1
111111
 

Mete ACAR
28 Ocak 2010, Perşembe

Ligin kalburüstü takımları birbirleriyle oynadıkça Cleveland Cavaliers zirvede tek başına kalıyor. Bu hafta başlarına gelen sakatlıklar onları zorlayacak olsa da avantajlı maç programlarıyla sezonu zirvede bitireceklerini şimdiden iddia edebiliyorum.

Bu power ranking, takımların 25 – 31 Ocak tarihleri arasındaki tahmini performanslarıyla potansiyellerinin ve sıralamadaki yerlerinin bir ortalaması alınarak, son derece bilimsel(!) bir şekilde hazırlanmıştır. lanmıştır. lanmıştır. lanmıştır.
 

 

3-0/b>

Merakla beklenen Lakers maçını son dakikada kazandılar. Üstelik Mo Williams gibi LeBron’un en büyük yardımcısı omuz sakatlığı nedeniyle sahada yer almamıştı (Jamario Moon’un sakatlığını da unutmayalım). Williams sakatlığı nedeniyle 4-6 hafta arası sahalarda olmayacak. Ayrıca Delonte West Lakers maçında sol elinin yüzük parmağını kırdı ve o da bir süre sahalardan uzak kalacak. Böylece oyun kurucu pozisyonu Daniel Gibson’a kaldı. Bu sorumluluğu iyi üstlenen Gibson’la Cavs çekişmeli bir maç sonunda Oklahoma’yı yenmeyi bildiler. Ancak guard pozisyonundaki bu önemli eksiklikler Cavs’in maç kaybetmesine sebep olabilir. LeBron takımını hücumda tek başına sürüklemesiyle bir kez daha en büyük MVP adayı olduğunu gösteriyor. Ancak onları diğer takımlardan ayıran özellikleri mükemmel takım savunmaları. Celtics’in sakatlık problemleriyle uğraştığını ve Magic’le Lakers’da uyum sorunları olduğunu göz önüne alırsak, bundan sonra rahat bir maç programı olan Cavs’in elini kolunu sallayarak sezonu lider bitireceğini söyleyebiliriz.

3-0

New Orleans karşısında uzatmaya giden maçı Afflalo’nun üçlükleriyle kazandılar ve böylece galibiyet serilerini altıya taşıdılar. Şu an Batı konferansının en iyi basketbol oynayan takımı olan Nuggets ligin de en formda takımlarının arasında yer alıyor. Ancak Hornets maçının sonlarında Carmelo Anthony ayak bileğini burktu. Çok önemli olduğunu düşünmesem de Anthony maç kaçırabilir (en az bir maç kaçıracağı bildirildi). Deplasmanda pek başarılı değiller ve sakatlıkları atlattıklarına göre artık bu konuda da bir şeyler yapmalarının zamanıdır. Bu hafta çıkacakları Houston, Oklahoma ve San Antonio deplasmanları onlar için ideal test zeminini oluşturacaktır.

2-2

Cavs maçını son 50 saniyede kaybettiler ama maç ilk çeyrek hariç hiçbir zaman Lakers’a yakın değildi. Pau Gasol ve Kobe maç sonunda ellerine geçen fırsatları değerlendiremediler (Gasol 2 faul atışı kaçırdı). Kobe’nin 31 şut attığı bu gibi önemli maçların çoğunu, hele de Kobe’nin parmağı o haldeyken, kaybedeceklerini düşünüyorum. Bryant takım arkadaşlarına biraz daha güvense iyi olur. Bynum ve Gasol Cavs uzunlarına karşı etkisizdiler. Ertesi gece New York Knicks’i dördüncü çeyrekteki oyunlarıyla yendiler. Lakers %50 saha içi şut isabet oranıyla oynadı ama Kobe %33’le oynarken 24 şut kullandı. Pazar gezesi oynanan maçta Lakers deplasmanda bir mağlubiyet daha alarak haftayı kötü kapadı. Hido’nun son saniyede attığı iki adet faul atışıyla Raptors maçı almayı başardı. Kobe bu maçta takım arkadaşlarına nazire yapar şekilde 27 sayı, 16 ribaunt ve 9 asistle oynadı. Jordan Farmar son haftalarda iyi oynuyor ama Ron Artest topuk dikeni yüzünden hiç faydalı olamıyor. Kobe son 4 maçta %36 ile oynarken takım kopuk kopuk bir performans göstermeye devam ediyor.

