2008-09 SEZONU ÖNCESİ ATLANTIC COAST CONFERENCE

 

Hüseyin Büyükçınar
3 Ekim 2008,
Cuma

İlk maça yaklaşık bir buçuk ay kalıp, yeni sezon hazırlıkları yavaş yavaş hızlanmaya başlarken, NCAA’in en zevkli ve çekişmeli konferanslarının belki de başında gelen ACC’de, hazırlanan parçaların bakımları ve denemeleri yapılıyor.

Yeminli ve inanmış bir Longhorn olmama rağmen, kesinlikle majestelerinin etkisiyle bu konferans “ilk aklıma, hep aklıma” geliyor. Bu konferans ve o takım :

North Carolina Tar Heels

Son sezonu sezon ve turnuva şampiyonluğu ile kapatan, NCAA’de Final Fouroynayan North Carolina Tar Heels, bu sezon da aynı başarıyı yineleyip, işi daha da ötelere götürebilir.

Efsane koç Dean Smith’in ardından, aradan geçen 11 yılın son dört yılında yürek ferahlatan bir istikrar yakalayan Roy Williams, geçen senenin kadrosunu adı bile anılmayacak bir iki son sınıf öğrencisinin
ayrılması dışında neredeyse olduğu gibi korudu. Üstüne üstlük harika solak Ed Davis, Larry Drew Jr ve Tyler Zeller gibi üç freshman’in takıma katılmasıyla elini güçlendirdi. Bu üç oyuncu 2008 McDonald’s All-American kadrosunda yer aldılar ve scout’lardan aldıkları yıldızları takarak, ışıl ışıl dolaşıyorlar.

Diğer yandan takımın artık büyük abisi olan Tywon “Ty” Lawson ile Wayne Ellington, Deon Thompson, Marcus Ginyard, Tyler Hansbrough, hep birlikte başarıya ayarlı kimyaları ile takımlarının başarısında katkı yapacaklardır.

Aralarındaki uyumu neredeyse her geçen an daha da güçlendiren guard ikilisinden Ty Lawson’ın 2009 Draft’inde ilk turda, Wayne Ellington’ın ise ikinci turda seçileceğine kesin gözüyle bakılıyor.

Son sezonu sayı ve ribaund lideri olarak tamamlayan 2008 yılının oyuncusu Tyler Hansbrough’nun da ilk turdan draft edileceği kesin olduğuna göre, NC geçen yıl oyuncu vermediği draft’e bu yıl damgasını vuracak gibi görünüyor.

Duke Blue Devils

2007-2008 March Madness ikinci turunda West Virginia’ya elenerek hayal kırıklığıyaratan Duke, bu yıl koç Mike Krzyzewski’nin milli takımı bırakıp tamamıyla takımına konsantre olacağını açıklamasıyla vites büyüttü. Hedef tabii ki geçen yıl olduğu gibi ACC ikinciliği ve NCAA Şampiyonluğu ikinci turunda şerefli bir yenilgiyle havlu atmak değil.

Öyle olmamalı da! North Carolina’nın arkasında kalmanın, ikinci turda West Virginia’ya elenmenin yanında, başarının ölçütünün draft’lerde fink atmak olduğunu iddia edip, Duke’un 2008 Draft’ine oyuncu vermeyerek ve 2009 Draft’ine de Gerald Henderson dışında bir Blue Devil arz edemeyerek başarısız olduğunu söyleyebilir miyiz ?

Kadroya bakıp, Nolan Smith ve ACC’de yılın çaylağı seçilen Kyle Singler gibi ikinci sınıf oyuncularını, Greg Paulus gibi bir son sınıf öğrencisini, Gerald Henderson, Jon Scheyer ve Lance Thomas gibi üç usta üçüncü sınıfı görünce bu soruyu sormayı bile abesle iştigal sayabiliriz. Üstelik en ayırıcı özelliklerinin basketbol zekaları ve örnek kişilikleri olduğu söylenen, NBA’in gelecekteki emanetçilerinden sayılan Kyle Singler ve Nolan Smith’e, derslerindeki başarıyı aynı oranda basketbolüne yansıtmayı becerebilen çaylak Eliot Williams’ı da eklersek, bu yılın gelecek yıla oranla daha iyi geçeceğini varsaymak doğru bir yaklaşım olacaktır.

Clemson Tigers

2007-2008 sezonunda konferansı üçüncü bitiren ve fakat March Madness’a ilk turda Villanova’ya yenilerek veda eden Clemson’un 1990 yılındaki sezon sonu liderliğini görmezlikten gelirsek (ki bunun için de turnuva şampiyonluğunu Georgia Tech’e kaptırması nedeniyle haklı bir gerekçemiz var) hiçbir başarıları yok. Var diyenle basın önünde tartışmayı kabul edecek kişi DMMF’tan daha müşkül bir duruma düşmeyi şimdiden kabul etmiş demektir. Yine de koç Oliver Purnell’in dört yılda takıma önemli bir katkı sağladığını söylemek hak bilir bir tutum olacaktır.

