DEMEK GİDİYORSUN

 

orkunco@gmail.com
8 Temmuz 2009, Çarşamba

2007-08 sezonunun bir noktasında Lakers kadrosundaki oyuncuların büyük bölümünün ne kadar sempati duyduğum oyuncular olduğunu düşünmüş ve nihayetinde bir gün bu kadronun da dağılacağını aklıma getirerek rahat batması denen hastalığa ortam hazırlamıştım. Herkes zaten takımını sever, bu başka bir şey, ama bazen kadroda ne kadar fazla ayrıcalıklı gördüğünüz, basketbolu takımınızda bıraksın istediğiniz oyuncu olduğunu farkedersiniz. Ya da bir an öyle gelir diyelim, çünkü bu gibi durumlar genelde takım iyi giderken yaşanır.

Örneğin geçen sene bu düşünceye daldığımda 'ayrıcalıklı' listemde yer bulan oyunculardan biri de Ronny Turiaf'tı. Muhtemelen hemen her Lakers taraftarı da benzer hisleri taşıyordu ona karşı. Ölümün kenarından hem hayata hem de basketbola dönen, her maçta her şeyini veren, sahada olmadığı anlarda takımın en ateşi taraftarına dönüşen, üstelik oynadığı dakikalarda da gayet faydalı olan bir adamı kim sevmez ki? Bana da, kontratının sezon sonunda bitmesinin ardından, Bynum'ın dönüşü sonrası kendisine hemen hiç süre kalmayacak olan Ronny'yi başka takım forması altında görmek çok zor olacak gibi geliyordu. Lakin play-off'ta rakipler ve maçlar sertleştikçe defolar da göze daha fazla batmaya başladı. Turiaf'ın bütün iyi niyetli mücadelesine rağmen pota altından pozisyon bitirme ve ribaund alma konusunda yetersizliği çok sırıttı; öyle ki, bu sezonki Odom ölçüsünde değil, sadece düzgün katkı veren bir yedek uzunumuz olsaydı 2008 final serisi başka türlü sonuçlanabilirdi inancındayım. Ve makyajın aktığı play-off'un ardından Turiaf eskisi kadar yokluğuna dayanılmaz gözükmüyordu bana. Golden State'le 4 yıl için 16-17 milyon dolarlık offer sheet imzaladığını öğrendiğim andan beri o teklifi karşılamayacağımızı biliyordum ve açıkçası burukluk bile hissetmedim. Dedim ya, işler yolundayken herkes şirin gözüküyor. Ama biri gelip tokadı yapıştırdıktan sonra oyunculara karşı var olan o romantizm kaybolabiliyor. Önceden takımın şampiyonluk resminde mutlaka görmek istediğiniz biri olarak aklınıza gelen Turiaf'ı bir noktadan sonra takımınızın ihtiyaçlarını giderebilecek nitelikleri barındırmayan bir uzun diye tanımlıyor zihniniz.

Sezon içerisinde birkaç kez bahsettiğim üzere, Trevor Ariza da benim ayrı yere koyduğum oyunculardan biriydi. Hatta onlardan da ayrı biriydi. Bu sezon bir Lakers forması alacak olsam pek fazla düşünmeden 3 numarayı ısmarlardım. Sessiz, kendi halinde yapısı, 3-4 sayıyla bitirdiği bir maça bile ciddi etki edebilen oyunu, yürekten çabası ve dış şutlarda gösterdiği gelişimle Ariza, yine Turiaf gibi sadece benim değil, bütün Lakers taraftarlarının en sevdiği oyuncular arasına girmişti. Ona karşı sempatinin giderek büyümesinde etkili olan, virgüller arasına sıkıştırmak istemediğim bir diğer özelliği de Ariza'nın hemen hiç saçmalamamasıydı. Oyununun ve yeteneklerinin sınırlarını, takımının ondan beklentilerini çok iyi bilen, doğru şutu atmaya, doğru pası vermeye, doğru hamleyi yapmaya çok dikkat eden bir oyuncuydu. Herhalde daha önce de aynı şeylerden bahsetmişimdir, bu demek değil ki yaptığı her iş başarılıydı. Elbette onun da boş şutları sokamadığı, topu kaybettiği, içeriye girip uzuna tosladığı oldu, hem de çok. Ama Mbenga, Morrison, Powell gibi ana rotasyonun dışında kalan oyuncuları saymazsak, bu sezon takımın ciddi miktarda maçını izleyen bir Lakers taraftarının en az sayıda "Lan n'aapıyosun!?" ya da farklı dillerdeki karşılıklarını dediği oyuncudur Ariza.

Bunların yanında Mayıs-Haziran aylarında Turiaf benzeri bir düşüş yaşamadı, aksine performansını daha üst seviyeye çıkardı. Ve yine önceki yazıda da bahsettiğim gibi, rahat maçlarda göz boyamadı, en kritik dönemeçlerde onun da eli görülüyordu. Houston serisinin ilk iki maçı 1-1 geçildikten sonra deplasmandaki çok kritik maçta 3/4 üçlük, 13 sayı, 4 top çalma... Denver serisinde ikinci maçtaki 6/7 şutla attığı 20 sayı ve 4 top çalma yetmeyince yine 1-1'le gidilen deplasmandaki üçüncü maçta 3/5 üçlük, 16 sayı ve maçı mühürleyen top çalma... Kazananın seride öne geçeceği ve Denver'ın üçüncü çeyrekte bir ara 7 sayı önde olduğu beşinci maçta 4/7 isabetle 12 sayı, 5 ribaund, 4 asist, 2 blok, 1 top çalma... Bir sonraki kapatma maçında 7/9 şutla 17 sayı, büyük bölümü maçın henüz kafa kafaya gittiği anlarda... Final serisi dördüncü maçında takımı yattığı yerden kaldıran adam; 16 sayı, 9 ribaund... Beşinci maçta ise Orlando'yu yere yatıranlardan biri; 15 sayı, 5 ribaund, 2 top çalma...

