YARININ ÇAYLAKLARI
 

Hüseyin Büyükçınar
03 Ocak 2009, Cumartesi


Yıllardır altlarını bağlayıp, geceleri uyandıklarında biberonlarını koşturduğum oyuncuları NBA’e uğurlayan ve onların hangi takımlarda olduğuna aldırmadan adlarının etrafındaki “nümayişleri” nemli gözlerle izleyip, bir baba tavrıyla kirişe çekilecek formalarını hayal eden bir NCAA takipçisi olmak, hayatıma çok derin, farklı ve güzel tatlar katmıştır.

Bu yıl da izlediğim oyuncuların istatistiklerini not edip, çeşitli dergi ve internet sitesinde yapılan yorumları, kimi zaman coşkuyla, kimi zaman da düş kırıklığı ile izlemeyi sürdürüyorum. Bunları çevremdeki basketbolseverlerle paylaşmak çok güzel tabii, ama bir süredir, özellikle batug.com’da 02 Kasım 2008 tarihinde Can Birand’ın yazdığı yazıdaki, “…Amacım, her yerde bulup okuyabileceğiniz klişe değerlendirmeler yazmaktan çok, orijinal konu ve analizlerle sizlere farklı bir bakış açısı sunabilmek…” ifadesini düşündüğümden, izlenimlerimi burada yazmanın etkileyici olma koşullarını da sürekli gözden geçiriyorum.

Öyle ya, bu işe meraklı her ortalama basketbolsever, örnekse Blake Griffin’in kim ve nereli olduğunu, anne babasının adını, güvenlik numarasını, boyunu posunu, son maçtaki istatistiklerini kolaylıkla öğrenip, draft şansı hakkında kesilen ahkamları rahatlıkla izleyebilme olanağına, özellikle internet üzerinden sahipken, bu çabaya başka bir ivme ve alan sunmak, bunu da farklı bir tarz ile gerçekleştirmek şart! Aksi halde sade suya tirit yorum yazıp, şıpın işi bilgi aktarmak sadece özet bir derleme olup, zaman kazandırma fonksiyonu dışında ve kuru bir teşekkürü hak etmekten başka bir anlam ifade etmeyecektir. Blake Griffin için fıkra uydurup, harika curling oynadığını (vallahi yalan), şiş kebabı ve rakıya bayıldığını, dördüncü yılında all-star olacağını öngördüğümüzü ve orijinal sağduyumuzu ve hissetme yeteneğimizi görücüye çıkararak kariyeri boyunca bir kez MVP olacağını ve dominant beyazları seven bir takımda emekliye ayrılacağını sallamamalıyız. Böyle yapmamalıyız !

Tüm olanaklarımızı seferber edip, Oklahoma’da yaşayan tanıdıklarımızı onunla görüşmeye göndermeliyiz, onun için basketbolun ne olduğunu, ne olmadığını öğrenmeliyiz, gönlünden geçenleri, geçmişini ve gelecekte gözünü diktiği yeri sordurmalı, yaşadığı mahalleyi anlattırmalıyız, bir sporsever ve aynı zamanda bir magazinci duyarlılığı ile analizler yapmalıyız. Yoksa böyle yapmamalı mıyız?
 Aslında elimizden gelen her şeyi yapmalı ve edindiklerimizi yazmalıyız. Maharet Blake Griffin hakkında bildiğimiz her şeyi kullanarak ve bunları elden geldiğince ustalıkla değerlendirip, onun hakkında en isabetli yorumları, olabildiğince özgün bir dil ve biçemle anlatabilmekte. Bu nedenle Can Birand’ın yukarıda andığım ifadesini çok öğretici bulduğumu eklemeliyim.

