Yenmek mi, yenilmek mi?

Ediz AY
8 ARALIK 2006

Hiç bir taraftar takımının yenilmesinden hoşnut olmaz. Yenilmeyi kimse sevmez ama yenilgilerden de ders çıkarmak gerekir. Maç yapıyorsun, kazanıyor ya da kaybediyorsun. Nasıl kazanıyorsun, nasıl kaybediyorsun, bunun analizi yapılır, hatalardan ders çıkarmak, doğruların üzerine gitmek adına. Minnesota hatalarından ders çıkarıyor mu, ya da doğrularının üzerine gidiyor mu? Bundan önce, gelin bazı durumları sizlere formül ile edeyim. Sonra yorum sizin.

Minnesota Formülü

Neyin formülüdür bu? Kuçuların rakibi iseniz, yapmanız gereken hareketler son derece basit. Bu önerilere bağlı kalıp da Kuçuları alt edememeniz ya imkansız, ya da gerçekten çok kalas oyunculara sahipsiniz.

İlk olarak; çok keskin şutörleriniz olmalı. Ceza atışlarını kaçırmayacak, can yakan üçlükler sokacak. Çünkü Minnesota'nın arka alan savunması, berbat bile değil artık. Böyle adamlara sahipseniz, bir koç olarak “Ne olursa olsun, ne kadar kaçırırsanız kaçırın atın” emri verilir. Buradan ikinci noktaya geçiyoruz.

Ne kadar kaçırırsanız kaçırın, atın. Neden? Boyunuz 1,65 dahi olsa Minnesota pota altına bir uğrayın. Pişman olmazsınız. Yazık ki bilmemkaç senedir NBA'in Ribaunt Kralı'na sahibiz ancak pota altı savunmasındaki zaaf, yıllardır gideremediğimiz bir sorun. Rakiplerimize birçok ikinci hatta üçüncü şanslar veriyoruz, ki bu da iyi savunma yaptığımız dönemlerde savunmanın direncini kırıyor. Maçlarda rakiplerimize kamyon dolusu ribaunt veriyoruz.

Son olarak üzerinde durmanız gereken kısım, kangrenleşmiş Minnesota hücumu. En yakın örnek, önceki geceki Houston maçı... Artık maçın son çeyreğinin son anları. Takım 7-8 sayı ile önde. Üst üste altı hücumda üçlük deneme!.. Evet, aralıksız altı hücum. Önde götürdüğünüz maçı, böylesi bir zorlama ile zora sokuyorsunuz. Önceki gece Rockets bunu değerlendiremedi. Ama bu bizim saçmalığımızı örtmez. Esas işin yanlış olduğunu bas bas bağırarak gösteren ise üçlük yüzdemizin rezilliği (maç bazında değil, bu sezonki verilerle).

McHale'in ve Casey'nin yarattığı dahiyane kadro içinde bir tane sağlam güvenilir üçlükçümüz yok. Bu noktada gözler Wally'i arıyor. Onu geri alabilmek mümkün olabilse keşke. "Ne taktın Wally'e" diyeceksiniz, özellikle de Gökhan. Takımın üçlük isabet yüzdesi gerçekten rezalet. Bunun da ötesinde, maçlardaki top kayıpları var. Bu sene bu konuda çok aşama kaydettik gerçekten. Rakiplere verdiğimiz hücum ribaundları yetmiyor, birde zilyon tane top kaybı yapıyoruz.

Buraya kadar okuyan, "Bu takım nasıl maç kazanmış?" diyecektir. O zaman devam edelim.

+

Bu kadar olumsuzluk arasında, olumlu gelişmelerden de bahsetmek gerekir; çaylaklarımız. Özellikle ikinci tur seçimi olan Craig Smith'in gösterdiği performans bize oldukça iyi geldi. Rakip pota altını karıştıracak bir oyuncu eksikliğimiz, yıllardır süre gelen bir durumdu. İlerleyen dönemlerde Smith oyununu geliştirirse, bu pozisyonda çok savaşçı bir oyuncu kazanmış olacağız.

Diğer çaylak Foye ise son birkaç haftadır sivrilmiş durumda. Özellikle oldukça geriye düştüğümüz son çeyreklerde oyuna girip enerjisi ile takımı ateşleyen, maça ortak olmasını sağlayan oyuncu olarak öne çıktı. Ama tabii çaylaklığın verdiği tecrübesizlikle çok hata da yapıyor.

