BIG TEN
ŞAMPİYONLAR PARKEYE İNİYOR
 

Hüseyin Büyükçınar
21 Kasım 2008,
Cuma


Adına rağmen, 1990 yılında Penn State Üniversitesi’nin katılmasıyla on bir takımdan oluşan Big Ten, NCAA’in sanırım en eski konferansı. 1896 yılında kurulan konferansta yer alan takımlardan beş tanesinin NCAA şampiyonluğu kazandığını düşünürsek, mücadelenin şiddet ve zevkini daha rahatlıkla kavrayabiliriz.

Indiana Üniversitesi beş kez, Michigan State iki kez ve Wisconsin, Michigan ve Ohio State bir kez şampiyonluğu kazanmakla kalmamışlar, kazanamadıkları sezonlarda da ulusal turnuvanın en dişli takımları olmuşlardır.

İdari ve teknik başarı ile koşut olarak, oyuncu kalitesinin de üst düzeyde olduğunun en önemli kanıtı, bu konferanstan NBA’e giden oyuncuların bu oyunun kaderine attıkları imzalardır.

Big Ten’in organizasyonun en keyif veren konferanslarından biri olmasının nedenleri kendi içindeki mücadelenin yüksek düzeyi ve NCAA Turnuvasına taşıdığı elektrik olduğu kadar, ACC ile aralarındaki ezeli rekabetin tansiyonudur.

Magic Johnson, Larry Bird, Isiah Thomas, Jerry Lucas, John Havlicek ve Murat Murathanoğlu’na bir high-five vererek dalalım salona…

ILLINOIS FIGHTING ILLINI

NCAA NCAA olmadan önce “1915 National Champion” olmuş, 17 kez Big Ten Sezon Şampiyonu, iki kez de Big Ten Turnuva Şampiyonluğunu yaşamış, 2005 normal sezonunu yenilgisiz kapatarak büyük bir başarıya ulaşmış bir takım Illini. Üniversitenin spora yaptığı katkı ve yatırımlar öylesine hayranlık uyandırıcı bir boyutta ki, bu takımın geçmişinde bir NCAA Şampiyonluğu bulunmaması da insanı şaşkınlıklara uğratıyor.

Bu fırsata 2004-2005 sezonunda çok yaklaşmış olmalarına rağmen, finalde North Carolina Tar Heels’a 75-70 yenilerek vuslatı başka bahara bıraktılar. Koç Bruce Weber’in ikinci yılındaki bu başarıdan bir yıl önce NCAA Turnuvasında “Sweet 16” serisine kadar gelebilmişlerdi. İlk iki yılın bu görece başarısından sonra ise kademeli bir düşüş başladı. 2005-2006 Sezonunda NCAA Turnuvasının ikinci turunda, 2006-2007 Sezonunda ilk turda elendiler. Geçtiğimiz sezon ise… Katılamadılar ! Önümüzdeki sezon ise, zannımca ve büyük bir ihtimalle…katılamayacaklar !

Kadroda bulunan oyuncuların beceri ve yeteneklerinin iyi bir takım olmak için spora yapılan yatırım ve sağlanan olanaklar kadar elzem olduğu su götürmez bir gerçek. Illini için bu koşul iki yıldır kesinlikle sağlanamıyor. Elde devşirme bir kadro var ve önümüzdeki bir iki sezon için umutlu olmaya da hiç olanak yok.

James Augustine, Dee Brown, Deron Williams, Luther Head ve Brian Cook ile sanki beş yıllık kontenjan tamamlandı ve yeni bir kota alabilmek için bir beş yıl daha beklenmesi gerekiyor. Hüzün veren bir durum !

INDIANA HOOSIERS

Önümüzdeki sezonun belki de en büyük hayal kırılması sesleri şimdiden ve Indiana Üniversitesi’nden geliyor.

Aslında beş kez NCAA Şampiyonluğu ve sekiz kez de Final Four görmüş, organizasyonun en itibarlı takımlarından biri olmasına rağmen Indiana’nın şimdiki görüntüsü tam bir mirasyedi hovardalığını andırıyor. En son 1993 sezonunda Big Ten sezon şampiyonluğunu kazanmışlar ve 1998’den beri yapılan Big Ten turnuva şampiyonluğuna hiç ulaşamamışlar.

