BİZ NEYİZ VE NERELERDEYİZ?

ediz.ay@batug.org
24 Kasım 2009, Salı

Bir sezon daha başladı, bir hasret daha sona erdi. Ya bizim hasretimiz? Neyin hasreti mi? Tabi ki bir şampiyonluk, başa oynamanın hasreti değil ki o kurulduğumuz günden yana olan ve olmaya devam edecek bir hasret bu. Peki, neyin özleminden bahsediyorum?



Savaşmanın, mücadele eden bir takım olmanın hasreti.

Ben bu takıma ilgi duymaya başladığımda şu anki konumdan hiçbir farkı yoktu. Sezonu 15-25 arası galibiyetlerle tamamlar, draft’tan seçeceği oyuncuyu beklerdi. Neydi bize bu takımı sevdiren? Sadece Garnett olamaz, değil mi?

Yenilse de, hatta fark yese de mücadeleyi bırakmayan, rakibini ısıran, oyundan kopmayan, savaşan bir ruh vardı. Bu belirttiğim özellikleri, uzun yıllardır takımı takip edenler çok iyi anlayacaktır.

Her takım belli bir zaman sonra kadrolarında revizyona gider, NBA’in doğası bu. Biz de Garnett’i takas ederken böyle bir yola girmiştik ama o yolda -gerçek anlamda- kaybolduk ve şimdi daha kapsamlı ve adam akıllı bir revizyona gittik. Öncelikle tüm bu saçmalıkların altında yatan kişi, yani McHale ile yollar ayrıldı. O kadar uzun bir süreçti ki, gerçek olduğuna bir süre inanasım gelmedi. Onun revizyonunda yapılan hamleler bir bir temizlendi. Burada ‘tek bir kişi hariç’ diyip konuyu ona bağlayacağım.

Brewer, seçildiğinden beri doğru dürüst oynamadı yaşadığı ağır sakatlıktan dolayı. Bu onun için bir dezavantaj, evet ama ben de onu ilk zamanlarından beri dikkatle takip ediyorum. Bu adamdan bize hayır gelmez. Bir takımın en çok top kullanan oyuncularından biri Brewer ise, vay o takımın haline. Bu sene birçok maçımızı izleme şansı buldum, takıma daha sonra geleceğiz de, bu sene Brewer ilk beş başlıyor ve bence resmen batırıyor. Çünkü üst düzey bir oyuncu değil, hücum gücü süper olan biri hiç değil ancak buna rağmen takımın her şeyi olmaya çalışıyor. Memphis maçına 5/6 isabetle başlayıp, 7/19 ile bitirdi, yani 2/13 attı maçın kalan kısmında. Hiçbir oyuncu şut yüzdesine göre değerlendirilmez ama Brewer gayet istikrarlı bir şekilde böyle. Şut tercihlerinin yanlışlığından bahsetmeye gerek yok sanırım. Flynn de çok dağınık ve çok top kaybı yapıyor; ancak iyi olacağına dair işaretler görebiliyorsunuz ve henüz ilk senesi.

Brewer iyi bir rol oyuncusu olabilir. Hatta bench’ten bile gelebilir -ki bu daha iyi olur kanımca. Ramon’u ilk beşe yerleştirip çift oyun kurucu ile oynamak gibi bir değişime gidilebilir, tabii Love’ın sezon başlamadan, Al Jeff’in de şimdi sakatlanması sonucu tam kadro performansımızı henüz göremedik. Love ve Al Jeff dönünce Pecherov ve Brewer bench’in yolunu tutmalılar. Ramon’dan daha iyi verim almamız gerek, zira şu an beklentimizin çok altında bir performans ortaya koymakta. Bunda bench’ten gelmesinin etkisi büyük tabi.

TAM YOL GERİ

Bu lafın orijinali böyle değil tabi ama bize uygun hali bu şekilde olur. Aldık başımızı gidiyoruz ve işin kötüsü hiçbir umut vaad etmiyoruz. Her sezon biraz daha ilerlememiz gerekirken biz her sene daha da geri gidiyoruz. Gözünüzün önüne Lakers ile konferans finali oynadığımız takımı getirin ve o günden şu güne kadar takımın geldiği duruma bir bakın. İstikrarlı bir şekilde gerileme var. Batı finali oynadığımız o dönemin üzerinden beş sene geride kaldı. O günden bugüne hep play-off yarışından uzak kaldık (bu noktada, en uzun süre play-off yapamayan takım, kaç yılla, hangisidir? diye sorayım*).

Play-off resminin içinde olduğumuz yıllarda ise yedi yıl üst üste ilk turdan öteye gidememiştik. Onun öncesinde de takım kurulup lige katıldıktan sonra ilk yedi senede play-off görememişiz. Ne olmuş da bu değişmiş? Takımın başına Saunders gelmiş. Evet yedi sene ilk turda elenme de bu dönemde ancak şu yirmi sene içindeki tek başarılı sezonun altında da onun imzası var. Bu yirmi sezonda rakiplerden yediğimiz sayı ortalamasında sadece bir kez 100'ün altında kalmışız. Evet, final oynadığımız sezon.

