1
111111
 

Mete ACAR
15 Mart 2010, Salı

Sezon başında şampiyonluk adayları arasında gösterilen Boston Celtics ve San Antonio Spurs potadan hızla uzaklaşıyorlar. Doğu konferansında yarış Cleveland ve Orlando arasında geçecekmiş gibi görünürken, Batı’da ise Lakers ondan beklenen oyunu bir türlü ortaya koyamıyor. Denver ve Dallas, L.A.’in NBA finali yolundaki önemli rakipleri olarak gözüküyorlar.

Bu power ranking, takımların 15 - 21 Mart tarihleri arasındaki tahmini performanslarıyla potansiyellerinin ve sıralamadaki yerlerinin bir ortalaması alınarak, son derece bilimsel(!) bir şekilde hazırlanmıştır.
 

 

3-0

LeBron olmadan Spurs’ü yenmeleri etkileyiciydi (rakipte Parker’ın eksikliğine rağmen). Philadelphia deplasmanında Jamison oynamadı ama sakatlıktan geri dönen LeBron Sixers’a yetti. Boston karşısındaysa Jamison’lı olarak sahada yer aldılar ve kendilerini hiç sıkmadan galibiyeti ceplerine koydular. Bu galibiyet Cavs’in diğer takımlara karşı ne kadar üstün olduğunu göstermesi kadar, LeBron’un güçlü savunmalara karşı bile sahada her istediğini yapabileceğini ortaya koyması bakımından önemli bir örnekti. Cavs’in gizli kahramanı olan Varejao’nun sezon istatistikleri geçen seneden çok fark arz etmese de Mart ayında oynadığı 7 maçta 4 double-double yaparken, 12,3 sayı ve 9 ribaunt ortalamalar tutturdu. %72,5 saha içi isabet oranı Varejao’nun hücumda da göz ardı edilemez bir oyuncu haline geldiğini gösteriyor.

3-0

Kenyon Martin diz sakatlığından (tendinitis) ötürü sezon sonuna kadar takımından uzak kalabilir (olumlu tahminler 2 hafta sonra dönebileceğini iddia ediyorlar). Denver savunmasının belkemiğini oluşturan Martin belki de kariyerinin en iyi sezonunu yaşıyordu. Bu sakatlık hem kendisi, hem de takımı adına büyük bir talihsizlik ve sıralamadaki yerlerini etkileyebilir. Geçtiğimiz hafta oynadığı 3 deplasman maçını kazanan Denver, Martin’in yokluğuna rağmen gayet iyi oynuyor.

3-1

Kusursuz bir şekilde giderken evlerinde Charlotte’a yenildiler. Gerçi bir gün önce Washington deplasmanında oynamaları ve oyuncuların uykusuz sahaya çıkmaları gerçek olgular olsa da, Orlando’nun berbat oynaması da gerçeklerden bir tanesi ve öne çıkanı. Yine de iyi gidiyorlar ve sezon sonuna kadar 4 yenilgiden fazlasını almamaları lazım.

2-0

Belki deplasmandaki yenilgiler için bir kulp bulunabilir ama evlerinde Toronto’yu son saniyelerde (yine) Kobe Bryant’ın şutuyla geçebilmelerine ne denir bilmiyorum. Bu maçta doğru dürüst savunma yapamadılar. Ribaunt ve asistlerde Raptors’dan geride kaldılar. Üç sayı yüzdeleri işe yaramaz. Bilhassa Derek Fisher savunma rotasyonlarında geç kalıyor veya çok etkisiz oluyor. Stoudemire’ın basketbol şovuyla başlayan karşılaşmada ikinci çeyrekten üçüncü çeyreğin ortalarına kadar savunma vidalarını sıkarak 15 sayı farka ulaştılar. Sonra lakayt bir oyunla farkın erimesine izin verdiler. Phoenix’ten hem oyuncuların toplam kalitesi, hem de takım oyunu olarak çok daha üstün olan Lakers çekişmenin maçın sonuna kadar devam etmesine izin vermemeliydi.

2-1

Haywood’un belindeki sakatlıktan dolayı oynamadığı maçta Shawn Marion’ın eski günlerini hatırlatan performansı sayesinde Minnesota’yı geçtiler. New Jersey karşısında ilk yarıyı geride kapatmalarına rağmen Jason Kidd’in iyi oyunuyla maçı koparttılar. Erick Dampier parmak sakatlığından dolayı kaçırdığı 12 maçın ardından formasına kavuştu.  New York karşısında berbat bir oyun oynayınca evlerinde 34 sayı farkla yenildiler. 128 sayı yemeleri hiç savunma yapamadıklarının en büyük kanıtıdır. Takaslardan sonra savunmalarının toparlandığını söylemiştik ama bu kısa sürdü. Mavs son 6 maçın 5’inde 100 sayı ve üzerinde yerken ortalama 108,6 sayıyı potasında gördü.