Bu adamı başka bir formayla görme düşüncesi neredeyse Kobe'ninki kadar zor gelmeye başlamıştı ve muhtemelen kendisi de başka bir formayı sırtına geçirmeyi hiç istemiyordu. Her şeyi bozan, şu sıralar Ariza'nın hakkında "nerden bulaştım buna" diye düşündüğüne emin olduğum, görgüsüz menajeri David Lee oldu.

Bazılarının yanlış bildiği bazı detayları düzeltmek için Ariza'nın gidişi ve Artest'in gelişinin üzerinden geçelim. Öncelikle Lakers'ın Ariza'ya Rockets'ınkinden daha düşük bir teklifi olmadı. Los Angeles'lı gazeteci Eric Pincus'un haberine göre Lakers Ariza'ya mid level seviyesinde, yani Houston'dan aldığı kadar bir parayı vermeye hazırdı, hatta Lakers'ın teklifi küçük artışlar da barındırıyordu ve diğer takımların verebileceği beş yıllık tam mid-level teklifine göre 1 buçuk milyon dolar daha fazla kazandıracaktı Ariza'ya. Lakers ayrıca 5 yıl için 36 civarına da çıkmaya hazırdı. Buna karşılık Lee kapıyı 50 milyon dolardan açınca Kupchak "Öyleyse siz bir dolanın hele, diğer takımlardan 50 veren çıkarsa tekrar konuşuruz" dedi. Lee de tam bu noktada, Kupchak'in soğukkanlı tavrı karşısında kontrolü yitirdi ve saçmalamaya başladı. Daha görüşmelerin ilk gününde basın yoluyla aba altından sopa göstermek nedir? Menajer değiliz ama daha görüşmelerin ilk gününde karşı tarafı tehdit etmenin, basına ağlamanın bu işin adabında yeri olmadığını bilecek kadar takip ettik bu ligi. Kaldı ki adamlığı sakat olduğu gibi, işini de bilmiyormuş ki, ortada Artest gibi bir alternatif varken Lakers'ı çaresiz, Ariza'ya muhtaç zannedip ileri geri konuşarak karşı tarafın ipleri koparmasına yol açtı. Aferin! David Lee'nin gerzek pazarlık stratejisi yüzünden Ariza şampiyon takımdan ve büyüdüğü şehirden kopup, gelecek sezonu büyük ihtimalle lotarya hesaplarıyla geçirecek bir takıma ve kendisi için hiçbir anlam ifade etmeyen bir şehre gidiyor. Hem de 50 milyona falan değil, Lakers'ın da vermeye hazır olduğu paraya...

Bir diğer yanılgı: Sanılanın aksine Lakers Artest'e başından beri göz koyduğu için Ariza'yı bırakmadı. Bu transfer hakkındaki olumsuz yorumlar hep "Şampiyon takımsın, ne diye böyle bir risk alıyorsun ki?" noktasına geliyor. Oysa Lakers'ın önceliği Ariza'ydı. Karşı tarafın tutumu karşısında Lakers Artest alternatifine döndü ve bu da gayet doğru bir karardı. 50 milyon gibi uçukoğlu uçuk bir miktarla masaya oturan ve istediği yanıtı alamayınca daha ilk gün oyunu pisleştiren karşı tarafın yola gelmesini beklerken, Ariza için takımın uygun gördüğü miktara gelmeye hazır olan daha iyi bir oyuncuyu kaçırmak, hem de muhtemelen Cleveland gibi şampiyonluk yolundaki en ciddi rakiplerden birine kaptırmak, üstüne bir de Ariza ve menajeriyle anlaşılamazsa büyük bir salaklık olurdu. Artest isterse bundan 10 kat daha sorunlu bir oyuncu olsun...

Bir süre önce başka formayla düşünemediğim, düşünmek istemediğim Ariza artık Laker değil. Bunun kesinleştiğini öğrendiğim an, Artest'in Lakers'la anlaştığı haberini gördüğüm andı. Bir an Artest'i falan düşünmedim, içimden bir ses "Ariza gitti" dedi, kalakaldım ekrana bakarak. Turiaf'ın aksine Ariza'nın ardından içimde bir burukluk var. Tesellim Cleveland'a falan değil de, belini doğrultmak için biraz zamana ihtiyaç duyacak gibi gözüken bir takıma gitmiş olması.

Ama "Ariza gitti" algısı yerini kısa bir süre sonra "Artest geldi"ye bıraktı. Sonuçta her oyuncudan önce Lakers'ı seviyorum, seviyoruz. Ariza da üzerinde Lakers forması varken favori oyuncularım arasına girmişti. Ve evet, Artest'in Lakers için daha iyi olacağına inanıyorum. Ama bu konuyu bir sonraki yazıya bırakalım. Bu Ariza'ya bir veda yazısı gibi kalsın. Ve kendisine, ona karşı oluşan sevginin nerden kaynaklandığını tek başına anlatabilecek şu enstantaneyle selam edelim:

http://www.youtube.com/watch?v=AqSJucwX4Cg


 

 

Tıkla ve Lakerların kalesine buyur
ya da şuraya bir mail at

lakers

anasayfa