmasını sağlayan etken de sabırlı, oyuncularla iyi anlaşan ve pozisitf sonucu alana kadar inandığı oyuncularda ısrar eden bir babacan olması. Küçük bir pazar olması Kings'in daha çok acı çekmesini sağladı ama şu an Petrie de oluşan düzenle gayet rahatlamıştır diye tahmin ediyorum.

Kings beklediğim istikrarı tutturursa, playoff yarışına, en azından belli bir döneme kadar, dahil olacaktır.

GRUP III: Size bir yan rol uygun gördük, haftaya sete gelin

17. Chicago Bulls

Şu takıma geçtiğimiz sezon ne olduğunu biri bir zahmet açıklasın. Sezon başında ligin contender, Doğu'nun zirve adaylarından biri olarak gösteriliyorlardı, son şampiyon Heat'i evire çevire yenmiş, Pistons'a da "n'oluyoruz lan" dedirtmişlerdi. Son aşamada takılan takımlar klasmanına girdiler ve nedense kadroları temizlenmesi gereken bir çöplük olarak anılıyor.

Tabii ki bu durum, bu duruma düşen tüm diğer takımlar gibi, yanlış veya eksik planlamadan kaynaklanıyor. O takımın iddialı ilk beşi: Hinrich-Gordon-Deng-Nocioni-Wallace idi. Şu anki takımın iddialı beşi: Rose (Hinrich)-Gordon-Deng-Nocioni-Noah olabilir. Çok da kötü değil, gelgelelim koç Del Negro (süper isim) Rose-Sefolosha-Deng-Ty Thomas-Gooden şeklinde başladı ilk maça. Geçtiğimiz sezon panik yapıp ligin "takas vasıtasıyla alınmayacak oyuncular" listesinde ilk sırada bulunan hem müzmin sakat, hem overpaid oyuncu olan Larry Hughes'u aldılar. Neyse ki gelecek sezon sonunda kontratı bitiyor ve bu durum avantaja dönecek.

Şimdilik, başarılı olmasa da can yakan bir takım olmaktan bir doğru rotasyon uzaklıktalar. Batuğ Evcimen'in de dediği gibi, Rose bir takımın çehresini değiştirebilecek bir oyuncu. Hughes'u bir kenara koyup, mümkünse "sen maçlara falan da gelme kardeşim, evinde otur biz paranı yatırıcaz banka hesabına" denmeli, adam da rahat rahat kliplerde oynasın. Gooden da yararlanılması en zor oyunculardan biri bu ligde, üstüne Cleveland'da geçirdiği yıllarda -tahminim- LeBron tarafından günde üç posta dövüldüğü için travmatik bir hayat yaşıyor, yalnız kaldığında ağlayarak duvarlara kafa atıyor olabilir. O da mümkün olan en az sorumlulukla oynatılmalı.

Rose-Sefa-Deng-Gooden-Noah beşine kenardan Ty Thomas, Hinrich ve Gordon öncelikli bir katkı verilip, Drew ve Sefa'nın dakikaları 15'le sınırlı tutulabilir. Denemek lazım. Zaten bilenler bilir, bende "kesiver gitsin" mantığı vardır, faydalanman imkansızsa bir oyuncudan, koy kenara arıza çıkarmasın. İşler yolunda gittiği takdirde, ki Vinny hoca oyuncuyken bana hep işleri yoluna koyan, kavga ayıran, çöpçatanlık yapan bir tip gibi gelmiştir, her zaman playoff adayımdır bu takım; ancak işler yolunda giderse.

16. Golden State Warriors

Warriors aşkım dillere destan, Övünç Özbilgiç ile yarışacak konuma geldim iki sezonda. Takımı sürükleyen, iddialı hâle getiren, iten; şu anki kaptan Stephen Jackson'ı hayata döndüren ve ligin kalburüstü oyuncularından biri olarak anılmasını sağlayan, şehrin imajı ve takımın atardamarı olmuş Baron Davis ayrılınca, değişen şeyler olacaktır elbet, benim sevgimde olmasa da takım düzeninde.

Normal şartlarda daha geride olması gerekirken burada olmasını maddelerle açıklayalım (maddelerle açıklama konusunda bir hakkım daha olsun, anlaşalım):

a) Don Nelson'ın kontratını yenilemesi takım için hayati derecede önemli bir ayrıntı.Çılgın Profesör gibi kendisine yakışan (ses ahengi olarak) lâkaplar bir yana dursun, ne yaptığını iyi bilen ve ölçen bir koç olduğu konusunda benimle hemfikir insanlar çıkacaktır. Bir koçun oyuncularıyla olan ilişkilerinde sahip olması gereken bütün özelliklere sahip bir koç öncelikle, sorunlu veya kontratına yatan oyunculardan verim alır, yetenekli ancak şans verilmeyen oyuncuları kullanır, pırıltı gördüğü oyuncunun üzerine gidip sorumluluk verir. Warriors da, oyuncular arasındaki iyi ilişkilerin diğer takımlardan daha önemli olduğu bir sisteme sahip. Sahadaki herkes elindeki topu potaya atıyorsa ve o takım hala başarılıysa, bunun sebebi oyuncuların saha dışında arkadaş olmasından başka bir şeyle açıklanamaz. Don Nelson bunu sağlıyor. Tahminim bu son çalıştırdığı takım olur.

b) Davis her ne kadar bu sistemin doğuşuna vesile olsa da, özellikle geçtiğimiz sezonun son bölümünde istikrarı azalmış, rolü ufalmış, takım Baron'un takımı olmaktan ziyade Jax ve Monta'nın takımı olmuştu. Özellikle playoff yarışının kızıştığı bölümlerde Baron vasat oynadı, Monta ve Jax ise yükseldikçe yükseldiler, tıpkı Mr. Vertigo gibi (yok artık). Takımın sorumluluk alan bu kadar oyuncuyu mâli açıdan idare edebilmesi için, doğru noktada Baron'dan vazgeçmek gerekiyordu, ki bence doğru zamanı seçtiler. Eğer Baron LA Clippers ile yaptığı kontratı burada yapsaydı, Nellie'nin tabiri caiz ise eli kolu bağlanacaktı.

c) Maggette'nin bu takıma uyma ihtimâlini, "cuk oturma" tabiri bile anlatmaya yetmez. Jackson gibi habire atan kalıplı bir oyuncunun yanına, Maggette gibi habire penetre eden bir kalıplı oyuncu daha. Dahası, ikisi de çok iyi faul atıyorlar ve kalburüstü savunma yapıyorlar. 3-4'e koy bunları, gerisine karışma. Zaten Monta dönünce yine 2 numara oynar, Marcus Williams ya da DeMarcus Nelson ya da CJ Watson oyun kurar. Neyi kuracaksa?

d) Bench hiç olmadığı kadar kuvvetli, okuduğum izlenimlere bakarak Nelson, Turiaf, Harrington ve Brandan Wright'tan (gerçi bu oynamayacak herhalde fazla) oluşan yedek listesi iştah kabartıyor. Zaten Nelson'un şu takıma oynattığı basketbol, kendi yıldızlarını yarattığı için, Baron'un üstünden kalkan spotların bu sezon yeni yıldızcıklar yaratmasını bekliyorum.

e) Buraya Monta Ellis yazacaktım, sakatlanmasaydı, yine de yazalım. Müthiş bir oyuncu gerçekten. Beklenenden önce ve sağlıklı dönerse, mesela Ocak ortası, playoff yapar takım.

Garip Rankings 08/09 - Part II...