Las Vegas Grizzlies?

Sarp SÖZDİNLER
1-4 ARALIK 2006

Bir yerlerde mutlaka okumuşsunuzdur: Takım her sene istikrarlı şekilde zarara uğramakta. Ortalama 30 milyon dolar gibi rakamların lafı geçiyor, ki bu sadece sene başına. Bilet fiyatlarımız yüksek. Devre arasında sosisliyi 7,5 dolara satıyoruz. Oyun kurucumuz Chucky Atkins, en skorerimiz de. E doğal olarak seyirci de FedEx Forum'a pek uğramıyor. Özellikle bu sene bu alanda son sıradayız. Durum çok vahim.

Bunları okuduğunuzu varsayaraktan, şunu da okuduğunuzu sanıyorum. Takım sahibimiz güzel insan Heisley, takıma özellikle son 1,5 yıldır alıcı aramakta. Artık daha fazla zarar etmek istemediği ve takıma bu yüzden büyük kontratlar bağlamaktan yana olmadığı, bunun da Jerry West'in elini kolunu bağladığı söyleniyor. Ancak ekim ayında yapmış olduğu bir açıklama, birkaç atmacayı harekete geçirdi. Sahip Michael Heisley, satılmaz ise takımı Las Vegas'a ya da başka bir şehre taşımayı düşündüğünü söyledi. Bu durum da eski Duke oyuncusu Brian Davis'in kıpırdanmasına yetti.

Brian Davis geçen haftalarda bir basın toplantısı düzenledi ve takıma talip olduğunu açıkladı. Kendisi gibi Duke'dan mezun olan Christian Laettner'ın yer aldığı bir grupla beraber, zararda olan kulübü üstlenmeye kefil olduklarını, bunun için de Heisley ve NBA yönetimine kısa süre içinde tekliflerini ileteceklerini belirtti. Teklif sonradan 360 milyon dolar olarak kesinleşti, Heisley'nin de ağzı sulandı

Evet Heisley takımı satmaya dünden razıydı, ancak azınlık hisselerinin (yüzde 30) sahiplerinin, çoğunluk hisse satışını belirli gerekçelerle veto hakları bulunuyor. Bu durumda da NBA yönetiminin satışı onaylaması zora giriyor tabii.

Alanla verenin anlaşması halinde NBA yönetiminin taş koyması nasıl oluyor, diye merak edenler için, basitçe; Davis-Heisley grubunun elinde kulübü çevirecek para yok ve bunu da, satış tamamlandıktan sonra hisselerin bir kısmı başka yatırımcılara satarak bulmayı tasarlıyorlar. Bu plan da bu haliyle NBA yönetiminin kulüp sahipliği ve organizasyonu koşullarına pek uymuyor. Asbaşkan Hyde'ın temsil ettiği azınlık hisselerinin sahiplerinin Davis'i istememeleri de buna eklendiğinde anlaşılıyor ki, teklif daha Hyde'ın onayını almadan, NBA yönetiminin onaylayacağı vaziyette hiç değil...

Taraflar 1 Aralık'ta toplandı ve yakın geleceğin rotası belli oldu. Fakat buna geçmeden önce, işi bu çıkmaza sürükleyen sebepleri biraz daha açalım, yani duruma üç tarafın da gözüyle bakmaya çalışalım.

Memphis, Grizzlies'i bırakırsa...

Chicagolu Heisley takımın işletmesini devraldığına bin pişman ve üç sezondur 100 milyon doların üzerinde zarara uğradığı biliniyor. Takımın 50 galibiyetli iki sezonunda bile taraftarın salonu tam doldurmaması onun çileden çıkmasına yetmiyormuş gibi, bir de Gasol'un sakatlığı ve bu sezonki 4-10'luk başlangıç herşeye tuz-biber ekti. Bunlar, Heisley açısından bardağı taşıran son damlalar oldu. Bu yüzden doğal olarak takımı satmayı veya taşımayı düşündüğünü belirtti. Satışa dair durumu yukarıda özetledim. Eğer Heisley takımı sat(a)mayıp da azınlık hisse sahiplerine rağmen bir punduna getirip taşıyacaksa, bu kez de akla öncelikle iki seçenek geliyor;

Birincisi, ve daha düşük ihtimalli olanı, bu sezon sonunda Hornets'i muhtemelen tamamen kaybedecek olan Oklahoma City. Oklahoma insanının baskete ne kadar aç ve istekli olduğunu geçen sezon hepimiz gördük. Hatta Hornets yönetimi bile New Orleans'a dönüp dönmemekte tereddüt etti. Ancak bu ihtimali düşüren faktörler, Oklahoma City'nin de Memphis gibi küçük bir pazar olması ve yine bir başarısızlık durumunda seyircinin gelmeme ihtimalinin bulunması. Belki de Oklahoma seyircisi, NBA ilk kez kapılarına dayandığı için bu kadar ilgi gösterdi, kim bilir? Belki aynı ilgi devam etmeyecek.

