<


kayıp ruh

25 Kasım 2009, Çarşamba

küllük / 24kasım2009, pistanbul, ohosmanbey

günlük hayat / enbieyde sezon

hornets evvelki gün mayami maçında son iki dakikada öndeyken, sahada ne aradıkları sadece yeni koçun mâlumu olan iki çaylak üç topu kullandı. (koçing misteyk?) dveyn veydin üstüne gitmeler, üçlü savunmaya bodoslama yüklenmeler… acemilik edip pozisyonları harcadılar, çaylak bir de faul kaçırdı. takım geri düştü, tek sayı öne geçti derken son otuzküsur saniyede başlayan mayami hücumunu faulle sektelemeyi hiçbihornet akıl edemedi (koçingmisteyk?), sanki bayrınskat hâlâ ordaydı! haslem şutu soktuğunda onbeş saniye kalmıştı. bigiizinin kalan tek molası da yirmi saniyelikti. enadır koçing misteyk? yok canım; yirmi saniye, topu deyvide verin atsın kazanıverelim, demek için yeter de artar. pejaydı poziydi sahada dolanırken deyvidvest de elinde bomba gibi topla kalıverir. işte size bir koçbovır maçsonu. lê kategorisine geçeninden. lostun lêsi.

maalesef böyle kafakoçların sayısı az değil, sadece yenileri demiyorum, güya tecrübeliler arasında, hattâ en kafa takımlarda olanı dahi var üstelik, biliyorsunuzdur, vaziyet ortada, görüyorsunuzdur. al minesotayı mayamiyi çarp torontoyla şikagoya, bunları klipırzla babketsin kafasına geçir, hepsini bostonla klivlındın belinde kır… bovırı da tüy olarak dikersin tepelerine.

tabii o koçlar belediye seçimiyle gelmiyor, bunları seçip parayla tutan takım yöneticileri var. kiminin koça verecek parası yok diyeyim artık napayım, basketten anlamayan enbiey takımı yöneticileri var demiş olmamak için. ya da niye ki lan, onu da diyeyim rahatça, daha önce defalarca demişim… diyorum: enbieyde oyundan fazla çakmayan yöneticilerin sayısı artıyor. sayısı yahut etkinliği.

takımların hepsi ticari şirket, olup biten elbet krizde güvenli mâli pozisyon almak içindir de, sahaya aksi güzel olmadı. şu ana dek oyunculara fazla fatura çıkmadı, işin reklâm tarafını aksatmamış olmak için herhalde, fakat hakemlerle koçların tahsisatlarının kesilmesi maçları bozmaya yetti.

çaylak hakemler ve üçünden biri berbat koçlarla oynanan oyunu sadece oyuncular nasıl iyi tutabilir ki? çoğu daha kaç yaşında velet zaten, kıpkırmızıkanı peksüratli akıyor, beyninin azıcık benkendim tarafı pekfazla çalışıyor. bunlardan birkaçını toplayıp başlarına da, basketbola dair ve kendine ait bir bakışı görüşü olmayan düzkafanın tekini dikin, yanına kimi oyuncueskisi kimi pazarlamacı birkaç dangalak koyun, ellerinde notlar kağıtlar kalemler… bi-iki de olgun oyuncu, kimi sadece kontratını ve kariterini önemseyecek kadar olgun! kuralları bilmeyen genç atletler, kuralları onlara öğretemeyen kolpakoçlar, kuralları uygulayamayan tırsakhakemler. her takım bu olmasa da ligin vasatı bu.

neyse ki heyecanı yerinde, hareketli başladı sezon. klasmanın katmanlarındaki grupların arası açılsa da, içlerinde kendi çapında bir rekabeti oluşturacak kadar denk takım var. tepede çekişme olacak, ortalarda olacak, dibin kendi horozları var. gruplardan ötekilere çıkan inenler çıkacak, sürpriz takımlar mevcut, şaşırtan performanslar filan.

takaslar da erken başladı, bu sezon normalden fazla olur belki. playof-şampiyonluk için yapılanlarda heyecanlanırız, bütçeyi denklemek için yapılana önce tam uyanamayız, kızar alay eder tartışırız filan, neden sonra ayarız ki hesap bambaşka, ne sayı ne ribaunt ne galibiyet, mangıroğlumangır.

