hoops
blues

Ozan AYDIN

BİR ADAM VARDI...

Bir zamanlar bir hikaye vardı, sınavdaki soruya boş kağıt vererek 100 alan çocuğun efsanesi, ben de boş yazıyı bastırıp şovumu yapsam mı diye düşündüm şu klavyenin başına siteye geri dönüş yazısı yazma amacıyla oturduğum ilk andan itibaren. Zira bir "serbest yazar"ın yazabileceği konu takım yazarından falan daha dar kapsamlı.

Bunlara ek olarak Sn. Çolakoğlu'nun aksine tarafsız yazar apoletimi bugüne kadar savunmuşum. Kendisi bazen öyle yazılar yazıyor ki, Pau Gasol'ün Tim Duncan olmadığı mı kalıyor, Serdar Kurtuluş'un orta saha oyuncusu olduğu mu. Zaten kadim dostum Murat Can Ege'nin yazısında belirttiği gibi, "Nihat Doğan sakal gibidir, kestikçe daha gür çıkar..."

Şu klavye başı klişesini de düzelteyim. Sevgili okurlar, bu yazıdan itibaren yazısını sandalyeye çakılmış, masaüstü bilgisayarında yazan yazar olmaktan çıktım. Dizüstü bilgisayarımla -diz üstü olmasına rağmen dizimin üzerinde bir türlü tutamıyorum şu makinayı- sizlerleyim. İnsanlığı aylaklığa sevkeden bir aerodinamik ihtiva etmesine rağmen, hayatınızın her dakikasında aklınıza geleni word pade dökmenizi sağlayabilir, tuvalet, banyo ya da mutfak gibi insanın yaratıcılık sınırlarını zorladığı odalar da buna dahil.

Bir zamanlar Türk Popu

1Bir zamanlar bir Yaşar vardı, öyle albümler yapardı ki, hatırlıyorum ilk albümü -ya dailk albümü olmayabilir- biz orta okuldayken çıkmıştı, kızlar sonraki albüm için müzikholler önünde sabahlamışlardı. Sonra bu değerli müzisyenin her halini gördük, yeni imaj ayağına. Sarı saç mı istersin, boyalı sakal mı istersin, fötr şapkasından tut ska pantolonlara kadar.

Şimdi televizyonda görünce kendisini bir film şeridi hadisesi oldu, bu şerit de beni yaz tatilimi geçirdiğim Esra Spa & Resort tesislerindeki günlerime götürdü. Gerçi her yerde izlerim de, NBA Tv'yi beleşinden, kimse müdahele etmeden saatlerce izleme özgürlüğüm uzun zamandır olmamıştı; haliyle verdik bünyeye vintage maçları. Dünya Houston Rockets Günü falandı herhalde, habire onların eski maçlarını veriyorlardı. Böylece o dönemlerde Phoenix forması giyen babayı kısa bir süre içinde Portland, Boston ve Phoenix'in iç ve dış saha formalarıyla izleme şansına eriştim. Garip bir şekilde hoşuma giden bir oyun tarzı var, Şut ve pas tercihleri çok net, doğru da olsa yanlış da olsa tercih hareketi jilet hızıyla yapıyor.

Danny Ainge de iyi oyuncuydu...

1Halbuki GM'lik kariyeri öyle değil. Şu malum takasların yapıldığı dönemin öncesindedraftlarda iyi,oyuncu izleme ve yeteneklerini ya da potansiyelini tespit etme konusunda Ümit Can İlhan ile yarışır seviyede olmasıyla birlikte, takımı ileri götürmek adına bu draft yeteneğiyle yoğrulabilecek vizyondan, cesaretten ve analiz kabiliyetinden yoksun olduğunu inkar edemeyeceğimiz bir yönetici olarak biliniyordu. Geçtiğimiz sezonun başındaki hamleler silsilesinin planlı ve güzelce neticelendirmiş olduğunu kabul etsek de, Garnett pazarlığını yaparken çok fazla olayı açık etmesi ve adamın ağzından -öyle olmadığını kabul ederek yazıyorum- "ben celtics'te oynamam" lafının çıkmasını sağlamış, klübü de kendisini de küçük düşürmüştü.