2008 draft’inde birinci turda seçilen Eric Gordon ve DJ White’ın varlığına rağmen 2008 NCAA Turnuvası’na ilk turda veda eden Indiana Üniversitesi’nin geçmişine hiç benzemeyen bu kariyeri, aslında en ünlü mezun Isiah Thomas’ın oyunculuk ve koçluk kariyerindeki farkı andırıyor. Illini’de hüzün veren son durum, Indiana’da kahır veriyor resmen !

Bu sezon takımın başına Marquette Golden Eagles’ın koçu Tom Crean getirildi ve kendisiyle uzun süreli bir kontrat yapıldığı ve yeni bir yapılanmaya gidilerek, güzel günlerin yeniden yaşanması için yola çıkıldığı açıklandı. Takımın bu süreçte en azından ilk yıllarda minimum bir başarıyı dahi gösteremeyeceği, bu anlamda konferans sonuncusu olmasının kimseyi şaşırtmayacağı biliniyor.

IOWA HAWKEYES

1955 ve 1980 NCAA çeyrek finali, 1956 NCAA finali, 1979 Big Ten sezon birinciliği (Purdue ve Michigan State ile birlikte), 2001 ve 2006 Big Ten turnuva şampiyonluğu… Bunların arasında bence en mühimi, 2006 Big Ten sezonunu üçüncü bitirmelerine rağmen, onca kurt arasından turnuva şampiyonu olarak çıkmak! (Iowa’yı başarılı göstermek için beyhude bir ıkınma-sıkınma çabası içerisinde olduğumun farkındayım ama lütfen mazur görünüz, kişisel ama haklı nedenlerim var)

Sıkıntılar da bu tarihten sonra başladı. 2007 sezonunda altıncı, 2008 sezonunda sekizinci oldular ve ben an itibarıyla iddia ediyorum ki, Hawkeyes 2009 sezonunu onuncu sırada bitirecek!

2007 draft’inde New Orleans Hornets tarafından ikinci tur 13. sıradan seçilen Adam Haluska’dan çok ümitliydim. Fakat seçim sıralamasında başlayan hayalkırıklığım bir de çocukcağızın Houston Rockets, NBDL ve Hapoel Jerusalem arasında transfer manyağı olmasıyla tavana vurdu ve tüm tahmin hesaplarımı yeniden gözden geçirmek zorunda kaldım. Bu yüzden kadroda bulunan freshman Matt Gatens için biraz temkinli konuşmak isterim. Yine de adını hafızanızın bir yerine yazınız.

Takımın başında ikinci yılını yaşayacak olan koç Todd Lickliter hala Iowa Hawkeyes’ı kendi takımı haline getirebilmiş değil. Düşüşe engel olamaması da durumunu tartışmaya açık bir halde tutuyor.

MICHIGAN WOLVERINES

Ne güzide bir okuldur burası, ilim irfan yuvasıdır. Akademik sıralamalarda, kampüs olanakları bakımından hep en üst sıralardadır. Neyse…

Takımın resmi adı Michigan Wolverines’tir ama bu adın üzerine çıkan ve bir döneme adını veren bir olgu da, fiili ad olarak her daim dilimizin ucundadır: Fabulous Five !

Chris Webber, Jalen Rose, Juwan Howard, Jimmy King ve Ray Jackson’dan oluşan, 1991-1992 ve 1992-1993 sezonlarında bir NCAA fenomeni olarak anılan, Michigan “Fabulous Five” Wolverines, iki yıl üst üste final oynamasına rağmen kazanamamış ama akıllarda yer etmiştir. Diğer yandan Wolverines on iki kez Big Ten normal sezon, bir kez de Big Ten turnuva şampiyonluğu kazanarak, altı kez ulaştığı Final Four’da dört kez finalde kaybedip, bir kez -1989’da- NCAA şampiyonu olarak burçlara bayrağını dikmiş bir takımdır. Bu başarıda o dönemlerin koçu Steve Fisher’ın elini öpmeden geçmemek lazım.