avrupalı koçlar enbieye gitse yeni kan gelecek deyip duranlar var da, eskikıtanın yenioyununda koçların kanı çok şekerli, enbiey maçına afyon yutup çıkmaları lâzım, yoksa maazallah altı aya kalmadan tribün hadiseleri, taraftar hattâ oyuncu arbedeleri başgösteriverir abedede. hele şu lepistes hakemler varken. dağılır ştern krallığı… da ben dağılmayayım çok, yani nedir? salonlar iki sezondur dolmayınca enbiey de ikinci emre kadar topluca tasarruf bilincine geçti. gideri kıstılar, malzemenin kalitesi düştü. koçlar hakemler derken oyun böyle oldu. ortayerde oyuncular olduğundan ve top da bunların elinde bulunduğundan, zılgıtı onlar yiyor. oysa enbiey gibi bi organizasyonda kötü oyundan en az sorumlu tutulacak insanlar oyuncular. ellerinde toptan başka bişey yok ve maç bitene kadar oyun da defalarca defalarca duruyor. –dzııııınnnk! tut topu, korna! bakıyor; hakem ya da koç... –o hoooo, bırakın da biraz top oynayalım yahu, zaten dediğiniz anlaşılmıyor. gaz üstüne gaz.

şu aralar, enbiey basketbolunun güzelliğini sergileyen ve takımlarına da biraz sıçratmaya uğraşan (kimiyse sırf bi yüzük indirmeye çabalayan) olgunluk çağındaki kimi lider kimi görev adamı onlarca kurt oyuncu, bazı kabiliyetli ve hırslı körpeler, birkaç baba koç ve sağlam idareci, bir de organizasyonun gelenekselleşmiş kontrollü rekabet kültürü sâyesindedir… neymiş o sâyede olan? bu sezondan alabildiğimiz zevk… ki memlekette öyle bir imkânımız yok.

yazayım da kurtulayım / hay allah cezanızı...

gesebasket cezaları hakkında, futbol yorumcusundan siyaset muhabirine, sıhhi tesisatçıdan torbacıya kadar bialay susmakbilmez fikirlerini bağıra bağıra herkese paylaştırdı. ulan, dedim, ben de iki kelâm salayım.

birkelâm: önce nalga… tufan ceza aldıysa kalan gese oyuncuları niye almıyor, onlar durumu farketmemiş mi? şardan ceza aldıysa polat niye almıyor? istifa etmiş adama hak mahrumiyeti cezası da gülünç. onu polatın üstünde de görmek ve daha gülmek isterim… ayrıca federasyonun ilk itirazda uyanamadığı için kendisine de ceza vermesini ve daha da gülebilmeyi.

kime cezasının niye verildiği belli değil, zaten bu nedenle cezalar aralarına tutarlı, oranlı değil. kararda anlaşılmaz yuvarlak ifadeler, güya hukuk ağzıyla… koh koh koh! askercilik oynayan veletler gibiler. dinliyorum tek tek, ona o kadar ay bu kadar lira, buna bu kadar yıl şu kadar lira… net gerekçeler yok. e öğrenemiyorum ki tam olarak, kim hangi eylemleriyle hangi kuralları ne zaman nasıl çiğnemiş, kimlerin ifadeleri alınmış, ne anlatmışlar, en mühimi, niye, neden? bir suç niyet üzerinden yargılanmaz mı? (-evlâdım niye öldürdün adamı? -bilmem, öylesine… -nassı lan?!? -ya neblim, millî hisler felan… -la sktrgit!) yaa al sana hukuk ağzı. bu hâdise hâlen havada. çünkü niyet belli değil, suç da bütünüyle aydınlanmış değil. pekey cezalar hangi yönetmeliğe, listeye veya emsal karara göre belirlenmiş? neye göre? kafaya göre elbet, burada hukuk adâlet böyle, sokakta da, spor salonunda da.

federasyon hâkimcilik-mahkemecilik oynamayı bıraksa da işine yani organizasyonlara baksa isabet olur. dişe gelir bir hukuk ve yargılama nosyonları olmadığını düşünüyorum. (zaten nereden olsun ki? kim oldukları ortada, neyi bilip nasıl yaptıkları da.)
onlarsa tersini düşündüler besbelli. lâkin pis sıçtılar. yargılama-ceza verme alanlarında adâletten uzak ahbap-çavuş ilişkileriyle kayırmaların ve göstermelik disiplin anlayışının oluşturduğu vatan-din öncelikli berbat bir geleneği lakkadanak terketmek mümkün değil. hele yeni anlayışla adâlet dağıtmaya çalışanlar eski geleneğin beyzâdeleri ise bırakın lakkadanağı, o iş zamanla da olmaz. yeni zaman, yeni anlayış, ve?.. yeni ne? evet ya, yeni insan.

