1
111111
 

Mete ACAR
21 Aralık 2009, Cuma

Noel gecesinde çok güzel maçlar izleyeceğiz. Artık Noel ertesinde işler biraz daha ciddileşir. Sezon içi takaslarının ardından ligin daha renkli bir hal alacağını ümit ediyorum.


Bu power ranking, takımların 21 Aralık - 28 Aralık tarihleri arasındaki tahmini performanslarıyla potansiyellerinin ve sıralamadaki yerlerinin bir ortalaması alınarak, son derece bilimsel(!) bir şekilde hazırlanmıştır.
 

 

4-0

Geçen sezon olduğu gibi bu sezon da bazı maçlarda musluğun açılıp kapanmasını andıracak şekilde, sahaya istenilen oyunu istedikleri zaman koyabileceklerini, istedikleri zaman sahada aktif dinlenme içinde bulunabileceklerini gösteriyorlar. New Jersey maçının devre arasında iki sayı gerideydiler ve ikinci çeyrekte adeta sahada yoklardı. Tabii işler üçüncü çeyrekte değişti ve farklı kazandılar. “Aç, kapa” yapabilecek kadar güçlüler. Andrew Bynum’un üretimi Pau Gasol’un “çılgın” performanslarından dolayı çok düşmüş durumda ama Nets karşısında 11 dakikada 6 faul almasının açıklaması yok. Neyse ki Detroit önünde 7/8 ile oynayan bir Bynum’u izledik. Onun oyunun içinde olması Lakers’ın hücum ve savunma organizasyonu için elzem.

2-1

Art arda 11 galibiyetten sonra düzineye tamamlayamadılar. Zayıf Sixers’a yenildikten sonra Minnesota’ya aynı şansı tanımadılar. Evlerinde dereceleri vasat sayılabilecek 9-4. İlk beşin performansına diyecek yok ama bençten istedikleri destek ve verimi alamıyorlar. Rasheed Wallace Sixers maçının ikinci çeyreğinde iki teknik faul alıp, oyundan atıldı. Bugüne kadar 10 teknik faul alan Wallace böyle giderse Ocak ayı içinde 16 teknik faule ulaşıp, otomatikman bir maç cezalı olacak. Bu hafta Noel gecesinde Orlando ile deplasmanda zorlu bir maça çıkacaklar.

3-1

Dirk Nowitzki ile Carl Landry’nin 2. çeyrekte çarpışması sonucu maçı Dirk olmadan tamamlamak zorunda kaldılar. “Son çeyreklerin kahramanı” Dirk olmadan, 4. çeyrekte 10 sayıdan geri gelip, maçı uzatmaya taşıdılar ama uzatmada Rockets’a direnemediler. Böylece artarda 5 galibiyetin ardından evlerinde yenilgi aldılar. Bu yenilginin ardından Nowitzki’nin oynamadığı maçta Cavs’i yendiler. İlk beşte çıkan Tim Thomas 22 sayı, 7 ribauntla Dirk Nowitzki’yi pek aratmadı. Çok iyi bir savunma stratejisi uygulayan ve pick and roll oyunlarıyla Cavs’i yıpratan Dallas, Lakers’ın ardından Batı Konferansı’nın en iyi takımı olduğunu derin kadrosuyla gösteriyor.

3-1

Miami Heat önünde çok kötü bir oyun ortaya koydular. Jameer Nelson’ın sakatlığında ilk beş çıkan yedek oyun kurucu Jason Williams hafiften su kaynatmaya başladı. Neyse ki Nelson yakında geri dönecek. Lewis ve Carter ikilisinin uyum içinde verim verdiklerini söylemek çok güç. İkisi de istikrarsız performanslar veriyorlar. Koç Stan Van Gundy pivot Howard’a yapılan faullerden yakınıyor ama Howard faul yapılmasını engellemek için daha iyi bir yüzdeyle faulleri sokmayı öğrenmeli. Geçen seneki boğucu savunmaları yok ve takımda mutsuz oyuncu sayısı fazla (Gortat, Bass ve hatta Howard).