Sağolsun, sonrasında hem yıldız oyuncuları takaslarken, hem de onların yanına eklemeleri yaparken oyunculuk günlerini anımsattı. Ama 2001 senesinde Joe Johnson'ın (Celtic Killer) Rodney Rogers ve Tony Delk karşılığında Phoenix'e takas olmasıyla filizlenen, 2003'te Tony Allen, Delonte West ve Al Jefferson'ın draftı, Walker'ın takas edilmesiyle alevlenen, 2005'te hafif ara veren sonrasında tam gaz devam eden saman altı yeniden yapılanma hareketinin sonucu geçtiğimiz sezonki şampiyonluk olarak sonlanırsa, önümüzdeki 3-4 seneyi de içine alan neredeyse 10 yıllık kalıp bir harekat için az gibi.

Bu sene tekrar şampiyonluk kazanmak için gerekli hamleleriyapmak için kasmayıp takımı yeterli mi gördü, yoksa sezon ortasında o veya bu şekilde gerekli hamleleri yapacağını mı öngördü bilemem. Şu an Posey'nin gitmesine seyirci olup, onun yerine de Darius "F.cking" Miles eklemesini yapması acı verici.

Doktor bu seneyi kıvırdın

Doc Rivers için de o kadar atıp tuttuk, herif aldı burdu monte etti diyecek halim yok. Doc Rivers her zaman kötü bir oyuncu ve koçtu, şu anda da öyle ve öyle kalacak. Oyunu okuyamayan, savunmadan çakmayan, maç içinde hamleleri ve kendi rotasyonunu baltalamasıyla playoff ilk ve ikinci turunda baya bir küfür yiyen de o, kafasına kırmızı su yiyen de o.

Sezon boyunca oyunculara otoriter bir koç gibi yanaşmaktan ziyade, hiç anlamadığı savunma işini uzmanına bırakıp, oyuncularla olan ilişkisini Doc Rivers-Kevin Garnett, Doc Rivers-Ray Allen, Doc Rivers-Baby Davis potasından çıkarıp bir baba-oğul kıvamına soktu, ki bunu nasıl yaptığı hakkında bir fikrim yok, bu noktada takımın Pierce önderliğinde Cavs serisi 7. maçında kendisini bulmasından sonra her bir bireyin, kendisi için olduğu kadar, takım arkadaşları için de oynamasını manevi bir itici destek olarak takımın en kilit kirişlerinden biri yaptı. Bu oyuncu grubunun şampiyonluk ile arasındaki engelin teknik ya da taktik ya da motivasyon ile değil, oyuncuların kafasının içindeki duvar olduğunu kimsenin idrak etmesine şaşırmam da, Doc Doğu Finali ve NBA Finalinde o kadar iyi çözdü ve kullandı ki, Phil Jackson serinin sonunda agresif açıklamarıyla çok sakin ve olaya hakim duran Doc'ın karşısında komik gözüktü.

En ilginci de bu işte, kariyeri boyunca ve bu sezonun playoff öncesi bölümünde baki olan "patates" imajını, playoffun ilerlemesiyle öyle bir reforma soktu ki, Barack Obama'ya ilham veren "evet, hakem hatası vardı" (kalın bir ses tonu ile hayal ediniz) tarzı açıklamalarına şaşırma fırsatını bile bulamadık. Düşünün, aynı adam Cavs serisinin sonunda hakemlerin olası bir dengesiz kararına imkan vermemek amacıyla Paul Pierce ile LeBron'u tutturduğunu söyleyecek kadar dal bir adam idi.