neyse dosyayı kapatayım, bana kalsa geseyi derhal ligden paketlerim, bu sene ne halt ederlerse etsinler amma göze görünmesinler, tabii bu rezaletin neden ve nasıl olduğuna dair ortalama zekâyı tatmin edecek itirafları dürüstçe bıraktıktan sonra. gelecek sezona da artık ikinci ligde mi başlarlar, yoksa daha aşağıda mı, onu da başkası düşünsün.

fenerle ülkere benzer cezalar lâzım, en ağırı da, basketboldaki bir kara leke olan o sinsi birleşme oldu-bittisi hakkında. yeteri kadar geçmişte kalmamış bilinen her türlü usulsüzlüğün üçkağıdın cezalarını yutacağımıza sahiplerine yapıştırmamız lâzım. bütün rezaleti bile bile yaşıyoruz ve tepedekilerin önderliğinde topluca öyle değilmiş gibi davranıyoruz. bu ruh hali insan yaratığı için tehlikeli. bizi farkında ola ola değersiz hale getiriyor. sevilen tapılan tapınılan takımların topu, en başta en büyükleri olmak üzere, başarı ve çıkar için devamlı spor suçu işleyen yasadışı çete halli-tavırlı ama hernasılsa yasal yapılanmalar. bu işleri senelerdir yapıyorlar, futbolda baskette atletizmde hemen her spor dalında. hepsini biliyoruz, görüyoruz. tebessümlerin beyin fırtınalarının akılcı sohbetlerin velhasıl bir araba palavranın örtemediği türkiş spor organizasyonları rezaleti, doğal sonucu olan oyunniyetineitişkakış gösterileriyle ömrümüzü bok kokutmaya devam ediyor. burnumuza devamlı bok kokusu geliyor, sürekli, yani altımıza sıçsak bu kadar olur. (yoksa gürültüde biz de biraz kaçırdık mı lan?)

vaziyet insanı başta kendisi kimseyi sevmemeye itiyor ve bir yandan da tam tersiymiş gibi davranmaya. bakın şu olaydan herkes tiksindi ama çoğunlukta bir iyimserlik, bir mülâyim hal… efendim gese bu durumu nasıl fırsata çevirirmiş, altyapıdan başlayıp iki yılda yeni düzen kurar örnek olurlarmış… veya canlarını dişlerine takıp pişmanlık ve irade gücüyle belki ligde bile kalabilirlermiş, imkânsız değilmiş…

-aloo uyanın, gesebasket ölmedi ki ardından ağlaşıyorsunuz. kabahat yaptı, suç işledi, sıçtı batırdı… ve kendisi hayatta. müsaadenizle bi gereği yapılsaydı be!

yahu bu kulüp ceza çekmeyecek mi? ne olduğunu ne çabuk unuttunuz, ne yeni yapılanması, ne ligde kalması? daha kaç gün oldu hırtlık ortaya çıkalı, ceza pazar açıklandı, pazartesi ben gese nasıl kurtuluru dinliyorum her yerde.

bu durum, zincirleme şuur kaybı veya kitle psikolojisi zart zurt ne olursa olsun, bir yandan değersizlik değil mi? çünkü hangi değer üzerinden konuştuklarını sezemiyorum. basketbol mu, dürüstlük mü, sorumluluk mu, disiplin mi, adâlet mi, hoşgörü mü? yoksa galatasaray mı? bir başka hikâyede de bir başka takım. evet ya, gülmeyin, yakında sizin takımın da başına gelebilir, eminim bu tarz idarecilerden bi-iki tane vardır. şanslıysanız başkan değildir.

eah, yeter be! artık üstü kapanmıyor, nette üçgede blogda tevede radyoda orda burda artık herşey ortada, herkes görüyor, sahtekârlığın çiğliğin bencilliğin bu kadar bayağı ve resmî hâli, sporsever insanı, gözünü çıkar ve nüfuz hırsı bürümüş atgözlüklü cahil yılışık gaddar ikiyüzlü berbat gücetapan idarecilerden iğrendiriyor. böğk!