Bu yazıda yapmaya çalışacağım şey, 2008-2009 sezonunda göze batan ve draft edilme olasılığı yüksek oyuncuların künyeleriyle birlikte, izlemekle edindiğim bilgileri bir-iki cümleyle paylaşmak. Umarım yararlı olur. Sistematik bir sıra izleme kaygısı taşımadan bakalım mahallenin yeni çocuklarına. Buyrun…

BLAKE GRIFFIN (OKLAHOMA SOONERS – SOPHOMORE – PF/C)

Eğer Oklahoma City Thunder’lılar sezonu sonuncu bitirerek, draft’ta ilk sıradan seçme şansını artırır ve son yıllardaki talihsizliği de yaşamazsa kendilerini çok mutlu hissedeceklerdir. Doğma büyüme Oklahoma’lı olan ve 16 Mart 2009’da 20 yaşına basacak olan bu delikanlının geleceğin yıldız NBA oyuncularından biri olacağına kesin gözüyle bakılıyor ve tüm draft tahminlerinde birinci sıradan seçileceğine inanılıyor. 2.06 boyundaki Griffin’in dört ya da beş numaralı pozisyonlar için atletik ve çabuk olması önemli bir avantajı, salt bu yüzden bile OKC Thunder için biçilmiş kaftan. Bu kadarla da kalmıyor, güce dayalı oyun anlayışı ve skorer kimliğinin yanında iyi bir ribaundcu olması, boyalı alanı savunmacısına dar edebilmesi, kendisiyle ilgili beklentileri yüksek tutmamızı sağlıyor. Carlos Boozer, Karl Malone ve David Lee’ye benzetilen oyuncunun Oklahoma Christian School’dan beri geliştirmeye çalıştığı pas ve kısa mesafe şut yeteneğini istenilen düzeye getirmesi halinde akıllara takılacak bir eksikliği de kalmayacak. Tam adıyla Blake Austin Griffin zeki bir oyuncu, seçkin bir öğrenci ve üst düzeyde bir iş ahlakına sahip. Bu nedenle bizim de ona olan inancımız ve desteğimiz tam! Sezonun ilk on maçında 23 sayı, 14.1 ribaund, 2.4 asist, 1.5 blok, % 68.3 isabet oranıyla oynadı.

B.J. MULLENS (OHIO STATE BUCKEYES – FRESHMAN – C)

Sezon başlamadan önce yarattığı heyecan maçlar oynandıkça yerini ciddi bir temkinliliğe bıraktı. İlk üç sıradan seçileceğine kesin gözüyle bakılırken, bugün ilk 10’daki şansı dahi tartışılır oldu. 2.13 boyunda 117 kilo ağırlığındaki bir beyaz olarak atletik bir oyuncu, bezdiren bir blok tehdidi, dominant bir pivot ve her pozisyonda şut atabilme yeteneğine sahip olduğu bilinen, söylenen bir oyuncunun 7.8 sayı, 4.1 ribaund, 0,1 asist, %55.1 yüzdeyle oynuyor olması duyulan kuşkuların haksız olmadığını kanıtlıyor. Yine de ilk sıralardan seçim yapacak takımların çoğunun Mullens’ın özelliklerini taşıyan bir pivota ihtiyacı var ama fırsatı yakalayan takımın ondan önce Connecticut’tan Hasheem Thabeet ya da Kansas’tan Cole Aldrich’i düşüneceklerinden eminim.

JAMES HARDEN (ARIZONA ST. SUN DEVILS – SOPHOMORE – SG/SF)

