ozanaydin21@yahoo.com
3 Haziran 2010, Perşembe

Thunder yazarı, sevgili dostum Alp, son 3-4 sezondur bildiğim en azılı play-off izleyicisi. Sağlam parametrelere göre yorum yapar, iki takımı da enine boyuna değerlendirir (tuttuğu takım uzun zamandır sağlam başarı görmediği için olabilir) ve yine de resmin genelinden kopmayarak tahminlerini yapar. Ben daha farklıyım. Hele konu Celtics olunca, mevzu da bir play-off kapışması ise psikolojik faktörlerin dışında neredeyse hiçbir şeyi devreye katmam, zaman zaman açıklaması işkenceye dönen cümleler kurarım. Geçtiğimiz sezon belki de bu takıntım sebebiyle Magic'i itin götüne soktum, çünkü Cavs'in o kadar yıllık beraberlik ve tecrübe ile, en az KG'siz Celtics kadar sağlam duracağını tahmin ediyordum. Nitekim Celtics'in civarında bir konsantrasyonu bütün seri tutturmayı başaran Lakers neredeyse hiç zorlanmadan finali kazandı. Peki Cavs'i bu kadar aciz düşüren Magic karşısında şov yapan Lakers çok mu üstündü? Hayır, değillerdi ama play-off'ta başarı için en önemli unsurlar olan konsantrasyon ve bilinç kategorilerinde çok öndelerdi.

Cavs serisinin beşinci maçından sonra Alp ile laflıyorduk. Celtics üçüncü çeyrekte dönülmesi çok zor bir fark yapmış, dördüncü çeyrekte rutin travmasını yaşamış ve 10 civarı bir farkla maçı önde götürürken, Lebron'un transition hücumda yaptığı bir penetrede Rondo'ya faul çalındı -üçlük çizgisinin hemen içinde. Faul kararı ortadaydı ama Rajon havayı yumruklayıp sert bir tepki verdi. Bana göre, bu bir tepkiden fazlasıydı. Faulün tartışılabilirliği bu tip bir itirazı kesinlikle hak etmiyordu, Celtics maçı ne olursa olsun rahat kazanacak gibiydi ve suni gözüken bir tepkiydi. Öbür yandan, Rondo o kadar doğaldı ki, karakterini bu ufak karede çözümlemek mümkündü. Bir an önce kazanmak, oyundan hiç çıkmadan rakibe verebildiği kadar zarar vermek ve bir sonraki maçı beklemek istiyordu. Bu karenin, benim için hem serinin, hem de şampiyonluğun işareti olduğunu söyledim Alp'e. Celtics'in o maçın o anına kadar iki hafta boyunca gösterdiklerinden sonra, belki mâlum başarıyı hissetmek için daha fazlasına ihtiyaç duymamam gerekiyordu. Uzunca konuştuk bu konu üzerine.

O an Rondo bana daha fazlasını verdi. Altıncı maçta daha da fazla. Sonra Magic serisinde biraz daha fazla. Sadece kendisi değil, etrafındakiler de büyüdü, bitti denilen Garnett potanın bir arşın üzerinde Carter'ı blokladı, formsuzluğu dillere destan olan Pierce altıncı maçta büyüdükçe büyüdü, bacakları çekmiyor denilen Allen Magic potasına iki sağlam smaç patlattı. Ben bu sezonu üçe ayırıyorum. Birinci kısım, sezon başında yazdığım yazıyı gerçeğe döken ve Noel'e kadar olan süreçti. İkinci dönem sıkıntıyla başlayan, sonra korkunç mağlubiyetlerle soru işaretine dönen, son 15 maçta resmen yatmamız ve en nihayetinde son maçta Bucks'ı çekmek için gösterdiğimiz çabayla umutları tüketen; Garnett'in Heat serisinde ceza almasıyla son bulan dönem oldu. Heat serisinin ikinci maçından sonra Garnett hep gerektiği kadar oynadı, Heat serisi Pierce ve Allen'ın uyandırma servisiydi, Cavs serisinde Doc hoca ağırlığını koydu ve son olarak Magic karşısında Rondo'nun sırtına atladık.

