YAP-BOZ'UMUN BİRKAÇ  PARÇASI KAYIP...

ediz.ay@batug.org
5 Aralık 2008, Cuma

Geçen gece Nba tv’de 2003’ten kalma bir maç vardı. Lakers ile 2003 yılında oynadığımız play-off 3. maçı. Uzatmaya giden maçta KG 6 faulle oyun dışı kalmış ama yine de maçı kazanmıştık. Serinin ilerleyen maçlarında yenilip elenmiştik de değinmek istediğim nokta bu değil. Bir oyuncunun bir takımın vizyonuna, oyununa, takım ruhuna ne kadar etki ettiği. Saha da olmasa dahi. Bu ay içerisinde takımı 3 kez izleme imkânım oldu. Garnett takımdan ayrılalı çok oldu, bunu kabullenmek lazım. Zaten gidişine dair serzeniş edecek değilim artık. Gelmek istediğim yer, aynı seviyedeki oyuncuları bulma şansımız varken bunları reddedişimiz. Üzgünüm beyler, bu takım için atılan temeller ciddiyet içermiyor. Bu takım gelecek için biraz umut vermeli. Geride kalan 16 maçtaki performansımız sonuç olarak kötü ama performans olarak iyi olsa dahi, ciddi anlamda bir eksiklik hissediyoruz. Eksiklik, yazının giriş kısmında tasvir ettiğim gibi. Takıma ağırlığını koyacak, ağır bir el yokluğu bizimkisi. Boston maçını bir kenara koyarsak kaybettiğimiz tüm maçları 5-6 sayılı farklarla kaybettik. Buna sevinmek mi gerek üzülmek mi? Bunun yanında da Pistons gibi önemli bir rakibi kendi sahasında heder edip 26 sayı farkla yeniyorsun. Ama yine de oturup düşününce eksik bir nokta var diyor insan. gelmektedir.

 



Acaba yanlış maçları mı denk geldik? Nba tv bu ay 3 maçımızı vermek yerine sadece şu Pistons maçını vermiş olsaydı daha farklı düşünür müydüm? Hayır, sanmıyorum derken acaba demekten de alamıyorum kendimi. O maç için duyduklarım, okuduklarım tüm çarkların doğru işlediği ve yolunda gittiği bir maç olmuş. Ancak yine de her şey tozpembe değil çünkü bu maçın dışında da epey maç oynadık. Beni bu kadar karamsarlığa iten aslında oynadığımız maçlardan öte yapmış olduğumuz tercihler. Bulunduğumuz zaman için değil, tüm zamanlar için doğru tercihi yaptığımızı söylemek güç. Geçmişe gidelim. McHale’in Garnett’i nasıl seçtiğini anımsayalım: “ ’95 draftında 5.sıradan seçim hakkı olan T’wolves, bu hakkını Jerry Stackhouse’tan yana kullanmak istemektedir. Tabi Kuçuların önündeki takımlar potansiyel seçici konumundaydılar. Hal böyle olunca McHale menajer rolüne girip seçmeyi düşünmediği bir oyuncuyu herkese övmeye başladı. Tabi direk liseden de geliyor olması olumsuz bir bakış yaratıyordu. Ancak McHale’in oyunu tutmadı. Önce Stackhouse sonra da Rasheed arka arkaya 3 ve 4’ten gittiler. McHale mecburen Garnett’e yönelmek durumunda kalıyordu.”

İlk 4’teki takımlar (Golden State, LA Clippers, Philadelphia, Washington) biri Garnett’i seçmiş olsa muhtemelen ben ne şu an bu satırları yazıyor olurdum, ne de Timberwolves’la bir ilgim olurdu. Dedik ya tercihler bizi bu noktaya getirdi. Özün sözü McHale’in henüz çok doğru tercih yaptığına şahit olamadık. Belki kısa vadede doğru tercihler yapmış gibi olabilir, Spree ve Cassell takasları gibi. Bunun faydasını da gördük Konferans finaline çıktık. Ancak ertesi seneyi kimse hatırlamak istemez sanırım. McHale şu işleri Türkiye’de yapmış olsa medya bin beş yüz kere onu kapının önüne koymuş, kovmaktan beter hale getirmişti. Ancak kendi yaşam bölgesinde oldukça iyi yer etmiş olmalı ki; kimsenin dokunduğu ettiği yok. Boston eşrafından olduğu için ağırlıklı olarak oraya çalışmakta, biz pilot takımıyız. Yarın bir gün “Tamamdır Al Jeff’de oldu verin, üç-beş adam alın bunu da” diyebilir.

