NBA OFF-SEASON DEĞERLENDİRMESİ

 

Mertcan ÖZER
21 Ağustos 2009, Cuma

 

KAZANANLAR

Cleveland Cavaliers

Cleveland, Lebron'un serbest kalmasına bir sene kala şampiyonluk için son kozlarını oynadı ve çok yerinde hamleler yaptı. Öncelikle Shaq'ın Ben Wallace ve Sasha Pavlovic karşılığında alınması, Cleveland'a Lebron geldiğinden beri sahip olmadıkları post’tan düzenli skor üretebilme gücünü getirdi. Ayrıca kendisine gelen sıkıştırmalarla şutörleri beslemesi, hücumda Lebron'un sırtına binen yükü hafifletmesi (playofflarda özellikle), Dwight Howard'ın arkasında hiç bir Cavs oyuncusunun duramadığı kadar sağlam durabilecek olması ve İlgauskas tarafından yedeklenecek olmasından dolayı playofflara kendisini saklayabilecek olması, Shaq'ın Cleveland'da olmasın diğer avantajları. Diğer iki yeni isim ise Anthony Parker ve Jamario Moon. Parker ilerlemiş yaşına rağmen oyun bilgisi ve şutu ile bayağı bir katkı sağlayacaktır. West'ten 8cm daha uzun olması sebebiyle ilk beş başlayabilir (ki bence başlayacak) ki Mo Williams ve West -fazla sırıtmamakla beraber- savunmada biraz kısa kalmakta. Moon ise takıma atletizm ve savunma katkısı sağlayacaktır. Giden iki swingman Pavlovic ve Szczerbiak (durumu kesin değil ama bu takviyelerden sonra yol gözüktü diyebiliriz) yerine gelenler tartışmasız daha fazla verim verebilen isimler. Bunların dışında Varejao ile altı yıllık sözleşme imzalandı. Joe Smith'in durumu belirsiz ve Leon Powe'un da gelme ihtimali var (ozan’ın notu: Joe Smith geçtiğimiz günlerde Hawks ile bir senelik anlaştı, Powe’un gelmesi de kesinleşti, 1+1). Gidenlere bakacak olursak, pek bir kayıp yok diyebiliriz, hepsinin yeri rahatlıkla doldurulur, belki Joe Smith'in gidişi biraz sıkıntı yaratabilir. Sonuç olarak Danny Ferry elinden geleni yaptı ve Cleveland'ı bence şampiyonluğun bir numaralı favorisi durumuna getirdi.

Dallas Mavericks

Mark Cuban şampiyonluk iddiasından uzak geçen iki sezondan pek hoşnut olmayacak ki, gene birçok hamle yapmaktan kaçınmadı. Öncelikle Kidd ile üç senelik sözleşme imzalandı ve dört takımın dahil olduğu bir takas sonrası Shawn Marion kadroya dahil oldu. En iyi senelerini Nash'in yanında geçiren Marion, belki de hayata dönme ihtimali en yüksek yere, Jason Kidd 'in (her ne kadar eskisi gibi olmasa da Kidd, Kidd’dir) yanına geldi. Ve iyi durumda olan bir Marion, başka takviye olmasa bile Dallas'ı batının tepesine aday yapar, göstereceği performansın Dallas'ın yerini belirleyeceğini söyleyebiliriz. Kadroya katılan diğer isim Tim Thomas, her zaman katkı verebilecek bir isim olmasına rağmen, iş ahlâkı yüzünden çoğunlukla sevilmeyen bir oyuncudur ama o da şampiyonluk için kenetlenmiş bir Dallas takımında, Kidd'in de yardımı ile, faydalı olabilir. Drew Gooden ise Brandon Bass'in yerini doldurmak için yapılmış bir hamle. Bass, Dallas pota altına sertliği ve mücadele gücünü getiriyordu, kendisi için Dallas'ın tek önemli kaybı diyebiliriz. Gooden, Bass kadar mücadele etmese de iyi bir ribauntçu ve hücümda zaman zaman etkili olabilen bir uzun (aslında post-up yapabiliyor, orta mesafe sokabiliyor, iyi de ribauntçu ama ilk çeyreklerden sonra uyuyakalıyor, genelde). Ayrıca drafttan ve takaslardan yedi oyuncu dâhil oldu takıma. Kris Humphries ve çaylak B.J Mullens dışında işe yarayabilecek bir isim yok, bence (onlar da pek bir işe yaramayacak aslında). Marion, Thomas ve Gooden takıma seviye atlattırabilecek isimler. Hafif de bir Miami 2006 havası var gibi. Bu hamlelerle Dallas batıda, Lakers'ın altında, Denver, San Antonio ve Portland'ın yanında kendine bir yer edinir.