Ortaya koyduğu oyunuyla her geçen gün göz dolduran ve formuyla NBA takımlarının gözdesi olan Harden'in asıl yeri tabii ki iki numara, ama taşıdığı özellikleri sayesinde kısa forvet pozisyonuna da asla hayır demiyor ve hakkını veriyor. Bununla birlikte biz onu yine de skorer guard olarak bilelim. Blake Griffin ile birlikte üst sıralardan seçilmesi beklenen iki sophomore oyuncudan biri olan James Harden'ın kabul edilen en büyük özelliği geniş saha görüşü ve hücum yeteneklerine eklediği kurnazlığı. Baktığım kaynakların çoğunda Manu Ginobili tarzında bir oyuncu olduğu söyleniyor. Dipten ve özellikle soldan gönderdiği öldürücü şutlarıyla can yakıyor. Gelişmiş özelliklerinin yanında görece güdük kalan çabukluğunu ve fizik dezavantajını sözünü ettiğim kurnazlığı ile gidermeyi ve böylece rakibini serseme çevirmeyi çok iyi beceriyor. Bu sezon şu ana kadar 23.7 sayı, 6.3 ribaund, 4.2 asist ve 57.7 isabet oranıyla oynuyor ve şahsen en çok sevdiğim özelliklerden biri olan “sorumluluk almayı bilen solak oyuncu” tanımına uygun yeni bir yüz, daha ne olsun?

DeMAR DeROZAN (USC TROJANS – FRESHMAN – SG)

James Harden ile birlikte SG/SF pozisyonlarında NCAA'in ve dolayısıyla draft'ın en önemli oyuncularından biri. Sezona, taşıdığına inanılan potansiyeli, fizik avantajları ve atletizmi ile Harden'den bir adım önde başlasa da, 11.2 sayı, 4.5 ribaund, 1.2 asist ve 48.6 isabet yüzdesinin yanı sıra savunma anlayışının istenilen düzeye ulaşamaması ve top kontrolündeki savrukluğu, saha içinde liderlik özelliklerini sergileyememesi, adının yanına bir soru işareti konulmasına yol açtı. Bu işaretin yanına ve parantez içerisinde henüz değil NBA'e, NCAA'e dahi hazır olmadığı bilgisi eklendi. Önümüzdeki maçlarda vites büyütüp üzerindeki ölü toprağını atabilirse kendisi ve takımı ile ilgili bu olumsuz izlenimi ortadan kaldırabilme şansı kesinlikle var. Belki de DeRozan'a bağlı olarak USC de sezona iyi başlamadı. Bu yazı kaleme alınırken henüz Pac-10 maçları oynanmadı, bir başka deyişle DeMar DeRozan ile James Harden'i karşı karşıya getirecek USC-Arizona State randevusu gerçekleşmedi. Vitesin büyütülmesi için özellikle bu maç ve diğer konferans maçları en uygun fırsat olacak tabii ki. Kişisel kanım, kimi zaman yaptığı patlamalarla parkeyi havaya uçuran DeRozan'ın kendini göstereceği günlerin yakın olduğu biçiminde. Ama bu açıklamalar aynı zamanda bir istikrar sorununu akla getiriyor mu sizce de ?

HASHEEM THABEET (CONNECTICUT HUSKIES – JUNIOR – C)

İki draft’a katılmayarak oyununu olgunlaştırdıktan ve özellikle savunmasını geliştirdikten sonra 2009 draft’ında yer alacak en uzun pivot olan Thabeet'in eleştirilen yanlarının daha fazla olması seçileceği sırayı mutlaka etkileyecek ama bunun neresi olacağını şimdiden söyleyebilmek epey güç. Afrikalı oyuncuların neredeyse tamamında izlenen fundamental eksikliği Tanzanyalı Hasheem için de çok belirgin. Mutombo'nun veliahtı olarak gösterilecek denli blok tehdidi olmasının, etkili bir savunma anlayışıyla anılmasının yanında, bitiricilik, rakibi eksiltme ve hücum varyasyonları gibi özelliklerinin henüz olması gereken düzeye ulaşamaması akıllarda bir soru işareti olarak kıvrılmış, bekliyor. 2.20 boyuyla tabii ki heyecan yaratan bir oyuncu; 14.3 sayı, 11.1 ribaund oranıyla ve %70'e varan şut isabetiyle oynaması da önemli ama bence asıl primini üst sıralardan seçim yapacak muhtemel takımların böyle bir uzuna olan ihtiyaçları etkileyecek. Ayrıca UConn'un önlenemez çıkışındaki inkar edilemez payı göz önüne alınırsa ve takımının final ya da Final Four düzeyine çıkması halinde onun katkısına yapılacak atıf da hesaba katılırsa seçileceği sıra kesinlikle ilk onda olacak gibi görünüyor.