1-2

Evlerindeki Dallas yenilgisinden sonra zayıf Detroit’e deplasmanda yenilerek mağlubiyet serisini üçe çıkardılar. KG’nin sakatlıktan döndüğü Portland maçını ise ancak uzatmada kazanabildiler. Eğer pivot oyuncusu olmayan (yaşlı Juwan Howard’ı pivot oyuncusu sayarsanız başka) Blazers’a 16 hücum ribauntu veriyor ve ribauntlarda eziliyorsanız takımınızda iyi gitmeyen bir şeyler vardır. Blazers karşısında Kendrick Perkins haricinde hiçbir oyuncu ribauntlara doğru dürüst katkı vermedi. Boston artık sadece sakatlıklarla değil, yaşlılıkla da uğraşıyor.

3-1

Boston’ı deplasmanda yenerken üçüncü çeyrekte hep beraber coşup, %80 isabetle oynadılar. Bir takımın faul isabet oranı %80’se başarılı sayılıyor ve Mavs bir çeyrek boyunca bu yüzdeyle saha içi atış oranını buldu. Ardından çekişmeli bir maç sonunda Washington’ı yendiler. Sixers karşısında berbat bir oyun sonunda sahadan boyunları eğik ayrıldılar. Son zamanların en iyi sonucunu ise New York Knicks karşısında alarak tam 50 sayı fark attılar. Üstelik bu maçta sakat olan Dampier ve Kidd oynamadılar. Böylece Mavs kulüp tarihinin en farklı galibiyetini elde etmiş oldu. Deplasman dereceleri ev derecelerinden daha iyi (16-8, 13-7). Doğu deplasman turunu 3-2 bitirmiş oldular.

3-1

Hafta başında Lakers’a yenilerek deplasman turunu 1-3 kapattılar. Evlerinde Indiana’dan hınçlarını aldılar. Ardından Sacramento’yu kolayca geçtiler ve son olarak deplasmanda son günlerin formda ekibi Charlotte’u uzatmada devirmeyi başarıp, kendilerine geldiler. Vince Carter Charlotte maçına kadar Ocak ayında hiçbir maçta takımının en çok sayı atan oyuncusu olmadı ve 8,0 sayı ortalamasıyla oynadı (%25,6 saha içi şut yüzdesi ve %21.9 üç sayı yüzdesi). Charlotte maçında ise %50 saha içi isabetle 21 sayı atmayı başardı. Rashard Lewis geçtiğimiz hafta içinde takımının oyunundan ve kendi rolünden memnun olmadığını koçuna söyledi. Carter basın tarafından başarısızlık için çok suçlanırken koç Van Gundy tek sebep olarak Carter’ı göstermenin doğru olmadığını söyleyerek oyuncusunu korudu. Charlotte galibiyeti toparlanmaları için iyi bir fırsat oldu. Bakalım bunu bu hafta oynayacakları Memphis (deplasman), Boston ve Atlanta maçlarına taşıyabilecekler mi?

2-1

Artarda 3 galibiyetten sonra geçtiğimiz pazartesi evlerinde Oklahoma’ya yenildiler. Tüm maç boyunca ritimlerini bulamadılar ve Oklahoma’nın savunması karşısında çok zorlandılar. Evlerindeki Sacramento maçında çok rahat bir galibiyet aldılar. Ardından son haftaların formda ekibi Charlotte’ı kolayca alt etmeyi bildiler. Böylece evlerinde artarda oynadıkları beş maçtan dördünü kazanmış oldular. Jamal Crawford bençten gelerek Sacramento ve Charlotte maçlarında en çok sayı atan oyuncu oldu. Bu hafta Houston ve San Antonio deplasmanlarından sonra bir kez daha Boston’ı ağırlayacaklar. Haftanın kapanışını ise bir türlü alt edemedikleri Orlando’ya karşı yapacaklar.