İkinci ihtimal ise daha kuvvetli olanı; ne zamandır NBA'in kapısını aşındıran kumar ve eğlence şehri Las Vegas. Nevada eyaletinin bu 'çöl ortasındaki vaha' durumundaki şehrini cazip kılan çok şey var. Bir kere -ki en büyük neden bu belki de-, vergi masrafı diğer eyaletlere göre yok gibi... Bu, Heisley gibi artık takım personelinin yeme içmesinden bile kısacak bir takım sahibi için bulunmaz bir fırsat. Bir ikincisi, Las Vegas kentinin yapısı gereği eğlenceye çok müsait olması ve Knicks, Lakers, Bulls taraftarı gibi her daim takıma destek verme potansiyelinin bulunması. (Bir de, kimilerinin iyi, kimilerinin kötü etkisi olacağına inandıkları bahis dünyası ve bahisçiler var tabii...)

Las Vegas için en büyük sınav 2007 All-Star Haftasonu'nda verilecek. En çok biz Grizzlies'liler bekliyoruz herhalde bu maçı.

Davis-Laettner cephesi

Brian Davis, bu şehrin Grizzlies daha gelmeden öncesinden beri bir basket takımını çok istediğini ve bunun için zamanında çok uğraştığını hatırlatarak, bu fırsat son birkaç sezondur ellerinde iken bırakmamak için herşeyi yapacaklarını belirtti. Hatta Grizzlies'in henüz Vancouver'da olduğu zamanlarda NBA yönetimiyle yeni bir franchise olurşturma isteğini konuştuklarını, bu girişim tam sonuçlanacakken Grizzlies'in Tanrı'dan bir nimet gibi Memphis'e taşınmaya karar verdiğini söyledi.

Davis, kimileri tarafından dürüst veyahut samimi bulunmasa da, bu şehri çok sevdiğini ve grubunda da Laettner gibi bu şehri gerçekten seven insanlarla çalıştığından dolayı mutlu olduğunu, eğer takımın başına geçerlerse başarının uzak olmadığını söylüyor. Ancak başarının gelmesi bu kadar kolay mı? Elbet değil. Zaten Davis'in de bunu demesi için nedenleri var.

Bir kere Davis, eğer takımın başına geçmeleri kesinleşirse, West'i takımda tutmak için maddi ve manevi her türlü imkanı kullanacaklarını söyledi. Ona sınırsız yetki verileceğini de cümlesinin sonuna ekledi. Son zamanlarda West hakkında, sene sonunda sözleşmesi bitince düşünmeden gideceği söylense de, şimdi aynı West'in, müstakbel yeni patronun olası teklifini kabul edebileceği konuşuluyor. Grizzlies taraftarlarının gönlünden geçen de bu değil mi zaten? West'in, göreve devam ederse, şu anda zorunluluktan katlandığı Fratello'yu göndereceği de, gelen haberler arasında.

Hyde'ın grubu, herşeye karşı!

Aslında iki taraf da haklı. Kendilerine göre gayet mantıklı nedenler ortaya sunmuş durumdalar. Mississipi halkının gönlünden geçen, takımın yerinde kalması. Onları da Hyde ve grubu temsil ediyor. Ve takımın taşınmamasını isteyen bu üçüncü taraf, ilginç bir şekilde, Davis'i de istemiyor! Çünkü Davis, eski NBA oyuncusu ve şampiyon Duke'un kaptanı olsa da, aynı zamanda emlak işiyle uğraşan bir işadamı. Ve Laettner'ın kimliği dışında grupla ilgili bilgileri elinden geldiğince gizli tutuyor. Tabii taraftarın bir kısmı, ama daha da önemlisi azınlık hisselerinin sahipleri de, Davis'in yeterince dürüst davranmadığını ve takımın başına geçerse vâdettiği koşulları sağla(ya)mayacağını düşünüyorlar. Davis'in gerek yatırımcı grubuyla ilgili tatminkâr bilgi vermemesi, gerekse işin finansal yönünü nasıl yürüteceklerine dair istenen bilgi ve planları açıkça ortaya koymaması, doğal olarak bu şüpheleri besliyor. Anlayacağınız, iki ucu şeyli değnek.

Toplantıdan sonra...

Tekrar merhaba. Yazıya, Brian Davis ve grubunun, Grizzlies'in yüzde 70 hissesini ve takım yönetimini almak için patron Heisley'e yaptıkları 360 milyon dolarlık teklif hakkında, Heisley ve organizasyon kurulu ile yaptıkları görüşmeden sonra devam ediyorum.

Toplantıdan sonra açıklamayı, Grizzlies Asbaşkanı J.R. Hyde yaptı. Hyde, yönetim olarak Davis'den hoşlanmadıklarını imâ etti, talip grubun finansal açıdan arkasının çok kuvvetli olmadığını düşündüklerini, prensipte anlaşmış oldukları halde Davis ve grubunun enerjilerini takıma yansıtma testinden geçemediklerini ve şu anki koşullarda takımın çoğunluk hissesini almalarına karşı olduklarını açıkladı. Hyde bu konuda ayrıca, satışı onaylaması gereken NBA yönetiminin de, alıcının karakterini ve finansal dayanıklılığını göz önünde tutacağına inandığını söyleyerek Davis'e bir taş daha attı. Chicagolu milyarder Heisley'nin 2000'de Vancouver'da 160 milyon dolara aldığı takımın Memphis'e gelmesinde önemli rol oynayan Hyde, özetle, kapıyı satış konusunda aralık ve fakat taşınma konusunda kapalı tuttu: "Takım hiçbir yere gitmiyor!"