2-1

Şu an Doğu konferansının 3. sırasında bulunan ve playofflarda ses getirmek isteyen Hawks takımının New York gibi ligin diplerinde bulunan bir takımdan mağlubiyet almaması lazım. Atlanta kolay maç programını lehine çevirecek kadar istikrarlı  basketbolu bir türlü sahaya koyamıyor. Ancak inişteki Boston’ın üzerinde yer alacaklarını düşünüyorum. 

2-2

Dört maçlık galibiyet serileri Milwaukee deplasmanında son buldu. Kirilenko ve Okur’un sakatlıklarından dolayı oynamadığı maçta deplasmanda Oklahoma’ya yenildiler. Böylece Utah Ocak ayının başından beri ilk kez artarda yenilmiş oldu. Sezon sonuna kadar iyi bir fikstürleri var ama sakatlıklar onları zorlayabilir.

3-0

Son 20 maçta sadece 3 yenilgileri var. Denver yenilgisinden sonra artarda 5 maç kazanmayı başardılar. Kevin Durant yine 25 sayının altında atmamaya başladı. Şu an 4. sıra için Utah’la çekişiyorlar ama çok zor bir fikstürleri var (Kalan 17 maçlarından 11’i .500 derecesinin üzerinde olan takımlarla). Sezon sonunda Phoenix’in altına yani 6. sıraya düşmeleri şaşırtıcı olmaz. Bu hafta 3 maçlık Doğu deplasman turuna çıkıyorlar.

1-1

Her ay performansını arttıran Stoudemire Mart atında müthiş oynuyor. 29 sayı ve 10,1 ribaunt ortalamalarla oynayan Stoudemire’ın saha içi isabet oranı %55. Ancak galibiyet için diğer oyunculardan devamlı katkı gelmiyor (Nash hariç). Mart ayında oynayacakları 8 maçın sadece 2’sinde rakipleri .500 derecesinin üzerinde ve bu maçları evlerinde oynayacaklar. Bu maç programını iyi kullanıp, üstlerinde bulunan rakiplerini altlarına alabilirler.

3-1

LeBron’suz Cavaliers karşısında büyük bir fırsat teptiler. Parker’ın yokluğunda Manu Ginobili ilk beş oynamaya başladı ve Cavs önündeki performansı göz kamaştırıcıydı: 38 sayı, 7 ribaunt ve 5 asist. Zayıf rakipleri New York, Minnesota ve L.A. Clippers’ı rahat yendiler. Böylece son 8 maçta 7 galibiyet alarak başarılı bir grafik çizdiler. Ancak bu dönemde maç programları kolaydı ve bu haftayla birlikte ligin zirvesindeki takımlarla karşılaşacaklar. Ben bir parça toparlandıklarını ve Parker’ın yokluğuna rağmen Ocak (8-8) ve Şubat (6-5) ayları kadar kötü bir dereceye sahip olmayacaklarını düşünüyorum. Yine de playofflar için büyük ihtimalle 7. veya 8. sırada yer alırlar. Son iki maçta tekrar ilk beş çıkmaya başlayan Jefferson sanki biraz toparlanıyor gibi. Mart ayında 10,1 sayı ve 7 ribaunt (önemli artış var) ortalamalarına sahip Jefferson şu an itibariyle %51 saha içi şut isabet oranına sahip bulunuyor.

1-3

Zorlu bir mücadele sonunda son dört dakikada Milwaukee’ye teslim oldular. Paul Pierce kötü, Ray Allen hayalet gibiydi. Daha iyi bir performans için herkesin iyi oynaması gerekiyor. Ancak kalan maçlarda Celtics’in yaşlı oyuncularının üzerine sezonun tüm yorgunluğunun çökeceğini düşünüyorum. Yeni transfer Michael Finley fena bir başlangıç yapmadı ve Celtics bençinin eli yüzü şimdi biraz daha düzgün oldu. Milwaukee maçından sonra yazdığım yukarıdaki satırları Memphis maçından sonra değiştirmeme gerek kalmadı. Celtics bu sene 2. kez evinde 20 sayı farkla yenilmiş oldu.  Indiana Celtics’in sikletinde değil, ancak Celtics’in tüm maç boyunca sadece 1 ofansif ribaunt alması ve ribauntlarda Pacers’ın gerisinde kalması hayra alamet değil. Kendini hiç zorlamayan bir Cleveland takımı önünde alınan mağlubiyet ise bilinen durumu tekrar gözler önüne sermekten başka bir şey yapmadı. Celtics Ocak ayının başından itibaren sadece 18-16’lık bir dereceye sahip.