2-0

Yıllardır San Antonio karşısında başarısız olmanın hıncını bu sene çıkarttılar. Görünen o ki bu iki takım arasında dengeler değişiyor. Ancak Jazz lüks vergisi ödememek için bir oyuncu kontratından daha kurtulmak istiyor ve Ronnie Brewer’ı Memphis’e takas edecekleri dedikoduları yayılıyor. İyi bir sezon geçiren Carlos Boozer’ı takas etmeyeceğe benziyorlar. Bu arada Mehmet Okur “parayı alıp yatmış” gibi gözüküyor. Kirilenko kontratını hiç hak etmediği yaftasını söküp atmak için elinden geleni yapıyorken, Okur’un “umursamaz” oyunu ağızda kötü bir tat bırakıyor adeta.

1-2

New Orleans’ı deplasmanda yendikten sonra evlerinde Utah’a bir kez daha teslim olup, sezon içi maçlarında Jazz’a karşı 0-4 oldular (neyse ki başka maçları kalmadı). Utah’tan sonra konukseverlik gösterip, bir de Houston’a evlerinde yenilince son 5 maçlarından 4’ünü kaybetmiş oldular. Houston %55 ile hücum ederken San Antonio %42’yi bulamadı. Spurs’ün saha içi üretimi düzensiz. Art arda sayılar bulup, öne geçtikleri bir maçı savunmaları delik deşik olarak mağlup kapatabiliyorlar. Birkaç maç ortada gözükmeyen çaylakları çıkıp, kariyer rekorları kırarak maçı kopartabiliyor. Hala Richard Jefferson’ı istedikleri şekilde kullanamıyorlar. Parker ayağındaki topuk dikeni yüzünden istikrarsız oynuyor. Tek süreklilik gösteren Duncan bu takımı tek başına taşıyamaz ve bir araya gelmek için zamanları daralıyor.

2-2

Blazers’ın sakatlıklarla bezeli acı sezonu devam ediyor. Brandon Roy dizinin arkasındaki sakatlıktan ötürü iki maç kaçırdı. Roy’un yokluğunda Washington’a yenilen Portland, Roy’un 18 dakika sahada kalabildiği Philadelphia maçını kazandı. Ancak görünen o ki Roy en az iki maç daha kaçıracak. Portland, Roy olmadan çıktıkları Boston karşısında az kalsın uzatmada galibiyete ulaşıyordu. Ertesi akşam ise Detroit karşısında galibiyete Martell Webster’in üçlükleriyle uzandılar. Boston maçında ayak bileğinden sakatlanan Bayless’ın bu maçta oynamadığını da ekleyelim. Juwan Howard bençin derinliklerinde kalıp, maç başına en fazla 8-10 dakika alacak bir “ağabey” pozisyonundayken, şimdi maç başına 30-40 dakika oynamak zorunda kalıyor. Çok iyi bir performans gösterip, profesyonelliğin ne demek olduğunu hatırlattığı için Howard’a bir basketbolsever olarak teşekkür borçluyum ama bu şekilde daha ne kadar dayanabilir ki? Roy’un yokluğunda bazen skor yükünü de üstlenen Andre Miller topla oynamak tamamen ona kaldığı için bildiğimiz performanslarını göstermeye başladı. Bunca sakatlığa rağmen Doğu deplasman turunu 2-2 geçmeleri başarı sayılmalıdır. 