Hadi babacım, tatile

1Zaten takımın bu sezon çuvallayacağını düşünmemin sebeplerinin başında bugeliyor. Üstteki iki şahsiyet, Doc ve Dan, resmen çakalmış. Bunca sezondur sallanan koltukları bir sezon içinde sınırsız kredibilite ile doldu, taştı. Zaten bu şekilde, bu örneği az bulunur yıldızları buluşturan bir ekibin geçtiğimiz sezonki macerası ile bu sezonki macerası arasında dağlar kadar fark vardır. Her zaman böyle olmuştur, ilk sezonda takımın ihtiyaç duyduğu şeyler farklıdır, bugüne kadar bu tip oluşturulan takımlara -kısmen 2000 Lakers hariç- hep ilk sezonda sonraki sezonun, sonraki sezonda ise ilk sezonun ihtiyaç duyulan coaching ve motivasyonu verilmiştir ve bu takımlar başarısız olmuştur.

Celtics'in bu sezonki ihtiyaçları arasında Rivers'ın geçen sene verebildikleri olmayacak. Takımın geçen sezonun mantalitesini korumakla birlikte, bu sezon daha oturaklı ve tok bir normal sezon geçirmesi, 66 galibiyetten ziyade 50'yi geçmek ve konferans liderliğini ele geçirmekle yetinecektir. Bu da muhtemelen tekrar Cavaliers - Pistons dublesini ya da o ayarda iki eşleşmeyi beraberinde getirecektir. Bu sefer bu boğuşmalardan galip çıkabilmek için de, normal sezonda yıldızları playoffa daha diri sokacak, maç kazanmayı fazla iplemeyecek bir rotasyon, James Posey ve PJ Brown gibi elini taşın altına sokacak iki baba, ve daha verimli hücum dizilişlerini yaratacak bir oyun planı gibi teknik detayları içeriyor, bunlar Doc için her zaman kabus olmuş basketbol bilimleri.

Vay anasına

Yine Orkun sitenin kaderinin değiştiği o güzel günde yazmış ve özetlemiş, batug.com yeni bir döneme giriyor, artık Batuğ Evcimen'in sitedeki onlarca yazarın ve yüzlerce, hatta binlerce yazının üzerinden tek başına geçmesini, siteyi durgunluğa sürükleyen o yorgunluğun da üzerinden alınmasıyla daha güzel yazılarını okuyacağız, Orkun daha fazla Lakers yazacak, hatta belki Oytun'dan, ya da Arda'dan yazı da göreceğiz. Bu dönemde her şey çok güzel olacak: Yazanın da, okuyanın da canı sağolsun... Ben bu camiaya Arda abimden, Oytun abimden, Orkun kardeşimden sonra girdim ancak onlar bana bu toyluğumu bir an olsun hatırlatmadılar. Hepsine teşekkürler.

Aferin çocuklar

1Geçen seneyi kısaca hatırlayalım, 66-16'lık derece, Doğu ve NBA birinciliği, İlk turdaiç gıcıklayan bir Hawks serisi, arkasından LeBron soslu Cavs serisi, takımın ilk dış saha galibiyetiyle iyice açıldığı Pistons serisi ve Lakers zaferi. Takım playoffa girerken bile Doğu'dan çıkamayacağı düşünülüyordu, bunu düşünenlerden biri de bendim hatta. Hawks serisinin ilk kaybedilen maçında çok sinirlenmiştim, Arda ve Sedat'a uzun uzun içimi döktüğümü hatırlıyorum, sonra seri 2-2 olunca biraz düşünmeye sevketti takım bizi, Hawks'ın bir şekilde geçileceği hissi, ya da takıma o kadarcık da olsa duyulan güven, oyuncuların da işini yapmasıyla yedinci maçta gerçekleşen, bana göre birinci dönüm noktası olan harekete sahne hazırladı. Bu, farklı öndeyken boş turnikeye giden Rondo'nun, Marvin Williams'ın çok sert faulüyle yere yapışması, buna rağmen basketi atması ve takımın ona ihtiyacı olduğunu anlaması. O ana kadar Doc tarafından bir bok parçası gibi kullanılan Rondo, o maçtan itibaren daha ciddiyetli ve nerede olduğunu bilerek oynadı ve Cavs serisinin içerideki maçlarında kilit oyuncu oldu.