2-1

Üçüncü çeyrek sonunda 30 sayı farkla önde oldukları maçın dördüncü çeyreğinde istirahat ederek, Jazz’i 13 sayı farkla mağlup ettiler. Chicago deplasmanında maçı rahat ve önde götürdüler. Ancak maç ilerledikçe Bulls farkı kapadı ve maçı uzatmaya taşıdı. Uzatmanın sonunu iyi oynayamayan Hawks zayıf rakibi önünde beklenmeyen bir yenilgi almış oldu. Joe Johnson’ın 40 sayısına (sezon yükseği) yazık oldu. Hawks’ın 7 mağlubiyetten 5’ini derecesi .500’in altında olan takımlara karşı alması ilginç bir detay. Hawks Doğu konferansında bulunan “Üç büyükleri” dörde çıkartmak istiyorsa bu gibi sürpriz sonuçlara imza atmamalıdır.

3-1

New Jersey, Philadelphia ve Milwaukee maçlarını kazanırken iyi basketbol ortaya koyamadılar ve zorlandılar. Pazar gecesi başlayan 4 maçlık Batı deplasman turunun ilk durağında Dirk Nowitzki’siz Dallas’a yenildiler. Bu maçta Delonte West’in iyi oyunu olmasa farklı yenilebilirlerdi. LeBron James ve Maurice Williams kötü performanslar ortaya koydular. Cleveland’ın derecesine bakınca neredeyse geçen sezonki seviyelerinde oldkları düşünülebilir ama oynadıkları basketbolun seviyesi çok daha düşük. Genelde LeBron James ve Maurice Williams takımı taşıyorlar. Aldıkları 20 galibiyetin sadece 7’sinde takımlar .500 galibiyet oranının üzerindeydi. Noel gecesi Lakers’a konuk olacaklar.

2-1

Aralık ayı içinde henüz deplasman galibiyeti alabilmiş değiller. Bu fırsatı Portland önünde cömertçe harcadılar. Dördüncü çeyreğin başında 13 sayı öndeyken maçı verdiler. Son çeyrekte tamamen şuta dayalı bir oyun oynayıp, ikili oyunları yapmadılar. Jason Richardson’ın el bileği sakatlığı da bu maçta güçlerini düşürdü. Barbosa yakında sakatlıktan dönecek ve Suns o zaman tam kadro sahada yer alabilecek. Evlerindeki Washington maçında adeta şov yaptılar ve farklı kazandılar. Richardson bu maçta iyi oyunuyla sakatlığın izinden eser olmadığını gösterdi. Fakat Aralık ayında performanslarının düştüğü bariz bir şekilde görülüyor.

2-2

Evinde şimdiye kadar bir kez maç kaybeden Nuggets, geçen hafta evlerindeki Oklahoma ve Houston maçlarını rahat kazandı. Ancak New Orleans deplasmanında Chris Paul’ün müthiş performansına teslim oldular. Chauncey Billups’ın kasığındaki sakatlıktan dolayı oynayamaması belki de Hornets’e mağlup olmalarına yol açtı. Ardından yine deplasmanda çıkıştaki Grizzlies’e yenildiler. Bu maçta Carmelo Anthony 41 sayıyla harika bir performans gösterdi ama performansına yazık oldu. Chauncey Billups’ın sakatlığında zorlandıkları açıkça görülüyor.