Hyde'ın açıklaması, temsil ettiği grubun yaklaşımını ortaya koydu: Azınlık hisselerinin sahipleri, "Çok istiyorsanız, bana 252 milyon doları sayın, alın hisselerimi, ne yaparsanız yapın" diyen Heisley'nin yüzde 70'lik payını satın almaya yanaşmadı. Heisley'nin hissesini Davis-Laettner grubuna satmasını veto hakkı bulunan azınlık hisseleri sahipleri, takımın başka kente gitmesini de istemediklerini ısrarla tekrarlıyor. Peki neye dayanarak? Vergilerle yapılan arenanın kullanımı karşılığında Grizzlies ve Memphis kentinin, takımın en az 17 yıl kalması konusunda anlaşmış olmasına.

Toplantı sonrasında ne yorum, ne de doğru dürüst açıklama yapan Heisley, halen "Ben basket takımı yönetemiyorum. Bu Davis ve Laettner bu işi biliyorlar, çoğunluk hissesine sahip olmak için benden daha uygunlar" diye vızıldanıp duruyor. Davis tarafından da, "Bu bir süreçtir. NBA yönetimi bakacak artık, teklifi inceleyecek" gibi yuvarlak laflar haricinde beyanat gelmedi, yatırımcı grubunu açıklamayı da, finansal soruları cevaplandırmayı da reddetti. Artık NBA yönetiminin bu konuda ocak ayında vereceği karar beklenecek.

Davis ve ekibinin Heisley'nin istediği fiyatı ($360M) yüksek bulup bu yüzden işi yokuşa sürdüklerine dair bir dedikodu da dolaşıyor, artık öyleyse günahı boynuna, niyetinin basketboldan ziyade emlak işi olduğunu iddia edenleri bundan böyle daha iyi okuruz, dinleriz.

Hyde'dan daha sonra gelen bir açıklama daha var, aralık bıraktığı kapıdan yaptığı... Hyde, takımın son seneki zararının iddia edildiği gibi 29.7 milyon dolar olduğunu ancak hem yönetim olarak, hem de Davis'in toplantıdaki tavsiyeleri üzerine oluşturdukları ekonomik plan sayesinde, bu zarardan gelecek sezonun sonuna doğru kurtulacaklarını umduklarını belirtti. Ayrıca, Memphis halkını salona çekmek için herşeyi yapacaklarını da söylemiş, mübarek insan.

Ve bağlayalım...

Takımın kentte kalmasını isteyen azınlık hisse sahipleri (Hyde), Heisley'nin, yüzde 70 hissesini ne 252 milyona kendilerine (buy out) devretmesine yanaştı, ne de 360 milyona Davis'e satmasına onay vermedi, takımı başka kente götürmesine vermedikleri gibi. Davis'i çoğunluk hissedarı sahibi ve yönetici olarak istemiyorlar.

Davis-Laettner grubu, eldeki bilgilerden anladığım kadarıyla, takımı devralmaya hevesli fakat ellerinde bunun için yeterli para yok. Bu durumda NBA satışı onaylamaz.

Heisley istediği satışı yapamadı ve Memphis'den öyle ya da böyle (parasını veya malını alıp) çıkamadı. Yeni müşteriler aramaya devam edecektir... Bu esnada Grizzlies'de kemerlerini sıkmaya da.

Bu esnada da West ve Fratello'nun durumları belirsizliğini koruyacak, anlaşmalarının uzatılması yahut değiştirilmeleri sözkonusu olmayacak. Vaziyet öyle olunca, ilk beşti rotasyondu, savunmaydı üçlüktü, sakatlıktı takastı-transferdi, takımın başarısıyla ilgili herşey de belirsizliğini sürdürecek.

Böyle bir durumda Grizzlies'den ne beklenirse, takım da üç aşağı beş yukarı onu yapacak herhalde. Şu anki gibi yani; 4-12, Güneybatı'da, Doğu'da NBA'de sonuncu.

Sağlıcakla kalın.


Taraftarız biz, çekeriz sefa(!)

Sarp SÖZDİNLER
21 KASIM 2006

Tüm Tennessee halkının da beklediği üzere Grizzlies, şahane bir sezon başlangıcı yaptı. Bugün itibariyle derece 2-8, takım Batı'nın sonuncusu, bu dereceye Doğu'dan Charlotte ve Toronto da sahip, zaten hep birlikte lig sonuncusuyuz!

Sezon başıdır, sakatlıklardır, şudur budur diye geçiştirilecek bir vaziyet de yok, işin daha kötü tarafları da var zira... Taraftar salonu doldurmuyor; takım savunma yapmıyor; tecrübeli oyuncular neredeyse hiç bir maçta toplam 10 sayıyı geçemediler (geçemeyecek gibi de duruyorlar); Fratello oyunu okuyamıyor, dolayısıyla rotasyon oturmuş değil.

