kayıp ruh

17 Ekim 2009, Cumartesi

ada küllüğü / onüçhaziran-yirmiyediağustos 2bn9

günlük hayat / karşılaşma

deodorant kullanmıyorum. çeşmeden akan suyu içiyorum. komşunun horozu günün özelliğini kestiremediğim bir çok anını haber veriyor. önce dört tavuğuna caka diye yaptığını düşünüyordum oysa etrafta yaşayan biri faranjitli üç horoz mutlaka cevap veriyor. boşa ötmüyorlar, ben çakamıyorum sadece. arada çok kafasktklerinde fısfısla su püskürtüyorum fakat çok zaman bakıp saydırmakla idare ediyorum, keneleri yesin diye kerâneciler. kenelerle geçen sene baharda bir travmamız olmuştu, başlı başına bir yazı konusu olarak rezervedir, açmadan dursun, açıp da yemeyince bozuluyor. diğer taraftan, börtü böceğe değdirmişken daha taze bir anı anlatayım. kısa bir girişle başlıyorum:

örümcekler semirdi her yerde geziyorlar, tel süzgeç ile enseleyip bahçe kapısından şutluyorum, üzerine düşebileceği bolca ayağa sahip. dün gece avucum kadar bir tanesi kapıdan(!) girip kararlı biçimde evin daha rahat hareket ettiğimiz hatta zaman zaman hareket etmeden durduğumuz bölümlerine ilerleyince soğukkanlılığı elden kaçırdım, kan ısınınca elin ayarı şaştı, süzgecin kenarıyla babaya kıydım.

üzüldüm. cahilin tarantulası bir konsepti vardı (karacahilin karadulu). tüylü dal gibi bacaklar, kaplan desenli veya zebra amma siyah-bej renklerde, süper atletik bir yapı, kararlı, ani ve net hareketler. örümcek prototipi gibiydi, elimin ayası kadar, yuh! ahşap tavandaki kirişleri tek tek aşarken ortadakinde durdu, onun arkası artık ışığın vurduğu yerdi ve altında ben bekliyordum. elimde süzgeçle.

bekledim, gelmedi, uzanıp baktım. kirişin tavana birleştiği yerde duruyordu, yere doksan derece. kafamdaki bantlı fenerin mavi-beyaz ışığında gözlerini gördüm. kayısı iriliğindeki gövdenin ön tarafında iki kara bilye. ortalarında alnımdaki ışık çift olmuş parlıyordu. babayı başarıyla süzgeçleyemediğim halde öldürmek durumunda kalacağıma dair düşünce o sırada belirdi. sanıyorum hep vardı da, hadiseye karışmak için hazretle göz göze gelmemi beklemişti. fikir beni rahatsız etti, aynı anda duraklattı, çokbacaklı kültablası da hareketsiz, göremediğim nefesler alıyordu, bir enstantaneye dönüştük. kafalarımızda aynı ışıkla vücutlarımız hareketsizdi… zihnimi durduramıyordum elbet. gözlerinden gözlerime geri gelen ışığa bakarken, yeteri kadar aydınlık olsa suratımın yansımasını görebilirim diye düşündüm. düşünceler tren oldu; bu hayvanoğlu hayvanı gebertmeden nasıl evden atacağım; ne kadar güzel bir yaratık; acaba yaşlı mı; tam da köşede duruyor puşt; yer çetrefilli ve ışık az, ilk hamlede halletmek lâzım, tek hamle, o dururken ben yapacağım; bana bakıyor, ne hissediyor, düşünüyor mu? aç mı? bakıyor. hadi kıpırda, kirişi aş ve tavanda dur, sarı ışığa gel, maviden kurtul; örümcekler sıçrar, ya bu pehlivan kimbilir nasıl sıçrar; artık yapmalıyım, bakışa bakışa tedirginlik sardı, bu ne lan, hipnotize oldum, şu işi bitireyim... müge de emniyetli mesafeden bakıyor, alışık, onsekiz senede benzerine çok rastlamış. anlatıp dururdu zaten, ‘-bahçeyi sulardım, duvar bunlarla kaplanıverirdi, son zamanlarda azaldılar, büyüklerinden de görünmez oldu’ diye. al bana işte, karşımda boncukları dikmiş bakıyor. o büyüklerinden. orincek. ağababası. yengeç yengeç! kaç sivriyi ağlayıp bağlayıp emmiş bitirmiş, kimbilir kaç kınkanatlıyı boğazlayıp yutmuştur... hareket et mastor, az aşağıya gel, meydanda dur, güzelce bitirelim şu işi. maksat, sana bişey olmasın.

…
kıpırdamadı.
hamle beceriksizce ve başarısızdı.
öldürmemeyi başaramadım.
ne zavallılık... tam da öldürmeyi bırakırken.

yazayım da kurtulayım / bok-kokan kelimeler

havada uçuştukça burnuma bok kokusu salan bazı kelime ve terimler var. koku elbet harflerden değil, bu sözleri bilip bilmeden olur olmaz sıçanların kıçlarından geliyor. konuşup yazarken beyni devreden çıkaranlar, önlerine atılan moda lafı kalküta’nın fareleri gibi kapışıyor, çiğnemeden yutuyor ve hep birlikte osurarak sıçıyorlar. dili mili bıraktım kenara, budalalığa düşman kesildim. hipnotize mi oluyorlar da, beğendikleri üç kişiden ikişer kere duydukları lafı kaydedip her fırsatta etrafına anlamsız cümle kuruyorlar, çözemedim. kimi sözcükten terimden öyle usandım ki, konuşurken yazarken yeri geldiğinde dahi kullanmaz oldum. çünkü milyonlarca ağız tarafından ileri geri tepile tepile kullanılmaz hale geldiler. bu bir linç. onları dilimden düşürmek zorunda kaldığım için üzgünüm. çoğunu becerebildiğim kadar zihnimde saklayacağım, yerleri geldiğinde nâdiren de olsa kullanarak bendeki hatıralarını yaşatacağım. sıralıyorum:

