Uzun bir aradan sonra

Onur ÖZMAN
18 ARALIK 2006

Herkese merhaba. NBA'de normal sezonun dörtte biri geride kaldı bile. İlk birkaç haftadaki sürpriz çıkış ve inişlerden sonra taşlar yerine oturmaya başladı. Doğu Konferansı, son iki-üç sezondur Batı'yla arayı kapadı gibi gözükmüştü. Ama bu sezonki durum gerçekten içler acısı. Üç-dört sene öncesinden bile kötü. Öyle ki, sezona şampiyonluğun rehavetiyle rezalet giren Miami Heat bile şu anda play-off potasında. Eğer Heat batıda olsaydı, bu konferansta Seattle'ın arkasında sondan üçüncü durumda olacaktı. Sezona çok iyi giriş yaptığı söylenen Magic ise ancak yedinci sırada olurdu. Buna, Batı Konferansı'nda olsalardı grup ve konferans içi serilerin daha zor maçlar olacağı gerçeğini de katmıyorum. Gerisini siz düşünün...

Tek senelik takım

Biraz önce de dediğim gibi, takım sezona berbat bir giriş yaptı. Alınan kötü ve utanç dolu sonuçtan öte (bkz: Bulls'la yapılan açılış maçı, Miami'de 24 sayıyla kaybedilen NY maçı), izlediğim birkaç maçta takım gerçekten çok kötü bir basketbol oynadı. Bence Sixers ve Grizzlies'ten sonra izleyene en az heyecan veren takımız.

Kısaca işler kötü.

Bir suçlama yapmaya gerek yok. Özellikle Pat Riley'e. Bu kadronun geçen sene başında tek sene için kurulduğu biliyorduk. Gary Payton, Jason Williams veya Antonie Walker'ın en fazla bir sene ve gerçek bir amaç için bir araya gelebileceğini, hemen sonrasında ise basketbolu pek fazla takmayacaklarını tahmin etmiştik. Shaq'ın vücudunun en fazla bir sene dayanabileceğini, ona verilen yüklü kontratın sadece onu mutlu edip geçen seneki performansını maksimuma çıkarmak için olduğunu da sezmiştik. Zaten geçen sene eleştirdiğimiz şey, kadrodaki kimyasızlıktan dolayı takımın bu tek seneyi de başarısız geçireceğiydi. Ama yanıldık.

Riley amacına ulaştı. Sadece üç senede. Önce Dwyane Wade'i draft etti. Sonraki sene Shaq'ı getirdi. Geçen sene başında ise bana göre asıl kumarı oynadı, bu sorunlu oyuncuları alıp koçluk görevine geçerek... Ve bu tuttu. O yüzden bu seneki enkaz için Riley'i suçlamak bence mantıksız olur.

İki-üç hafta önceydi. Hornets maçıydı sanırım. Oturdum televizyonun karşısına. İzlemeye çalıştık maçı. Yaklaşık iki dakika sonra sıkıldım. Sinirlerim bozuldu Wade'in tek başına çırpınışını görünce -- o bile önceki kadar istekli değil ya neyse. Diğer yanda ise Walker'ın, Williams'ın, hatta Haslem'in bile oyunu takmayışları net bir şekilde ortada. Hücumlar o kadar durağan ki... Tam anlamıyla bir “bitse de gitsek” havası var. Oyunun her anına yayılıyor bu hava. Wade bir-iki basket buluyor, biraz takım kendisini sıksa bir seri yakalanıp rakip yakalanacak skorda... Ama nerdee? Savunmada arkada Alonzo Mourning'in biraz debelenişini görüyoruz. Zaten o da olmasa evlere şenliğiz işin savunma kısmında.

Sevinçler bile tatsız

Wade'in istatistiklerinde geçen seneye göre küçük artmalar var. Daha fazla şut kullanıyor. Biraz daha fazla ve iyi üçlük atmaya başladı. Asist sayılarında kayda değer bir yükselme var. Top kayıpları da biraz artmış. Kısaca top artık onun daha fazla elinde. (Zaten bu sene takımı izlediğimde hep aklıma üç-dört sene önceki McGrady'li Magic geliyor ve elimde olmadan karşılaştırma yapıyorum. Düşünüyorum da, farklar çok az. Neyse ki Wade, T-Mac'in özellikle Orlando'daki son günlerindeki kadar hayattan baymış gözükmüyor.)

Haslem'in performansı da Wade gibi artmış. Ona da fazla bir eleştiri getirilemez. Onun da kanında var sahaya çıkınca mücadele etmek, tıpkı Mourning gibi. Diğer veteranlara ise söyleyecek lafım yok. Geçen sene bir ay kastılar, aldılar kupayı. Şimdi öyle takılıyorlar.

Geçen günlerde Memphis maçının son anlarını izledim internetten, hani şu Posey'in son saniyedeki üçlüğüyle kazandığımız. Posey koştu, kullandı üçlüğü dengesiz bir halde. Top fileden geçti. Miami Heat o ana kadar ne kadar kötü bir sezon geçiriyor da olsa, bu galibiyet önemliydi kötü giden günlerde. Ama basket olduktan sonraki sevinçte bir problem yok muydu sizce de? Geriye sardım sardım izledim birkaç kere. Tam kelimelere dökemesem de, net bir sunîlik gördüm bu sevinçte. Geçen seneki havadan tek kelimeyle eser yok. Tamam, başarıya susamış bir Jazz veya Lakers kadar tutkulu oynamalarını veya sevinmelerini beklemiyorum ama insan biraz şu oyunu önemser yani. Fazla mı duygusal konuşuyorum, onu bilmiyorum.

Birkaç olumlu nokta

Sonunda Dorell Wright'ı sahada adam gibi izlemeye başladık. Belki beklediğimiz kadar iyi performanslar koymuyor ama en azından ondan ne kadar faydanalabileceğimizi ve ne bekleyebileceğimizi görmüş oluyoruz. Aynı sene ondan sonra seçilen Kevin Martin için yanmamak elde değil. Ama bu da bir şeydir. Bir köşede potansiyel olarak durmasından iyidir onu sahada görmek. Büyük bir yıldız olmayacağı açık ama gayet faydalı bir ilk beş oyuncusu veya altıncı adam olabilir kısa sürede.

Diğer olumlu şey de tabii ki Doğu Konferansı'nda oluşumuz. Play-off'a bir şekilde kapağı attık mı, iki tur kadar ilerleyebiliriz tecrübemizle. Hem o maçların havasının şu ankilerden farkını çok iyi biliyoruz. Walker bile gaza gelir bir play-off'lar başlayınca. Geçen seneki havayı yakalarız demiyorum ama şu kıyrıtık konferansta en az yarı final yaparız, biraz takım olarak bir araya gelebilirsek.

Ve son

Heat altıncı adamlığına başladığımdan itibaren en tatsız yazımı noktalıyorum heralde. Ama takım bana (ve görünüşe göre birçok yorumcuya) hiç heyecan vermiyor, çünkü Wade'in inanılmazlığı dışında sahaya basketbol adına pek bir şey koyamıyoruz. Bu kadroyla bunu düşünmesi de zor görünüyor. Neyse, belki geçen sene şampiyonluğu tatmış oyuncular işi gurur meselesi yapıp oynamaya başlarlar da, en azından başarılı sonuçlar alırız, akıcı basketbol oynayamasak da.

Yeniden görüşmek üzere.