1
111111
 

Mete ACAR
31 Mart 2010,
Çarşamba

Zirvedeki takımların iniş-çıkışları devam ediyor. Geçen hafta övgüler düzdüğümüz Celtics sevenlerini üzmeye devam ediyor. San Antonio tırmanışa devam ediyor ama kadro yapısı itibariyle soru işaretleri yaratıyor. Denver’ın başı belada, yükselen Dallas şimdi inişte ve Utah deplasmanda başarılı olamıyor.

Bu power ranking, takımların 29 Mart - 4 Nisan tarihleri arasındaki tahmini performanslarıyla potansiyellerinin ve sıralamadaki yerlerinin bir ortalaması alınarak, son derece bilimsel(!) bir şekilde hazırlanmıştır.
 

 

2-1

San Antonio deplasmanında kötü bir ikinci yarı oynayarak kaybettiler. Devamlı dikine doğru oynayan Ginobili Cavs savunmasını perişan ederken, 30 sayıyla takımının en skorer oyuncusu oldu. LeBron James’in de çok devrede olmadığı maçta diğer oyuncular pek varlık gösteremediler. Evlerindeki oynadıkları Sacramento maçı sonuna kadar çekişme içinde geçti. Kings’in Cavs’den daha fazla ribaunt alması şaşırtıcı bir durum. Hadi bu önemli değil, çünkü Kings düşük yüzdeyle şut attığı için daha fazla hücum ribaundu alması normal diyelim ama son derece geniş bir bençe sahip Cavs bençinden toplam 12 sayı buldu. Koç Mike Brown playofflar için şimdiden rotasyonu daraltıyor ama bençten bu kadar az destek alırlarsa işleri güçleşir.

3-1

Hafta başında deplasmanda kazandıkları Philadelphia maçından sonra Atlanta deplasmanında çok kötü bir performans ortaya koydular. Daha önce Atlanta’yla üç kez oynayıp, 23 sayı ortalamayla üç galibiyet alan Magic bu kez kaybeden taraf oldu. Magic Carter’ın mı, yoksa Howard’ın mı takımı olacağına karar vermek durumunda. Maçın ilk yarısında Carter takımıydılar ve Carter bildiği gibi oynadı; yani 5-6 metreden dilediği gibi şut kullandı. İkinci yarı Howard’a top indirmeye başladılar ama Howard bunları yeterince iyi değerlendiremedi. Yine de ona top geçirmeye devam etmeleri gerekiyor, çünkü basket yapamasa bile çoğu kez faulle durduruluyor ve rakip takım çok yıpranıyor. Pazar gecesi oynadıkları Denver maçının başında Vince Carter ayak başparmağından sakatlanıp, oyunun başında sahayı terk etti. Yerine oyuna giren J.J. Reddick fevkalade bir performans ortaya koyup, 23 sayı, 8 asist ve 7 ribaunt yaptı. Ona bir başka yedek oyuncu Ryan Anderson 19 sayıyla katkı verdi ve Orlando zorlu maçın galibi oldu.

2-1

San Antonio’yla yaptıkları önemli deplasman maçını, ilk yarıyı 7 sayı farkla geride kapattıktan sonra üçüncü çeyrekteki oyunlarıyla rahat kazandılar. Bu galibiyeti sakatlığından dolayı Bynum’ın olmadığı ve Gasol’ün skorer kimliğinden uzak bulunduğu bir maçta elde etmeleri az buz şey değil. Ancak San Antonio’nun iyi oynayamadığını belirtelim. Oklahoma deplasmanında ise son yıllardaki en kötü oyunlarını oynadılar ve farklı mağlup oldular. Farkın 33 sayıya kadar çıktığı maçta Kobe Bryant 9 top kaybı yaparak takımına faydadan çok zarar verdi. Zaten Odom dışında oynayan yoktu. Pau Gasol oyuna son derece ilgisiz ve isteksizdi. 2.16 metre boyundaki bir oyuncunun, hele Gasol gibi yetenekliyse 27 dakikada 5 ribauntta kalması başka nasıl açıklanır? Neyse ki Bynum’un sakatlığı önemli değil ve yakında takımına geri dönecek. Houston karşısında iyi oynayan Lakers rahat bir galibiyet aldı.