San Antonio Spurs

San Antonio geçen sene mezarlığı andıran görüntüsüyle ilk turdan elenince takıma bir kaç takviyenin şart olduğu görüldü. Artık hiç katkı vermeyen Oberto, Kurt Thomas ve Bowen karşılığında alınan Richard Jefferson çok, çok, çok iyi bir hamle. Shaq’la beraber yazın en büyük iki hamlesinden biri diyebiliriz. Richard Jefferson önemli bir oyuncu, öncelikle hücumda Parker, Duncan ve Ginobili’nin üstüne yığılan hücumu bayağı bir rahatlatacaktır. Sakatlıktan çok çeken Duncan ve Ginobili için bu hamle normal sezonda eskisi kadar zorlamayacakları anlamına gelir, ki bu da hala yaşlı olan kadro için hayati bir önem taşıyor. Giden oyuncular arasında Oberto ile Thomas bir işe yaramasa da, Bowen takımın önemli bir parçasıydı. Ancak o da artık çok yaşlandı ve eski etkinliğinden uzak, zaten hemen serbest bırakıldı, tekrar dönebilir Spurs'e. Gooden, her ne kadar iyi bir oyuncu olsa da fazla katkı veremediğinden dolayı, Spurs'un Gooden için fazla üzüldüğünü sanmıyorum. Yaşlı olsalar da bu üç uzun rotasyonda bir yer kaplıyordu ve bu boşluğun doldurulması gerekliydi; Spurs uzun rotasyonuna Antonio McDyess ile Marcus Haislip'iekleyerek bu gerekliliği karşıladı. McDyess geçen sene iyi bir sezon geçirdi, hatta son Cavs serisinde direnen tek oyuncuydu diyebiliriz. Yedek kalmayı problem etmeyen, orta mesafe şutu, post oyunu, ribaund becerisi ve tecrübesiyle, Spurs'e bayağı bir katkı yapacaktır. Haislip de atletizmiyle ve Avrupa'da geliştirdiği dış şutuyla rotasyona hemen dâhil olacaktır. San Antonio'nun devri kapanıyor olabilir ancak Jefferson'un da gelmesiyle, playoff’lara sağlıklı girebilirlerse, hâlâ herkesi yenebilecek durumdalar ve hâlâ batıda iddialılar.

Portland Trail Blazers

Aslında Portland bu yazı fazla hareketli geçir(e)medi. Gerçi draft’ta Kevin Pritchard'ın fantezileri nedeniyle bazı hareketlilikler yaşandı ve Sergio Rodriguez Washington yolunu tuttu, ayrıca Channing Frye da serbest kalıp Phoenix ile imzaladı. Bu iki oyuncudan katkı almayı bekliyorlardı ancak beklenen olmadı ve ikisi de gözden düştü. En sonunda da takımdan ayrıldılar, çok da önemli görünmeyen gelişmelerdi bunlar. Portland'ın amacı, cap’teki boşluğu kullanarak takımı güçlendirmekti. Önce zayıf oldukları üç numara pozisyonu için Hidayet'e beş senelik 50 milyon dolar önerdiler; ancak Hidayet Toronto'yu seçti. Sonra Paul Millsap'e yanaştılar, dört senelik 32 milyon dolarla. O teklifi de Utah karşılayınca Millsap, Utah’ta kaldı. En sonunda ise Andre Miller ile üç senelik 22 milyon dolara anlaştılar. Hâlihazırda alabilecekleri en iyi adamlardan birini aldılar, Andre Miller takımı yönetebilen, skor üretebilen, boyuna göre iyi ribaund alabilen ve takıma ağabeylik edebilecek bir isim. Andre Miller'ın alınması, geçen sene 54 galibiyet alan Portland takımını batının tepesine adaylardan biri yapar. Ayrıca playoff havasını solumaları, Oden Fernandez ve Batum'un artık çaylak olmayışları; yani gösterecekleri gelişim (Oden’ın beklentileri karşılaması Portland’ı bambaşka bir takım yapacaktır) ve en önemlisi de liderleri Roy’un sözleşmesini beş sene uzatmaları, NBA’ in en genç kadrosunu, Lakers'ın en önemli rakibi yapabilir.

