DAHİ ANLAMINDAKİ BYNUM AYRI YAZILIR

 

orkunco@gmail.com
25 Ekim 2008, Cumartesi


Andrew Bynum yeni sezon öncesinde Lakers’taki en önemli konu başlığı, en sıcak gündem maddesi, en merak edilen oyuncu; artık hangisini seçerseniz... Çaylak sezonu ve sonrasındaki yaz boyunca Alim Karasu’nun fırsat buldukça kendisi hakkında “cacık olmaz” yorumunda bulunduğunu düşünürsek... Hiç de şaşırtıcı değil! Spordaki Alim Etkisi’ni bilen bilir; kendisinin erken pompaladığı oyuncuların ve takımların kariyer ve sezonları başaşağı gitmeye başlar, bir halt olmayacağına kanaat getirdiği oyuncu ve takımlar ise genelde toparlanırlar. İbrahim Akın bugün Olimpiyat Stadı’nın tribünlerindeki 53 taraftarın önünde rüzgarla mücadele eden bir İstanbul BŞB futbolcusuysa bunda Beşiktaş formasıyla ilk parladığı maç olan, Özgün Özdede ve Alim’le birlikte bir batug.com turnuvası vakti Beşiktaş’taki Tiyatro Kafe’de izlediğimiz, skor 0-4 iken Anıl Çelebi’nin telefonuma “Ctrl+Alt+Del Bosque şeklinde, daha sonra gazetelerce kopyalanacak bir mesaj geçtiği, 3-4 olunca birlikte Özgün’ü yumrukladığımız, İnönü Stadı’ndaki çalışma nedeniyle İzmit İsmetpaşa Stadı’nda oynanan o Antep maçının ardından Alim’in kendisi için sağda solda “5 tane Alex, 55 tane Ayhan eder” demesinin payı büyüktür. Onun öncesinde NBA TV’de yorumcuyken TJ Ford’un üzerine “Bu gece NBA’in üzerine yeni bir güneş doğdu” demiştir, bugün sokakta görse tanımaz. En son bugün Beşiktaş-Sivas maçının devre arasında telefonlaştığımızda “Takır takır top oynuyoruz” dedi, ikinci yarı maç tıkandı, berabere bitti. Neyse, amma uzattım. Diyeceğim, Bynum Alim’in kendisine çizdiği yolda ilerliyor. (Bu arada Alim’in o vakitler yaptığı Bynum klibini görmeyen varsa buyursun)

Bu yazıyı Bynum’a ayırdım, iki sebeple. Birincisi, takımın en merak edilen oyuncusu olmasının yanında şu sıra yeni kontrat için menajeri ve Lakers arasında hararetli görüşmelerin sürmesi. İkincisi ise geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamayla ilgili, onu seven, üzerinde emeği bulunan ve saygı duyduğunu bildiğim bir abisi olarak birkaç nasihatte bulunmak istemem.