 

Bunlardan bahsetmekten ben de sıkıldım artık. Yeni sezon, yeni heyecan diye başladığımız her sezonda eski tas eski hamam gidiyor işler. Draft zamanı Mayo ile alakalı bir sürü mail attım yönetime. Abartı tabirle nerdeyse yalvardım. Bir Love aşkı başladı ki durdurabilene aşk olsun. Love’ın çok kötü bir oyuncu olduğunu söylemiyorum. Ama gördük ki ne Love, ne de Al Jeff 5 numara oynayamıyor. Olmuyor. Neye yaradı benim takasım! Jaric’in kontrattan kurtulduk ama. Mayo her maç 20-30 attıktan sonra ben hiç umursamam Jaric’in kontratını, zaten gittiği yerde de oturuyor, Adriana’sından başkasını görmüyor o şüheyla bakışları… Jaric demişken işte size bir yanlış tercih daha. Böylesi bir ortamda takımın gidişatı hakkında konuşmaya gerek kalmıyor ya da bahsetmek yersiz oluyor. Tercihlerin yanlışlığından bahsetmemizin sebebi takımın şu an ki durumu ve daha kötüsü geleceğe dair bir ışık göstermemesi. Bu konulara kafa yormadığım bir takım istiyorum ki takımı destekleyen çoğu kişinin isteğidir bu. Ama bunun için devrim niteliğinde bir hareket gerek bize. Bugüne kadar olmadı, olması içinde daha ne kadar sabredilir bilemem. Ama herkes sıkıldı. Bizler her ne kadar bu takımı bir oyuncu sayesinde sempati duymaya başlamış olsak da, takım ruhu, saldırganlığı, kolay teslim olmayışını da benimsemiştik. Şu anki takımın 15 sene önceki takımla konum itibarıyla hiçbir farkı yok. Ancak sahaya koyduğu oyunla dağlar kadar fark var. Takım oldukça genç oyunculardan kurulu dolayısıyla daha dinamik, ateşli, hırslı olmamız lazım. Ama gel gör ki ben bunları göremiyorum. Garnett’in bize kattığı en önemli artıydı bu. Maçın nasıl bittiği önemli değil, belki fark bile yemiş olsak saha da buna itiraz eden bir oyun olurdu. O kurt şimdi kuzuya dönmüş gibi. Bu seneki çoğu maçımızı az farklarla kaybetmemiş olmamıza rağmen pek oyuna asılan bir takım göremedim zira bu maçların çoğunu onlu farklardan kaybettiğimiz için dediğim doğrular gibi bu durumda.

 

Daha bir ayı geride bıraktık ve şimdiden Haziran ayındaki draftı düşünmeye başladık. Tabi play-off hedefimiz yoktu ama o yola doğru giden bir takım görüntüsü de yok ne yazık ki. Ben mi bu kadar çok olumsuz yaklaşıyorum ya da aceleci mi davranıyorum yoksa benim göremediğim bir ışık var da ben mi göremiyorum. Ayrıca draftı düşünmeye başladık ama bu seneki drafttaki oyuncu kalitesinin de pek iyi olmadığını söyleyebiliriz. O zaman ne olacak? Önümüzdeki sene de çöpe gidecek. Sonraki sene şansımız varsa 1.numarayı çekeriz. Bir saçmalık yapmadan Ricky Rubio’yu seçeriz. Seçtikten sonra da takas etme mallığını yapmazsak önümüz açık. Böyle bir senaryo varsa ben uyuyup bu zamanda uyanmak istiyorum. Yeniden yapılanmaya giden takımların bunun karşılığını aldığı yolu incelediğimde bizim gittiğimiz yol, yol değil. Mayo’yu verdiğimiz Memphis bile bizden epey bir önde olacak. Atlanta bile birkaç hamle ile daha iddialı bir takım haline geldi. Biz bu hamleleri yapma şansını elimizin tersiyle ittik. Konuyu takıma getirmeye çalışıyorum ancak yine de şu yaptığımız tercihleri söylemeden duramıyorum. Ancak bu benim hatam değil. Canlı olarak takımı üç kez izledim, üç kez daha izlesem yine aynı düşünceleri hissedeceğimden ve dolayısıyla yazacağımdan eminim.

 

Brewer hadisesinden bahsetmeden başka türlü konuyu takıma getireceğim yok benim. Geçen seneki seçimimiz sağ dizindeki sorun nedeniyle ameliyat oldu ve sezonu kapattı. Hepimize geçmiş olsun. Son senelere bakacak olursak Love (2008) [5.sıra]/ Brewer (2007) [7.sıra] / Foye (2006) [6.sıra] / Mccants (2005) [14.sıra]. İnanın insanın gözü gönlü açılıyor. Kötü istikrar konusunda bir çizgi yakaladığımız gerçek. O çizginin dışına taşmanın zamanı geldik artık!

 

 

Bu sezonla birlikte takımımız 20. yaşını dolduruyor demiştik. Bu kapsamda birçok hazırlık yapılmış ve takımın logosu ve formalarında yeni düzenlemeye gidilmişti. Eski logodaki keskin hatlar biraz daha sadeleştirilmiş. Kurt kuzuya döndü diye boşuna demedik. Target Center'da bu değişmden nasibini almış. Genelde açık renk olan parke yüksek post bölgeleri dışındaki yerler hariç oldukça koyu bir renge bürünmüş. Bu alanlar ise daha açık kahverengi olmuş. Her alanda bir değişim var. Bir de tepelerde bir değişm olsa.

 


PS: Konu dışı olacak ama Depeche Mode’un “Tour the Universe” turnesi kapsamında Türkiye’de 14 Mayıs’ta konser vermek üzere İstanbul’a geleceğini benim gibi hayranlarına duyurmak isterim.

TurkishWolves mail grubuna katılmak için tıklayınız.