AL-FAROUQ AMINU (WAKE FOREST – FRESHMAN - SF)

Milwaukee'de yapılan 2008 McDonald's All American High School Basketball Games'de pek bir varlık gösteremese de, 1990 doğumlu Aminu kolejdeki ilk yılında 12.5 sayı, 9 ribaund, 2 asist ortalaması ve 56.2 isabet yüzdesi ile Wake Forest Demon Deacons'un sezona iyi bir başlamasına hatırı sayılır bir katkı yaptı. Asıl pozisyonu kısa forvet olmasına rağmen power forvet de oynayabilen, fizik özellikleri kendisi için bir avantaj düzeyinde olan, oyunu yönlendirme ve yaratıcı yeteneği gelişmiş, dolayısıyla katılması halinde 2009 draft’ında ilk on sırada, vuslatı seneye bırakması halinde de gelişmeye açık yapısı nedeniyle belki de ilk üçte yer alacak bir oyuncu olduğunu söylemek tam anlamıyla hakkın teslimi olacaktır. Onu sevenler, çembere doğru yüzü dönük olarak yüklenebilme yeteneğine ve orta mesafe şut güvenilirliğine ek olarak, tez zamanda blok öcüsü (!) olması, pota altındaki etkili oyununu tüm parkeye yayması ve pas yeteneğini geliştirmesi gerektiğini kulağına fısıldamalı. Muhtaç olduğu güç ve potansiyel kimyasında fazlasıyla mevcut olduğu için, verilen emekler boşa gitmeyecektir.

DAMION JAMES (TEXAS LONGHORNS – JUNIOR – SF/PF)

Yedi göbekten Teksas'lı, tam adıyla Damion Marquez Williams James hakkında peşinen söylenmesi gereken ilk bilgi, Big 12 Konferansı’nın en çok gelişme gösteren oyuncularından biri olduğudur. Dışarıda ve kenarlarda çok iyi oynuyor ve iyi bir atlet. Bitirici, rakibini geçmede usta, hızlı drive'larla ilerleyip rahatça boyalı alana girip, potaya ulaşabiliyor. Ancak bu güzel sözlerin arkasından ne yazık ki istikrar sorununun kronik bir hal aldığını ve top kontrolünde daha dikkatli olmasının şart olduğunu da eklemek gerekiyor. Lisede ve kolejdeki ilk yıllarında potaya dönük oyunu ve ribaund yetenekleri konusunda kırk fırın ekmek yemesi gerektiği söylenen James'in bugünkü oyun notlarına ve ortalamalarına bakıldığında bu eksiklerini kapatarak, belki de en önemli özelliğinin kendisini sürekli geliştirmek olduğunu kanıtladığı sonucuna varılabiliyor. Kevin Durant ve D.J. Augustin ile birlikte Longhorns için yaptıkları hala akıllarda ve NBA sırası kendisinde.

STEPHEN CURRY (DAVIDSON WILDCATS – JUNIOR – PG)