3-0

Golden State’i çekişmeli bir maçtan sonra deplasmanda yenmeyi başardılar. Amare yine 37 sayıyla yıldızlaştı. New York’u evlerinde 36 sayı farkla yenerken iyi bir takım oyunu gösterdiler. Leandro Barbosa 2 ay süren sakatlığından döndüğünden beri ilk kez iyi bir maç çıkarttı ve 18 sayı buldu. Robin Lopez’in disk probleminden dolayı en az iki hafta basketbol oynayamayacağı açıklandı. Lopez’in ilk beşe monte edilmesiyle çok daha verimli oynayan Suns için bu büyük bir kayıp olacak. 5 maçlık deplasman turunun ilk maçını Minnesota’da kazandılar. Diğer maçlar Milwaukee hariç zayıf takımlara karşı oynanacak. Suns sıralamada yükselebilir.

2-2

Chris Paul’ün sahalara döndüğü maçta deplasmanda Hornets’den fark yediler. Evlerinde ağırladıkları Clippers karşısında farklı önde giderken Nowitzki hakeme, Drew Gooden’ın kendisine faul yaptığını söyleyince teknik faul aldı. Ağzından bir itiraz cümlesi çıkmış olmalı ki hemen akabinde sahadan atıldı. Aradaki fark çabucak eridi ama o gece 37. yaş gününü kutlayan Jason Kidd takımının yenilmesine izin vermedi. 6/11 üçlük isabet oranıyla 26 sayı yapan Kidd dördüncü çeyrekte ağırlığını hissettirdi ve Dallas’ın maçı koparmasını sağladı. Ancak Portland deplasmanında yenildiler. Golden State deplasmanında çaylak Beaubois kariyerinin en iyi maçını çıkarttı ve 9/11 üçlük yüzdesiyle tam 40 sayı buldu. Böylece Warriors engelini rahat geçtiler.

3-1

Öncelikle birçok basketbol yazarı tarafından playofflarda ses getirecek takımlardan biri olarak anılmalarına rağmen onları hiç de öyle görmediğimi belirteyim. Deplasmanda geleneksel olarak iyi oynamıyorlar ve bu playofflarda sonuç olarak başarısız olmalarına sebep olacaktır. Mart ayında oynadıkları 10 deplasman maçından 5’ini kazanabildiler ve bu galibiyetlerden sadece biri .500 derecesinin üzerinde bir takıma karşı  alındı. Indiana’dan 122 sayı yemeleri hiç iç açıcı bir sonuç değil. Zayıf Washington’ı rahat yenerek haftayı sonlandırdılar. Mehmet Okur All-Star seçildiği dönemdeki form durumuna kavuşmuş bulunuyor. Kirilenko’nun baldırında yeni bir gerginlik tespit edildi ve bir süre oynayamayacağı açıklandı.

2-2

Bir tarafta takım savunmanızın bel kemiği ve takımın ağabeyi Kenyon Martin dizindeki tendinitis yüzünden playofflara kadar takımdan uzak kalıyor (belki sonrasında da doğru dürüst oynayamayacak), diğer tarafta koçunuz kanser illetiyle boğuşuyor ve tedaviden dolayı maçlara çıkamıyor. Hal böyle olunca yenilgiler kaçınılmazdır. Morallerin düşük olduğu belli ve oyunu fazlasıyla duygularıyla oynayan Nuggets için inişin keskin olması şaşırtıcı değil. Alabora olmuş bir Toronto önünde bile maçı son saniye basketiyle kazanmış olmaları durumun vahametini gösteriyor aslında.

