hoops
blues
Ozan AYDIN
Bir Nisan Şakası

Normal sezon bitti, ilk tur eşleşmeleri başladı, ilk maçlar oynandı... Ve yazacak çok konu var sırada bekleyen. Ne var ki, bir süredir kafamı kurcalayan, sinir bozucu ve yıpratıcı olduğunu -özellikle bazı takımlar için- düşündüğüm bir tespiti aktarmadan playoff temposuna girmek istemiyorum.

Konuyu tek bir cümleyle özetlemek gerekirse en manidarı şu olacaktır: Bahar ayları geldi, NBA'in çivisi çıktı! Doğru okudunuz, pek sevdiğimiz NBA son bir kaç yıldır yeni bir rutin edindi. Nisan ayının sonlarına geldiğimizde, üstteki takımlar için eşleşme, alttaki takımlar için de lotarya stratejileri devreye giriyor ve gözümüzün önünde amiyane tabirle maç satılıyor!

Peki nasıl oluyor bu iş? Yıldız oyuncunu oynatmayarak ya da nezaketen 15 dakika sahaya çıkararak maça formalite icabı geldiğini belli ediyorsun, geri kalan 30 küsur dakikalık kısmı da normal şartlarda bankta bile oturtmadığın adamlarla oynayarak, rakibine altın tepside W'yu sunuyorsun.

“İlk defa olmuyor bu tip hadiseler!” diyenleri duyar gibiyim; bittabii playoffa girecekleri sıra belli olmuş takımların ipleri gevşetmesi, yıldız oyuncularını dinlendirmesi ve de antrenman programlarını sertleştirerek son sezon maçlarını araç olarak kullanması, yeni keşfedilen planlar değil. Ancak geride bıraktığımız sezonun son haftasında öyle olaylara rastladım ki, dönüp geçmişe bir ışık tuttuğumda, saman altından iyi niyetin suistimâl edildiğini, etik değerlerin de alenen çiğnendiğini düşünmeden edemedim. Bazı örneklerle, hissettiklerimi yansıtmak isterim.

İlk örnek Doğu'dan: Heat, göz göre...

Sixers ve Bulls camiaları sekizinci sıraya kapak atmak için canla başla uğraşıyorlar, Doğu'nun ikinci sırasına demir atmış Heat, sırasıyla konuk edecek sözkonusu ekipleri. 14 Nisan akşamı Sixers'a karşı Wade-Payton-O'Neal-Walker-Haslem ile sahaya çıkıyorlar ve bu oyunculara ortalama 35 dakika süre verip maçı da güle oynaya kazanıyorlar. Bir gece ara verdikten sonra 16 Nisan akşamında Bulls'a karşı aynı beş maça başlıyor; ancak Wade ve Shaq 20'şer dakika sahada kalıyorlar sadece, Bulls ikinci yarıda 19 sayılık bir fark sağlayıp maçı alıyor ve avantajını yitirmeyip playoffa kalan takım oluyor.

Anlamadığım; madem as oyuncularını dinlendirmeyi planlıyorsun, bari bu kadar mühim art arda maçlarda gece ile gündüz kadar farklı süre verme, eşit paylaştır dinlenme dakikalarını da, rekabet birşeye benzesin! Ama kimse sorgulamıyor bu durumu, ne de olsa Heat ununu elemiş, eleği asmış, onları ilgilendirmez alttaki takımlar.

Bir örnek de Batı'dan: Wolves, Garnett, Davis ve Madsen

Sezonun son günü, sırası bir evvelki Clippers maçında sabitlenmiş Grizzlies, iddiasını haftalar önce yitirmiş olan Wolves'a konuk oluyor... Hoş, lotarya davasına, playoff oynama umutları tükeneli beri, takımın en çok önem teşkil eden isimleri Garnett ve Davis'i sahaya çıkarmıyorlar ya, neyse, o başka bir konu.

