"DERS DÜŞTÜ" DERKEN GELEN HOCA

 

orkunco@gmail.com
5 Ağustos 2009, Çarşamba

Okul yıllarında dersin hocasının gelmediğini düşünmeye başlamışken geciken hocayı ufukta görmenin hayalkırıklığına herkes yaşamıştır. Ders sizi geriyorsa, sözlüsü falan varsa mideye daha da fena oturur, bilirsiniz. Öyle değil mi sevgili Bill Simmons? Kim bilir ne de güzel hazırdı felaket senaryoların, tıpkı Denver serisi daha 1-1 olduğunda Lakers'ı dağılma noktasına getirdiğin gibi. (Düzenli okuyucuları "Ne yazmıştı ki yahu" diye düşünmesin, o dönem J.A. Adande'yi konuk ettiği BS Report'tan bahsediyorum) Lakers geçen sene play-off'ta iyi performans gösteren iki uzunundan birini kaybetme noktasına gelmişti, üstelik Simmons'a göre ligin en iyi savunmacı 2-3 numarası olan (Bürrrrrsssssstttt, buna da geleceğiz birazdan) Trevor Ariza'yı da manyak Ron Artest'le değiştirdikten sonra.

Bir ay süren Odom-Lakers görüşmeleri bir noktada tıkanmış durumdaydı, hatta kopmanın da eşiğindeydi. Lakers'ın ilk teklifine Odom'dan yanıt gelmeyince sinirlenen Jerry Buss teklifi geri çekti, Odom beklediği miktarı bulamayınca daha az para verebilen eski takımı Miami'ye yanaşır oldu, bu sırada ligin tüm diğer şampiyonluk adayları da "Vur koçum, yazarsın ordan" diyorlardı içlerinden. Odom kumarın babası Buss'a Kemal Sunal gibi "Restine rest ulan" diye karşılık verip Miami'nin mid-level teklifini kabul etseydi Lakers'ın onun yerini doldurmak için Joe Smith, Drew Gooden, Hakim Warrick gibi, Odom'la kıyaslayınca çok da etkileyici gözükmeyen ve miktarı çok kısıtlı seçenekleri olacaktı, üstelik mid-level exception da Artest için kullanılmış olduğundan bu oyuncuları veteran minimuma ikna etmek durumundaydı Lakers. Orlando, Boston, Cleveland ve San Antonio'nun her biri güçlenmiş, Denver da en azından kadrosunu muhafaza etmeyi başarmışken son şampiyonun kan kaybetmesi onlar için harika bir durumdu.

Ne yazık ki şunu yaşadılar (Bu karikatür bir Umut Sarıkaya eseridir):

İki dakika durup alternatif dünyaya göz atalım; ya Odom gitseydi ne olurdu? Birçokları Lakers'ın büyük darbe alacağı görüşündeydi. Bence? İyi olurdu diyecek değilim ama sanıldığı kadar da etkileyeceğini düşünmüyordum. Çünkü Andrew Bynum'ın, tabii yine ciddi bir sakatlık geçirmemesi kaydıyla, normal sezon performansını play-off'a da taşıyacağına inanıyorum. Bu da Odom'ı olmazsa olmaz kategorisinden çıkaracak bir şey. Hatırlayalım, 31 Ocak'ta oynanan Memphis maçında Bynum sakatlanana kadar Odom'ın ne kadar bahsi geçiyordu ve geçiyorsa nasıl geçiyordu? Kerkenez Rihanna'yla birlikteliği başbaşa yemek aşamasında kalan Duvar Andrew'un sakatlıktan uzak kaldığı takdirde normal sezondaki etkinliğini play-off'a taşıma garantisi elbette yok. Sonuçta elimizdeki son play-off verisi hayalkırıklığı bir performans gösteriyor. Ama hem üst üste ikinci kez ağır sakatlık geçirmiş olmanın rahatsızlığını hem de geçen yılki finalin bitiminden beri kendisinden bahsedilmesinin yarattığı baskıyı hissettiğini söyleyebiliriz. Evet, gelecek sezon Odom olmasaydı bu kez yine gözler onun üzerine dönecek ve farklı bir baskı yaşayacaktı. Lakin normal sezonda yakaladığı ritmi bozan bir sakatlık yaşamaması bu baskıyı kaldırma yolunda büyük önem taşıyor. Bu sezonki sakatlığın ona fiziksel olduğu kadar, hatta belki daha fazla psikolojik rahatsızlık verdiği görüşündeyim. Umarım bir daha böyle bir engelle karşılaşmaz.