3-1

Hafta başında deplasmanda Oklahoma’yı yenerek önemli bir galibiyet aldılar. Ancak evlerinde ağırladıkları Lakers karşısında sahaya sadece George Hill ve Manu Ginobili çıkmış gibiydi. Diğerleri vasatın üzerine bile çıkamadılar. George Hill ilk yarı 20 sayı atarak Lakers savunmasını delik deşik etti. Ancak ikinci yarı Lakers önlemini alınca sadece 1 sayı atabildi. Spurs ikinci yarı sadece 35 sayı attı (bu sayıların dördü maçın son saniyelerinde sonuç belliyken geldi). Lakers ise sadece 3. çeyrekte 30 sayı buldu. Bu maçın ardından konuk ettikleri Cavs’i Manu Ginobili’nin 30 sayısıyla yenmeyi başardılar. Cavs maçın ikinci yarısında Ginobili’nin penetrelerini durduramadı ve Spurs galibiyete ulaştı. Zorlu geçeceği düşünülen Boston deplasmanının üçüncü çeyreğinde Celtics’i perişan ettiler ve 21 sayı farkla kazandılar. Jefferson ve Ginobili Celtics’e yetti. San Antonio kısıtlı kadrosuna rağmen çıkışını sürdürüyor. Son 16 maçta 12 galibiyet aldılar. Ginobili ilk beş çıkmaya başladıktan itibaren 24 sayı ortalama tutturdu. Bugün All-Star oylaması yapılsa kesinlikle seçilir (en azından ben oyumu veririm).

3-1

Başka bir takımda olsa bir genel menajer yardımcısının görevden alınması doğru dürüst duyulmaz bile. Ancak Tom Penn’in görevden alınması Portland’da infial yarattı. Öyle ki genel menajer Kevin Pritchard’ın bile görevden alınabileceği söylentileri çıktı. Taraftarlarsa Pritchard’ı desteklediklerini maçlara getirdikleri pankartlarla gösteriyorlar. Bu arada Blazers gayet iyi gidiyor ve playofflarda ses getireceğe benziyor. Phoenix deplasmanında yenildikten sonra evlerindeki önemli maçta Dallas’ı yenmeyi bildiler. Ardından deplasmanda New Orleans ve Oklahoma’yı yendiler. Bilhassa Oklahoma’yı yenmeleri takdire değer bir başarı. Takım olma sorununu çözdüler ve şu anda sezonun en iyi basketbolunu oynuyorlar.

2-2

Batı deplasman turunun son maçında Utah’tan fark yediler. İkinci yarı adeta sahada yoktular. Evlerinde Denver’i yenerken göz kamaştırdılar. Oyun kurucu Rondo triple-double yaptı ve takımını usta bir orkestra şefi gibi yönetti. Rotasyondan düşen Tony Allen ikinci çeyrekte Carmelo karşısında çok iyi savunma yaptı ve 10 sayı buldu. Pierce ve Garnett çok iyi oynadılar. Bu maçtan sonra Pazar günü ağırladıkları San Antonio karşısında berbat bir görüntü çizdiler. Celtics’de hiç kimse iyi oynamadı. Ribauntlarda ezildiler ve %37 saha içi isabet yüzdesiyle oynadılar. Hele 1/14 üç sayı oranı rezaletin son perdesiydi. İkinci yarıda sadece 30 sayı bulabildiler. Attıkları 73 sayı onlar için sezonun en düşük sayısı. Spurs önünde dizinde tendinitis olan pivot Perkins forma giymedi. Garip bir şekilde sahalarında beklenenden daha kötü bir performans gösteriyorlar. Bu hafta evlerinde oynayacakları Cavs maçıyla 6 maçlık iç saha dönemi bitiyor.

2-2

Joe Johnson’ın vasat oynamasına ve Josh Smith’in 5-6 metreden şut sallama hikayesine geri dönmesine rağmen Orlando karşısında kazandılar. Al Harford ölmekte olan “orta mesafeden şut sokma sanatının” nadide örneklerini verirken, Mike Bibby son derece konsantre çıktığı maçta Magic’i dışarıdan bombaladı. Rakibin de kötü oynamasından faydalanarak Smith’in son saniye smacıyla maçı kazandılar ve playoffları garantilediler. Bu maçın ardından deplasmanda Philadelphia’ya yenilmeleri ise aslında ne kadar kırılgan olduklarını gösteriyor. Playofflara doğru yol alırken tekneleri su alıyor. 