Jaric'in 3 numaraya kayması... Gözle görünen çok büyük bir değişim olmadı belki. Ama savunma konusunda biraz daha direnç kazandık diyebiliriz. Jaric topu getirmekle efor kaybetmiyor ve bu anlamda sadece savunmaya konsantre oluyor. Hücum anlamında çok fazla rolü yok Jaric'in. Ancak sıkışan oyunda ve gerekli durumlarda geçici olarak tekrar gard mevkine dönebiliyor. Geçmiş sezonlarda top çalma konusunda pek becerikli olmazdık ancak şu an NBA'de yedinci durumdayız.

-

Takımın ivme kaybeden isimleri var. Aslında takım komple ivme kaybetmiş durumda ya, en başta Ricky Davis. Geçen sezonki performansı ortada yok. Çok inişli-çıkışlı grafik sergiliyor. Onu Trenton Hassell takip ediyor. Geçen seneki hücum performansını aramayı filan geçtim, o hep öv(ün)düğümüz savunmasında da düşüş var. Gerçi Minnesota'nın karnında zayıf bölgenin arka alan olduğunu belirttim. Dallas maçında manzara çok kötüydü. Herkes elini kolunu sallaya sallaya içeri girip sayısını attı. Oyuncular (koç dahil) aynen bizim gibi izledi bu durumu. Evet, daha sonra maçı, kazanabilecek noktaya yeniden getirdik. Ancak bunda Dallas'ın 'maçı kazandık' havasına girmesinin etkisi büyüktü. Onların laubaliliğini değerlendirdik - daha doğrusu değerlendiremedik.

Söz yine döndü dolaştı koça geldi. Saydığım tüm bozuk sistemin ana sebebi, can damarı, hiç işe yaramayan koçumuz Dwayne Casey. Evet, bir taraftarım, takım yenilsin istemem. Ancak gördüğüm en yeteneksiz şahsiyetlerden olan bu kişinin gidişini gerçekleştirecek tek çıkar yolun bu olacağını düşünüyorum, bir yandan da ikilemde kalıyorum. Takımımızda yenilmeyi sevmeyen ve hak etmeyen bir oyuncumuz var: Garnett. Onun takas olacağı dedikodularını yazmayan yer, üzerine oluşturulmayan senaryo kalmadı. KG çok güzel bir şekilde bunlara cevabını verdi, ”Minnesota'da mutluyum, kendimi bu forma dışında başka bir formayle hayal edemiyorum” diyerek. Pek tabii bunlar kesin kalacağı anlamına gelmiyor. Ancak mecbur kalmazsa gitmeyeceğinin altını çiziyor. Tabii o böyle söylese de, yine de varolan senaryolara yenileri de eklenerek, Garnett'i her takıma göndereceklerdir.

Utah maçı

Benim bu sezon izleyeceğim son Wolves maçı olacak büyük ihtimalle, bu geceki Jazz maçı... Askerlik görevimi yerine getirmek üzere 12 Aralık'ta birliğime teslim olacağım. Bu anlamda, benim açımdan biraz duygusal bir maç. "Bu kalacak, şu gidecek" bağrışmaları arasında geri döndüğümde nasıl bir durumla karşılaşacağım ben de merak ediyorum.

Maçı anlatacak sevgili değerleri ağabeylerime... Maçı "Garnett oraya gidecek, Garnett'in falan takımla takası konuşuluyor" tarzı cümlelerden arınmış, Foye'un takım arkadaşının kim olduğunun bulmak için kafa patlatılmadığı, sadece oyuna odaklı bir bakış açısıyla anlatmanızı isterim. Bunu bir istekten ziyâde, eleştiri olarak da algılayabilirsiniz.

Herkese sevgiler, saygılar. Yakın gelecekte tekrar bu köşede buluşmak ümidiyle! Sağlıcakla kalın.


Aralık ayı maç programını içeren iki ayrı wallpaper aşağıdaki linklerde

Dedication
800x600 | 1024x768 | 1280x1024 | 1280x800 | 1680x1050 

Moments
800x600 | 1024x768 | 1280x1024 | 1280x800 | 1680x1050


O ruhu geri istiyorum!

