ORTAYI HASLEM’LA KAPATMAK

 

onurozman@gmail.com
29 Kasım 2008, Cumartesi

Herkese yeniden merhaba. batug.com yeniden açılalı iki ay oldu, ben ancak şimdi bir yazı yazma işine girişebildim. Malum, bazı özel üniversiteler öğrencilerin suyunu çıkarmak için dizayn edilmiş. Neyse, sitenin işlememesinin yaradığı ender yazarlardan biriydim ben. Bildiğiniz gibi Miami Heat geçen sezonu bir NBDL takımı gibi oynadı. Bu sene karşımızda daha eli yüzü düzgün bir takım –daha doğrusu Dwyane Wade– var. En son deplasmanda alınan Suns galibiyetinden sonra şu anda playoff tablosunun içindeyiz. Wade’e herhangi bir şey olmazsa da takım yarışın içinde olacak bu sene. Bu bile geçen seneden sonra büyük bir gelişme.

Fikstür yardıma yetişti

Galibiyet yüzdesi olarak %50’nin üstündeyiz, ama aslında sezon başından beri öyle göz alıcı bir şeyler yapmadık. Gerçekten de oynadığımız maçlara bakınca, güçlü takımlara karşı oynadığımız maçları kaybetmişiz. (Suns maçında da Steve Nash’in oynamadığını unutmayalım.) Bir de deplasmanda Spurs galibiyeti var, ama o aralar Spurs’ün çok zor günler yaşadığını biliyoruz. Yani kısaca, sezon başında fikstür yardımımıza koşmuş. Çok da iyi oldu bu durum. Geçen sezondan sonra bu sefer de kötü başlasaydık, Wade bile isyan bayraklarını çekebilirdi.

Bu demek oluyor ki, en dışarıdan bakıldığında takım iyi gidiyormuş gibi gözükse de, biraz fikstüre, biraz da sahadaki oyuna baktığımızda, işler pek iç açıcı değil. Her şey yine Wade’in sırtına binmiş, hücumda takımca onun bir şeyler yapmasına bakıyoruz. Takımın en iyi dönemlerinde bile en büyük sıkıntısıydı bu zaten, durağan hücum. Gerçi takımın en iyi ikinci oyuncusu Shawn Marion gibi sadece bitirebilen, yaratıcılıkla uzaktan yakından alakası olmayan biri olunca, farklı bir durumun oluşması zor. Ama işte Wade’le bile bir yere kadar. Aralık 19’a kadar da fikstür kolay gidiyor. Ondan sonra Lakers’a çarpıp muhtemelen inişe geçeriz.

En kısa takım

Udonis Halsem gibi bir undersized 4 numarayı pivot oynatarak zaten tarihin en kısa takımı unvanını kazanıp eskilerdeki takımlara benzedik. O yüzden bu takımdan fazlasını beklemek mantıklı olmaz. Yine de takımın bu kısalığa ve Wade’in inanılmaz patlayıcılığına uygun hızlı bir sistemle oynamamasını eleştirme hakkımız var. Aslında onun için de iyi bir oyun kurucu lazım. Ama takımın oyun kurucusu da ikinci turdan seçilmiş Mario Chalmers adında bir rookie. Gerçi hücumda her türlü inisiyatifi Wade’e veren bir takımda oyun kurucunun yetersizliği pek göze çarpmıyor ama daha hızlı oynayıp birkaç seviye atlayabilmek için iyi bir guard şart. Şu an için ligin en kötü 1 numara rotasyonuna sahip olduğumuz için de yakın gelecekte güzel günlerin gelmesi çok zor. Shaun Livingston şöyle biraz düzgün biçimde dönebilseydi mükemmel olmaz mıydı?

Geçen sene yazamamıştık ama söylemeden geçmeyelim. Shawn Marion’un itinayla kariyerini baltalama çabalarına ne demeli? Kötü bir oyun kurucuyla oynayınca, her izlediğimiz maçta birden fazla “Şu Marion’un da basketbol fundamental’i ne kadar zayıf” demeden geçemiyoruz. Joe Johnson’ın Suns’tan ayrılma kararı da çok eleştirilmişti, ama şimdi uzun vadede bu kararın kendisi için ne kadar doğru olduğu konuşuluyor. Johnson için böyle bir son mümkündü, çünkü o kendi şutunu yaratabilen, bir takıma liderlik yapabilecek tarzda bir oyuncu. Marion ise tam tersi. Tam takımın seviyesine uyan bir oyuncu. İyi bir takıma koyun, mükemmel işler yapar gibi gözükür. Orta seviye bir takıma koyun (bakınız: Miami Heat 2008-2009), öyle ortalama bir oyuncu olduğu anlaşılır.

Beasley hata mı?

2008 Draft’inde sıradan seçtiğimiz Michael Beasley’in performansını da biraz sorgulamamız lazım. Sezon öncesi birçok kişi Bulls’un onu seçmeyip Derrick Rose’a yönelerek büyük bir hata yaptığını söylüyordu. Biz de Heat adına çok umutlanmıştık. Bilmiyorum çok erken ve hatalı bir tahmin mi yapıyorum, ama açıkçası Beasley’de bir süperstar geleceği görmüyorum. Hâlâ onun uzun vadede Wade’e “sidekick”lik yapabilmesini umuyoruz tabii ki. Wade’i burada kalmaktan mutlu edecek en önemli şey belki de bu. Wade sürekli Miami’de kalma, tek bir takımla özdeşleşme isteğinden bahsetse de, iki sezon daha takım böyle orta sıralarda gezinip playoff’lara ancak giren bir seviyede kalırsa kararı değişebilir. Knicks’in yaptığı hamlelerden sonra daha da konuşulur hale gelen 2010 yazının önemli isimlerinden biri de Wade olacak. Kim garanti edebilir ki Wade’in böyle bir takımda kalmak isteyeceğini? Takıma bağlılığın bir sınırı vardır, özellikle de NBA’de. Eğer süperstarınıza iyi bir takım sunamazsanız o da kalıp kalmamak için bir daha düşünür. O yüzden Beasley’in nasıl bir oyuncu olacağı Heat’in 3-5 senelik geleceği için çok çok önemli.

Uzun aradan sonraki ilk yazıyı burada bitirelim. Dediğimiz gibi, şimdilik kolay fikstür ve Wade’in yaptığı insanüstü işlerle orta sıralara tutunduk. Şöyle bir ay daha geçsin, o zaman her şey açığa çıkar. Yazının adından da anlayacağınız gibi, ortayı Haslem’le kapatırsanız, bol bol üstünüzden smaç yersiniz.

Tekrar görüşmek üzere. Bu sefer arayı çok uzatmadan…

fotolar: yahoo sports