2-2

Indiana ve San Antonio mağlubiyetlerinden sonra Houston’ı farklı yendiler. Lakers karşısına hazır çıkacaklarını düşünüyordum ama rakiplerini böyle hallaç pamuğu gibi atacakları aklımın ucundan geçmezdi. Lakers’ı hem savunma, hem de hücumda sürklase ettiler. Tek maçı ön plana çıkartmak doğru olmaz ama playoffların “şaşırtıcı takımı” olabilirler. Evlerinde Portland’a karşı oynadıkları maçta son saniyelere kadar rakiplerini zorladılar ama galibiyeti alan Blazers oldu. Son 7 maçta 3-4’ler ve 3 maçlık deplasman turuna çıkıyorlar. Kalan maçları güçlü rakiplere karşı ve çıkıştaki Spurs ve Blazers’ın altında kalıp, Lakers’la eşleşebilirler.

4-0

New Jersey ve Chicago’yu deplasmanda yenmeyi başardılar. Playoff 8. sıraya kapağı atmak için uğraşan Chicago çok kötü oynayınca Miami deplasmanda farklı kazanmayı bildi. Deplasmanda eksikleri olan Milwaukee’yi farklı yendiler. Deplasmanda Toronto’yu yenerken 4. çeyreğe 10 sayı geride girdiler ama çok iyi bir 4. çeyrek sonunda galibiyete ulaştılar. Jermaine O’Neal’in yokluğunda Wade’e Udonis Haslem 23 sayı ve 18 ribauntla eşlik etti. Beasley son haftalarda çok formsuz gözüküyor. Neyse ki formda olan Haslem onun açıklarını kapatıyor. Heat de sezon sonuna doğru bir araya gelen ve en iyi basketbolunu oynamaya çalışan takımlardan biri oldu. Playofflara 6. sıradan girip, büyük olasılıkla Celtics’in rakibi olurlar.

2-2

Onca klas galibiyetten sonra evinde Philadelphia’dan 15 sayı fark ye; olacak şey değil! Milwaukee ezber bozdu. Takımın en çok sayı atan oyuncusu 15 ile emektar Jerry Stackhouse’du. Stackhouse’a diyecek bir şey yok, o geldiğinden beri harika bir ağabey ve yedek oyuncu oldu. Peki diğerleri neredeydi? Görünen o ki Bucks bu maçı “çantada keklik” olarak görmüş maça çıkmadan. Evlerinde Miami’ye kaybeden Bucks inişe devam etti. Bu maçın ilk yarısının sonuna doğru Delfino kafasına bir darbe aldı ve hastaneye kaldırıldı. Bogut sırt ağrısından dolayı ve Ersan Ilyasova grip olduğu için oynamadı. Ancak evlerinde farklı yenilmeleri sadece bu eksiklerle açıklanamaz. Bogut’un oynadığı maçta Memphis’i uzatmada yenmeyi başardılar. Çaylak Jennings mükemmel bir maç oynadı.

3-0

Deplasmanda Washington’ı uzatmada yenerek 3 maçlık deplasman turunda tek galibiyet elde ettiler. Gerald Wallace bu maçta 17 sayı ve 19 ribauntla oynadı. Böylece Bobcats 6 yıllık mazisinde ilk kez 36 galibiyete ulaşıp, playofflara bir adım daha yaklaştı. Stephen Jackson parmağındaki sakatlığa rağmen oynamaya devam ediyor ve evlerindeki Minnesota maçında 37 sayı atarak sakatlığa rağmen üst seviyede oynayabileceğini gösterdi. Washington’ı evlerinde de yenerek, haftayı yenilgisiz kapattılar.

1-2

Sacramento’yu deplasmanda doğradılar. Golden State’in hızlı oyununa ayak uyduramadılar ve farklı bir mağlubiyet aldılar. Milwaukee deplasmanında ise geriden gelen Bucks’ı durduramadılar ve uzatma sonunda sahadan başları eğik ayrıldılar. Boynundaki tendon yırtığından dolayı 5 maç oynayamayan Marc Gasol bu maçla sahalara döndü.