2-2

Hafta başında Memphis deplasmanında bir yenilgi daha alarak 4 maçlık deplasman turundan galibiyetsiz döndüler. Memphis maçıyla birlikte son maçlarda verimsiz olan Jason Richardson ve Channing Frye bençten gelmeye başladı ve yerlerine Barbosa ve Robin Lopez ilk beş çıkmaya başladılar. Memphis karşısında Lopez ve Barbosa iyi performans gösterdiler ve Suns nispeten daha iyi oynadı ama 18 top kaybı (6 tanesi Nash’ten) çok ölümcül oluyor. İki kardeşin karşı karşıya geldiği maçta belki Brook Lopez daha iyi oynadı ama Robin Lopez galip taraftaydı. Üstelik o da 20 sayı ve 7 ribauntla göz doldurdu. Suns Lopez üzerinde kesinlikle ısrar etmeli. Doğru dürüst bir pota altı oyuncusu kazanmış olurlar. Evlerinde Chicago’ya yenilerek dibe vurmaya devam ettiler. Chicago maçından sonra ağırladıkları Golden State’i yedek Goran Dragic’in 18 sayı attığı dördüncü çeyrekte yenmeyi başardılar. Warriors’da Monta Ellis’in sakatlığı sebebiyle oynamadığını belirtelim. Leandro Barbosa’da sağ bileğinde oluşan kist sebebiyle maça çıkamadı. Kist ameliyat yoluyla alınacağı için Barbosa 4 hafta sahalardan uzak kalacak. Böylece Jason Richardson’a yine ilk beşin yolu gözüktü. Ocak ayında 5-7’ler ve .500 derecesinin üzerinde sadece Houston’ı yenebildiler. Gidişatları hiç iyi değil ve parlak bir giriş yaptıkları sezonu tatile erken girerek kapatabilirler. 

2-2

Herhalde hiçbir takımın maçları bu kadar az farklarla bitmiyordur. Thunder’ın 3 sayı farkla kazandığı, kaybettiği veya uzatmaya giden maçlarının sayısı 12 (4-8). Tecrübe kazandıkça bu gibi maçları kazanmayı öğreniyorlar. Geçtiğimiz hafta başında deplasmanda Atlanta’yı 3 ve sonra Minnesota’yı 2 sayı farkla yendiler. Ancak Memphis’e son saniyede Rudy Gay’in şutuyla 2 sayı farkla mağlup oldular. Benzer şekilde Cavs deplasmanında 1 sayıyla kaybettiler. Kevin Durant müthiş bir skorer olarak sivriliyor ve şu an sayı krallığında Carmelo ve LeBron’un ardından 3. sırada bulunuyor.

2-1

Milwaukee’yi Luis Scola’nın müthiş oyunuyla uzatmada geçmeyi başardılar. Ardından deplasmanda San Antonio’yu guardları Brooks ve Lowry’nin skorer oyunlarıyla yıktılar. Fakat evlerinde konuk ettikleri Chicago’ya yenilerek şaşırtıcı bir sonuca imza attılar. Önlerindeki 5 maçı da evlerinde oynayacak olmaları sıralamada yükselme şanslarının yüksek olduğunu gösteriyor. Ancak Bulls önünde oynadıkları gibi oynarlarsa bu şanslarını değerlendiremezler. Ocak ayında dereceleri sadece 4-6 ve bu gidişle playoff tablosunun dışında kalabilirler.

2-1

18 Aralık’tan beri evlerinde yenilmiyorlar. Şu an serileri 10 maça gelmiş bulunuyor. Playofflarda yer almak için evlerindeki hükümranlıkları yetmeyebilir. Deplasmanda sadece 7-14’lük bir dereceye sahipler. 1-8’lik bir başlangıçtan sonra gelmiş oldukları nokta inanılır gibi değil. Bençten fazla destek alamıyorlar. Sezon sonunda sözleşmesi bitecek olan Rudy Gay’in sezon ortasında takas edilebileceği gelen dedikodular arasında bulunuyor.

2-2

Çok kritik bir dönemde yeni yeni formuna kavuşmuş olan David West’i ayak bileği sakatlığından dolayı bir süreliğine kaybettiler. West olmadan Minnesota’yı Posey’nin son saniye turnikesiyle geçtiler ama Denver deplasmanında uzatmada kaybettiler. Posey’nin arta arda oynadıkları Memphis ve Minnesota maçlarını son saniyede kazandırması haftanın ilginç olaylarındandı. West’in yokluğunda Songaila elinden geleni yapıyor ama West çok önemli bir hücum silahı. Playoff yarışında geride kalmamak için ona çok ihtiyaçları var. Stojakovic çok formsuz ve “basketbolcu eskisi” bir görüntüsü var.