Los Angeles Clippers

Clippers adına yazın en hayırlı olayları 1. sıradan Blake Griffin seçimi ve tam bir kara delik olan pas verme özürlü Zach Randolph'tan kurtulmaları oldu. Randolph'un gidişi Griffin'in bolca süre almasına ve oyununu geliştirmesine fırsat tanıyacaktır. Her ne kadar NBA' de dört numara oynamak için boyu biraz kısa kalsa ve hakkında kuşkular olsa da, yaz ligi ve kolejden gördüğümüz kadarıyla Griffin çok iyi bir ribaundçu ve iyi bir bitirici. Tabii bu referanslar NBA için pek geçerli olmuyor. Bekleyip göreceğiz ama ben Griffin'in ilerleyen yıllarda her maç double double yapabilecek yıldız bir oyuncu olabileceğini düşünüyorum. Clippers'ın diğer hamlesi ise Q-Rich karşılığında Craig Smith, Sebastian Telfair ve Mark Madsen'i alması. Craig Smith ekmeğini taştan çıkaran mücadeleci ve sert bir oyuncu. Sebastian Telfair ise, hiçbir zaman beklentileri karşılayamamış olsa da, Baron Davis'in arkasına iyi bir yedek. Bu iki oyuncu oynadıkları süre boyunca Clippers'a yardımcı olacaklardır. Mark Madsen'dan geçti artık. Bir şey beklemiyorlardır zaten. Kağıt üstünde hiç de fena olmayan bir kadroları var. Eğer iyi organize olabilirlerse (Baron Davis %35 ile şut atmayıp, düzgün oynarsa) ve sakatlıktan uzak durabilirlerse playoff yapabilirler.

Washington Wizards

Washington yazı aslında çok hareketli geçirmedi, tek bir hamle yaptılar o da şimdilik yeterli (takviye gelebilir tabii). Beşinci sıra haklarını Etan Thomas, Pecherov ve Songaila ile Minnesota'ya gönderip, Mike Miller ve Randy Foye'u aldılar. İki oyuncu da kalburüstü oyuncular. Randy Foye rolünü kabullenirse Arenas'ın arkasına çok iyi bir yedek olur. Mike Miller ise herşeyi yapabilecek bir oyuncu, yedek kalmayı da sorun etmez. Kısaca Wizards'a bayağı bir katkısı dokunacak bence. Ancak bu saydıklarımızın bir şeyler ifade edebilmesi için Arenas'ın sağlıklı olarak eskisi gibi dönmesi ve Butler ile Jamison'un sakatlıktan uzak durmaları gerekir. Aksi takdirde gene lotarya takımı olurlar. Eğer takım halinde sağlıklı kalabilirlerse playoff biletini kaparlar gibi duruyor. Hatta tepedeki üçlünün hemen altına yerleşebilirler.