3-1

Berbat oynadıkları Miami maçında sahalarında farklı mağlup oldular. Playoff ümitlerini diri tutmak için New Jersey ve Detroit maçlarını kazanmaları gerekiyordu ve onlar da kazandılar. Bu galibiyetlerde Jannero Pargo ve Flip Murray gibi ön plana çıkmayan oyuncuların başrolde olması Bulls’daki sakatlık vaziyetinin ne büyük bir sorun olduğunu gösteriyor. Joakim Noah’ın sakatlıktan geri dönmesi ivme kazanmalarına sebep oldu. Son 5 maçtan 4’ünü kazandılar ve 8. sıradaki Toronto’yla aralarında çok az bir fark kaldı. 11 Nisan’da Toronto’da oynayacakları maç iki takımın playoff kaderini şekillendirecektir.

0-4

Deplasmanda Chicago’ya yenildikten sonra playoff kovalamanın anlamsız olduğuna karar verdiler sanırım, çünkü ardından deplasmanda Oklahoma’ya ve evlerinde iki Los Angeles takımına yenildiler. Kevin Martin omuz sakatlığından dolayı Clippers maçında oynamadı. Böylece Battier, Andersen ve Jeffries’e katılmış oldu. Sakatlıklar takımın ritmini bozmuş durumda ama zaten playoff yapacak halleri yoktu.

1-3

Eğer aylar önce aldıkları galibiyetlerin yüzü suyu hürmetine olmasaydı, sıralamanın en altlarında yer bulurlardı kendilerine. Utah’dan evlerinde 26 sayılık fark yerken, sahadan silindiler. Ardından ellerindeki maçı adeta Denver’a ikram ettiler. Bu maçta midesi bozuk olduğu için oynamayan Hidayet’in aslında iyi olduğu ve şehirde gezerken görüldüğü iddia edildi. Pazar gecesi oynadıkları Miami maçında iyi olmasına rağmen koç Triano onu oynatmadı. Hidayet Toronto’da çok eleştiriliyor ve taraftarlar tarafından “istenmeyen adam” ilan edilmesine az kaldı. Playofflar öncesi çıkışa geçeceklerine, tam tersine aşağıya iniyorlar. Bargnani’nin istatistikleri Mart ayında düşüş gösterdi. Şut yüzdeleri pek düşmedi ama daha az şut kullanınca ortalama skor üretimi de azaldı. Bosh takımının en skoreri ama felaket bir Mart ayı geçiriyor. Saha içi isabet oranı %46’ya düşmüş durumda (%51,5 ort.) Sayı ve ribaunt ortalamalarında ciddi düşüş var. Adeta oynayabileceği seviyede oynamıyor. “Coaching” derseniz, o da son derece vasat. Eğer bu kadar kötü bir şekilde oynamaya devam ederlerse Chicago onları geçip, playoff için 8. sırayı alır. Toronto için tahminlerin ötesinde kötü bir sezon geçiyor ve gelecek sezon çok daha kötü olabilir.

1-2

Evlerinde Dallas’ı farklı yendiler. Bu maç Chris Paul için güzel bir “sakatlıktan dönüş partisi” oldu. Evlerinde Cavs ve Portland’a diş geçiremediler. Playoff şansları sadece matematiksel olarak var ama bu sene playoff yapamayacaklar. Genel tabloya bakıldığında iki sezon önce Batı konferansının en iyi takımlarından biri olduklarını görüyoruz. Geçen sene playoff yaptılar ve bu sene onu da başaramıyorlar. Yani takım kadrosunda değişiklik kaçınılmaz gözüküyor. Darren Collison ve Marcus Thornton gibi 2 başarılı çaylağa sahip olmaları çok önemli. Pota altını daha güçlendirmeleri gerekiyor.

3-1

Aşağıdaki konuşmalar Indiana Pacers soyunma odasındaki gizli kayıt cihazımız tarafından kayıt edilmiştir:

(Koç Jim O’Brien öfkeyle soyunma odasına dalar):–Lan oğlum ne yaptığınızı sanıyorsunuz siz? Kupa falan mı verecekler, önünüze geleni yeniyorsunuz? Hiç NBA draftı lotarya seçimi diye bir şey duydunuz mu?

Danny Granger:-Ama koç keyifle oynuyoruz. Sezon sonu diye yatsak daha mı iyi?