2-2

Toronto hafta başında Cleveland ve Milwaukee depasmanlarından yenilgiyle döndü. Ardından Bargnani’nin oynamadığı maçta evinde Milwaukee’yi Jarrett Jack’in güzel oyunuyla yendi. Pazar gecesi oynadıkları maçta Hidayet’in son saniyede kullandığı faul atışlarıyla Lakers’ı bir sayıyla yendiler. Sakatlıktan dönen Bargnani 22 sayıyla takımının en skorer oyuncusu oldu. Hidayet’in yakınmaları işe yaramış olacak ki bilhassa dördüncü çeyrekte top hep onun elinde oluyor. Ancak Hidayet’in bunları olumlu kullandığını söylemek pek doğru olmaz. Başarılı olmak için kendini fazlasıyla baskı altına aldığı görülüyor.

3-1

Evlerinde Indiana’yı 30 sayı farkla tuş ettikten sonra Charlotte deplasmanında 104-65’lik bir bozguna uğradılar. İntikamlarını Washington deplasmanında Wizards’dan aldılar ve 24 sayı farkla rakiplerini parkeye gömdüler. Ardından düşüşteki Sacramento’yu 31 sayı farkla perişan ettiler. Pazartesi günü guard oyuncuları sakat olan Cavs’i ağırlayacaklar. Bakalım iki süper yıldızın mücadelesinden kim gülerek ayrılacak?

2-2

Evlerinde aldıkları artarda 6 galibiyetten sonra Atlanta deplasmanında hamur gibi dağıldılar. İki hafta önce San Antonio karşısında 26 sayı ve 11 ribauntla oynayan Diaw Atlanta karşısında hiç sayı atamadı. Kale gibi savundukları evlerinde uzatmada Orlando Magic’e yenilerek sarsıldılar. Bu maçta Bobcats adına en iyi oyuncu bençten gelen D.J. Augustin oldu. Tyson Chandler’ın sakatlığıyla pota altında oldukça zayıf kaldılar. Gerçi Chandler kötü bir sezon geçiriyordu ama Nazr Mohammed’in potansiyeli sınırlı. Deplasmanda 3-16’lık bir dereceleri var (deplasmanda New Jersey’e yenilmiş bir takımdan bahsediyoruz) ve bu hafta 6 maçlık Batı deplasman turuna çıkıyorlar.

2-2

Yedi maçlık Batı deplasman turuna başladıklarında deplasman galibiyet sayıları dörttü. Batı deplasman turuna iki mağlubiyetle başladılar. Phoenix Suns’ı Derrick Rose’un etkili oyunuyla devirmeyi başardılar. Ardından Houston Rockets’ı (şaşırmayın) Brad Miller’ın 25 sayısıyla devirmeyi bildiler. Deplasmanda çok kötü oynayan Bulls geçtiğimiz iki haftada 3 deplasman galibiyeti alarak deplasman galibiyet rakamını ikiye katladı. Bu zorlu aydan en az hasarla çıkacağa benziyorlar. Playofflara ucundan kıyısından tutunurken bir yandan da devamlı takas olanakları arıyorlar. Takas için en çok Kirk Hinrich’in adı geçiyor ama fiyatı biraz tuzlu olduğu için alıcısı çok yok anlaşılan.

3-1

Chris Kaman’ın yokluğunda artarda 4 maç yenildiler ve onun dönmesiyle galibiyetleri toplamaları bir oldu. New Jersey ve chicago’yu geçmeleri kolay oldu. Güçlü Denver’a deplasmanda 20 sayı farkla teslim oldular. 7 maçlık Doğu deplasman turunun ilk maçında Washington’ı rahat bir oyunla geçmeyi bildiler. Kaman formda ancak Marcus Camby 11,8 ribauntla takımın ribaunt yükünü çekiyor. Camby’nin son 7 maçtaki ortalaması ise 14,8 ribaunt.