Toronto Raptors

Yazın hareketli takımlarından biri de Toronto. Fazlaca yer değiştiren isim oldu Toronto’da. Bunların başında temsilcimiz Hidayet Türkoğlu geliyor. Hidayet’in gelişi elbet takıma büyük katkı sağlayacaktır, ondan büyük beklentiler var. Sorumluluk altına girmekten kaçınmayan ve bunları başarılı bir şekilde yerine getiren Hidayet, kendine güveniyle de beklentileri karşılayacaktır. Başta Bosh’un yapamadığı liderlik rolünü üstlenecek olması, son çeyreklerde sorumluluk alması ve son playoff’larda gördüğümüz gibi, kendi doğru tercihlerini takıma yansıtmaya çalışacak olması Hidayet’in artıları. Draft’tan seçilen çaylak DeRozan hoş bir sürpriz olabilir. Fazla bir katkı beklemiyorum ben; ancak Toronto’nun, Derozan’ın potansiyeline güvendiği görülüyor. Reggie Evans ve Rasho Nesterovic ise, Toronto’nun sahip olmadığı pota altı sertliğini ve mücadele gücünü getirecektir. İkisi de çok doğru hamleler, özellikle Evans için Kapono’yu verdiklerini görünce, sorunu bildiklerini ve çözüm üretmek için hamle yaptıklarını söyleyebiliriz. Jarret Jack ise gene Toronto’nun ihtiyaç duyduğu türden bir oyuncu, şu anki haliyle her takımın isteyeceği yedek bir oyun kurucu. Aldığı dakikalarda Calderon’un yapamadığı savunmayı yaparak takıma önemli katkı sağlayacaktır. Diğer gelenler ise Bellinelli ve Antoine Wright. Wright aman aman bir oyuncu değil, Belinelli ise takıma ciddi katkılar sağlayabilir, geçen sene Golden State’de zaman zaman parlak maçlar çıkarıyordu. İstediği bir ortamda oynayacağını da söyleyebiliriz. Bargnani ile patlama yapabilirler bu sene. Giden oyuncular ise Toronto’da da yapamayan Marion, Anthony Parker, Jason Kapono, Jawai ve Humphries. Parker önemli bir oyuncuydu ve Toronto onu bu sene arayabilir. Kapono karşılığında Evans’ı aldılar ki Evans tam da istedikleri tipte bir oyuncuydu. Sonuçta feda edilebilir bir isim Kapono. Marion ise her ne kadar katkı verse de, burada yapamadı ve Toronto’nun da onu takımda tutmak gibi bir niyetinin olduğunu sanmıyorum. Jawai ve Humphries ise pek de önemli oyuncular değiller. Sonuç olarak Toronto’nun iyi ve yerinde transferlerle kadrosunun güçlendirdiğini ve playofflara kalabileceklerini söyleyebiliriz.

SORU İŞARETLERİ

Orlando Magic

Şanssız geçen final serisi sonrası Orlando Magic de hareketli bir yaz geçiriyor. Hidayet’in tam da piyasa yapmışken ve artık saygın bir oyuncu konumuna gelmişken serbest kalacağını belli etmesi, Orlando’yu Carter takasına yönlendirdi. Hidayet’i kaybetmeleri durumunda yerini doldurabilecek en iyi oyuncuya yöneldiklerini söyleyebiliriz. Nitekim Courtney Lee, Rafer Alston ve Tony Battie karşılığında Vince Carter ve Ryan Anderson kadroya dâhil edildi. Hidayet ise Orlando’nun dört senelik 36 milyon dolarlık teklifini reddetti ve Toronto’nun yolunu tuttu. Carter inanılmaz yetenekli bir oyuncu. Kimsenin buna bir itirazı olamaz; ancak yetenekli olduğu kadar da hırstan yoksun bir oyuncu, öncelikli görevi de Hidayet’in yerini doldurmak. İstatistiklere ve geçmişlerine baktığımız zaman Carter çok daha ağır basıyor olabilir ama Magic için Hidayet Carter’dan daha önemli bir oyuncu. Öncelikle takımın lideriydi Hidayet, topun akışını çok iyi yönlendiriyordu. Howard’ı en iyi besleyen isim oydu ve son çeyreklerde adeta çılgın atıyordu. Howard’dan sonra takımın en önemli ismiydi Hidayet. Carter bunları yapabilecek mi bakalım, bence bir soru işareti? Ayrıca Lee de rotasyona dâhil olmuştu ve ciddi katkılar veriyordu. Gelecek vadeden bir isimdi ayrıca. Lee Orlando için önemli bir kayıp. Carter’ın dışında gelenler ise şutu ve savunmasıyla hemen rotasyona girebilecek olan Matt Barnes, zaman zaman iki uzuna dönmeyi sağlayabilecek ve pota altına sertliği getirecek Brandon Bass ve fena bir çaylak sezonu geçirmeyen, 2.08 boyundaki şutör –üçlüğe kadar çıkabilmesiyle hafiften Rashard Lewis’i andırıyor- dört numara Ryan Anderson. Hepsine de iyi transferler diyebiliriz. Giden diğer oyuncular ise Alston ve Battie. Eğer Anthony Johnson kalacaksa Alston’un gidişi fazla önemli olmaz. Battie ise, olsa da olur olmasa da olur türden bir oyuncu. Aslında Magic kadrosuna iyi takviyeler yaptı. Daha iyi bir takım haline geldiklerini söyleyebilirsiniz ancak Carter’ın Hidayet’in yaptıklarını yapıp yapamayacağı çok belirleyici olacak. Gerçi Carter yine pozitif katkı verecektir. Normal sezonda ve ilk turda çok zorlanacaklarını sanmıyorum. Doğunun en tepesine adaylar. Ancak sert geçecek olan Boston ve Cleveland serilerinde Hidayet’i arayabilirler.