2009 Draft’inde ikinci turun ortalarında kendine bir yer edinme şansı bulunan üçüncü sınıf öğrencisi guard K.C. Rivers’a diğer guard Terrence Oglesby’nin destek vermesi, takıma yeni katılan birinci sınıflar Andre Young ve Romanya asıllı 2.13’lük Catalin “Bobo” Baciu’nun onlara ayak uydurması haline, Clemson’ın ACC’nin dört takımlık kontenjanından yararlanarak NCAA Şampiyonasına katılacağını söylemek mümkün.

Andre Young demişken, bu genç point-guard’ın mezun olduğu Albany, Georgia’da bulunan Deerfiel-Windsor Lisesi’nde çok başarılı maçlar oynadığını, lise basketbolünün çok konuşulan isimlerinden biri olduğunu ve arkasından sular dökülerek NCAA’e uğurlandığını eklemek gerekiyor.

Virginia Tech Hokies

Aleyhine olan 0.076 galibiyet yüzdesi farkı nedeniyle ACC sıralamasında dördüncü olmasına rağmen NCAA turnuvasına dördüncü takım olarak gitme hakkını Miami Hurricanes’e kaptırdı. Bilinen, hatırlanan, yanılarak dahi ileri sürülen bir başarısını tarih kitapları yazmıyor.

Mutlaka bir başarı yazmak, yazmamayı ayıp saymak ısrarı karşısında dayanamayan yürekler ise Hokies için, daha doğrusu dört yıllık koçu Seth Greenberg için, kolej basketbolündeki ağırlığı tartışmaya açık tutulan NIT’ye (National Invitation Tournament) katılacak takımlar arasında Virginia Tech bölge seçmelerinde birinci sıraya atandı ve takım sezonu dördüncü kapattı diye, neredeyse üretilen bir ödül ya da başarıdan söz etmek isteyecektir.

En çok göze batan oyuncusu, ikinci sınıf öğrencisi olan power forvet Jeff Allen. Jeff sezonu 11.8 sayı 7.6 ribaund ortalama ile tamamladı.

Virginia Tech Üniversitesi’nde 2007 yılında meydana gelen ve onlarca kişinin ölümüne yol açan katliamı kınayarak, bu tatsız bölümü tamamlayalım.

Miami Hurricanes

Florida’nın meşhur kasırgalarının huyu ve suyu Miami Hurricane’e hiçbir biçimde yansımamış. Takım orta sıraların gediklisi olmamanın, lige heyecan katmamanın, tavşan pisliği tarzında bir durağanlığın istikrar abidesi.

Daha önce Big East Konferansı’nın takımı iken, dört yıldır ACC’de mücadele eden ve bunun üç senesinde de deneyimsiz koç Frank Haith ile çalışan Miami gerçekten de tam bir orta sıralar takımı. ACC’de 2007-2008 sezonunda kılpayı NCAA Turnuvası’na katılıp, üstüne üstlük ilk turda Saint Mary’s Üniversitesi’ni eleyince ortamda bir kıpırdama olmuşsa da, ikinci turda Teksas Longhorn karşısında alınan yenilgi, alışkanlığın bir gereği olarak derhal sindirilmişti.

Takımın en göze batan oyuncusu son sınıf öğrencisi Jack McClinton. Bu sezon takıma katılan iki freshmen’den Georgia’lı DeQuan Jones için söylenenler hiç de yabana atılır cinsten değil. Reggie Johnson ise bilinen özellikleriyle sıradan bir kolej pivotu.

Maryland Terrapins

2002 sezonunda NCAA, 2004’te de ACC şampiyonluğunu kazanması Maryland’ın en büyük başarıları. Yaklaşık 20 yıldır takımın başında bulunan efsanevi koç Gary Williams, kendisinin de mezunu olduğu okulunun takımına hayat vermiş, NCAA ve NBA için birçok oyuncu yetiştirmiştir. Burada Steve Francis’i hatırlamak tamamen sizin özgür iradenize bağlıdır, ancak sonuçlarına yine sadece siz katlanırsınız. Terrapinseverlere iyi şeyler düşündürmek için 2002’nin şampiyon beşini hatırlatmak bana yeter de artar bile: Lonny Baxter, Juan Dixon, Steve Blake, Chris Wilcox ve Byron Mouton!

2007-2008 sezonunda konferansın en iyi savunma oyuncularından biri olarak gösterilen ve konferans ikinci takımına seçilen James Gist, 2008 Draft’inde San Antonio Spurs tarafından ve Gregg Popovich’in isteğiyle ikinci tur 27. sıradan NBA’e adım atmasına rağmen bugüne kadar kontrat imzalayamadı.