Koç O’Brien:-Sen konuşma bari be Danny! Sezon sonu geldi; her maç 30, her maç 30! Sayı kralı mı olacaksın?

(Gülüşmeler üzerine öfkeyle Murphy’ye döner):-Sen ne gülüyon, godoşoğlan? Görmüyorum sanma; her maç 10 ribaunt, 15 ribaunt. Dwight Howard akraban mı lan, kavat?

(Odadaki derin sessizlik üzerine bakışları hepsinin üzerinde dolaşırken konuşur):-Böyle oynayacaksanız daha önce neredeydiniz alıklar? Bundan sonraki maçlara adam gibi çıkın… Yani çıkın ve yenilin!

2-1

Evlerindeki Orlando yenilgisinden sonra deplasmanda son haftaların flaş ekibi Milwaukee’ye fark attılar. Bu maçta çaylak oyun kurucu Jrue Holiday iyi oyunuyla galibiyeti getiren isimlerin başında geldi. Ardından evlerinde Atlanta’yı ağırladılar ve Andre Iguodala’nın merkezinde olduğu takım oyunuyla güçlü rakiplerini alt ettiler. Dalembert bençten gelerek önemli katkılar vermeye devam ediyor. 

1-1

Gallinari ‘Melo’yla girdiği skor düellosunu kaybetmiş olsa da maçı kazanarak “esas kazanan” oldu. 28 sayıyla oynayan Gallo’ya Al Harrington, David Lee ve Toney Douglas eşlik ettiler ve Carmelo 36 sayı atmasına rağmen takımına galibiyeti getiremedi. Cuma gecesi Phoenix’de oynadıkları maçta çölde devesiz kalmış Bedevi gibiydiler. Maçı tam 36 sayı farkla kaybederken Suns’ın eski koçu olan Mike D’Antoni’nin ıstırabı yüzünden okunuyordu. Pazartesi günü Utah’la oynayacak olan Knicks’in bazı oyuncuları aradaki boş günden istifade ederek uçak kiraladılar ve Phoenix maçının ödülü (!) olarak Las Vegas’a uçtular. Bu güzel organizasyonun adam başına 10 bin dolara mal olduğu söyleniyor. Bu Knicks nasıl adam olacak?

1-2

Haklarında yazılacak çok güzel şeyler yok ama takas döneminde alınan Drew Gooden hakkında bir şeyler yazmak lazım. Sezona Dallas’ta başlayıp, takas döneminde yapılan büyük takasla kendini Washington kadrosunda bulan ve onların hemen serbest bırakmasıyla Clippers’a geçen Gooden bulunduğu konumdan pişman olmasa gerek. Dallas’ta fena oynamıyordu ama Clippers’ta Mart ayında ortalama 30 dakika sahada kalıyor ve 14,6 sayı ile 9,8 ribaunt ortalamaları tutturmuş bulunuyor. Saha içi isabet oranı ise %50,3. Deplasmanda Houston’ı yenerek 11 maçlık mağlubiyet serisine son verdiler.

0-4

Beş maçlık deplasman turunun ilk üç maçında yenilgi aldılar. Cavs önünde iyi direndiler ama sonuç farklı olmadı.  Bu maçta fazla kullanılmayan Nocioni 21 sayıyla takımın skoreri oldu. Fakat esas kahraman triple-double yapan Beno Udrih oldu. Tyreke Evans’ın beyin sarsıntısı geçirmesi sebebiyle maçlara çıkamamasından dolayı Udrih daha fazla oynama süresi bulabiliyor.

2-2

Phoenix önünde sadece 2 sayı farkla yenildiler. Monta Ellis 30 sayıyla yıldızlaştı. Memphis’i 18 sayıyla yenerken bu kez adamım Stephen Curry 30 sayı ve 11 asist yaptı. Dallas önünde varlık gösteremediler ama Tolliver’ın 21 ribauntluk kariyer rekoru hayranlık uyandıracak cinstendi (20’si ikinci yarıda geldi). Deplasmanda Clippers’ı farklı yenerken bir başka eski D-League oyuncusu olan Reggie Williams sahneye çıktı ve 25 sayı, 7 asist ve 6 ribauntla komple bir performans sahneye koydu. Eğer Warriors’a bir ödül vermek gerekirse “NBDL oyuncularını en iyi kullanan takım” ödülü uygundur. Koç Nelson takımı 3 galibiyet daha alırsa “NBA’in en çok galibiyet alan koçu” unvanını alacak.