Yüzümüzü güldüren tek şey gençlerimizin perfomansı ne yazık ki.

Aslında şaka bir yana, sezona çok kötü girmemiştik. Hatta Gasol'un yokluğuna rağmen ilk dört maç sonunda 55 ribaunt ortalama ile bu kategoride lig lideriydik. Herşey Pistons mağlubiyetinden sonra bir anda kötü gitmeye başladı.

Kötü başlangıç ve manevra

Öncelikle rotasyonla başlayalım. Koç Fratello, ligin ilk altı maçı itibariyle Stoudamire - E. Jones - Miller - Warrick - Swift beşini tercih etti. Her ne kadar kağıt üzerinde, tecrübelilerle gençlerin harmanlandığı fena olmayan bir beş gibi gözükse de, işler sahada beklenilen gibi gitmedi.

Bir kere Damon ve E. Jones sezona felaket bir giriş yaptılar. Jones, 6 sayı ve 2 ribaunt averajlık katkı yaparken, Damon ondan da kötüydü (ilk altı maç itibariyle 5. 8 sayı ve 2. 9 asist). Öyle bir takım düşünün ki, o takımınilk beş gardları birarada maç başına 12 sayı, 3 ribaunt ve 3 asistlik katkı yapıyor, buna katkı denirse! Formsuzlukları yetmiyormuş gibi, zaman zaman gençlere ayak uyduramayıp tempoyu düşürüyorlar, bunlar olurken de Fratello kenardan izliyor! Ancak herhalde bir yerden sonra artık o da dayanamamış olacak ki, Damon'ı kızağa çekip akıllı bir hareketle Chucky Atkins'i ilk beş sürmeye başladı, yanına ümit vaadeden çaylağımız Gay'i de monte ederek.

Evet, bu teknik müdahaleden sonra, son beş maç itibariyle ilk beşimiz Atkins - Gay - Miller - Warrick - Swift oldu. Bu elbet daha iyi gözükse de, Swift beni tedirgin ediyor. Bu adamın oynadığı basketbolu sevmiyorum. Ne hücumda var, ne savunmada! Ki, 5 sayı - 5 ribaundluk bile katkı yapacaksa, yeter ki istikrarlı yapsın, razıyız. Bir çok maçta saç baş yolmamıza neden olan başlıca oyuncuydu, sistemi katlettiği anların sayısı hiç de az değil. Ancak elbet şunu da -ne yazık ki- gözardı edemeyiz ki, bu adamın alternatifi ne yazık ki kadroda yok! Swift'in rotasyondaki yedeği, an itibariyle, 2. 03'lük Lawrance Roberts olarak gözüküyor. Roberts'ın katkısı hiç fena olmasa da (6,4 sayı ve 6,3 ribaunt, ikincisinde takım ikincisi), henüz ilk beş için yeterli değil. E o pozisyonu Tsakalidis'e de emanet edemeyeceğimize göre... Swift'e katlanmak zorundayız gibi gözüküyor.

Büyük kaptanı arıyoruz!

Evet, acı şekilde, şu anda en çok aradığımız şey, eski kaptan Battier'nin varlığı. O kadar takdir etmemize rağmen yine de değerini bilememişiz. Yeteneklerinden öte, sahada bulunmasının, takımı görünmez liderliğiyle birarada tutmasının eksikliğini çok çekiyoruz. Sahadaki takımı izlediğimde aklımdan sık sık “Ahh şimdi Battier olsa!” diye geçiyor. Tabii ki artık ona sahip olamayacağımıza göre, insan bir Battier yaratmak için kadroya bakıyor, ancak ne yazık ki bulamıyor!

Özellikle son iki sezondur en çok övündüğümüz özelliğimiz olan savunmamızın yerinde yeller esmekte... Geçen sezonlarda da, oyuncu bazında baktığımızda, -Battier dışında- şahane savunmacılarımız yoktu, ancak savunma yapmaya istekli oyuncularımız vardı. Kadro aman aman değişmedi, peki o zaman bu oyunculara ne oldu?

Bu sorunun cevabını açıkçası bilemiyorum. Zaten bunun cevabını bilip çözüm üretmesi gereken kişiler, koç ve gm. Ben hâlâ bir takas bekliyorum, çünkü West'in yapısını bildiğime inanıyorum. Böyle giden bir takıma bir ay daha katlanamaz. Mutlaka bir girişimde bulunacaktır.

Aferin çaylak!

Madem Battier'den lafı açıp doğal olarak savunmaya geldik, bu noktada tek bir kişiyi atlayamayacağım: Kyle Lowry. Draftin 21. sırasından seçtiğimiz bu çocuğun mücadele gücünü ve savunma yeteneğini orada burada okumuştuk, zaten fikir sahibiydik. Ancak bu kadar da iyi olduğunu bilmiyorduk! 182 cm. boyuna rağmen geçen sene Villanova Üniversitesi'nde top çalma ve ribaunt kategorilerinde takım lideri olmuştu. 1,82 boy ve ribaunt? Biliyorum kulağa ilginç geliyor ancak oyununun bu yanını daha ilk maçtan bize gösterdi ve sezon açılışında Knicks'e karşı 10 ribaunt aldı! İlk 10 maçın beşinde kısıtlı sürelerine rağmen minimum üç ribaunt çekti, Bobcats maçında dört ribaunt aldı, dünkü Magic maçında da 16 sayı, 5 ribaunt, 6 asist ve 5 top çalma ile harika bir çaylak performansı sergileyerek yüzümüzün gülmesini sağladı.