Cavs serisinde Pierce'ın yedinci maç performansı ikinci ve elbette ki en önemli toparlanış oldu. Pierce'ın bunu maçın yarısına yakınında LeBron'u tutarak, ve tüm maç boyunca LeBron'un savunmasına karşı oynayarak yapmış olması başka bir büyüleyici detaydı. Maçı her zora girdiğinde sürükledi ve takımın kendi içinde bir lider arama sürecini sonlandırdı, Ray Allen bir şekilde "düzeleceksen düzel, sen kötü oynadığında merak etme ben toparlarım" mesajını aldı ve daha rahat oynamaya başladı.

Pistons serisindeki deplasmanda kazanılan ilk maç da bu süreci süsleyen zirve oldu. Evde ilk kez kaybedilmişti ve artık deplasmanda kazanmak zorundaydı takım ve bunu da hiç yapmamıştı. O maçtaki oyun takımın son ihtiyacı olan birbirine güvenme ve birbirinin arkasını kollama bilincinin de tepeye vurmasını sağladı.

Beklentiler var, yenilik yok, yönetim n'oluyo?

Garnett, Pierce ve Allen'dan beklediğimi aldığımı düşünüyorum ve onlar hakkında uzun uzun yazmaya gerek yok. Sadece Pierce'ın playoff boyunca müthiş oynayarak kendisini son olarak kendisine de ispatlamasına ve Rocky Balboa hesabı "beast is gone" diye haykırmasına sevindim, Final MVP ödülü ile birlikte. Bu sene üçünün özgüveninde ciddi bir yükseliş ve oyunlarında da farkedilir bir rahatlık bekliyorum.

Rondo da müthiş bir guard ve önümüzdeki senelerde kendini geliştirip bu takımın en önemli parçalarından biri olacak, şu andakinden biraz daha büyük bir rol. Eğer şutuna bir istikrar kazandırmayı becerebildiyse bu yaz, takımın çehresini değiştirir. Perkins, Powe ve Baby'nin kapasitelerini biliyoruz, en azından onlar sahaya ne varsa bırakıyorlar.

Zaten takımın kadro yapısındaki konuşulması gereken tek değişiklik, geçen sezon rotasyonun 12. adamı olan Tony'nin Posey'nin dakikalarının büyük bir kısmını alacak olması. Bu kötü, Tony'i severiz Celtics taraftarı olarak ama şutu hiç yok, bu bir. Savunmada yıllardır acemice hatalar yapıyor ve bu da onu kritik bir maçta skoreri veremeyeceğiz anlamına geliyor. O zaman ne işe yarayacak bu arkadaş? Posey'nin tersine 1-2 numara savunucusu, belki kalıpsız 3 numaraları da. Ama Posey 2 numaradan 4 numaraya kadar tutan uzun boylu, uzun kollu, savunma bakanı bir abimizdi. Bizimkinin tek avantajı iyi bir penetreci olması ve sezon içinde bazı tıkanan maçlarda Yusuf Şimşek gibi içeri dalarak faulü alıyor sayı buluyordu. Önemli bir özellik tabi ama Pierce ve Rondo varken bir şutör iyi giderdi.

Bi Ohio'da Kara Boğa, bi Mass'te Kara Boğa geliyor

1Şimdilik ufak gibi gözükse de, diğer oyuncuların bu açığı bir nebze kapatacağınıdüşünsem de, bu playoffta kriz yaratır, hele LeBron'u tek savunacak adamımız Pierce oluyor ki, vay anam vay vay. Zaten büyük ihtimal Cavs temizler ortamı diye düşünüyorum, LeBron'un kadim dostum Murat Can Ege'nin yazısında da bahsettiği gibi içten içe "ne Brooklyn'i lan?" diye sayıkladığını ve bu sene acayip bir takım şeyleri bize izleteceğini hissediyorum.