3-1

Kyle Lowry’nin 26 sayı ve 10 asistle oynadığı kariyerinin en iyi gecesinde Dallas’ı deplasmanda yenmeyi başardılar. İkinci çeyrekte Dirk Nowitzki ile pota altında çarpışan Landry’nin birkaç dişi kırıldı. İki oyuncunun da sakatlanarak sahadan ayrılması Rockets’a yaradı. Houston Dallas maçıyla birlikte 6 maçta 10 sayı geriden gelerek galibiyete ulaşmasını bildi (ligde birinci sırada). Bu onların ne kadar dirençli ve inatçı olduklarını gösteriyor. Oklahoma önünde zorlansalar da galibiyeti hanelerine yazdırmayı bildiler. Bu maçta Chase Budinger ayak bileğinden sakatlanarak 2. çeyrekte maçı terk etti.

2-2

Evlerinde Lakers’ı rahat yendikten sonra yine evlerinde cılız Timberwolves’a teslim oldular. İyi bir takım olmalarına rağmen istikrarsız sonuçlar alabiliyorlar. Sakatlarının (Kirilenko, Korver, Price) tümü iyileşti ve maçlara tam kadro çıkmaya başladılar. Doğu deplasman turuna New Jersey galibiyetiyle başladılar ama Atlanta önünde rezil bir oyun ortaya koydular. Ertesi akşam Charlotte deplasmanında maçı baştan itibaren kontrollerinde götürdüler ve kazanmayı bildiler. Bu hafta Orlando ve Miami maçlarıyla zorlu deplasman turunu bitirecekler.

3-1

Sakatlıklarla bençleri derinliğini tamamen yitirdi ama garip bir şekilde sakatlıkların faydası olduğunu da gördük. Öncelikle LaMarcus Aldridge Greg Oden’ın sakatlığı sonrası Milwaukee maçıyla birlikte geçen sezonki performansını hatırlatan maçlar çıkardı. İkincisi bençte unutulmuş olan Jerryd Bayless iyi bir performans ortaya koymaya başladı. Bilhassa geriden gelip, kazandıkları Suns maçında son çeyrekte 16, toplamda 29 sayı (kariyer rekoru) atarak maçı kazanmalarını sağladı. Ancak uzun ve fiziksel takımlara karşı başarılı olmalarının zor olduğunu düşünüyorum. Bunu uygulamalı olarak Orlando önünde gördük. Koç McMillan 4. çeyrekte dört kısalı oyuna dönünce uzun ve güçlü Magic maçı almayı bildi. Maç berabereyken Blake-Miller-Bayless-Roy-Aldridge beşini sahaya süren koç McMillan ne düşündü anlamak mümkün değil, ama bu sene üç kısalı, dört kısalı beşleri sahaya sürmeye bayılıyor. Blazers Miami’yi Roy’un etkili oyunuyla geçmeyi bildi ve haftayı iyi geçiren takımlardan biri oldu. Brandon Roy Batı Konferansı’nda haftanın oyuncusu olmayı hak etti.

2-1

Deplasmanda Suns’a yenilerek deplasman fobilerinin devam ettiğini gösterdiler. Ardından Warriors ve Pacers’ı yendiler. Ancak Pacers önünde sadece bir sayıyla ve son saniyelerde galip gelebildiler. Bahsettiğimiz hamur gibi savunması olan Pacers. Üstelik maçı Spurs kazanmadı, Pacers son hücumu baskete çeviremediği için kaybetti. Spurs istenilen savunma seviyesine çıkabilmiş değil. Gelen yeni oyuncularla istenilen basketbolu ortaya koyamıyorlar. Takımın idare mekanizması olan Parker’ın oyununda çok ciddi bir düşüş var.

2-1

Evlerindeki korkunç Atlanta yenilgisinden sonra yaptıkları iki takım toplantısı işe yaramış olacak ki artarda iki maçı farklı kazandılar. Uzun süredir Orlando karşısında başarılı maçlar çıkartamamalarına rağmen bu sene ikinci galibiyetlerini aldılar ve ikincisinde farklı kazandılar. Haftanın son maçında evlerinde Portland’a yenildiler. Maça odaklandıklarında yenemeyecekleri takım yok ama devamlı konsantre olamıyorlar. Michael Beasley’nin iyi performansı takımın vasattan iyiye çıkmasını sağlayacaktır.