0-3

Tam 8 maçtır galibiyet yüzü göremiyorlar ve mağlubiyetlerinin çoğunda fark yediler. Bu hafta yenildikleri takımların Indiana, New Jersey ve Chicago olduğunu söylersem Pistons’ın hali daha iyi anlaşılır. GM Dumars fena batırdı bu sefer ve toparlaması kolay olmayacak. 

0-4

Mağlubiyet serileri 15’e vurdu ve böylece 13 yenilgi olan takım rekorunu kırmış oldular (Mart ayında galibiyetleri yok henüz). Charlotte’ı ağırladıkları maçta bir Andray Blatche olayına daha şahit olduk. Koç Saunders kendisine savunma yapmasını (yok daha neler!) söyleyince Blatche bençten kalkmadı ve ısrarlara rağmen maçta bir daha oynamadı. İşin ilginci Indiana deplasmanında sahaya ilk beşte çıktı ve ceza almadı. Bu nasıl takım disiplinidir, koçu nasıl kamyon altına atmadır anlamadım? Ben yönetici olsam, koç ceza vermek istemese bile bir maç oynatmazdım. Wizards eğer adam gibi bir yeniden yapılanma istiyorsa bu zihniyette oyunculara yer vermemelidir (ama yapacaklarını hiç sanmıyorum). Arenas’ın mahkemesi sonuçlandı ve ünlü ve zengin olmasından dolayı hapse atılmadı. Hakim 30 gün boyunca bir rehabilitasyon merkezinde kalmasında ve 400 saat kamu hizmetinde bulunmasına karar verdi. Bu arada takım Polin ailesi tarafından takımın ortaklarından Ted Leonsis’e satılacak. Leonsis’in Wizards’ı almasının sebeplerinden birincisi aynı salonu kullanan ve sahibi olduğu Washington Capitols buz hokeyi takımı için loca ve özel koltuklardan gelecek gelirlere sahip olabilmek. Zira merhum Abe Polin’le yapılan antlaşmaya göre Leonsis bu koltukların gelirini alamıyordu ve bu yüzden NHL’de çok başarılı olan ve devamlı tüm biletlerini satan takım para kazandırmıyordu. Artık iki takıma sahip olan Leonsis için Capitols şimdilik daha önemliymiş gibi gözüküyor.

2-2

New Jersey Nets yöneticisi Brett Yormark Miami maçında kafasına kese kağıdı geçirerek takımının kötü durumunu protesto eden taraftarla atıştı. Haberin basında çok yer bulmasından istifade eden Yormark, dikkatleri Nets üzerine daha fazla çekmek için Sacramento maçında kafasına kese kağıdı geçirecek taraftarlara içinde poster, oyuncu kartları ve “Yüzünüzü gösterdiğiniz için teşekkürler. Nets maçlarında daha sık görmek isteriz” yazılı bir notun bulunduğu promosyon setini verdi. Sadece iki taraftarın kese kağıdıyla geldiğini belirtelim. Nets bu maçı ve ardından Detroit maçını kazanarak 9 galibiyete ulaştı ve en fazla mağlubiyet alan takım unvanını almaktan kurtuldu. 

0-4

Şu anda Wizards’dan daha kötü olan bir takım var, o da Minnesota Timberwolves. Tam 16 maçtır yeniliyorlar. Bakalım bir sürü draft hakkı bulundukları durumdan kurtarabilecek mi?

 

 

 

 

 

 

Arşiv
 

23/03/10
15/03/10
09/03/10
01/03/10
24/02/10
16/02/10
08/02/10
03/02/10
28/01/10
22/01/10
12/01/10
04/01/10
30/12/09
21/12/09
18/12/09
10/12/09
01/12/09
23/11/09
18/11/09
10/11/09

07/11/09

23/10/09