Ya hücum?

Bu yazı şuraya kadar bile yeterince acı verici oldu ancak sorunların ardı arkası kesilmiyor ki! Hadi savunmayı genç ve tecrübesiz bir takım olmamız yüzünden an itibariyle beceremiyor olabiliriz, ancak bunu bari hücumla örtmemiz gerekirken, ne yazık ki onu da beceremiyoruz.

Sayı ortalaması bakımından takım lideri - ne yazık ki 16,1 ile- Atkins. Takip edenler ise 15,4 ile Miller ve genç pota altı gücümüz Hakim Warrick. Tabii ortalamalar yanıltıcı olabiliyor. Bunu neden söyledim? Çünkü öyle maçlar oluyor ki ilk beşten sadece bir, en fazla iki oyuncumuz çift hanelere ulaşabiliyor (Mavs maçı - sadece 23 sayı ile Rudy Gay). Ya da bir maç oluyor, hücumda resmen kilitleniyoruz. Deplasmanda oynadığmız Suns maçında üçüncü periyot sonunda skor 58-89 idi! (Ve tahmin edin kimler sahadaydı.)

Gasol geldiğinde...

Elbet döndüğünde birşeyler değişecek, bir takım şeyler yoluna girecek. Ancak o da mucize bir adam değil sonuçta. Yapabilecekleri, değiştirebilecekleri aşağı yukarı belli. Ha, bize üç-beş maç daha aldırabilecektir, ancak herşeyi tek başına yapmasını de bekleyemeyiz. Sonuçta takımın kimyası değişti ve lideri de sezona henüz başlayamadı. O gelecek, forma girecek, bu arada yeni rotasyon belirlenecek, kimya oturacak filan... Sonuçta bu kısmen yeni kadronun, rötarlı liderini hevesli ve işbirliğine hazır biçimde karşılaması gerekiyor. Yoksa, dönmese de olur, tabii.

Gasol'un dönüşünün aralık sonunu bulacağı söyleniyor. Beklendiği tarihte dönse bile eski formunu yakalaması, kondisyon tutması ne kadar sürer, bilemiyorum. Uzun bir sakatlık dönemi oldu, iki haftada tempoya alışırsa iyidir. Bu arada, gelmesine de uzunca bir süre var sayılır, umarım o dönene kadar yelkenleri suya indirmeyiz.

Gelelim dönüşünün neleri değiştirebileceğine; Gasol'un hücumdaki etkinliğini, sayı bulma gücünü, aynı zamanda takım arkadaşlarını da oyuna katabilme yeteneğini ve pas potansiyelini biliyoruz. Gelişi hücum zenginliğimizi artıracaktır. Bu durum da, arka oyuncularımızın üzerindeki baskıyı kaldırdığı gibi, artık onların eline bakmamamızı ve çok zayıf olduğumuz pota altında artık ribaunt çekebilmemizi, topu o bölgeye korkmadan indirebilmemizi sağlayacaktır.

Ancak Gasol'un savunmada bir kaplan olmadığını da biliyoruz. Ortalama bir blok ve vasatın üzerinde ribaunt katkısı sağlayacağı su götürmez gerçekler. Peki bunlar bize yetecek mi? Elbet yetmeyecek. Bize dış tutucu lazım. Wade'leri, Kobe'leri Gasol'la mı tutacağız?!. Olmadı, Atkins'i, yıllanmış Jones'u mu devreye sokacağız? (İşte burası Battier'ı özlediğimiz noktadır.)

Tüm defektlerine rağmen o bir All-Star, takımı en az bir kademe yukarı çekeceği kesin gibi.

Ve final...

İlk 10 maç sonunda lig sonuncusuyuz. Bu durum, son üç sezondur istikrarlı şekilde playoff görmüş Grizzlies taraftarlarını üzüyor. Ancak geleceğe umutlu bakmamıza neden olan birbirinden yetenekli gençlerimiz var; Lowry, Roberts, Gay, Johnson, Dahntay Jones ara sıra dönüşümlü olarak iyi performanslar ortaya koyuyorlar. Tek isteğimiz istikrar sağlamaları. Özellikle de, gelecekte en büyük yıldızımız olmasını beklediğimiz Gay'in şut yüzdesini artırması ve forma satışlarında artış sağlanması yüzünden de soyadını değiştirmesi şart.

Bu takımın, özellikle de West'in bizi daha fazla üzeceğini düşünmüyorum ve yukarıda da değindiğim gibi, kendisinden hamle bekliyorum. Umarım bizim çocuklar da son Magic galibiyetiyle beraber iyi bir seri tuttururlar.