Ediz AY
31 EKİM 2006

Yeni sezon, yeni umutlar ve yeni kadrolar eşliğinde bir kez daha start alıyor. Önemli oyuncu değişimleri oldu. Bu değişim sürecinde biz ne yaptık? Elle tutulur bir olaya imza attığımızı söyleyemem ne yazık ki. Önceki senelerden de alıştığımız üzere, bir sürü dedikodu, yalan haber, boşa çekilen kürekler ve en nihayetinde 'elde var sıfır' durumu.

Tabii kadroya katılan yeni isimler oldu. Ancak beklediğimiz, bizi bir üst seviyeye çıkaracak katılımlar yine yalan oldu. Biricik varlığımız Garnett'in belki de artık takımdan gitmesi gerektiğini (kendi iyiliği için de tabii) söylemiştim ama o kalmayı seçti. Bundan tabii ki son derece memnunum ama bu senenin sonunda yine aynı filmi görürsek, onu burada tutacak hiç değerin ve sebebin kalmadığından şüphe etmemek gerekir. Malik Sealy'in ruhu bile buna engel olamaz. Onun öldüğü senenin ertesinde açılış maçında forması tavana asılırken, Garnett'in oraya yönelmiş bakışları, “Senin için bu takımı şampiyon yapmadan bırakmayacağım” der gibiydi. Çok iddialı bir kadroya sahip değildik o dönemlerde ama savaşan, takım halinde mücadele eden ve varını yoğunu ortaya koyan bir takımdık. Karşılaştığımız güçlü takımlara kök söktüren, yenilsek de pes etmeyen savaşçı bir takımdık. Bu takımı sevmemin sebebi de o savaşçı ruh idi. Bu ruh ile beraber sonraki senelerde takımı bir üst seviyeye çıkaracak takviyeler yapılınca, final kapısından döndük. Ne olduysa da o seneden sonra oldu. O sevdiğim mücadeleci takım yok oldu, hatta bir sezon önce konferans finali oynamış kadronun korunmasına rağmen playoff dışında kaldık. Elimizde ribaunt kralı, MVP olmuş, birçok önemli istatistiğe imza atmış yıldız bir oyuncu var, ama takımın içi boşalmış. O ruh gitti ve bir daha hiç geri gelmedi, düzelemedi ve bu uğurda 10 senelik koçumuzu kovmayı tercih ettik, belki bir şeyler değişir umuduyla. Değişmedi.

O zamanlardaki kadro ile şimdi kadro artık tamamen değişti. Terrell Brandon, Chauncey Billups, Wally Szczerbiak, Joe Smith, Radoslav Nesterovic, Felipe Lopez, Gary Trent, Tom Guggliotta, Sam Mitchell, Anthony Peeler akla gelen ilk isimler. Bu oyunculardan geriye bir tek Garnett kaldı.

Haydin gençler!

En göze batan hareket olarak kadromuza Mike James'i kattık. Çaylak Foye ve Smith diğer isimler. Takımdaki gard bolluğunda bir takasla pota altı oyuncusu temin edilmesini bekliyordum ama nerde... Hata bende, bu yönetimin iş bitirmesini beklemek saflık… Ayrıca Casey'e olan güvensizliğim de tazeliğini korumakta. Bu koçla bu kadroya ne kadar ileri seviyede basket oynatılabilir, doğrusu pek bilemiyorum. Geçen seneki akla mantığa yatmayacak rotasyonlar, kadroyu verimli kullanamayışı... Böyle uzar gider bu liste.

Rashad'ın ameliyat olması sebebiyle sezon başını kaçıracak olması bizim için büyük kayıp. Kadronun daha gençleştiğini de görmek güzel, tabii Vin Baker'ı saymazsak. Bu kadronun yaş ortalaması 27. Bir zamanlar Garnett kadrodaki en genç oyuncu olarak sırıtırdı. Artık bu kadronun en deneyimli ismi o (Baker'ı yine hesaba katmıyorum, zaten ne maksat için alındığını da merak ediyorum; hazırlık maçlarında bile doğru düzgün oynamadı).