2-2

Deplasmanda Houston’a uzatmada yenilerek Batı deplasman turunu 1-5 geçtiler. Toronto’yla oynadıkları maçlarda evlerinde galip gelip, deplasmanda yenildiler. Minnesota önünde 33 sayı farkla galip gelerek, Timberwolves’u paspasa çevirdiler. Takımda rotasyon sık sık değişmesine rağmen Luke Ridnour’un tüm sezon boyunca istikrarlı bir oyun tutturduğunu söylemek lazım. Andrew Bogut da ligin iyi pivotları arasına ismini yazdırıyor. Bu ikilinin arasına son günlerdeki skorer oyunuyla Carlos Delfino girmiş bulunuyor. Delfino oyunuyla bu ligde oynayabileceğini gösteriyor. Yazın ya Bucks sözleşmesini uzatacaktır, ya da başka bir takım sözleşme önerecektir.

2-2

Minnesota deplasmanında uzatmada zayıf rakiplerine teslim oldular. Evlerinde ise eksik Portland’a yenildiler. Dallas’ı ağırladıkları maçta ısırıcı bir oyun ortaya koyarak haklı bir galibiyeti hanelerine yazdılar. Ardından Elton Brand’in skorer oyunuyla Indiana engelini deplasmanda aştılar. Allen Iverson taraftar oylarıyla Doğu All-Star karmasının ilk beşine seçildi. Pek çok maç kaçıran ve oynadıklarında da eskiyi aratan Iverson’ın bunu hak ettiğini söyleyemeyeceğim. Ancak O, taraftarlar tarafından seçilmiş olmanın bir onur olduğunu söylüyor. Bu taraftarların yaş ortalaması kaç acaba? Samuel Dalembert Haiti’deki depreme yardım sağlamak için oraya buraya koştururken, son 10 maçta 13,2 ribaunt ortalaması tutturarak takımına da büyük fayda sağlıyor.

1-3

Nate Robinson’ın 27 sayı attığı maçta Detroit’i yendiler. Lakers’la oynadıkları maçta direnç gösterdiler ama geçen sezon olduğu gibi yenilgiyi bir kez daha tattılar. Ancak bu kez Kobe’nin 61 sayı atmadığını, hatta vasat bir oyun oynadığını belirtelim. Evlerindeki maçta Dallas’tan tam 50 sayı yerken hiçbir Knicks oyuncusu maça gelmeye tenezzül etmemişti. Mavs bilhassa 3. Çeyrekte Knicks’i kevgire çevirdi. Önlerindeki 6 maçta Washington, Minnesota (2’şer kez), Toronto ve Milwaukee’yle oynayacaklar. Dallas karşısında olduğu gibi oynarlarsa bu avantajlı programı lehlerine çevirmelerine imkan yok.

0-4

Tam 7 maçtır galibiyet yüzü göremiyorlar ve Ocak ayında sadece bir galibiyetleri var (1-11 Ocak ayı dereceleri). Serbest düşüşe geçmişken sakatlıktan dönmüş olan Kevin Martin’i takas etmek istiyorlar. Takımın kötü gidişinden tabii ki Martin sorumlu değil ama onun karşılığında iyi oyuncular alabileceklerini sanmıyorum. Öncelikle formda değil, düşük bir şut yüzdesiyle oynuyor ve sık sakatlanıyor.

1-3

Hafta başında New York’a deplasmanda yenilmeleriyle 3 maçlık galibiyet serileri son buldu. Evlerinde Boston Celtics’i yenerek büyük bir sürprize imza attılar. Ardından Indiana’ya evlerinde teslim olarak istikrarsız kelimesine yeni bir boyut kattılar. Guard Rodney Stuckey çok formda. Tayshaun Prince Indiana maçıyla birlikte sahalara tekrar döndü ama koç Kuester’la aralarında fikir aykırılıkları olduğu söyleniyor. Prince’in ilk beşe yerleşmesiyle Jonas Jerebko bençe çekilmiş oldu. Ben Charlie V.’nin bençe çekilmesini anlıyorum ama ilk beşe Wilcox’la başlayıp, onu toplam 15 dakika sahada tutmayı anlamıyorum. Maxiell’in kötü bir sezon geçirdiğinin farkındayım ama genç bir oyuncu üzerinde ısrar etmenin daha yarar sağlayacağını düşünüyorum.