Onun gibi konferans ikinci takımına seçilen diğer Terrapins oyuncusu, ACC asist lideri Venezüelalı Greivis Vasquez ise katılacağı 2009 Draft’inde daha şanslı görünüyor. Kevin Durant ile lise arkadaşı olan üçüncü sınıf öğrencisi Vasquez, ligin en iyi guard’larından biri. Kişisel olarak benim gözüm Comcast Center’da Bambale Osby’yi arayacak. Bu sempatik oyuncuyu bu yıl Romanya’nın Mobitelco Cluj-Napoca takımında izleyeceğiz.

Takıma katılan ve gelecek vaat eden, “eyaletin çocuğu” Sean Mosley’ye bağlanan umutların yeşerme biçimini ise önümüzdeki günlerde hep beraber izleyeceğiz.

Georgia Tech Yellow Jackets

Georgia Tech'in tarihindeki en büyük başarısı 1990 NCAA Final Four'una çıkmışolmak ve 2004 NCAA Finali’ni oynamak. Finalde efsanevi Connecticut Huskies’a 73-82 yenilerek şampiyonluğun kapısından dönmüşlerdi. Takım bu iki başarının dışında da okulun akademik ağırlığı ve NBA’e kazandırdığı oyuncular bakımından gündemde kalmayı başarıyor. Örneğin Thaddeus Young, Javaris Crittenton, Jarrett Jack, Chris Bosh, Matt Harpring, Stephon Marbury gibi bilinen ve bazıları all-star düzeyinde olan oyuncular, züğürt tesellisi sayılmayacak, haklı bir gurur nişanesi olarak daima ön plana çıkarılmıştır.

Otoriteler ve taraftarlar bu yıl da takımdan bir şey beklemiyorlar. Ama kampüste ve taraftarlar arasında inceden inceye bir heyecan da yok değil. Bunun nedeni de bu yıl takıma katılan çaylak guard Iman Shumpert’a duyulan merak ile ikinci sınıf öğrencisi Gani Lawal’e bağlanan umutlar. Oak Hill, Illinois’dan gelen ve Murat Murathanoğlu’nun mutlaka hakkında söyleyecek bir çok sözü olduğuna inandığım Iman Asante Shumpert, bu yıl Milwaukee’de oynanan McDonald’s All-American kadrosundaydı ve izleyenlerden olumlu not aldı. Geçen sene daha popüler olan, 2008 draft’ine katılmaktan son anda vazgeçen Gani Lawal ise Chris Bosh benzeri bir oyuncu olarak tanıtılıyor. Ancak Lawal, akademik kaygılar da duyan bir öğrenci olarak konsantrasyon bölünmesi yaşıyor.

Lawal ve Shumpert, Yellow Jackets’i izlemek için ortaklaşa bir neden hazırlamışlar işte.

Wake Forest Demon Deacons

Wake Forest, son 15 yılda Tim Duncan, Chris Paul, Josh Howard, Darius Songaila, Randolph Childress ve Rodney Rogers gibi oyuncuları NBA’e gönderen, taraflı tarafsız NCAA’in belki de en çok sevilen ve takip edilen takımlarından. Başarı çıtasını her yıl belirli bir düzeyde tutmayı da başarır. ACC’de 1995 ve 1996 yılında üst üste şampiyonluğa ulaşmış, 2003’te de normal sezonu birinci bitirmişti. 2005 Draft’inde Chris Paul’ün dördüncü sıradan draft edilmesinin ardından NBA’in en iyi oyuncularından biri haline gelmesi, Tim Duncan ile doruğa çıkmış olan ilgiyi yeniden güncelledi.

Şimdi sırada herkesin merakla ve NBA için izlediği beş delikanlı var Wake Forest’ta. Bunlardan çaylak forvet, McDonald’s All-American Al-Farouq Aminu en dikkat çekici olanı. 2010 Draft’inde ilk üç sıradan seçileceğine de kesin gözüyle bakılıyor. Kickboks şampiyonu bir babanın oğlu olan, belki de bu nedenle sert bir oyun anlayışına sahip ikinci sınıf öğrencisi James Johnson ise bu yıl NBA için gün sayıyor. Bir diğer çaylak Tony Woods da 2010’da ilk turdan seçilecek oyunculardan. Ty Walker ve Jeff Teague ise, takımı en azından turnuvaya sokabilmek için katkı sağlayacak Demon Deacon’lar.

Asistan koçluktan geçen yıl koçluğa terfi eden ve genç oyuncularla iyi bir kariyer oluşturmak isteyen koç Dino Gaudio’ya herkes güveniyor.