2007-2008 sezonunda çok ciddi bir düşüş yaşadılar. Aynı tatsızlığı yaşamamak için gerekli teknik önlemlerin alındığını ve oyuncu takviyesinin yapıldığını, yeni sezonun sonunda NCAA turnuvasına katılacaklarına dair inançlarını dile getiriyorlar ama geçen yıl alınan onunculuk (11 takım arasında) gerçekten yenilir yutulur gibi değildi.

Rudy Tomjanovich (1970), Glen Rice (1989), Chris Webber (1993), Juwan Howard (1994), Jalen Rose (1994), Robert Traylor (1998), Louis Bullock (1999) ve Jamal Crawford (2000) yetiştirdiği oyunculardan birkaçı. Crawford’dan beri NBA’e akılda kalan bir oyuncu gönderemediler. Kadroda bulunanlar arasında sophomore Manny Harris en çok dikkat çeken oyuncu.

Yeni koç John Beilein’in getireceği rüzgarı arkalarına alıp, sözlerini de tutarlarsa NCAA Turnuvası’na katılacak performansa ulaşabilirler, ama niye yalan söyleyeyim, NIT garanti…

 

MICHIGAN STATE SPARTANS

Michigan Üniversitesi’nin akademik popülaritesi için söylediklerimin tamamını belki Michigan State için söylemem ama onların da Magic Johnson’ı var kardeşim! Neyse…

1979 NCAA şampiyonluğu için finalde Larry Bird’lü Indiana State ile karşılaşan Earvin "Magic" Johnson’lı Michigan State ilk NCAA şampiyonluğunu rakibini 75-64 yenerek kazandı. Bu rekabet her basketbol düzleminde hala anlatılır, öğretilir, belletilir. 2000 NCAA Finali’nde Florida Gators’ı yenerek kazanılan ikinci şampiyonluk ise ilk şampiyonluk kadar kutlanmamıştır nedense.

Şampiyonluklar dışında Spartans, emektar koç Tom Izzo’nun 13 yıldır süren yönetiminde birçok defalar NCAA Turnuvası’na katıldı, konferans şampiyonlukları yaşadı. Shannon Brown, Maurice Ager, Paul Davis, Marcus Taylor, Jason Richardson, Zach Randolph, Andre Hutson, Mateen Cleaves, Morris Peterson, Jamie Feick, Shawn Respert, Eric Snow, Anthony Miller, Mike Peplowski, Matt Steigenga, Steve Smith, Scott Skiles, Sam Vincent, Ken Johnson, Kevin Willis, Jay Vincent ve Earvin “Magic” Johnson gibi oyuncuları NBA’e gönderecek kadar güçlü bir geleneğe ve sağlam bir istikrara sahip olan takımın, 2008-2009 sezonunu Big Ten şampiyonu olarak tamamlayacağını iddia edersem, yalnız olmadığımı da hemen ardından eklemem gerekir. Hatta “biz aynı düşüncenin altında imzası olanlar” bu başarının kalıcı ve ucunun açık olduğunu da rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Bunu söyleten nedenlerden en genel olanı, geçen sene NCAA Turnuvası’nda Sweet 16 aşamasına gelen takımın ağır toplarından sadece Drew Neitzel’in dışında en önemli parçalarının takımda kalmış olması. Bunlardan üç sophomore; yaratıcılığı, atletizmi ve uzak mesafe şutlarıyla Chris Allen, bu özelliklere basketbol zekasını ve adam geçme yeteneklerini de ekleyen Kalin Lucas, kritik anların nişancı şutörü Durrell Summers ile çok yönlü junior Raymar Morgan deneyim kazanmış, hazır kıt’a halinde takımdalar.

Asıl önemlisi ise takıma bu yıl katılan iki freshman oyuncunun ışıltısı ve geleceğe dair getirdiği inanç… Bitirici ve çok yönlü Delvon Roe ile çabukluğu ve üç sayı bölgesindeki kurnaz oyunu ile dikkati çeken Korie Lucious taraftarlara şimdiden heyecan veriyor. Michigan State Spartans konusunda eteğimdeki bütün taşları döktüm, oh be!

MINNESOTA GOLDEN GOPHERS

1990’lı yıllar, konferans normal sezon şampiyonlukları, biri sonradan iptal edilen iki NIT Şampiyonluğu ve bir kez Final Four (‘97) oynamak üzere NCAA turnuvalarına katılma başarıları bakımından, tarihlerinin de en başarılı dönemidir aynı zamanda.