Son lafım ise Fratello'ya: Gençleri ve tecrübelileri aynı anda sahada bulundurmaman dikkatimi çekmiyor değil. Sen daha iyi bilirsin elbet ancak kanımca başarı, ikisinin doğru oranlarda harmanlanmasıyla gelir. Sadece otuzunu devirenler oynayınca ağır, sadece toy delikanlılar oynayınca da tecrübesiz kalıyoruz. Kendine bir çeki düzen ver, rotasyonu da Gasol gelene dek idare edecek biçimde oturt!

Sağlıcakla kalın sevgili okurlar.


Tennessee'de sonbahar kasveti

Sarp SÖZDİNLER
1 KASIM 2006

West Baba'nın uzun zamandır süregelen planları yüzünden/sayesinde son iki off-season'dır değişik hamlelerle karşılaşıyorduk. Önce Eddie Jones gibi bir yaşlı kurt alınmıştı, Bobby Jackson dahil edilmişti vs... Sanırım West Baba kafasındaki Grizzlies'i daha oturtmamış olacak ki, geçen yaz takımın sisteminde ve kadro yapısında tekrar değişikliğe gidildi. Battier gibi, Memphis şehrinde sevmeyeni bulunmayan, savunma uzmanı ve çok yönlü takım oyuncusu bir zat-ı muhterem, bize bir kıyak daha yapıp S. Swift ve Rudy Gay karşılığında Houston semâlarına yol aldı.

Kaptanımızın gitmesi bizi elbet üzdü ancak gelenlerden Gay, bize en son Gasol'u seçtiğimizde yaşadığımız heyecanı geri getirdi. Bu hamleyi özellikle West gibi bir dâhinin yapmış olması bizi on kat daha heyecanlandırıyor. Adamın Kobe Hamlesi ortada. Eski heyecan Swift ise buralarda pek adından sözettirmedi.

Gelenlere sevindik. Aramızdan ayrılanlar da oldu elbet ama gelenlerin sevinciyle, onlara yeterince üzülecek fırsat bulamadık belki de. Bobby Jackson tahmin edildiği üzere aramızdan ayrıldı. Bu, bize geldiği geçen yazdan beri beklenen birşeydi. Draftten gelen Kyle Lowry sayesinde yokluğunu aramayız diye düşünüyorum.

'Uzun' mevkiinde uzun yok!

Lorenzen Wright'ın üç kuruş daha fazla yeşillik için gidişi ise bizi üzüntüden çok endişeye sevketti. İki sezondur zaten uzun sıkıntısı yaşıyorduk. Kadroda uzun olarak sadece Wright ve Tsakalidis vardı. Artık elimizde, kurşun döktürmemize kadar yolu olan Jake kaldı. Allah Memphis taraftarına sabır versin.

Evet, herşey o kadar da toz pembe değil. Gelenler isim olarak kalburüstü sayılsalar da, takıma ne kadar zamanda nasıl uyum sağlayacakları, dolayısıyla neticede ne katacakları henüz kestirilemiyor. Swift'in bizdeki macerası pek iyi geçmemişti, ki kendisi de "Bana Memphis'de artık güvenmiyorlar" diyerek haklılığımızı göz önüne seriyor. Gay ise bir çaylak. Belki potansiyelli, ancak şanslar eşit. Damon artık hep belirsiz. Gasol ise zaten sakat, yılsonuna kadar yok.

Peki bu durumda rotasyonumuz -özellikle de uzun rotasyonumuz- nasıl şekillenecek?

Pivot mevkiinde, yukarıda da değindiğim gibi, bir tek Tsakalidis kaldı. Düşünün ki, kadro derinliği tablolarında pivot mevkiinde Jake'in arkasında, sophomore Lawrence Roberts ve çaylak Alex Johnson yer alıyorlar, ikisi de forvet, boyları da 2,06 m. Swift'in 5 numara oynayabileceğini biliyoruz fakat Gasol dönene kadar buna ne zaman, ne de imkan bulacağını sanmam. Uzun forvet pozisyonunu Hakim Warrick yedekleyecek gibi görünüyor, zaman zaman Cardinal de bu mevkii oynayabilir. Tabii çaylak Gay'in göstereceği performansın da uzun rotasyonuna etkisi (yararı?) olabilecek. Sonuç itibarıyla pota altından beklenen fazla bir skor katkısı yok ve aynı ekipte savunmasıyla öne çıkan elemanlar da bulunmuyor. Bu duruma da kısaca "Uzunlarda iş yok" deniyor genellikle. Etkili uzunlara sahip rakiplerle karşılaşıldığında sık duyabileceğimiz bir cümle, bu sezon.

Kısalarda da skorer yok!