1-3

Danny Granger’ın isabet bulamadığı maçta deplasmanda Miami Heat’ten 30 sayı fark yediler. Granger’ın geri döndüğü maçta ise Orlando’ya yenildiler. Üç maçlık deplasman turunda yenebildikleri tek takım Detroit oldu. Evlerine döndüklerinde ise Sixers onlara kötü bir sürpriz hazırlayıp, galibiyeti alıverdi. Bu hafta Lakers ve Cavs’i ağırlıyorlar. Ümitvar bir sezona hüzünlü bir son yazmaya hazırlanıyorlar.

1-3

Ocak ayında artarda 7 maçta takımının en skorer oyuncusu olan Antwan Jamison evlerinde yenildikleri Dallas ve Miami maçlarında toplam 15 sayı attı (%25 saha içi atış yüzdesi). Onun böyle oynadıkları maçları kazanmaları pek olanaklı değil. Pazar gecesi oynadıkları Clippers maçında Jamison’ın 20 sayı bulmasına rağmen yenilmekten kurtulamadılar. Takımın tümünün adı takas dedikodularında geçiyor ve bunlardan en az bir-ikisinin takas edileceğine inanıyorum. Washington yeniden yapılanmaya başlarken bu hafta Perşembe günü NBA yönetiminin Gilbert Arenas’a vereceği maç cezası belli olacak (Bu konudaki bahisler açılsın. Ben 25 maç diyorum).

2-2

Monta Ellis’in 36 sayı atıp, Andris Biedrins’in 19 ribaunt aldığı maçta Chicago’yu yenmeyi bildiler. Ellis’in 39 sayı attığı maçta ise uzatmada Denver’a yenildiler. New Jersey’i rahat yendiler ama takımın büyük silahı Monta Ellis ayak bileğini burkarak sakatlandı. Bu yüzden Phoenix deplasmanında forma giyemedi ve Warriors savaşmasına rağmen galibiyet elde edemedi. Curry Maggette ve Stephen Curry de çok iyi sezonlar geçiriyorlar ama sadece kısalara dayalı bu “garip” oyun planının tutmasını beklemek göle maya çalmaya benziyor.

1-3

Philadelphia’yı uzatmada yenerek dört maç ardından galibiyet yüzü gördüler. Ardından Oklahoma, New Orleans ve Milwaukee’ye yenilerek yeni bir mağlubiyet serisine başladılar. Kevin Love-Al Jefferson ve Zach Randolph-Mark Gasol. Sezon başında sorulsaydı pek çok kişi baştaki çifti takımında görmeyi tercih edeceğini söylerdi. Timberwolves’un Rudy Gay ve O.J. Mayo gibi oyuncularının olmadığını biliyorum ama her şeye rağmen fark bu kadar büyük olmamalıydı. Elinizde ligin saygı duyulan bir uzun çifti varsa (oyun kurucu da var Allah için!) daha iyisini yapmalısınız koç Rambis, Theus ve Laimbeer.

0-4

Ocak ayında henüz galibiyet alabilmiş değiller (0-11). Üstelik maçlarının çoğunu farklı kaybediyorlar. Ben Rod Thorn’un yapacağı takaslarla takımı güçlendirmeye çalışacağı kanaatinde değilim. Elinde birkaç genç oyuncu tutup, diğerlerini biten kontrat veya draft seçimleri karşılığında takas edebilir. Yazın transfer piyasasının iddialı oyuncularından olmayı planlıyorlar.

 

 

 

 

 

 

Arşiv
 

22/01/10
12/01/10
04/01/10
30/12/09
21/12/09
18/12/09
10/12/09
01/12/09
23/11/09
18/11/09
10/11/09

07/11/09

23/10/09