Doc Rivers, basına yaptığı açıklamalarda normal sezonun son bölümünde sakatların iyileşmesi ve play-off'a hazır girmek gibi bahanelerle takımın hafiften yaydığını söylüyor. Oyuncuların da bunu doğrular nitelikte şeyler söylediğini duyduk. Ben bunun pek doğru olduğuna inanmıyorum, istisnalar dışında. Mesela Garnett sezon başında gerekirse 20-8'lik bir uzun olabileceğini göstermişti, sonra dizini zorlamadı. Pierce hafif sakatlıklarla oynuyordu ve bir türlü kendi standardını tutturamıyordu -son iki sezonki standardı olan 18-7-5 tipi ortalamalardan bahsediyorum- ve pek maçlara takılmadı. Tony Allen bu dönemde aldığı dakikalarla şu an çok değerli olan katkısını veriyor. Buraya kadar tamam, ancak tüm takımın sezonun son bölümünde umutsuzluğa kapıldığına eminim, Bucks'ı çekmek için sergilenen çaba da bunun göstergesi. Geçtiğimiz sezon alt tablonun en enerjik takımın Bulls'u Garnett yokken elemiş, finalist Magic'i yedi maça götürmüş kadro, Bucks ile Heat arasında seçim yapmaz. Herkes play-off'ta bir şeyler olmasını ve takımın uyanmasını bekliyordu. Bunu da, paçoz bir hareket olan Garnett'in dirseği değil, o dirseğe verilen ceza sağladı.

Ceza takıma enerji kazandırdı. Heat de büyük bir yanılsamayla maça rahat girdi, akabinde Pierce ve Allen havalarını buldular. üçüncü maçta son saniye basketi atan Pierce'ın kendine güveni tazelendi. Doc rotasyonun işe yaradığını gördü. Wade hâlâ yeterli savunma konsantrasyonunun sağlanamadığını gösterdi. Sonuç olarak takım performansının karesini alarak, eksiklerini görerek Cavs serisine hazır çıktı.

O seri öncesinde bir yazım mevcut. Cavs'in, Celtics'in zayıf noktalarına nasıl da ters geldiğini, ne kadar enerjik olduklarını, hücum ribaundu ve köşe üçlükleri konusunda ne kadar güçlü olduklarından bahsetmiştim. İlk maç başlarken, konferans finaline çıkmak adına sadece iki umudum vardı: Brown'un Varejao ve Hickson'ın alması gereken süreleri Shaq'a vermesi, bir de favori olmamanın getirdiği motivasyon.

Motivasyon mevzuu, play-off'ta Celtics'in her maç normalden fazla ve her maç bir öncekinden daha fazla -istisnalar hariç, Cavs 3. maç ve Magic 4. maç gibi- efor vermesinin sebeplerinden biri oldu. Bu takım, büyük üçlü bir araya geldikten sonra sadece bir seri kaybetti ve o seride de üçlünün bir ayağı yoktu. Buna rağmen bütün uzmanlar tarafından Cavs ve Magic'in favori gösterilmesi sahaya daha fazla performans koymak için bir sebep verdi. Öyle ki, Magic seriyi 3-2'ye getirdikten sonra yine malum sitenin ana sayfasında "Magic close to the biggest upset" şeklinde bir başlık gördüm, yuh artık! Cavs karşısında da sezon serileri iki yıldır 2-2 iken, oynanmış tek seriyi Celtics kazanmışken çok ağır bir Cavs furyası oluştu -itiraf etmek gerekir ki ben de kapıldım buna. Zaten Cavs serisi boyunca, Celtics bu sezon gördüğüm en iyi Celtics idi.

Cavs serisinin kilit eşleşmesi Garnett-Jamison oldu. Jamison bazı maçlarda fena istatistikler yapmadı, ama gerçek şu ki altı maç boyunca Garnett, Jamison'ı vasat bir oyuncu gibi gösterdi ekranda. İlk maç ve son maçın ilk yarısı dışında, Mo neredeyse hiç katkı vermedi, hücumda fazlalık gibi gözüken Anthony Parker, dakikaları kısılan Hickson, savunma konsantrasyonunun bir kısmı üzerinde olunca etkisi tükenen Varejao gibi. Shaq, tahmin ettiğim gibi, gereğinden fazla sahada kaldı, kısaların havaya girmesini engellemeyi amaçlayan yardımlı savunmanın etkisiyle fena gözükmediğini belirtelim. Beşinci maçta 21 sayı attı yanılmıyorsam. Vay koca Shaq!

Rasheed'e değinmeden olmaz. Bu adamdan sezon başında neler beklediğimi cümle âlem biliyor. Sonra hepimizi çıldırttı, keşke çıldırtmakla kalsaydı. O kadar kötü oynadı ki, en koyu Rasheed fanları bile (Gökhan Özşahin mesela) adamın dakika almaması gerektiğini söylediler. Cavs serisi ilk maçtan sonra, Rasheed'i iyi gördüğünü, ikinci maçta birşeyler yapabileceğini söyleyen belki de tek insan benim. Şu anda sahadayken adamının önünde duruyor, ribaund alıyor, blok yapıyor, savunma yapıyor. Yamuk yumuk şutlarını sokmaya başladı ki bu iyiye işaret. Şimdi belki de en sevdiği tipte uzunla karşılaşacak: ondan daha zayıf, ondan daha çabuk ancak boy avantajı olmayan Pau Gasol. Buna sonra geliriz.