Los Angeles Lakers

Son şampiyon, yine NBA çevrelerince en büyük favori olarak girecek sezona (bence değil ama, neyse). Üçgen hücumun da tam anlamıyla yerleşmesiyle kusursuz bir takım görüntüsünde Lakers. Odom’la da sözleşme yenilediler. Peki soru işareti ne o zaman? Ron Artest. Beraberinde yetenekleriyle birlikte getirdiği bol bol soru işareti olan Ron Artest. Öncelikle oturmuş ve başarıya ulaşmış bir takımı bozmak bence saçma. Artest çok iyi bir oyuncu olabilir ama bir o kadar da dengesiz (Indiana’ da çılgın attığı dönemlerde koçuna ben çok bunaldım bana bir on gün izin ver demiş bir oyuncu. Kaan Kural böyle anlatıyor en azından). Artest’in Ariza’dan daha yetenekli olduğu su götürmez bir gerçek ama Ariza kadar iyi bir takım oyuncusu olabilecek mi, tam bir soru işareti. İyi durumda ve kafası basketbolda bir Artest çok şeyler getirir Lakers’a. Problem çıkarırsa ise her şey olabilir. Bekleyip göreceğiz.

KAYBEDENLER

Chicago Bulls

Chicago’da fazla bir hareketlilik yaşanmadı yazın. Draft’taki iki seçme hakkını da forvetler Taj Gibson ve James Johnson’dan yana kullandı. Fazla bilgi sahibi olmamakla beraber bu iki oyuncunun katkı vermesinin zor olacağını söyleyebilirim. Önemli bir kayıp olan Ben Gordon, Detroit’in yolunu tuttu, her ne kadar kontrat mevzularıyla takımı fazlaca meşgul etse de, bu takımın dört senedir en skorer oyuncusuydu. Chicago takımında skorer diye tanımlayabileceğimiz belki de tek oyuncuydu. İyi bir şutör olmasının yanı sıra, maç sonlarını da çok iyi oynuyordu. Eğer John Salmons bu sene çıldırmazsa (ki yaz ligi değil NBA) Gordon’un yokluğu epey hissedilecektir. Rose’a ise bu sene çok iş düşecek Gordon’un eksikliğini hissettirmemek için liderliği tam anlamıyla eline alacaktır, MVP kalibresinde bir sezon geçirmesini bekliyorum Rose’un. Kağıt üstünde fena olmayan bir kadroları olsa da geçen seneki gibi son sıralar için mücadele verecekler gibi duruyor.

Phoenix Suns

Artık Suns’ın dönemi kapanıyor diyebiliriz, hatta kapandı bile. Çeşitli şanssızlıklar nedeniyle şampiyonlukları kaçırmış olan takımın şu anki durumu içler acısı. Her an her şey olabilir Suns’ta, şu an için öyle gözüküyor. Amare zaten en büyük problem. Neyse biz yaptıkları hamlelere dönelim. Geçen sene Phoenix’te en çok takdir toplayan iki isim Matt Barnes ve Shaq desek, kimse itiraz etmez herhalde. Barnes savunma yapan tek isimdi, Shaq ise eski günlerinden kesitler sunuyordu bize. Ama ikisi de bu sene Phoenix’te olmayacak, ikisi de önemli kayıplar. Barnes serbest kalıp Orlando’nun yolunu tuttu. Shaq ise Ben Wallace ve Pavlovic karşılığında Cleveland’a gitti. Wallace gelir gelmez serbest bırakıldı. Pavlovic’in akıbeti de belli değil. Bunların haricinde Channing Frye ile iki senelik sözleşme imzalandı. Frye, Nash’in yanında parlak maçlar da çıkarabilir, Phoenix’in düzensizliği içinde kaybolup gidebilir de. Takımın lideri Steve Nash ise sözleşmesini iki sene uzattı ve kariyerinin son senelerini Phoenix’te geçirmeye karar verdi. Bu da demek oluyor ki iki sene içinde takımı yeniden yapılandırmak için çeşitli takaslar, biten kontratlar, draft hakları gelip geçecektir Phoenix’ten. İki sene sonrada sıfırdan başlarlar artık. Görünen o ki Phoenix kayıp bir sezon geçirecek. Bu kadro yapısıyla playoff yapmaları biraz zor gibi.