Stephen Curry için Charlotte İmam Hatip Lisesi’nde (!) iken bitiricilikten yoksun, üflesen uçacak denli güçsüz ve basketbol için gerekli dayanıklılığın çok uzağında olduğu söylenirdi.
Ancak basketbol zekasının üst düzeyde bulunması, gelişme için çok münbit bir potansiyele sahip olması nedeniyle, “çelimsizler arasında birinci” olarak not edilmiştir. Eşi dostu gerçekten başarılı olduğu üçlüklerini ve jump shot'larını göstererek onun için kulis de yapmışlardır. Ona emeği geçen hiç kimse yanılmadı. Bugün Steve Kerr'e benzetilecek kadar başarılı bir düzeye ulaştı. Davidson'ın NCAA turnuvalarında seribaşı olmasında en büyük pay ona aittir. Böylece oynadığı ve oynayacağı takımları en azından bir üst düzeye çıkarma donanımına sahip bir combo guard olduğunu da kanıtladı bence. 16 yıllık basketbol hayatının 10 yılını Charlotte Hornets'te geçiren Dell Curry'nin oğlu olan Stephen Curry, babası gibi çılgına çevirici bir şutör. Keşke fizik özellikleri de biraz gelişmiş olsaydı... Buna rağmen draft’ta ilk 20 içinde olacağını düşünmek için haklı nedenlerimiz var...

EARL CLARK (LOUISVILLE CARDINALS – JUNIOR – SF/PF)

Earl Clark'ın draft tahminlerinde sürekli ve istikrarlı bir yükseliş göstermesinin en önemli nedenleri, top kontrolündeki becerisi, atletizmi, çok yönlülüğü ve genel olarak NBA'e hazır bir oyuncu olarak gösterilmesidir. Koleje geldiğinde ise savunma anlayışına ve özellikle kısa mesafe şutlarına burun kıvırılmış, sorumluluk alabilecek bir yapısının olmadığı söylenerek eleştirilmişti. Bu eleştirilere kulak veren ve mukaddes insan, savunma basketbolunun ‘guru’su koç Rick Pitino'nun katkısıyla savunma yönünü geliştiren ve şut isabetini artıran Clark'ın sorumluluk alacak kadar kendine güveni de gelişti. Böylece draft’ta ilk onda seçilmemesi için hiçbir neden kalmadı. Asıl pozisyonu kısa forvet olmasına rağmen, yeri geldiğinde
power forvet ve hatta iş başa düşerse “small center” (!) olarak oynamışlığı da vardır. Eeee, bu özveriler de asla karşılıksız kalmamalıdır.

GERALD HENDERSON (DUKE BLUE DEVILS – JUNIOR – SG)

Earl Clark'ın yükselişinin aksine, Gerald Anderson draft tahminlerinde sürekli bir düşüş yaşıyor. Şimdiye kadar draft’a katılma kararını her yıl ertelemesinde böyle bir düşüş eğrisinin ne kadar katkısı vardı acaba ? Bunu net bir biçimde bilmemiz mümkün değil tabii. Ama onu, basketbolu ve çalışmayı çok seven, atletik ve çevik, sert oynayan, boyunu iyi kullanan iyi ribaundcu olarak tanıyan bizlerin, üç yıllık Duke geçmişine rağmen yine de tam olarak anlayamaması, bir tahminde bulunmayı kolaylaştıracaktır. Hala NBA'e hazır olmadığı söyleniyorsa Henderson'ın bu yılki kararını verirken lüks ölçüleri olmayacak demektir.
İstatistiklerine bakıldığında, kişisel gelişimi bakımından bir sorun yok gibi görünse ve en azından bir düşüş izlenmese de, sıralamada geri kalmasının asıl nedeni bence daha iyi donanımlara ve yeteneğe sahip skorer guard'ların popüler olması. Örnekse James Harden, DeMar DeRozan, belki Tyreke Evans, hatta Chase Budinger, Henderson için takoz tesiri yapabiliyor.
Tam adıyla Gerald McKinley Henderson'ın babası, Boston Celtics'de şampiyonluk yüzüğü takmış eski bir basketbolcu. Akademik amaçları da olan ve sosyal aktivitelerdeki çalışmaları nedeniyle takdire şayan bir öğrenci aynı zamanda.
 


Öncekiler

Big Ten: Şampiyonlar Parkeye İniyor
2008-2009 Sezonu öncesi Big-12
2008-2009 Sezonu öncesi Atlantic Coast Conference
2008-2009 Sezonu Öncesinde Big-East