Bununla beraber, geçtiğimiz sezon Cleveland dahil bütün takımlara karşı eşleşme avantajına sahip olan takım, bu sezon Cleveland dışında bütün takımlara karşı eşleşme avantajı sahibi. Anlayacağınız, korkuyorum James'ten.

Miles konusuna hiç girmiyorum. Şu bilgiyi vereyim herkes rahat olsun: Sevgili Can Ege'de bir adet Miles forması var, orjinal , siyah Cavs forması, şık. PJ baba ve Posey'nin katkısının toplamını düşününce kötü oluyorum, ve Darius Miles başka bir yandan...

Avrupa'ya gelmeyin kardeşim

Geçen gün ayıp etmiş Hornets, sevgili Arda'ya da ilettim bu sitemimi, ilk yarıda 40 fark atmışlar Wizards'a, hem de Avrupa'da, hem de bir hazırlık maçında. Bu satırlardayken izlediğim Hornets Wizards maçının sonunda Kaan Kural, Amerikalıların organizasyon işini çok iyi becerdiğini ve yıllardır konserler dışında kullanılmayan Barcelona'daki olimpiyat salonunu doldurduklarından bahsetti. Haklıdır. Ancak Europe NBA organizasyonunu bu açıdan bakarak değerlendirenlerin kaçırdıkları bir nokta var bence. Başarılı kurumlar ve bireyler her zaman satarlar. Atıyorum yarın Türkiye'ye Depeche Mode gelse, yine konser verdiği yeri dolduracak. Çünkü insanlar ismi duyunca iyi bir şeye para verecek olduklarını biliyorlar. Kötü bir konser olacağını bilseler giderler miydi aynı hevesle? Europe NBA organizasyonundaki bozukluk bu, seyirci kalitesiz, çekişmesiz ve yıldızların çok az oynayacağı bir maç izleyeceklerini bile bile gidiyorlar salona.

Bu sezon NBA takımlarının Avrupa takımlarıyla yapacakları maçların iptal sebebi de buraya dayanıyor. Bu maçların Avrupa'da oynanmamasının sebebi, Avrupa'lıların olaya çok ciddi bakmaları ve Amerikan takımlarının fizik olarak yetersiz oldukları bu dönemlerde sakatlık yaşama ihtimallerinin olması. Seyirci açısından bakarsak, daha kaliteli geçmesi muhtemel bir maç yerine iki takımın da sezonda kadrolarında bile olmayacak oyunculara şans verdikleri bir antreman maçı izlemek. Garip geliyor bana, sonuçta NBA buraya hayrına gelmiyor, NBA Cares değil bu, burdan nemalandıkları için geliyorlar. O zaman at sezonun ilk 1-2 maçını Avrupa'ya, getir 4-5 takımı oynasınlar. O zaman bir manası olur işte.

Valla güzeldi be!

Celtics için bu şampiyonluğun ne kadar önemli olduğunu kutlamaların cazibesinden ve oluşan atmosferden anlamak da mümkündü, zira 6. maçta NBA'deki en büyük rekabet olarak lanse edilen bir kapışmada otuz küsür farkla öndesin, bütün maç kutla babam kutla. O yüzden seyirci olarak çok sevdiğim, o şampiyonluğu getiren maçın son saniyesinde sahaya atlama, zıplama hoplama hadisesi tam tadıyla gerçekleşmedi, kutlamalar kenarda başladı falan, öyle olmasaydı keşke. Ama Lakers'la bu kadar, geleceğin takımı, malesef.

Seneye de Batı'dan gelen takıma çakılmayız diye düşünüyorum, zaten ne diyorum ben, bir tek Cleveland, belki de çok ufak bir ihtimal -doğru eklemeleri yaparlarsa- Detroit'ten çekiniyorum, yaralı aslanın ısırığı pek olur ne de olsa.

* rondo karikatürü umut sarıkaya'nın bir eserinin üzerinde yapılan oynama sonucu ortaya çıkmıştır

ozanaydin21@yahoo.com