İki takım sözde maç yapıyorlar sahada ancak o kadar laubali bir ortamda oynanıyor ki karşılaşma, normal şartlarda boyalı alan dışından topu potaya salladığı takdirde cezâi yaptırıma maruz kalması gereken Mark Madsen, tamı tamına yedi adet üçlük kullanıyor! Doğal olarak hiçbirinde isabet kaydedemiyor... Ancak olayı daha da traji-komik hale getiren unsur, bu üç sayılık atışların altı tanesinin maçın uzatma periyodunda kullanılmış olması! Nasıl olur demeyin, son maç ya, oluyor işte!

Clippers böyle fırsatı kaçırır mı hiç!

LA Clippers bitime üç maç kala Grizzlies ile aynı galibiyet oranında ve altıncı sırada. İçinde Memphis deplasmanının da bulunduğu üç maçı kazandığı takdirde beşincilik şansı var, bu sebeple sıradaki Sonics maçının önemli olması gerekiyor. Ancak normal şartlarda ilk beşte oynaması gereken Magette, Mobley ve Kaman sahada yok, Cassell ve Brand 25'er dakika süre alıyorlar, ilk üç çeyrekte Sonics 26 sayılık bir fark yapıyor. Clippers nezaketen farkı biraz eritiyor son çeyrekte ama mağlubiyete sevindikleri apaçık ortada, yerel basına yansıyan “Clippers kaybetti ama aslında kazandı” yorumlarının yer aldığı makalelerinden görüldüğü üzere.

Sonraki Memphis deplasmanında Mobley sahada; ancak Cassell ve Radmanovic oynamayınca, koskoca Clippers ilk yarıda sadece 33 sayı atabiliyor ve adeta “Maç böyle satılır!” diyor.

Peki bu iki perdelik komedinin sebebi nedir? Gayet basit; beşinci olan takım saha avantajına sahip olmadan -Batı'nın görünürde dördüncüsü, gerçekte ikincisi- Mavericks'le oynarken, altıncı sırayı alan takım saha avantajına sahip bir şekilde Kuzeybatı birincisi Nuggets ile oynuyor. Oh ne âlâ!

Aklımdaki soru bu: Grizzlies de böyle bir satış içine girseydi, kim kazanacaktı iki takım arasındaki maçı? Hani bu sene bir takım etiğe sahip çıktı da, ilerde aynı durum gerçekleştiğinde n'olacak, çok merak ediyorum doğrusu!

"Zayıf halka" ve dinç kalma

Bu tip hamlelerin bu denli artmasının kanımca iki adet çok açık sebebi var.

Birincisi; elbette ki NBA'in dört yerine altı gruba ayrılması ve de bölüm birincilerinin otomatikman ilk üç sıraya konumlanması. Kuvvetle muhtemel, üç bölüm birincisinden biri nispeten zayıf bir takım oluyor, üçüncü sırayı alıyor ve playoff yarışındaki takımlar elbet o ekip ile karşılaşmak için kimi maçlarını kazanmaktan ferâgat ediyorlar.

İkinci -ve daha ziyade ilk örneği işkillendiren- sebep ise; ilk tur serilerinin beş yerine yedi maç üzerinden oynanması. Sözkonusu değişikliğin ilk tur sürprizlerine kapıyı kapattığını tartışmıştık ancak benim görüşüme göre şampiyonluk adayı takımlar ilk turda daha fazla maç oynayacakları ve daha önemli seriler evvelinde az dinlenecekleri için, sezon maçlarında çok erken ipleri gevşetiyorlar. Bu da ligin gidişatı için önemli bir sorun bence.

Ufak bir araştırma yaptım yıldız oyuncuların sezon sonunda aldıkları sürelerle alakalı, 1997-98 Jazz, 1996-98 Bulls, 2001-02 Kings, 2000-02 Lakers gibi takımlarda bu tip süre karmaşaları yaşanmıyor, hatta son maçta bile yıldızlar sahada yer alıyor. İlk turun yedi maç üzerinden oynanmaya başladığı 2003'ten itibaren bu tip dinlendirme vakalarında gözle görülür bir artış analiz etmek mümkün.

Şimdilik bu kadar. Playoff yazısında görüşmek üzere.

ozanaydin21@yahoo.com
24 NİSAN 2006, PAZARTESİ