2-2

Boston’a çekişmeli bir maç sonunda evlerinde yenildiler. Ardından deplasmanda Atlanta önünde dağıldılar. Evlerindeki maçta Indiana’yı Zach Randolph’un double-double’ıyla rahat geçtiler. Yine evlerinde ligin güçlü ekiplerinden Denver’ı dize getirdiler. Bu maçta Zach Randolph 31 sayı ve 24 ribauntluk (yazıyla yirmi dört!!!) müthiş bir performans gösterdi. 24 ribauntun 9’u hücum ribauntuydu ve bu sezon bir oyuncunun yakaladığı en yüksek hücum ribauntu rakamıydı. Zach Randolph kariyerinin en iyi basketbolunu bir ufak kent takımı olan Memphis’de oynuyor. Kesinlikle All-Star için düşünülmesi gereken bir oyuncu olduğuna inanıyorum (19,1 sayı ve 10,7 rib. ortalamaları). Aralık ayında galibiyetleri mağlubiyetlerinden fazla olacağa benziyor.

1-3

Art arda üç farklı mağlubiyetten sonra Detroit’i yenerek biraz nefes alabildiler. Houston deplasmanında geriden gelerek Rockets’ı zorladılar ama galibiyeti alamadılar. Bu hafta Lakers ve Suns’la deplasmanda karşılaşacaklar. Ligin güçlü ekipleriyle karşılaştıkları şu dönemi iyi geçirmiyorlar. Bunun bir öğrenme süreci olduğunu düşünüp, ellerinden gelenin en iyisini yapmaya odaklanmaları gerekiyor.

3-1

Baron Davis, Eric Gordon, Chris Kaman ve Marcus Camby’nin önderliğinde bu haftayı çok iyi geçirdiler. Evlerinde Washington’dan güçlükle paçayı kurtardıktan sonra deplasmanda Minnesota’ya tipi gibi yağdılar. New York deplasmanında az farkla mağlup olduktan sonra Philadelphia deplasmanında uzatmada galip gelmeyi bildiler. Sixers önünde maça çok iyi başlayıp, farklı önde götürmelerine rağmen bu farkı koruyamadılar. Hatta maçı normal sürede kaybedebilirlerdi. Uzatmada kendilerine gelip, galibiyete uzandılar. Bu hafta deplasman turu yine batıya dönecek ve sırayla San Antonio, Houston ve Phoenix ziyaret edilecek. Haftanın son maçı evlerinde Celtics karşısında olacak. Tüyler ürpertici bir maç programı.

2-2

Detroit ve Denver’ı evlerinde yenerek iki önemli galibiyet aldılar. Denver maçında Chris Paul müthiş bir performans ortaya koydu (30 sayı, 19 asist, 9 ribaunt). Asistlerinden pek çoğu Stojakovic’in ellerinde sayı oldu. Pazar öğleden sonra oynadıkları maçta deplasmanda Toronto’ya yenildiler. Deplasmanda 11-2’lik bir dereceleri var. Başarılı olmak istiyorlarsa deplasman derecelerini geliştirmeleri gerekiyor. David West Kasım ayına göre şut isabet oranını oldukça yükseltmiş durumda (%44’den %50,4’e). Belki Emeka Okafor’dan daha fazla verim bekliyorlardı ama Chandler-Okafor takasından karlı çıkanın Hornets olduğu çok açık.

2-2

Sacramento’nun başarısının altında yatan nedenlerden biri olan Beno Udrih’in kariyerini nasıl çevirdiğine bir göz atalım: Saha içi şut yüzdesi %53. Aslında geçen sene de fena değildi (%46,1) ama esas yükseliş üç sayı isabetinde %43,8 (geçen sezon %31). Udrih bençten gelerek çok önemli bir katkı sağlıyor. Milwaukee maçına kadar deplasmanda sadece bir galibiyet almışlardı ama bu maçı Tyreke Evans’ın son saniye turnikesiyle kazanmayı bildiler. Bu hafta Cavs ve Lakers’ı ağırlayacaklar.