Anlaşılan o ki, hücumda artık sadece kısaların eline bakacağız, da; eline bakacağımız kısalar keşke biraz güvenilir olsa! Kadro böyle kalırsa, sezon boyunca bel bağlayacağımız kişileri sayıvereyim: Mike Miller, Damon Stoudamire, Eddie Jones, Chucky Atkins ve Rudy Gay. Şaka gibi! Aradaki üçlü açıkçası bana hiç güven vermiyor. Jones zaten 35'ini devirdi, Damon ve Chucky de oraya merdiven dayamış durumdalar. Tamam, Miller'ı koyalım bir kenara da, sezonu 30 sayı ortalamayla oynayacak değil, kalan Gay de şimdilik kapağı ancak aralanmış bir kutu: Hazırlık sezonunda düşük isabet yüzdesiyle de olsa (serbest atışlar hariç) 14 sayı, 1,4 blok ve 1,3 top çalma ortalamamarı tutturması ümit verici, fakat maç başına 3,9 ribaunt pek az, tıpkı 2,3 top kaybının da olması gibi. Özetle; pota altına güç katması şüpheli fakat skorer yokluğunda öne çıkabilecek çok yönlü bir uzun potansiyeline sahip, Rudy. Tabii bu da sevindirici. Ve yukarıdaki istatistikler, kendini geliştirebilecek ve geliştirdikçe takımda önemi büyüyecek bir oyuncudan bahsediyor sanki. Sağlığı yerinde olsun da.

Peki şimdi ne olacak?

Güzel soru. Elbet konuşmak için erken, ancak geleceğe -bu sezon için tabii- pek umutla bakamıyoruz. Gasol'un yokluğunda mevcut kadro, geçen senelere göre daha yetersiz. Bu da iki senedir playofflara giren takımda ve taraftarda güvensizliğe, huzursuzluğa yol açıyor. Eksiklerimizin çoğu elbette çalışarak giderilecek şeyler, tamam... Peki ya giderilemeyecek olanlar?

Öncelikle savunmamız bangır bangır "Ben eksiğim ve zayıfım!" diye bağırıyor. Burada tüm gözler kurt koç Fratello'ya çevriliyor. Ggeçen sezon da oyuncu bazında tek tek baktığımızda çok iyi savunmacılara sahip değildik (Battier hariç), ancak Fratello'nun idmanları sayesinde ligin en iyi savunma yapan takımlarından biri olmuştuk. Bu sene aynı aşı farklı oyuncularda da tutacak mı, göreceğiz. Zira Fratello'nun takımı hücuma/skora dayalı bir sistemle oynatacak hali yok!

Bu arada takım el değiştiriyor, umarım şehir de değiştirmez.


Yeni bir yolda...

Serkan GÖKMENER
1 TEMMUZ 2006

Yer: Batug.Com Chat Odası
Saat 02:40
<seko> Gay'i biz alalım aslında, desteğe ihtiyacımız var.
<seko> :P

Yaptığım iğrenç espriden sadece 30 dakika sonra:
Andy Katz on ESPN is reporting that Rudy Gay will be selected by Houston at #8, but he will not be a Rocket. Gay will be moved to Memphis for Shane Battier.

Anlaşıldığı gibi, Jerry West, Shane Battier'ı Houston'a yollayıp karşılığında aldığı sekizinci sıra seçme hakkı ile Rudy Gay adlı 20 yaşındaki sophomore SF'nin haklarını aldı, ilâveten, geçen sene Memphis'den ayrılan atletik forvet Stromile Swift de Memphis'e geri döndü.

Bence Jery West çok şık ve sinsice bir harekete imza attı. Hem bu seneki draftin en yetenekli oyuncusu olan ve süperyıldız potansiyeline sahip Rudy Gay'i kaptı, hem de zayıf olan front court'u Stromile Swift ile güçlendirdi. Zaten Stro'nun geçen sene gitmesiyle oluşan boşluğu Hakim Warrick kapatamamıştı. Ben bu vesileyle Hakim Warrick'in de takas malzemesi olabileceğini düşünüyorum.

Shane Battier, benim çok sevdiğim ve takdir ettiğim bir oyuncudur. Aynı şekilde Memphis şehri de onu çok seviyordu. Savunmadaki başarısı ve mücadeleciliği ile hepimizin gönlünde taht kurmuştu. Beklenildiği gibi skorer bir yıldız olamadı ama kariyerinin daha başında müthiş bir görev adamı oldu. Bu camia seni unutmayacak, yolun açık olsun!

İddialı bir çaylak

Üç senedir draftlerde adam gibi bir yere sahip olamadığımız içinpek bir şey elde edemedik. Bu süre içinde yaptığımız takasların da takımda çok büyük değişikliklere yol açmadığını (yapılan hamleler takımı sportif başarı anlamında çok fazla ileriye götürmedi) düşünürsek, Jerry West'in böyle bir yola girmesi gayet doğal. Battier müthiş bir görev adamıydı ama Grizzlies'in daha fazla hücum gücüne de ihtiyacı vardı... Ve sanırım Rudy Gay, bu sene olmasa bile bir kaç sene sonra, beklentileri karşılayabilecek potansiyele sahip.

Bu hareketten sonra birkaç takas daha olabilir. Zaten Jerry West de "Takımda takas malzemesi olarak kullanmayacağım bir tek Gasol var" demiş. Kanımca Gasol ve Gay üzerine bir kadro oluşturulacak.