4-0

Artarda 4 galibiyetleri var ve son 11 maçta sadece 2 mağlubiyetleri var. Brandon Roy çok iyi oynuyor ama ona LaMarcus Aldridge, Nicolas Batum, Jarryd Bayless, Marcus Camby, Andre Miller ve Rudy Fernandez eşlik ediyorlar. Zaten tüm oyuncular taşın altına ellerini koymamış olsa, onca sakatlıktan sonra bu durumda olmazlardı. Blazers’ın sadece 13 maçı kaldı ve 48-49 galibiyete ulaşacaklarını öngörüyorum. Playoff sıralaması için San Antonio ile büyük çekişme içinde olacaklardır. Przybilla geçtiğimiz günlerde banyoda ayağı kayarak düştü ve Aralık ayında ameliyat olan dizi aynı yerden tekrar sakatlandı. Portland’ın üzerindeki sakatlık laneti bir türlü kalkmıyor.

3-0

Artarda Cavs, Celtics ve Jazz’i yenmek yabana atılacak şey değil. Bucks, Salmons’ın gelmesiyle daha önceki seviyesine çıktı ve hatta aştı. All-Star arasından itibaren 12-2’lik bir dereceye sahipler. Sekiz maçtır rakiplerini 100 sayının altında tutmayı başarıyorlar (Atlanta maçı uzatmaya gitmişti). Jerry Stackhouse Indiana potasına 20 sayı bırakarak takımının en skorer oyuncusu oldu. Bogut, Dwight Howard’ın ardından ligin en etkili pivotu haline gelmiş bulunuyor. Playoffların “bela takımı” olmaya namzetler.

4-0

Kaptan Jack önderliğinde 6 maçtır kazanıyorlar ve son maçta deplasmanda Orlando’yu devirmeyi başardılar. Üstelik Gerald Wallace’ın ayak bileği burkulması sebebiyle oynamadığı bir maçta çok etkileyici bir takım oyunu sergilediler. Wallace’ın en az bir maç daha kaçıracağı söyleniyor.  Nazr Mohammed’in sırt ağrılarından dolayı oynayamamasından Theo Ratliff faydalandı ve San Antonio’da fazla oynama fırsatı elde edemeyen Ratliff ilk beş çıkarak Mart ayında ortalama 22 dakika süre aldı. Larry Hughes’u kadrolarına kattılar. Maç programları oldukça hafif ve playofflara 5. sıradan bile girebilirler.

3-1

Rafer Alston Miami’den ayrıldı. Buna sebep azalan oynama süreleri ile ailevi sebepler olarak gösteriliyor. Alston bilhassa ailesindeki hassas durumlar yüzünden zor günler geçiriyor. Miami ise Mart ayında elde ettiği 5-1’lik dereceyle toparlanmış olduğunu kanıtlıyor. Kalan maçlarında .500 derecesinin üzerinde sadece 4 takımla maçları var ve birini deplasmanda oynayacaklar. Dwayne Wade Mart ayında 30,6 sayı, 7,9 asist ve 5 ribaunt ortalamalar tutturmuş bulunuyor (%48,6 FG). Şubat ayında gayet sağlam bir performans gösteren Jermaine O’Neal Mart ayında da benzer performansını sürdürüyor (14,7 sayı ve 6,9 rib. ortalama). Onlara bu ay adeta “çıldırmış” bir Quentin Richardson eklenince (15,4 sayı, 5,9 rib. %50,7 FG!) aldıkları başarılı sonuçlar daha iyi anlaşılıyor.

3-1

Berbat geçen Şubat ayından sonra biraz toparlandılar ama Şubat ayındaki savrulma onlar için playofflara mal olacak. Deplasmanda Boston’ı etkili bir oyunla sahadan sildiler. Ancak evlerindeki Denver maçında beklenenin çok altında bir performans gösterdiler ve farklı mağlup oldular. Sezon yavaş yavaş kısalırken dikkatlerini Rudy Gay’in kontratına yönelteceklerdir.