Bu dönemi izleyen 2000’li yıllarda ise üç kez NIT’ye katılma dışında bir başarıları olmamış. Buna “başarıdır” diyenleri anlamak ve hoşgörmek bir tür demokratlık duyarlılığıdır diye düşünürüm hep. Onlar için 2008-2009 sezonunda yapabileceğim hiçbir şey, vereceğim hiç bir iyi haber yoktur ama.

Benim hatırladığım, bildiğim, saygı duyup, gönlümde yer verdiğim iki Golden Gopher vardır: Flip Saunders ve Kevin McHale! Joel Przybilla, Voshon Lenard ve Bobby Jackson’ı ise hatırlamasam da olur. Onlar da beni hatırlamasınlar, hiç kırılmam.

Bu sezonun kadrosunda yer alan ve dikkati çeken tek oyuncu bence, eski NBA oyuncularından Ralph Sampson’ın oğlu Ralph Sampson III. Blok özelliği olan ve kendini sürekli geliştirebilen bir pivot olarak işaret edilebilir.

Kentucky Üniversitesi ile NCAA şampiyonluğu yaşamış olan ve geçen yıl Minnesota Üniversitesi’ne gelen koç Tubby Smith’in yaşına başına hürmeten hayır duasını alıp, buradan ayrılalım derim ben.

NORTHWESTERN WILDCATS

Yıllardır istikrarlı biçimde devam eden düşüşlerini nihayet geçen sezon, 2 galibiyet-22 mağlubiyetle konferans sıralamasının dibine kurularak taçlandırdılar. Bu sonunculuk havasını gelecek sezonda da sürdürebilmeleri tamamen diğer takımların iznine bağlı. Gerekli izin çıkmadığı takdirde, Northwestern Wildcats kendini sıralamanın ortalarında ve NIT yolunda bulabilir.

Şaka bir yana, önemli oranda eksilmeyen kadrolarının bir-iki noktadan takviye edilmiş olması ve mevcut oyuncuların da deneyim kazanması, geçen sezondan daha iyi olmalarını sağlayacak nedenler tabii ki. 2003-2004 sezonunda konferansta yılın koçu seçilerek saç baş yolduran Bill Carmody, aynı zamanda takımını tanıyan bir koç olarak (!) ve elindeki olanakları iyi değerlendirerek (!) başarılı bir sezon yaşayabilir. (?)

Her yıl ortalama 200 kolej oyuncusunu takip eden bir meraklı olarak dosyalarıma baktığımda gelecek için sözünü edebileceğim hiç bir Northwestern oyuncusu bulamadım. Bu ayıbı kimse benim haneme yazamaz!

 

OHIO STATE BUCKEYES

Onlar için en önemli şey Michigan Üniversitesi’ni yenmektir. Gerçi bu ezeli rekabet Amerikan futbolunda daha belirgindir ama basketbolda da “onları yenelim, küme düşsek de olur” sapık zihniyeti çok etkisiz değildir.

Ohio State dokuz kez NCAA’de Final Four oynadı, 1960 sezonunda şampiyon oldu. Konferansta sayısız başarıları var. Geçen sezonu NIT şampiyonu olarak tamamladılar. Zaten onların son 20 sezonuna bakıldığında, Randy Ayers, Jim O'Brien ve şimdiki koç Thad Matta yönetiminde bir çok konferans, NCAA ve NIT başarısı yaşadıklarını görüyoruz. Bu başarılarda NBA’e giden oyunculardan, sırasıyla Jimmy Jackson, Lawrence Funderburke, James Penn, Michael Redd, Ken Johnson, Daequan Cook, Mike Conley Jr., Greg Oden ve Kosta Koufos’un çok önemli katkıları oldu. Bununla birlikte benim gönlüm iki “Hall of Famer”ı, ribaund canavarı Jerry Lucas ve John Havlicek’i anmadan ve “Havlicek stole the ball… It's all over” diye bağırmadan rahat edemeyecektir.