Saunders ile hep %50 galibiyet yüzdesinin üstünde kalmışız ve hepsinde de play-off trenine binmişiz (takımın başına sezon ortasında geldiği 95-96 sezonu hariç). Son beş senedir ve lige girdikten sonraki ilk yedi sene play-off dışında kaldığımız dönemlerde iki yıldan fazla takımın başında kalan koç olmamış. (Musselman 2 sezon, Rodgers 1.5, Lowe 1.5, Blair 1.5, Casey 1.5, Wittman 1 + 2 yarım, McHale ???)



Saunders dışında hiçbir koç tek sezonda 30 galibiyetin üzerine çıkamamış. Tek istisna 2005-06 sezonunda Casey'nin aldığı 33 galibiyet var. Pek tabi ki Saunders'tan başka hiçbir koç bizi play-off'a sokamadı. Saunders takımın koçu olduğu sürece bu takım hep play-off yaptı. Tam sekiz kez. Tabi yine sezon ortası göreve geldiği seneyi saymıyorum. Saunders adını oldukça güzel andık. Wizardseverler bu satırları okurken umutlanmışlardır. Geriye dönüp baktığımızda böylesi acı bir tablo ortaya çıkıyor. Daha da acı verecek bir detay vereyim. Miami Heat'in kurulup, lige katıldığı sene ile bizimki aynı. Yorum yok, sizlere bırakıyorum.

Peki tek sıkıntı yanlış koç seçimleri mi? İyi basketbol iyi oyuncularla oynanır. Bizim kadromuz ne yazık ki çok fazla iyi oyuncu barındırmıyor, rol oyuncuları var ama bu takıma liderlik yapabilecek, takımı taşıyabilecek bir oyuncusu yok; Al Jefferson da buna dâhil. Böylesi bir oyuncu eksikliği artık iyiden iyiye kendini gösterdi. Her takım için böyle bir isim sayabilirsiniz ama bizim için öyle bir isim şu an için yok, Garnett gittiğinden beri yok aslında. Yazın bu açığı kapatmak adına gerekli girişimleri yapacağımızı umuyorum. Tabii, en büyük dezavantajımız Minnesota’nın ne kadar cazip bir tercih olacağı, en fazla parayı vermek bile bize yetmeyebilir. Bu dezavantaja rağmen birilerinin aklını çeleriz, çelmeliyiz. Çünkü bu gidişatın sonu ya şehir değiştirmek, ya da konferans değiştirmekle sonuçlanacak.

Zira geçmişimiz hatalarla, skandallarla dolu. En temizi sıfırdan başlamak diyip, bir anda yer-yurt, kısacası her şeyi değişmiş olarak görebiliriz. Ama ne olursa olsun bazı hatalardan ders çıkarmalıyız artık: öncelikle gömlek değiştirir gibi koç değiştirmenin hiçbir getirisi olmadığını gördük, uzun vadeli koçla neler yaptığımızı da. İyi basketbol, iyi oyuncularla oynanır dedik. Bunun için de iyi oyuncuları seçmeli ya da tercih etmeliyiz. Draftlarda insanı çok sinir eden bir başarımız var. Yıllardır aldığımız cezadan dolayı bundan yoksun kalmış ve daha kötüsü takım çıkış yakalarken Garnett'in yanına eklemeler yapamamıştık. Şimdilerde de drafttan iyi seçimler yapıyoruz ancak ne yazık ki elimizde tutmuyoruz. Tutmadığımız gibi yerine tercih ettiğimiz oyuncu ya aynı çizgi de olmuyor ya da esas ihtiyacımız olanın yerine başka tercihler yapıyoruz. Bunları iki başlık altında gruplayıp bakınca insanın içi acıyor gerçekten de. Bu sezon gösteriyor ki yine draft’ta önemli bir yerden seçim yapacağız. Umarım ki artık 1. sıra şansı da bize güler. Daha 14-15 maç oynandı ve biz draft’ı düşünüyoruz. Bu sene bizim için her şeyiyle tam bir değişim süreci. Takım yenilendi, koç yenilendi. Bunlar her sezon başında olan değişimlerdi bizim için ama esas önemlisi artık McHale’in bizimle bir alakası kalmamış olması. Bu detay insanın bir nebze geleceğe umutla bakmasını sağlıyor.

* NBA tarihinde en uzun süre play-off göremeyen takım, 1977-1991 arasında üç değişik isimle Clippers (önce Buffalo Braves, sonra San Diego Clippers ve son olarak LA Clippers). Arkalarından 12 sezon ile Warriors geliyor, onların serisi 2006’da sonlandı. Timberwolves, beş sezon ile aktif listenin tepesindeki takımlardan biri (Knicks ve Bobcats ile birlikte).
 


TurkishWolves mail grubuna katılmak için tıklayınız.