2-0

Louis Scola’nın yükselen performansından bir süredir bahsediyordum ama New Jersey karşısında 44 sayı atarak kariyer rekorunu kırarken inanılmaz oynadı. 20/25 isabetle oynayarak %80 isabet oranına ulaştı. New York’ta pek süre alamayan çaylak Jordan Hill Houston’da yavaş yavaş süre almaya başladı ve iki maçta verimli oynadı. Rockets’ın zorlu bir maç programı var ve bundan dolayı playofflara girmeleri adeta olanaksız. Ancak çok iyi bir oyuncu nüveleri ve bir sürü draft hakları var ve eğer Yao sağlıklı bir dönüş yapabilirse gelecekleri çok parlak.

0-4

Son on maçlarında sadece bir galibiyetleri var. Bu on maçta rakiplerini sadece bir maçta 100 sayının altında tutarken ortalama 12,1 sayı farkla yenildiler. Chris Bosh sakatlıktan döndü ama hala formunu bulmuş değil. Mart ayında oynadığı 5 maçta 20 sayı ve 8,4 ribaunt ortalamaları var. Bilhassa şut yüzdesi düşmüş durumda (%45,6 FG). Ancak son iki maçta daha iyi oynadığının altını çizmem lazım. Şubat ayında performansını yükselten Hidayet ise geçirdiği ayak bileği sakatlığından tam olarak kurtulamamış gibi oynuyor. Mart ayında 6,4 sayı, 5,6 ribaunt ortalamalarıyla son derece vasat istatistiklere sahip Hido (%31 FG berbat bir yüzde). Son iki maçta Jarrett Jack’in süreleri azaldı ve Calderon’un süreleri arttı. 4 maçlık Batı deplasman  turundan galibiyet çıkartamadılar.

1-3

Artarda üç mağlubiyet alarak kalan playoff umutlarını gelecek seneye kadar gömdüler. Hafta başında kazandıkları Golden State maçında Darren Collison 20 asist yaparak kariyer rekorunu kırdı. Bu rakam bu sezon elde edilen en yüksek asist rakamını da egale ediyor (Steve Nash de 20 asist yapmıştı). Hornets’in çözülmeyi bekleyen koç seçimi ve olası takaslar gibi sorunları var. Gelecek sezon işleri kolay olmayacaktır.

0-3

Şubat ayında fena değillerdi ve öyle devam edebilseler playoff yaparlardı ama Salmons’ın takas edilmesi, Noah ve ardından Deng’ın sakatlıkları derken çerçevenin dışına taştılar. Noah ve Deng’in yakında dönecekleri söyleniyor ama bu arada artarda 7 maç kaybettiler ve havalarını yitirdiler. Luol Deng’in yerine ilk beşte çıkan James Johnson oynadığı iki maçta da iyi performans gösterdi. Kirk Hinrich Miami maçında soğukkanlılığını kaybedip, hakemi çekiştirince sahadan atıldı ve bir maç ceza aldı. 

2-2

Çaylak Tyreke Evans’ın triple-double yaptığı maçta Toronto’yu ezip, geçtiler. Evans şu sıralar çok etkili oynuyor ve devamlı triple-double’a göz kırpıyor. Carl Landry aynen Houston’da olduğu gibi burada da takımın en çalışkan ve güvenilir oyuncularından biri olacaktır. Büyük olasılıkla yılın çaylağı olacak Evans’ın yanına gelecek sezon iyi bir çaylağı daha monte ederlerse, kullanacakları cap boşluğuyla birlikte iyi bir takım oluşturabilirler.

2-2

Evlerinde Atlanta’yı bir sayıyla geçerken Gallinari hücum gücünün yanı sıra Joe Johnson’a yaptığı savunmayla sivrildi. Böylece Hawks’ı bu sezon 3. kez yenmiş oldular (3-1). 5 maçlık deplasman turunda San Antonio ve Memphis’e yenildikten sonra bu sezon MSG’de 50 sayı farkla yenildikleri Dallas’ı deplasmanda 34 sayı farkla yenerek şaşırtıcı bir sonuca imza attılar. %56 saha içi isabet yüzdesi ve %53 üç sayı isabet yüzdesi çok etkileyici rakamlar. Bu sezon Boston formasıyla sadece 29 dakika sahada yer alabilen Bill Walker Mart ayında ortalama 28,5 dakika süre aldı ve %64,7 saha içi şut yüzdesiyle 13,5 sayı ortalama tutturdu. Walker Memphis ve Dallas maçlarında bençten gelerek takımının en skorer oyuncusu olması başardı (21 ve 23 sayı). Çaylak guard Tony Dougles da ilk beşte olsun, bençten gelerek olsun verimli oynamaya başladı. 