Magic kesinlikle çekinmediğim bir takımdı. Bir kere adamların en önemli iki skoreri Lewis ve Carter. Garnett sezon içinde Matt Bonner'a bile geçiliyordu ama play-off'a hazır girdi ve Magic serisinde zirvedeydi, bu sebeple çok ağır bastı Lewis'e karşı. Sezon başında bu ikisinden de ciddi bir uyanış bekliyordum, ne de olsa pota altında Howard vardı ve 'modern basketbol' işlemediğinde birebirlerde çekinmeden sallayarak ağırlıklarını koyabilirlerdi. Onlar topu düzenli olarak birebirde skor üretemeyen Howard'a aktardılar, Carter zaten kendi kendini iptal eden bir adam, üç tane sert faule maruz kaldıktan sonra penetre falan etmiyor, el üstü sallıyor. Oyunu yönlendirmesi gereken Nelson'ın Rondo karşısında üstün çıkması teknik olarak mümkün değil, Barnes ilk beşte zayıf bir halka. Bu durumda doğru olanı yaptık ve Howard'ı refleks yardımlar dışında sıkıştırmadık, Perkins'e karşı sadece iki maç iyi oynayabildi. Lewis neredeyse sahada yoktu, Carter çabalar gibi ama çok sunî, Nelson o stille bir maçta soktu onu da çalıp gittiler zaten. Howard ağırlığını koymalıydı ama gördük ki Perkins karşısında oyunu domine etmesi uzun süre gerçekleşmeyecek.

Bu serilere daha sonra değiniriz, asıl konuma döneyim. Lakers'ı öyle derinlemesine analiz etmeyeceğim, bunu iki sezon önce yaptık zaten. 2008 kadrosunda Radmanovic ilk beş çıkıyordu ama arkasından süre alan Walton-Vujacic gibi adamların üstünde ya da altında değildi. Pek çok maçta savunmak zorunda olduğu Pierce karşısında zor durumlara düşmüş, Lakers'ın sık sık kısa beş kullanmasını sağlamıştı. Jackson'ın o seride pek kullanmadığı Ariza -Orkun sakatlık diyor, ben o kadar kısa geçemiyorum- bir sonraki sezon adaptasyonu tamamladı ve Lakers'ın ilk beşini Bynum'un da eklenmesiyle daha komple bir hâle getirdi. Bu sezon onu Artest ile değiştiler, belki beklenen sorunlar çıkmadı ama kendisi, savunmasında ciddi gedikler bulunan Suns'a karşı oynadığı iki iyi maç haricinde, sıradan bir oyuncu görüntüsünü geçemedi (savunmasını da işin içine katıyorum). Artest, Bruce Bowen rolü için uygun bir adam değil, özellikle baskı arttığında içindeki şut atma, top kullanma güdüleri harekete geçebilir. Ariza şu anda Artest'in oynadığı rolü çok daha başarılı taşıyordu, ilginçtir ikisi de birbirlerine ait kimliklerle sahadalar bu sene.

Masaya Fisher'ın yaşlanmasını, P-Jax'in 10 şampiyonluk sonrası hafiften sermesini, bench'in güçlenmek yerine zayıflamasını ekleyin. Mesela Bynum sakatlandığı veya faul problemine girdiği takdirde, ki muhtemeldir, Gasol-Odom arkasına koyacak güvenilir bir uzunu yok Lakers'ın. Odom, bench'ten istikrarlı ve çok yönlü katkı veren tek oyuncu. Kobe 2008'e göre daha hazır ve kuvvetli ama Gasol hâlen Celtics tipi fiziksel pota altlarına karşı bir soru işareti. Celtics'in bazı oyuncularında düşüş ve istikrarsızlık iki sezon öncesine göre daha fazla ama Rondo idareten oynatılan yetenekli bir oyuncudan ligin en iyi 2-3 oyun kurucusu arasına terfi etti. PJ-Baby/Powe şeklindeki uzun yedeği daha garantici ve Garnett'in sağlıklı olmasından dolayı yeterli gibiydi ama şu anda Gasol'le birebirde eşleşebilecek ve fazla ezilmeyecek potansiyele sahip Wallace var kenarda. Tony Allen enerjik, savunmacı ve Rondo ile birlikte hızlı hücumlara koşan faydalı bir parça oldu -ben olsam sezon bitince Rondo'nun evine gider, temizlik-bulaşık-ütüyü falan hallederdim. Rondo'nun gelişimi sayesinde, Big Three'nin hepsi istedikleri kadar topu kullanıyorlar. Savunma ribaundları ve hızlı oyun dahil, Celtics'in göze çarpan bir zaafı yoktu, konferans finallerinde.