Rudy Gay de, seçildikten sonra kendisiyle yapılan röportajda, "I guess they saw something the other seven teams didn't see" demiş. Daha üst sıralardan seçilmeyi bekliyormuş yani, söyledikleri bana iddialı geldi, belli ki hırslanmış.

Biraz Rudy Gay'den bahsedecek olursak...

Connecticut'da geçirdiği ikinci sezondan sonra drafte girdi. Bu seneki NCAA istatistikleri; 30.8 dakikada 15.2 sayı, 6.4 ribaunt, 2.1 asist, 1.8 top çalma, 1.6 blok, 2.5 top kaybı(!)

Artıları: Hızı ve zıplama kabiliyeti çok yüksek, orta mesafe şutları gayet iyi, boyuna oranla müthiş bir kol uzunluğuna sahip... Savunması iyi, fiziksel olarak NBA'e hazır... İyi bir iş ahlakına sahip olduğu söyleniyor, çalışkan ve kendini geliştirmeye müsait bir yapısı var.

Eksileri: Kendini zaman zaman oyuna veremiyor, bu da istikrarsız olmasına yol açıyor.

İki körpe daha...

24. sıradan seçme hakkımızı da beklenildiği gibi bir oyun kurucuduna yana kullandık ve Kyle Lowry'i seçtik. Villanova'da geçirdiği sophormore sezonunun istatistikleri; 29.3 dakikada 11 sayı, 4.3 ribaunt, 3.7 asist, 2.3 top çalma... Lowry iyi bir savunmacı ve bir garda göre çok iyi bir ribaundçu, kuvvetli sezgilere sahip atletik bir oyuncu, ama şutunu geliştirmesi lazım, biraz da undersized kalıyor. Playoff başarısı kovalayan bir takımın iyi bir backup PG'ye ihtiyacı vardır, Grizzlies'in bunu yakın gelecekte Kyle Lowry ile giderebileceğini düşünüyorum. Özellikle iyi savunma özelliğiyle de mevcut sisteme çok uygun bir oyuncu gibi duruyor Kyle... Damon Stoudamire'nin sağı solu belli olmuyor, dolayısıyla önemli dakikalar alabilir.

Jerry Baba daha sonra son bombasını patlattı, ikinci turdaki seçme hakkı karşılığında, Portland'ın 45. sırada seçtiği Alexander Johnson'ı aldı. Johnson'ın bu draftin steal'larından biri olabileceği konuşuluyor. O da atletik bir oyuncu, müthiş kol uzunluğuna sahip, bizim için en önemlisi ise çok iyi bir ribaundçu olması. Fakat pas yönünü geliştirmesi gerekiyor. Açıkçası sene içinde göstereceği performansa bağlı olarak NBDL'ye gönderilebilir, önünde Gasol ve Swift var zira, hazırlık sezonunda kendisini iyice göstermemesi durumunda sezon maçlarında yeterli süre bulması zor.

Rota değişikliği gerekliydi

Genel bir bakışla, belki de draftin Portland ile birlikte en kârlı takımı oldu Memphis: Müthiş bir potansiyele sahip olan, 'bu senenin draftindeki NBA'e en hazır oyuncu' diye nitelendirilen, çaylaklar arasında takıma 'hemen' katkı yapabilecek olanı gösterilen Gay'i kaptık; Swift ile front court'u güçlendirdik; Lowry'i alarak da gard rotasyonunu genişletmeye çalışmaktayız.

Bu hareketler gösteriyor ki, yeni bir yola girdik... Artık "Gasol'un etrafında toplanmış bir takım" görüntüsünden yavaş yavaş çıkıyoruz, kanımca bu yapılan da doğru. Bu sene Gasol kendini çok geliştirdi fakat henüz takımı sırtlayacak liderlik vasıflarını tam anlamıyla geliştirip oturtamadı. Şu an için bu takımda ancak skor yükünü paylaşacak, gerektiğinde en öne çıkacak bir ikinci oyuncu, playofflarda Grizzlies'in yolunu açabilir.

Bu değişim yavaş ve sakin olacak, Gay'in gelişmesine göre ivme kazanacak. Gasol edindiği tecrübeleri oyun zekasıyla birleştirip kariyerinin olgunluk dönemine başlarken, Gay de birkaç sezon içinde potansiyelinin tamamını göstermeyi öğrenecek, diye düşünüyorum. Benim ona bu kadar güvenmemin sebebi ise -üstte yazdığım gibi- çalışkan ve gelişmeye açık bir oyuncu olması.

Kadronun vaziyeti

Lorenzen Wright, Bobby Jackson, Antonio Burks ve Chucky Atkins serbest kaldılar. Muhtemelen ilk üçü takımdan ayrılacak, Atkins'in durumu da belirsiz.

Wright'ın gidecek olması ile pivot mevkii tek Jake Tsakalidis'e kalıyor, sezona böyle başlamak da da intihar gibi bir hareket, eğer takım Phoenix Suns değilse!.. Yani mutlaka bir pivot alınmalı, alınacaktır da zaten. Bu senenin FA uzunlarına baktığımızda, sulanabileceğimiz pivotlar, Nazr Mohammed, Joel Pryzbilla ve Nene Hilario'dan ibaret.

Hadi eyvallah...