Kontrat pazarlıklarında durumu özetleyeyim: Kendi boyutlarında olup koşabilen hemen herkesin mid-level civarı para aldığı bir ortamda, henüz 21 yaşında olup geçen sezon üzerinde ciddi bir baskı varken sakatlanana dek kabaca 13 sayı (%63 şut isabeti)-10 ribaund-2 blok ortalamaları yakalamış bir oyuncu olarak Bynum haliyle mütevazı miktarlara sözleşme yenilemeyecek. Kendisi yaz ortasında “Benim için maksimum kontrat şart değil” gibi bir açıklama yapmıştı ama sonra menajeri çıkıp “Çocuk işte” gibisinden bir açıklamayla durumu düzeltti. Şaka gibi ama şaka yapmıyorum, gerçekten böyle oldu. Herhalde perde arkasında da çocuğu “Oğlum sen manyak mısın?” diye başlayan bir şeyler söyleyerek azarlamıştır. Bu kişi, yani David Lee şimdilerde kulüple çatır çatır pazarlık halinde. Önceki hafta içerisinde görüşmelerin gidişatından memnun olmadığını basına sızdırmıştı, sonra bir kez daha Mitch Kupchak’le bir araya geldiler ama herhangi bir gelişme haberi yok. Lakers bu çocuğa inanıyor, zaten geçen sezon yaşananlar, Jason Kidd gibi bir adam için bile verilmemesi de gayet net kanıtlar bu konuda. Ama bir yandan da söz konusu maksimum kontrat, parası bizim cebimizden çıkmıyor ve henüz yarım sezonluk ciddi performans göstermiş, akabinde uzun süreli sakatlık yaşamış bir adam söz konusu. Kulübün tereddütünün haksız olduğu söylenemez. Gelecek yaz nasılsa sınırlı serbest olacağı için bu sezon da beklenip durumu izlenebilir ama diğer taraftan mutlak şampiyonluk parolasıyla başlanan sezona çocuğu kafası karışık halde sokmak da ayrı bir risk. (Bkz: Geçen sezonki Ben Gordon-Luol Deng) Ben bu işin önümüzdeki birkaç günde çözüleceğini düşünüyorum. Bynum’un draft edilmesinde Jerry Buss’ın oğlu Jimmy’nin ısrarının büyük payı olduğu söylenir. Ayrıca Lakers’ın bir pivot geleneği vardır, malum. Bu iki rasyonel olmayan etken de Lakers’ı yumuşatacak gibime geliyor; tabii Bynum, daha doğrusu menajeri de biraz fedakarlık yapabilir.

Gelelim diğer konuya...

Geçen hafta Lakers.com için Bynum ve Jordan Farmar’a “Would you rather...” soruları sormuşlar. Tamamını okumak isteyen varsa buradan sayfaya ulaşabilir. Sorulardan biri “Hayvanlarla iletişim kurabilmeyi mi istersiniz, kadınların zihnini okuyabilmeyi mi?” şeklinde. Bizim kerataların ikisi de “Kadınların aklından geçenleri zaten biliyorum” diye başlayıp hayvanları tercih etmişler. Tamam canım, oldu. Farmar’ın muhtemelen UCLA çocuğu olmaktan, ortamdan ortama akmaktan ileri gelen bir artistliği söz konusu, ben olayı çözdüm tadında takılıyor, belki bir parça da yiğitliğe bok sürdürmeme kaygısı taşıyor. Bynum ise geçen hafta bahsettiğim gibi bilgisayar meraklısı, PlayStation ve Xbox’ta çok vakit geçiriyor, hatta bunlarda online kapışıp beni yenebileceğini düşünen varsa beri gelsin diye kullanıcı adını açıklamıştı, dolayısıyla kızlara takılmıyor ve annesini, anneannesini, teyzesini falan referans alıyor diye tahmin ediyorum. Yapma sevgili kardeşim, yapma... Ribaund almaya, anakart değiştirmeye, video oyununda Beşiktaş’ı alıp Barcelona’yı yenmeye benzemez bu işler. Uyku uyuyamazsın. “Ulan kedi niye tırmaladı acaba beni” diye uyuyamayanı görmedim. Adamın asabını bozmayın.

Ha, söylediklerinizde samimiyseniz... Kadının zihnini okuyabilen karşısındaki savunmacınınkini de okur, kat etmeye niyetlenen arkadaşınınkini de, hakeminkini de... O zaman çıkın takımı şampiyon yapın!


Salı gecesi Staples Center’da Portland maçıyla sezonu açıyoruz. Drew Efendi’nin karşısında Greg Oden olacak, maçın ilginç bir boyutu da bu eşleşme. Öyle idare eder falan değil, net iyi performans istiyorum. Keza hazırlık maçlarının hareketli ismi Farmar da, sakatlıktan yeni dönen Vujacic’in etkisiz kalabileceği bu maçta Odom’la birlikte yedekler arasında öne çıkmalı. Hadi bakalım kadın dekoderleri, hodri meydan.

 


Tıkla ve Lakerların kalesine buyur
ya da şuraya bir mail at

lakers

anasayfa