1-2

Ben Wallace’ın sakatlanmasıyla Jason Maxiell ilk beşte pivot oynamaya başladı ve 4 maçta 3 kez double-double yaparak dikkatleri üzerine çekti. Büyük umutlarla transfer edilen Ben Gordon sezona iyi bir başlangıç yapmış olsa bile sonradan üretimi her ay düşüş gösterdi. Adeta oynamayan bir oyuncu haline gelen Gordon’ı elindeki kontratla takas etmek oldukça güç. Sanırım iyi oynayan Rip Hamilton’dan vazgeçilip, onun yeri Gordon’a açılacaktır.

0-4

Siz bu satırları okurken koç Eddie Jordan görevden alınmış olabilir. Alınan kötü sonuç, oyuncuların Princeton sistemine adapte olmamaları (veya tümden reddetmeleri) ve takım içi huzursuzluklar koç Jordan’ın orada uzun süre kalmasını imkansız hale getiriyor. Hele son günlerde çıkan görevden alınma dedikoduları düşünülecek olursa  vaziyet daha iyi anlaşılır. Yeniden yapılanmaya gidecekler ve böyle yaparken ellerindeki Iguodala gibi nispeten değerli parçalardan olabilirler. Elton Brand’i ise kimse almaz.

0-4

Beklenmedik bir şekilde Mike Dunleavy’i Genel Menajerlik görevinden kovdular. Yerine geçen Neil Olshey’in ilginç bir hikayesi var. Son 10 maçlarında sadece 1 galibiyetleri var ve artarda 7 maçtan mağlubiyetle ayrıldılar. 5 maçlık deplasman turunda 100 sayıya hiç ulaşamadılar ve ortalama 19,4 sayı fark yediler.

1-2

Son 16 maçta sadece 3 galibiyetleri var. Birkaç yıldır kulaklarının üzerine yatıyorlar ama artık ciddi bir yeniden yapılanmanın vakti geldi. 2004-05 sezonundan beri heyecan veren bir Indiana takımı yok ve o sezon başlarına geleni biliyoruz. GM Larry Bird özlenen takımı yaratabilmek için gerekirse takımı budamalı.

0-4

Artarda 7 maçtır yeniliyorlar. Ertelenen Atlanta maçını oynadıkları geçtiğimiz hafta artarda 3 gece maç oynayarak adeta rekor kırdılar. Shaun Livingston Oklahoma’da süre alamamıştı ama Washington’da süreleri gittikçe artıyor ve Orlando karşısında 31 dakika sahada kalırken 8/11 isabetle 18 sayı ve 8 asist üretti. Blatche ve Thornton bol bol şut kullanıp, istatistiklerini geliştiriyorlar ama bu galibiyet olarak yansımıyor. Neyse ki gelecek sezon için cap boşlukları var. Gilbert Arenas forma numarasını değiştirerek önümüzdeki sezona girecek ve yüksek sıralardan draft hakları olacak muhtemelen.

1-2

Toronto’yu sahalarında yenerken takımın iki silahşoru Monta Ellis ve Stephen Curry görev başındaydı ve Raptors’ı kalbura çevirdiler. Ocak ayında kadroya katılan ve TBL’den tanıdığımız Anthony Tolliver Mart ayında 10 sayı, 7,3 ribaunt ve 1,1 blok ortalamalara ulaşmış bulunuyor. Takımın sakatlarına Biedrins de eklendi.

0-4

Artarda 9 maçtır yeniliyorlar. Ligin en alt sırasında bulunan New Jersey’den sadece 7 maç fazla kazanmış durumdalar ve ellerinde Al Jefferson ile Kevin Love gibi iki üst düzey uzun var. Nereden bakarsanız bakın son derece başarısız bir sezon geçiriyorlar.

0-4

En fazla yenilgi alan takım rekorunu kırmak mı, kırmamak mı? İşte mesele bu.

 

 

 

 

 

 

Arşiv
 

09/03/10
01/03/10
24/02/10
16/02/10
08/02/10
03/02/10
28/01/10
22/01/10
12/01/10
04/01/10
30/12/09
21/12/09
18/12/09
10/12/09
01/12/09
23/11/09
18/11/09
10/11/09

07/11/09

23/10/09