2-2

Deplasmanda 4-12’lük bir dereceye sahipler, evlerinde ise 9-5. Miami ve Orlando deplasmanlarında çok kolay teslim oldular. New Jersey’i evlerinde yenmeleri ise şaşırtıcı olmamalı. New Orleans karşısında Chris Paul’ü çok iyi savunup, 10 sayıda tuttular. Sezon başında övgüyle bahsettiğimiz Sonny Weems sonunda rotasyona girdi ve sürelerini arttırmayı başardı. Amir Johnson Nets ve Hornets önünde oldukça süre alırken üretimi iyiydi. Bu oyuncudan verim alınmak isteniyorsa süre verilmeli. Aralık ayı derecelerinin Kasım ayından daha iyi olacağını sanıyorum. Ocak ayı ise çok zorlu geçecek. Tüm yükü çekmek zorunda kalan Chris Bosh yavaş yavaş söylenmeye başladı. Playofflara 7. veya 8. sıradan girmeleri (ve ilk turda elenmeleri) onu tatmin etmeyecektir.

0-3

Bu hafta oynadıkları üç maçı da kaybettiler. En can yakanı evlerinde oynadıkları Sacramento maçı olmalı, çünkü maçı çaylak Tyreke Evans’ın son saniye turnikesiyle kaybettiler. Takımın düşüşte olmasının nedenini sakatlıktan dönen oyuncuların rotasyona girmesiyle oluşan dengesizlikte görüyorum. Oyuncuların görev ve süreleri baştan ayarlanırken istikrarsızlıklar oluyor. Fakat koç Skiles’ın toparlayacağını düşünüyorum, çünkü takım iyi savunma yapıyor ve takım olarak oynuyorlar. Evlerinde Lakers ile Kings’e ve deplasmanda Cavs’e yenilmiş olsalar da maçın hep içindeydiler. Ersan sezon başından beri ortalamalarını arttırıyor ve son 6 maçta 17,2 sayı ve 7,8 ribauntla göz dolduruyor. Çok sağlam bir görev adamı haline gelen Ersan, ligin en çok ilerleme kaydeden oyuncu ödülüne adaylar arasında olmalı. Lakers maçında 25 sayıyla coşan Redd bençten gelerek önemli katkı sağlayacaktır.

3-1

Knicks’in hızlı oyununun bol bol 3 sayı atışlarına dayalı olduğunu biliyoruz ama Chicago maçında ipin ucunu kaçırdılar. Attıkları üçlükler girince ilk çeyrekte kopup gittiler. Bulls savunmanın dozunu arttırınca, üçlükler girmedi ve Knicks çöktü. Tam 47 üç sayılık atış denediler ve sadece 16’sı girdi. İki sayılıktan fazla üç sayılık atış denemiş oldular. Tamam, oynanan hızlı oyun hem seyircilere hem de oyunculara keyif veriyor olabilir ama dediğim gibi, ipin ucu kaçmamalı. D’Antoni kendine fazla hayran sanırım. İtalya’da basketbol oynadığı günleri hatırlıyorum; uzaklık gözetmeksizin eline geleni potaya yollardı. İkinci yarıda iyi savunma yaparak Clippers’ı evlerinde yendiler. Bu maçta ilk kez sahaya çıkan Jonathan Bender 14 dakikada 9 sayıyla iyi bir performans ortaya koydu. Dirençli Charlotte’u Danilo Gallinari’nin bloğuyla alt etmesini bildiler. Aralık ayında 7-3’lük bir dereceleri var ve berbat Kasım ayının ardından çok iyi bir ay geçiriyorlar. Böyle giderse pek yakında ilk sekiz takım arasına girerler.