Hazırlık maçlarının istatistiklerinden analiz ettiğim kadarı ile takımda mücadele eden herkesin yeteneklerini en üst seviyede kullanmak için çabaladığın söyleyebilirim. Neler gözlemledim, kısaca bakalım.

Ümit veren gelişmeler

Ribaundlarda genelde çok zayıf kalmışızdır. Bu bizim en yumuşak karnımız oldu hatta. Karşı takıma verilen tekrar tekrar hücum şansları, gösterilen savunma direncine en büyük baltayı vuruyor tabii. Ve bu sezon bu konuda farklılık olacak sanki. Hazırlık sezonunda yenildiğimiz maçlarda dahi ribaundlarda karşı takıma üstünlük sağladık. Bu, gözlemlediğim en büyük artımızdı.

Savunma konusunda iyi ya da kötü bir şey söylemek için erken. Yeni ve genç takımın birbirini tanıması ve taşların doğru oturması lâzım ve bu da biraz zaman alır. Birkaç maçı izlediğimizde de daha iyi yorum getirebiliriz.

Takımın sayı yükünün paylaşılması konusuna gelince... İyi bir şutör eksikliğimiz kaçınılmaz bir gerçek. Cezalandırıcı, can yakacak üçlükleri potaya gönderecek güvenilir bir el yok ne yazık ki. Rashad'ın tam olarak ne zaman geri döneceği belirsiz. Mevcut durumda bu üç aydan önce olmayacaktır. Hassell'in kendini üçlüğe verdiğini ve bu yönde çalıştığını okumuştum. Bu konuda ne kadar başarılı olabilir, göreceğiz.

Rotasyondaki bir başka yenilik ise gard çokluğundan gelen bir değişim. Jaric, Avrupa'daki serüveninde de 1, 2 ve 3 numaralarda oynamıştı. Casey onu forvete kaydırmayı düşündüğünü ve ondan bu bölgede yararlanacağını söyledi.

Tüm bunlar ışığında bakacak olursak, dizilimi şöyle tahmin ediyorum: 

James / Hudson / Wright

Hassell / Rashad / Foye

Ricky-D / Jaric / Smith

Garnett / Griffin / Reed

Blount / Madsen / Baker

Dahi koç Casey bu kadronun rotasyonunu nasıl şekillendirecek, kimden nasıl ve ne kadar yararlanacak, merakla bekliyorum. Geçen seneki çaylağımız ve bu seneki çaylak aynı mevkinin adamları, bu ikisini de verimli kullanmak için koçun planı ne? Bu arada Foye'un takas yoluyla geldiğini belirtelim. Seçim sırası bizde iken ve Foye'u seçebilecekken yapmadık, iki alt sıradan seçen Portland ile takasa girdik. Bunu niye yaptık? Mantıksal olarak saçma bir hareket, tek açıklaması maddi yönden. Rashad'ın sakatlığı ve akabinde gelen ameliyatla sezon başını kaçıracak olması GM'i böyle bir seçime itmiş olabilir. Ancak yine de bu kadar gard bolluğunda yine bir gard seçmemiz ve şu ana kadar da hiç bir takasla da bunlardan birini ya da birkaçını göndermemiş olmamız, "Bu kadar gardla ne edeceğiz biz?!." dedirtiyor. Elle tutulur tek pivotumuz var, o da Blount, artık ne kadar elle tutulursa…

Bu konudaki handikap mühim. Her mevkide iki hatta üç seçeneğin var ama pota altında sağlam bir alternatifi geçtim, aslı da var sayılmaz! Bunu nasıl çözeceğiz, meraktayım.

Bu noktada yine hazırlık maçlarına dönüyoruz. Sekiz maçta beş galibiyet aldık. Ve Blount'un iyi iş çıkardığını söyleyebilirim. Bu bize ne kadar ilerisi için iyi işaret veriyor? Konu Blount olunca net konuşmak zor. Ancak ribaundlardaki üstünlüğümüzden bahsetmiştim.

Artık tüm hazırlıklar tamam. Sezona evimizde Sacramento maçıyla başlıyoruz. Yeni ve genç oyuncularda kurulu, iddiadan uzak ama başarıya aç, tecrübesiz ama hırslı ve savaşan, kolay teslim olmayan kadromuzla, Kuçuların o eski inatçı ruhunu tekrar görmek istiyorum.