- sonuçta (hele cümle bununla başladığında oklu kirpiye dönüyorum)

- bi şekilde (esası 'benim aklım buraya kadar, sonrasını bilmiyorum, anlamıyorum. oluyor, bakıyorum, çakmıyorum ama hakkında ileri geri konuşuyorum' demek. -nası oldu? -bi şekilde… hangi şekilde? biliyorsan niye anlatmıyorsun, bilmiyorsan neyi anlatıyorsun?)

- açıkçası (bakın sadece okudum ve öğürdüm bile, kahvaltıda damaktan akıttığım bal ile sonrasında yuttuğum balıkyağının tadları midemden ağzıma harman oldu. bu lafı duyduğumda kayıp götüstü oturan insan görmüş gibi hissediyordum. artık o kadar sık oluyor ki zevki kaçtı, otomatik gülüyorum, ensemin taa içlerinde demiyelinize yaralarım sızlıyor. açıkçası ne demek? sır mı veriyo? kıyak mı geçiyo? kullanım sıklığıyla sahte samimiyet derecesi arasında düz orantı yok mu? insan kullanacağını hissettiği veya ağzından kaçtığı an durmalı, kendine sormalı: ben ne yapıyorum? bu kelimeyi ne amaçla sarfediyorum? ne anlatmak istiyorum? sahtekâr birisi miyim, yoksa boş konuşan dallamanın teki miyim? bunu niye yapıyorum?)

- etik (bu götü büyük kendi büdük kelimecağız hâlâ buralara yabancı bir kelime ve hep öyle kalacak. çünkü içerik yabancı geliyor anadınmı... düşününce; gerçekten de karışık kafanın alacağı şey değil... icabında.)

- organik (bence sokaktaki yirmi kişiden onyedisi bu kelimeyi gün içinde merhaba ve ne haberden daha fazla kullanıyor. kaçı ne anlama geldiğini bilmiyor? yirmisi de. çünkü bence yüz kişiden biri filan biliyor. gözlemlerimi buharlaştırdığım bu hayalhesabıma manavlar da dahil. velhasıl bu kelimeyi sarfedenleri toprağa havale ediyorum. bir gün organsız kalacaksınız çünkü kurtlar ve böcekler onları yiyecekler… sensin organik!)

- örümcek (bu nerden çıktı be? pardon ya bu temiz, kullanabilirsiniz. altımdan kaçmış… bilinçaltımdan. brrr!)

- hijyen (daracık yerlerde içlerinde kilolarca bokla alt alta üst üste tıklım tıkış debelenip duran yaratıkların bu kavramla olan takıntılı ve gerçekdışı ilişkisi, bence çözülmesi uzun mesai isteyen karmaşık bir konu. o kadar vaktim yok, zaten ilgi de duymuyorum. lafı duyduğumda aklıma hastane geliyor, sarfeden ağzın sahibine bakıyor, ebesini yargılıyorum. iyi hissetmiyorum ama başlatan ben değilim. bu bir reaksiyon. hatta refleks. umarım zaman içinde sağlığımı tehdit etmez. gerçi o takdirde kelimeyi yalanlamış olurum. fakat suç kelimede değil. onu dolayan o diller yok mu. aloo! bok ve ceset içinde yaşıyoruz, haberiniz yok mu? bok ve ceset. gördüğümüz herşeyin içinde ve üstünde bok var. etrafta hareket eden her şey sıçıp duruyor. ve hepsi de ölüyor. hijyenmiş hıhaha!)

- keyifli (kavramı köküyle söküp ömrümden çıkardım, artık zevk kullanıyorum. artık dediğim, bundan böyle, yoksa zevkler orijinal.)

- sosyal sorumluluk (terimi kullananlara ‘sosyal’ kelimesinin anlamı sorulmalı, cevap alındıktan sonra kendilerine, ne olduğu tam anlaşılamamış bir kavram hakkında sorumluluk duymanın mânâsızlığı izah edilmeli.)

dahası var elbet, fakat bu kadarı bile içimi burdu. sonraki küllüğe birkaç tane daha bastırırım.

sokakta / daha iyi basketbol

1- topu çene hizasına kaldır, bırak
2- nereye kadar sıçradığına iyi bak
3- karın hizâsı iyidir, azı da olur, fazla şişkinse parmak sakatlar, top kayıpları cabası
4- duruma göre hareket et işte lan, daha ne yapayım, havasını mı alayım (sibobu çakıyla kalemle kurcalama, bozarsın.)

evde / daha iyi sarmak

1- kıvırırken sıkıca tut
2- kağıdın gereken yerini hafifçe, incecik ıslat, deve gibi dilleme
3- sıkıca tut, gevşetmeden kıvır, dola
4- yapıştırmaya sağ başparmakla ortadan alta doğru başla, sonra sol ikiziyle ortadan üste tamamla (sıkı tut)

müzik ödevi

nature boy şarkısının en az beş değişik yorumunu buluştur ve dinle. şarkıyı yapan tuhaf insan hakkında bilgi edin... eden... ahbez.

altersözlük

ass: göt
assist: götçü, göt yanlısı, götsever
assist leader: götçülerin lideri, götçübaşı

hadiiyiolun, eyv.

batug@hotmail.com