Bynum'a inansak da Odom'ın kalması büyük bir rahatlık sağlıyor, bir nevi sigorta. Böylece ligin en iyi uzun rotasyonu yine bizde. Tabii yine Bynum'ın play-off'taki silikliğinden kurtulması kaydıyla, ki o görüntüde devam etmesi büyük sürpriz olur. Hem dinlenip hem de çalışmayı sürdürdüğü bir yaz döneminin ardından yine sağlam dönecektir. Odom da Bynum-Gasol ikilisi için en ideal yedek. Her ikisiyle de yan yana oynayabiliyor ve çabuk ayaklı, dışarı çıkmayı seven 4 numaralarla eşleşme sorunlarını çözüyor. Geçen sezon istatistikleri düştü ama savunmada gösterdiği gelişim ve çaba çok etkileyiciydi. Yıllardır çok yönlü oyuncu diye anarız ama benim gözümde esas şimdi, iyi savunma yapabilen bir oyuncuya dönüştükten sonra gerçekten çok yönlü bir oyuncu oldu. Gelişme gösterdiği bir diğer yönü de çok kötü başladığı maçlarda kendini toparlayabilmesiydi. Eskiden maçın başında berbat bir haldeyse devamında da çok farklı olmazdı, hele maç kritik ve gerginse. Bu sezon ise 'gergin' tanımını tam anlamıyla dolduran iki maçta bu zayıflığının üstesinden gelmeyi başardı. Normal sezonda Boston'da, ilk yarısında kısa sürede 3 faul yapıp sadece 2 sayı atabildiği maçı, kazandıran iki serbest atışı da sokup 20 sayıyla tamamladı. Diğer maç ise 2-2 devam eden Denver serisinin beşinci karşılaşmasıydı. İlk çeyrekte oyuna girdikten sonra Chris Andersen'dan feci iki blok yedi ve dağılma noktasına geldi. Şahsen o maçta katkı vermesi konusunda umudumu kesmiştim ama ikinci çeyrekten itibaren toparlanıp maçı 19 sayı, 14 ribaund, 4 blok ve 3 asistle bitirdi.

Bu üçlüden ikisinin işlemediği maçlarda ya da sakatlık durumunda Josh Powell ve DJ Mbenga'dan evvel Artest dördüncü uzun olarak düşünülebilir. Net bir dört numara değil elbette ama malum fizik gücü ve uzunlarla boğuşma kapasitesi sayesinde tüm NBA'de bir kısa beş denerken kadroda bulundurmak isteyeceğiniz başlıca oyunculardan. Yedeği Walton da kalıp olarak o role uyuyor ama son iki sezondaki çokça kötü performansını düşünerek onu hesaba katmamayı tercih ederim. Powell ve Mbenga ise üstlendikleri roller ölçüsünde gayet yeterli oyuncular. "İlk üç uzunumuzdan biri sakatlanmadıkça ya da ikisi birden faul problemine girmedikçe fiilen biten maçların sonları dışında süre almayacaksın. Ha bu arada böyle durumlarda Artest'in senden önce uzun rotasyonuna girme ihtimali var" diyerek Lakers forması giymeye ikna edilebilecek, Powell ve Mbenga'dan daha iyi çok fazla oyuncu yok zaten.

Gelelim Artest'e...

Önceki yazıda da belirtmiştim, Ariza'nın gittiğini öğrenince içim cız etti ama yerine gelen Artest olunca üzüntüm kısa sürdü. Ariza'yı çok severim ama Artest daha iyi oyuncu. Daha iyi oyuncu ama Ariza bu takım için daha iyi parçaydı diyenler olabilir, sonuçta Artest deyince akla problemler ve berbat şut seçimleri geliyor. Çok da haksız bir endişe değil. Ama benim taşımadığım bir endişe.

Şut seçimleri ve problemlerden önce savunmaya, yani Lakers'ın Artest'ten en büyük beklentisine değinmeli. Artest'in birkaç yıl önceki kadar müthiş savunma yapamadığını, son birkaç yılda yavaşladığını söyleyebiliriz. Bununla birlikte Ariza göz önündeki bir takımda önemli rol üstlenmenin yardımıyla ligin iyi savunmacıları arasına adını yazdırdı. Ama Artest hala Ariza'dan iyi savunmacıdır, burada yanlış yapmayalım. Lakers oyuncusuyken de yazıyordum, dolayısıyla içim rahat biçimde tekrarlıyorum, Ariza çok iyi bir yardım savunmacısı ama birebirde o düzeyde değil. Başta sözünü ettiğim "Ligin en iyi savunmacı swingman'i" yorumu ise klasik bir Simmons çalkalaması. Houston GM'i Morey'yle muhabbeti olmasının ve Laker Hater'lığının etkisi yoğundur. Play-off öncesi ve esnasında Lakers'la ilgili her yorumunda bir şekilde Ariza'ya dokundurup yeterli olmadığını ima eden de Simmons'ın ta kendisiydi. Severim Simmons'ı ve ne yazdığını iyi hatırlayacak kadar da sıkı okuyucusuyum ama eğlenmek için okumak daha sağlıklı. Artest yavaşlamasına rağmen birebir savunmada Ariza'dan çok daha etkili olacaktır. LeBron, Carmelo, Pierce gibi oyunculara karşı nihayet adamakıllı bir savunma kozumuz var. Artest'in en önemli getirisi bu. Yardım savunmasında da Ariza'yı aratmaz.