Memphis Grizzlies

Memphis’i düşenlere koymamın en büyük sebebi Zach Randolph. Tam anlamıyla bir kara delik olan ve sürekli topla oynamak isteyen bir adamı, bu kadar çok kendini geliştirmesini beklenen oyuncuların yanına koymak çok kötü bir tercih. Sonuçta oyuncuların gelişmesi için oynamaları ve top kullanmaları lazım, değil mi? Gençlere ağabeylik etsin diye onların önünü tıkamayacak 1-2 veteran dâhil edersin kadroya, biz de anlarız. Zach Randolph ne oluyor peki? Sadece kendine oynayan ve kaybetmeye mâhkum bir oyuncu, savunma yapmayı da bilmiyor. Her ne kadar iyi istatistikler yakalasa da düzen müzen bırakmıyor takımda. Randolph’la beraber takıma draft’tan üç isim daha katıldı, Hasheem Thabeet, DeMarre Carroll ve Sam Young. Özellikle ikinci sıra seçimi olan Thabeet’ten beklentiler çok yüksek. İşin savunma kısmında iyi, hücumda ise çok ham olduğu konuşuluyor. Oden’ın geldiği zamandaki beklentilerle, Thabeet’ten beklenenler aynı. Ancak Oden’ın ne kadar zorlandığını gördük (özellikle faul konusunda). Yaz ligi istatistikleri de pek iç açıcı değil (8.2 sayı 4.6 ribaund 0.8 blok! %45! şut isabeti). Tabiî ki bunların pek bir önemi yok. Thabeet bir proje sonuç olarak. İlk yıllarında zorlanması muhtemel olmakla birlikte beklentileri karşılayabilir. Randolph ve Thabeet haricinde rotasyonun bir şekilde içinde olan Quinton Ross, Greg Buckner, Darko Milicic ve önemli bir kayıp olan Hakim Warrick başka takımların yolunu tuttular. Hepsi aman aman oyuncular değil ama gelen Randolph olunca Memphis için iyi hamleler değil bunlar. Gene lotarya takımı olmaktan kurtulamayacaklar bence.

Detroit Pistons

Detroit için de artık bir devir kapanıyor. O Ben Wallace’lı (geri döndü ama eskisiyle pek alakası yok), Billups’lı, çılgın savunma yapan ve tıkır tıkır oynayan takım yok artık. Aslında sene içinde İverson takasıyla 2009 ve 2010 yazlarında geniş bir hareket alanı doğurdular kendilerine. Ancak Dumars 2010’u beklemedi ve Gordon ve Villanueva’yı takıma dahil etti. Salary cap’te de üç milyon dolarlık bir boşluk kaldı. Gordon iyi bir skorer, Villanueva ise kalburüstü bir oyuncu. Ayrıca Gordon, Hamilton’la nasıl paylaşacak süreleri, o belli değil. Detroit’in sorunu pota altında ve oyun kurucu pozisyonda. Sheed ve McDyess’ın gidişinden sonra buraya Villanueva ve Ben Wallace getirildi. Hâlihazırda da Kwame ve Maxiell var, hiç güven vermiyor açıkçası. Ben Wallace‘tan artık geçti diyebiliriz, savunma özelliklerini büyük ölçüde atletik yeteneklerine borçlu olduğundan, yaşlanmanın etkisini hissediyor. Gene de savunmayı diğerlerinden çok daha iyi bildiği için faydalı olabilir aldığı sürelerde. Villanueva ise istikrarsız, ellerinde patlayabilir. Maxiell ve Kwame’den cacık olmaz. Bir numarada ise Stuckey artık ilk beşe yerleşti ve iyi performanslar sergileyecektir. Ancak yedeğinin olmaması ve kendisinin de tam anlamıyla bir oyun kurucu olmaması soru işareti. Detroit’i pek parlak günler beklemiyor açıkçası.