Özetle, Doc Rivers'ın dediği gibi, bu ilk beş beraber seri kaybetmedi. Daha az zaafı olan ve beraber oynamayı daha iyi bilen bir kadro, biri formsuzken onun açığını kapatmak için daha fazla çaba sarf edecek taşağa sahip 9 oyuncu ve onları bu doğrultuda motive eden Rivers var -"You gotta do it TOGETHER". Basında sürekli Kobe'nin nasıl formda, nasıl istekli olduğundan bahsediliyor, gerçi bu muhabbetleri her sene dinliyoruz. Ben Kobe savunmasının çok problem olacağını zannetmiyorum, bu işi takım olarak iyi biliyoruz. Demek istediğim, "Biz takım savunması yapıyoruz" klişesi değil, Kobe'nin etkinliğini öyle sıkıştırmalarla, baskılarla, zorlanmış şutlarla bozmak mümkün değil zaten. Kobe'nin ortamını bozmak gerekiyor. Kritik bir hücumda onun el üstü şut sokmasına izin vermemek, akabinde az evvel dirsek yemiş yaşça küçük oyuncu misali ekstra hareketli ve daima tolere edilen savunmasının kucağına tuttuğu oyuncuyu bırakmamak gibi küçük detaylar. Yıldız oyuncuların en büyük özelliği, bu tip seriler başladığında doğru karar verme yüzdelerini arttırmalarıdır. Son dakikaları iyi oynamak falan hep bu kavramla ilişkili. Mesela Lebron James istediği pozisyonda penetre edebilir, alçak postta top alabilir, şut atabilir ya da boş adamı bulabilir, yeteneklerinin sınırı yok. Ama asla ikili sıkıştırma geldiğinde zorlamaz, ki bazen doğru olan ya da yapması gereken budur, her ne kadar basketbol normlarında yanlış gözükse de. 2007 Pistons serisinde bunu yapmasının ancak üç maç süren medya baskısı sonrası olduğunu hatırlatalım.

Kobe'de bu içgüdü daha sağlam, tek eksiği maç içinde dönüşüm göstermekte zorlanması. Bu dönüşüm eksikliği, doğru savunmayla kafasının karışmasına ve yanlış tercihler yapmasına, ya da etkinliğinin kısıtlanmasına sebep olabilir.

Seri tahminim 4-2. Çok iyi bir deplasman takımıyız, artık iç-dış dengesizliklerine pek rastlanmıyor. Rondo Fisher'a karşı istediği gibi at koşturacak, ona Kobe'yi vereyim, Allen'ı Fisher tutsun falan derken sağlam giden rotasyonu bozması Jackson'ın hatası olur. Kobe 42-8-8 tarzı ekstra istatistikler yapmadığı takdirde arka alanda daha derli toplu bir takımız ve burada üstünlüğü alırsak geri kalan alanlarda da avantajlı olacağımızı düşünüyorum.

Kilit maç ilk maç olacak. Lakers hızlı girer, rahat sayılabilecek bir galibiyet alır ve güvenini tazelerse geri kalan maçlar çok zorlaşır. Celtics'in, tıpkı önceki serilerde olduğu gibi kendi temposunu kendi belirlemesi gerekiyor. Rondo olduğu için bu konuda şüphem yok.

Normal şartlarda daha objektif kalmaya çalışır ve Lakers'ı daha derin analiz ederdim. Ama geçtiğimiz sezonun şampiyonluğuyla başlayan süreçte Lakers'ın kayıtsız şartsız en iyi takım kabul edilmesi fazlasıyla sinirimi bozdu. Bir an önce Gasol'ü, Artest'i görmek istiyorum, merak ediyorum ne yapacaklarını. Çok iyi bir takımlar ama zor anlarda birbirini kollayacak, sorunları dondurup sadece ve sadece basketbol oynayacak bir havaları yok. Serinin Celtics'e geleceğini düşünmemin en önemli sebebi de, iki takımın sahadaki, özellikle de savunma ve hustle konusundaki tavırları.

Sezon başında 1986 takımı düzeyinde oynayabileceğimizi söylemiştim. Sezon çok büyük hayal kırıklığı oldu, moraller bozuldu, kafalarda sorular oluştu ama play-off'taki basketbol, benim o topu elime aldığımda oynamak istediğime çok benziyor. Bu çekirdeği aynı sebeple her gün biraz daha seviyorum. Onlar da birbirlerine yaklaşıyorlar sanki.

Yenilsek de, iki takımın ota-boka karışmadığı, birbirlerine saygı duyduğu ve basketbol oynamak için sahaya çıktığı bir seri olsun dilerim. Herkese hayırlı finaller.