kikelâm: fener maçı için dört seyircisiz cezası, rezaletin daniskası. nalga olayının gölgesinde kalıyor, kimse üstünde durmuyor. sadece bilgin gökberk bu ötekinden çok daha mühim hâdisenin cılız cezasını eleştirdi. şiddet zincirinin önceki halkasında da, sonrasında da söyleyip durduydu, bilmem kim duydu.

rezalet geçen sezonun final serisi cezalarıydı, o öyle olunca bu seferkinin de daniskası olması anlaşılır! tribündekiler oyunu oynanamaz hale getirsin, oyunculara saldırıp hakemleri kanatsın, konuk takım soyunma salonuna sığınmış soğuk terlerken şardan ağa çıkıp maçlarını oynasınlar buyursun, ondakikalarca süren kargaşa esnasında polat inşaat orada kılı kıpırdamadan dikiledursun… hepsi birden döve döve yenip düğün gibi kutlasın. e gazânız mübarek olsun. ulan skerken bari enseden öpeydiniz de, tecavüz olduğu çakılmayaydı!

aslında bunlar hakkında iki saniye kaybetmek haram. futbollarına çevirdiler basketi de hepten. efes haso basket kulübüydü, onu da bozdular, neydi ne oldu, geçen gün belgeselini izliyorum, sonra bir de bakıyorum şu anki takıma, vaziyetine… yazık.

ne diyorduk, ha ceza… federasyon, bu fenerin, efesin, ülkerin, bu cimbomun kartalın federasyonu. onların tarağı.

tarrağımın kenarı.
daha lafını etmeye değmez.

sokakta / daha iyi insan

1- yürürken etrafına bakın, geçtiğin yerleri gör, sokak köpeklerini atlama. mutlaka vardır, sâkince bakınırsan farkedeceksin
2- iti gördüğünde göz gezdirmeyi kes, biraz ona bak (direğe dikkat! önünü kolla)
3- bak derken öyle katır gibi gözlerini dikme, it kısmı hisseder, kıllandırma, efendi gibi süz, hali neyse vakıf ol; besleniyor mu, belediye küpeli mi, tasması var mı, uyuz mu, uyuyor mu, sıhhati nasıl
4- uygun mesafeden geçerken gözgöze gelirsen selâm ver. bence gelmezsen de ver ama sen bilirsin artık. sesli selâm da olur. daha iyi olur hattâ. (yardımcı örnekler: -naber babuş? -vay ayıboğan, saygılar… -ooo üstad, iyi baytarlar… gibi) birkaç tekrarla bu tavrı alışkanlık haline getir, sokak itleriyle selamlaş, böyle bi tip ol.
5- ben adamın adamlığını sokak köpeğine selam vermesinden anlarım, buyurmuş harbî üstadın kimliğine ve düsturun orijinal cümlesine ulaşmaya çalış. başarırsan ona lâyık olmanın gururuyla bu saçma beşmaddeyi tamamlamış olmanın rahatlığını içinde bir sarmal olarak yaşa. (ya da ikinciyi salla, gurur yeter.)

evde / daha kolay su

1- damacananın tepesine yirmi liraya motorlu musluk al ve o bastırkaldır pompayı at (satabilirsen sat)
2- yeni su geldiğinde damacanayı yatır, ayağınla iteleyerek yerine yuvarlanmasına eşlik et
3- üstteki ince naylon kaplama biliyoruz kolay çıkıyor da, elin ıslak olmasın, mavi kapak ıslanırsa uğraşırsın bak.
4- kuru parmaklarla mavi kapağın dilini iz doğrultusunda tek hamlede çek, devamında hareketi kesmeden kapağı sıyır: -plok!
5- ellerini yıka, motorlu musluğu oturt, adaptörü fişe tak, düğmeye bas; istediğin şişeye su fılırfıtır dolarken götünü kaşı, burnunu karıştır, tırnağını törpüle, ne halt edersen et

müzik ödevi

ekimde çıktı, roll özel sayı 6: müzik ve edebiyat. ne yap et bul. gerisini biliyorsun. pişman olmayacaksın. hemen bulamazsan da üzülme, umudunu kırma, bir gün bir yerden eline geçebilir, sadece akılda tut ve uyanık ol, gördün mü de tereddütsüz üstüne in, içle.

altersözlük

above-the-rim & into the cylinder - enbieyde, top çember silindirindeyken müdahale olmaz, kuralı nedir ve nasıl uygulanır? niye vardır, oyuna dair neyi amaçlamaktadır? bizde-fibada ne zaman olur?

aklınızamukayyetolunnoktanet, eyv.

batug@hotmail.com