0-4

Art arda 5 galibiyet ardından çıktıkları Batı deplasman turu onlara yaramadı ve 3 maçtan da mağlup ayrıldılar. Lakers’ı ağırladıkları maçta varlık gösteremediler. Ayak bileği sakatlığından yeni kurtulan Rip Hamilton bu sefer diz sakatlığından dolayı maç kaçırmaya başladı. Hamilton, Prince ve Gordon’u sakatlıklarından dolayı kullanamayınca hücum güçleri çok kısıtlı oluyor. Rodney Stuckey bu sezon 19,7 sayı ortalamasıyla oynuyor ve son 5 maçında 23,87 sayı ve 4,2 asist ortalamaları tutturmuş bulunuyor. Ancak aşırı yorgunluktan olsa gerek top kayıpları çok arttı ve son 5 maçta 3,8 top kaybı ortalamasına ulaştı. Deplasmanda 3-11’le kötü bir grafik çiziyorlar.

2-1

Bulls hakkında bazı iç karartıcı rakamlar: Aralık ayında şu ana kadar sadece 4 galibiyetleri var. Son 15 maçta 4-11’lik bir dereceye sahipler (sadece New Jersey ve Philadelphia daha kötü). Olumlu bakmak gerekirse 3 galibiyetleri son 5 maçta geldi ve Aralık ayının sonuna kadar Sacramento, New Orleans ve Indiana gibi yenebilecekleri takımları ağırlayacaklar. Ayrıca Tyrus Thomas antrenmanlara başladı ve yakında sahaya çıkabilecek. Atlanta maçında geriden gelip, uzatmada maçı almaları Bulls’a büyük moral olacaktır. Derrick Rose bu maçta 32 sayı (kariyer rekoru) ve 6 asistle çok iyi bir performans gösterdi. Takımın başarısı çok büyük ölçüde ona bağlı bulunuyor.

1-3

Knicks’i evlerinde yendikten sonra deplasmanda Indiana’ya, evlerinde Utah’a ve deplasmanda New York’a kaybettiler. Bu sezon çok kötü bir performans gösteren Tyson Chandler Indiana maçında 13 sayı ve 13 ribauntla kıpırdadı. Knicks deplasmanında da double-double yaptı. Bakalım devamı gelecek mi? Stephen Jackson New York deplasmanında bel ağrıları nedeniyle 3. çeyrekte oyundan çıktı. Eğer maç kaçırırsa kötü bir dönemden geçen ve zaten dar kadroları bulunan Bobcats çok zorlanır. Oyun kurucu D.J. Augustin’in Knicks’e takas edileceği yazılıp, çiziliyor ama bu takası şimdilik takımın patronlarından Michael Jordan engelliyor. Takas dönemi bitmeden Bobcats’in bir-iki oyuncusunu takas edeceğini sanıyorum. Koç Larry Brown’ın olduğu yerde sürtüşme ve takaslar hep olur.

1-3

Evlerinde Charlotte’tan galibiyeti çaldıktan sonra deplasmanda Memphis ve San Antonio’ya yenildiler. Spurs’e maçı adeta ikram ettiler. 13 sayı geriden gelip, 11 sayı öne geçtiler. Ancak dördüncü çeyrekte iyi organize olamayıp, farkın erimesine göz yumdular. Ellerine geçen son hücumu maçın en iyi oyuncusu T.J. Ford isabetli kullanamayınca kalp kıran bir yenilgi aldılar. Son 10 maçta sadece 3 galibiyetleri var. Danny Granger olmayınca skor yükünü T.J. Ford ve Mike Dunleavy yükleniyorlar ama yeterli olmuyor.