Florida State Seminoles

1993 yılında Sam Cassell’in Houston, Doug Edwards’ın Atlanta tarafından birinci turda draft edilmesinden sonra, 1995’te de Bob Sura Cleveland tarafından seçilmiş ve Florida State, 2007 yılına kadar, ikinci turun son sıralarından seçilen dört oyuncu dışında bir draft başarısı gösterememişti. 2007’de Al Thornton birinci tur seçimi olarak Clippers’a gidince, takıma bereket geldi.

Geçen senenin kadrosunda yer alan, ancak sakatlanarak redshirt statüsünde kalan 2.13 boyundaki center Solomon Alabi, fiziğinin yanı sıra, savunma anlayışı ve gelişime açık potansiyeli ile ilgi çekiyor. 4 ve 5 numara oynayabilen, 2.10 boyundaki Xavier Gibson da özel olarak izlenmesi gereken bir freshmen olarak not edilmelidir.

Buradaki asıl adamımız ise kesinlikle Chris Singleton! 19 yaşındaki bu oyuncu, 2009’da olmazsa 2010 seçmelerinde ilk turun üst sıralarından, özellikle atlet-şutör gereksinimi olan takımlar için çok önemli olacak.

Peki, Florida State bu sezon ne yapacak ? En son 2005-2006 sezonunda sezon beşincisi olmanın dışında bir sıralama başarısı bulunmayan takım için, başta bir sezon kadar Washington Wizards koçluğu da yapan ve beş yıldır takımın başında bulunan Leonard Hamilton olmak üzere, hiçkimse tatmin edici bir yanıt veremeyecektir.

Virginia Cavaliers

1981 ve 1984 NCAA üçüncülüğü ve 2007’de ACC sezon ikinciliği dışında bir başarıları yok. Takımın beyni olan Sean Singletary’nin 2008 Draft’inde Sacramento Kings tarafından draft edilmesinden sonra takımda kalanlara geleceği parlak iki birinci sınıf takviyesi yaptılar. (Bu arada Sean Singletary’nin Ron Artest takasında kullanılarak Houston Rockets’a, oradan da Phoenix Suns’a gittiğini hatırladım)

Takviye olarak andığım Sylven Landesberg ve John Brandenburg isimli oyuncular kesinlikle yabana atılacak cinsten değil. Sylven Landesberg 2008 McDonald’s All-American seçilmiş bir guard. Brandenburg ise ilgiyle takip edilen, blok hissi ve isabeti gelişmiş, klasik bir beyaz pivot.

Virginia Cavaliers için en büyük başarı tanımının, sezonu Virginia Tech Hokies’in üzerinde tamamlamak olduğunu söylersek herhalde abartmamış oluruz. Bunun tersi de aynen geçerli tabii ki. Derbi heyecanı dünyanın her yerinde aynı…

Boston College Eagles

ACC, NCAA başarı listelerine bakıp, ilaç için Boston College Eagles ismini aramak zorunda kalanlar için haberler hiç de iyi değil. Öyle bir deva yok !

Takımın mazisi böyle iken, bugünü ya da geleceği için de iyi şeyler söylemek mümkün değil tabii ki. Son yıllarda birinci sıradan draft edilen Sean Williams, Jared Dudley ve Troy Bell ile ikinci tur altıncı sıra seçimi olan Craig Smith’in başarılarından söz edelim desek, başarıdan anladığımız şey tartışmaya açılacağı için Boston College konusunu bir an önce bitirmenin yollarını aramalıyım.

Ama bitirmeden önce sezonu 21 sayı ve 5 asist ortalaması ile tamamlayan, 2008 ACC birinci takımına seçilen, 2009 draft’inde seçilme olasılığı yüksek, liderlik özelliği ön planda olan Tyrese Rice’tan söz etmek uygun olur. Ama Rice’ın Mo Williams tarzında bir oyuncu olduğunun da belirtildiğini eklersem, bu bahsi ek bir heyecan yaratmadan kapatmış olacağım.

North Carolina State Wolfpack

Boston College’a oranla, başarı listelerinin hiç değilse bir-iki yerinde adına rastlanılan, 1974 ve 1983 NCAA turnuvasını şampiyonlukla kapatan, NBA’e üst sıralardan oyuncu gönderme başarıları da gösterebilmiş Wolfpack, son yıllardaki istikrarsız (!) gidişatını sürdürürse, kişisel tahminime göre ACC ligini sonuncu kapatmaya en yakın takım.

2008’de ilk tur 19. sıradan Cleveland Cavaliers tarafından draft edilen ve isabetli bir seçim olduğu belirtilen J.J.Hickson’ın 14.8 sayı 8.5 ribaund ortalamasını yakalayacak bir oyuncu ikame edilmezse, gösterebildikleri eski başarılarını aramaya devam ederler.