Önümüzdeki sezon Buckeyes için iyi şeyler vaat ediyor. NCAA Turnuvası’nda gidebilecekleri nokta özellikle freshman oyuncuların performansına bağlı. İstatistiklerinde ortalamalarının çok az üzerine çıkmaları halinde bile sezonu umduklarının üzerinde bitirmeleri işten bile değildir. Şu oyunculara dikkat edin :

2009 draft’inde ilk ya da ikinci sıradan seçileceğine kesin gözüyle bakılan freshman B.J. Mullens 2.13 boyunda, atletizmi, fiziği ve potansiyeli ile üst düzey bir oyuncu olacağını gösteriyor.

Bir diğer freshman Anthony Crater yaratıcılığı, pozisyonları önceden hissetme yeteneği ve penetreleriyle dikkat çekerken, bir başka yeni oyuncu Terrelle Pryor mücadeleciliği ve ribaund başarıları, Mullens’la birlikte bu yaz McDonald’s All American’a seçilen William Buford hücum düşüncesi ve önemli anlarda skor üretme becerisiyle göz dolduruyor.

PENN STATE NITTANY LIONS

1954 sezonunda Final Four oynayıp, 2000-2001 sezonunda da “Sweet 16” yaşadıktan sonra son altı sezonun dördünü konferans sonuncusu olarak bitirdiler. Geçtiğimiz sezonu yedinci sırada tamamlayıp toparlanma görüntüsü çizdiler ve önümüzdeki sezon da aynı yerde kalacaklar. Şüphesi olan varsa ben de ondan şüphelenmeye hazırım.

1999 draft’inde NBA’e seçilen, şimdi ne yaptığını tam bilemediğim, kendisini bir ahbabıma tıpatıp benzettiğim için aklımda kalan Calvin Booth dışında hiçbir Nittany Lion tanımıyorum.

Altı yıldır koç Ed DeChellis ile çalışıyorlar. Huzurlular, kendi evlerinde oturuyorlar, falan filan…

PURDUE BOILERMAKERS

25 takımı çalıştırdıktan sonra 2004 yılında emekliye ayrılan efsanevi koç Gene Keady yönetiminde altı konferans şampiyonluğu kazandılar. NCAA Turnuvasına 17 kez katıldılar ve beş kez “Sweet 16” noktasına geldiler.

Koç Gene Keady konferansta yedi kez, tüm organizasyonda dört kez yılın koçu olmabaşarısını göstermiş, bugün birçok okulda çalışan koçları yetiştirmiş bir basketbol gurusu. Purdue’nün şimdiki başarılı koçu Matt Painter da onun yetiştirdiklerinden.

Okul, Brian Cardinal ve Glenn Robinson gibi oyuncuları draft’la, Brad Miller gibi bir all-star’ı draft dışında NBA’e göndermiştir.

Şu an kadroda bulunan oyunculardan Robbie Hummel’ı Valparaiso Lisesi’nden Purdue Üniversitesi’ne geldiği günden beri izliyorum ve kendisine kefilim. Bu oyuncu doğal yetenekleri ve basketbol zekasıyla, tutulması zor ve şimdiden usta oyuncu olmak için gereken donanıma yaklaşabiliyor. E'Twaun Moore da potansiyeli olan bir sophomore.

WISCONSIN BADGERS

1941 NCAA Şampiyonu olan Wisconsin, geçen yıl Big Ten’i şampiyon bitirdi. NCAA Turnuvası’nda son altı takım arasında yer aldı. Alando Tucker, Devin Harris ve Michael Finley şu anda NBA’de oynayan Wisconsin Badger’lar.

Takıma bu yıl katılan iri çocuk Jared Barggren ribaund bölgesindeki etkili oyunu, gücü ve dayanıklılığı ile klasik bir beyaz pivot olarak dikkat çekiyor.

Wisconsin, kişisel kariyeri de başarılı olan koç Bo Ryan ile başlayacağı sekizinci sezonunda, Purdue ve Michigan State ile konferans şampiyonluğu için mücadele edecektir ama NCAA Turnuvası’nda başarılı olacağını düşünmüyorum.


Öncekiler

2008-2009 Sezonu öncesi Big-12
2008-2009 Sezonu öncesi Atlantic Coast Conference
2008-2009 Sezonu Öncesinde Big-East