1-3

Art arda 6 maç kaybettikten sonra deplasmanda Golden State’i yenerek seriye bir son verdiler. Gilbert Arenas Sacramento önünde 33 sayıyla oynadıktan sonra Golden State’e 45 sayı atarak adeta patladı. Arenas’ın 45 sayı dışında 13 asist yaptığını ve %60 saha içi şut isabeti oranıyla oynadığını belirtelim. Ancak hala bençten verim alamıyorlar. Benim ümit beslediğim Nick Young istikrarsız oynuyor. Phoenix önünde berbat bir oyundan sonra farklı kaybettiler. Gilbert Arenas da yere inmiş oldu.

2-2

Önce Warriors’ı yenerek 12 maçlık yenilgi serisine son verdiler. Cavs’e evlerinde mağlup olduktan sonra büyük bir sürprize imza atarak, deplasmanda Celtics’i devirdiler. Bençten gelen Brand ve Marreese Speights’ın 40 sayıya ulaşmasıyla, maçı koparmayı bildiler. Allen Iverson dizindeki mafsal iltihabından dolayı bu maçta oynamadı ve birkaç maç kaçıracak. Celtics maçından sonra evlerinde Clippers’ı ağırladılar ve üçüncü çeyrekteki 16 sayılık farkı indirip, maçı uzatmaya taşımayı başardılar. Ancak uzatmada sonunu getiremediler ve Clippers’a yenildiler. Sakatların iyileşmesiyle eskisinden daha iyi olacakları kesin. Ancak koç Eddie Jordan’ın oynatmaya çalıştığı Princeton hücumuna adapte olduklarını söyleyemeyiz. Zaten koç Jordan da takımı daha serbest bırakmış bulunuyor.

0-3

Son 10 maçlarında sadece 1 galibiyetleri var. Basketbol adına konuşacak fazla bir şey yok ortada. Zaten takımı takas dedikoduları sarmış durumda. Son olarak takımda hiçbir oyuncunun dokunulmaz olmadığı, hatta koç Nelson’ın genç Anthony Randolph’u takas etmek istediği dedikodusu ortalığı sardı. Çaylak Stephen Curry’nin bile takaslarda adı geçiyor ki onu ne büyük umutlarla draft etmiş ve takımın geleceği olacağını söylemişlerdi. Golden State’de gelecek ne kadar çabuk geçmiş oluyor böyle!

2-2

Utah’ı deplasmanda gafil avlayarak bir galibiyet çaldılar. Bu maçta çaylak Jonny Flynn 28 sayı atarak kariyer rekorunu kırdı. Kevin Love müthiş bir performans gösteriyor. Bu sezon oynadığı 10 maçın 8’inde double double yapmış bulunuyor ve ortalamaları da 14,5 sayı ve 12,3 ribaunt. Kevin Love hızla ligin en önemli power forvetlerinden biri haline geliyor. Ancak bu bireysel başarılar takım başarısını getirmiyor ne yazık ki. Utah maçının ardından iç sahada Clippers’dan 25 sayı fark yediler. Evlerinde Sacramento’yu yenmelerine rağmen Boston deplasmanında paspas oldular. Eldeki oyuncularla daha başarılı olmalarını bekliyordum.

0-4

Takım çok kötü gidiyor ama saha dışında iyi giden şeyler var. Öncelikle takımın taşınacağı Brooklyn’de basketbol salonunun da yer alacağı 4,9 milyar dolarlık inşaat projesinin 511 milyon dolarlık hisse senetleri adeta kapışıldı. Takım Brooklyn’e taşınınca sahibi olacak olan Rus milyarder Prokhorov NBA’in yürüttüğü özgeçmiş araştırmasından geçti ve yine NBA’in finansal danışma komitesiyle olumlu geçen bir görüşmesi oldu. Şimdi lig takımlarının 30 sahibinden en az 23’ünün onayını alması gerekiyor. Alınan bilgilere göre bu da gerçekleşecek ve bir Rus bir NBA takımının sahibi olacak. Dünya ne hızlı değişiyor…

 

 

 

 

 

Arşiv
 

18/12/09
10/12/09
01/12/09
23/11/09
18/11/09
10/11/09

07/11/09

23/10/09