Hücuma olan uyumu açıkçası daha karmaşık. Ariza etkili ve akıllı cut'lar yapan, savunmayı iyi okuyup topsuz hücum edebilen bir oyuncuydu, ki üçgenin aradığı özelliklerdir bunlar. Ayrıca geçen yazdan itibaren geliştirdiği ve tam play-off'ta müthiş ritim bulan bir dış şutla ideal bir tamamlayıcı hücum oyuncusu olmuştu. Artest ise daha kapasiteli ama daha farklı stilde bir hücumcu. Dış şut konusunda sıkıntı yok, bu play-off'lara kadar Ariza'yla kıyaslanmayacak bir şutör olmuştur. Fakat topsuz oyunu Ariza kadar başarılı oynamasını beklemiyorum. Bununla birlikte Artest'in de başka getirileri var. Örneğin post-up konusunda ligin en etkili dış oyuncularından. Pas yeteneği ve saha görüşü Ariza'dan daha iyi. İhtiyaç duyulması halinde kendi şutunu yaratabilir. Toplayıp çıkarırsak kazanç kayıptan daha fazla. Şut seçimleriyle sorun yaratacağını da zannetmiyorum. Houston'ın aksine bu takımın lideri net çizgilerle belli ve o lider Artest'in saygı duyduğu birisi. Phil Jackson gibi bir koç ve çocukluk arkadaşı Odom'ın varlıkları da Artest'in efendice takılması için çok uygun bir ortam oluşturuyor.

Artest'in Lakers'a çok yarayacağını düşündüğüm bir özelliği de maç içinde ortalığı germe potansiyeli. Ciddi bir kavgadan bahsetmiyorum. Bir elektriklenme, biraz oyun içi sertlik... Son bir yıl içinde gözlemlediğim bu tip şeylerin Lakers takımının performansına çok olumlu etki ettiği. Zaten hep Lakers'ın maç içinde uyuyakalma halinden şikayet etmiyor muyduk? İşte Artest bir çeşit kafein görevi üstlenebilir.

Odom'ı kaybetmeden Artest'i takıma katmakla bence net biçimde güçlendik. Bu arada bu ikisinin gölgesinde kalan ama değerli iki gelişme daha yaşandı. Birincisi Shannon Brown'ın takımda tutulması. Kontrat 1+1 formunda. Bu sezon tam Farmar'ın önüne geçmişken Houston serisinde Fisher'ın cezalı olduğu maçta Farmar ilk beş çıkıp çok iyi oynayınca Phil Jackson onu gözden çıkarmamaya karar verdi, Brown da üçüncü guard olarak kaldı. Ama eğer Farmar kendini toparlamazsa, bu kez sezona Lakers'la başlayıp hazırlık kampına da katılacak olmanın avantajıyla, savunması açık ara Fisher ve Farmar'dan daha iyi olan Brown en fazla dakika alan point guard olabilir. Teknik heyetin gizli kahramanlarından Craig Hodges'ın yardımıyla şutunu da geliştirmeye devam etmesini bekliyorum. Gelecek yıl serbest kalma opsiyonunu kullanıp çok daha iyi bir kontrat isteme pozisyonuna gelebilir. Diğer güzel gelişme de Adam Morrison'ın yaz ligi maçlarında gösterdiği iyi performans. Bu maçlar mühim değil belki ama Morrison'ın bu tip bir morale ihtiyacı vardı. 3 numara rotasyonunda önünde yer alan Walton kesilmesi zor bir oyuncu değil. Keza toparlanamazsa Sasha Vujacic'in de süreleri alınabilir. Vujacic-Morrison ikilisinden birinin bu yıl hiç katkı alamadığımız 'şutör' rolünü doldurması takıma büyük güç katar.

Yaz şimdi daha yaz gibi gözüküyor. Eurobasket'te gözümüz Gasol, Vujacic ve Belçika'nın elemeyi aşması durumunda Mbenga'nın üzerinde.


 

 

Tıkla ve Lakerların kalesine buyur
ya da şuraya bir mail at

lakers

anasayfa