“YA Bİ PAZAR DA POLONEZKÖY’E GİDELİM, DİZİMİZDEN SIVI ALDIRALIM”

 

orkunco@gmail.com
3 Haziran 2010,
Çarşamba

Bitirme tezim beni bir kenara çekip, “Evladım gerizekalı mısın, sağa sola basket yazıyorsun, beni yazıp bitirsene önce” demeden önce, siteye son yazımı OKC serisinin beşinci maçından saatler önce yazmıştım. Dördüncü maçta ağır fark yenilmiş ve seri 2-2’ye gelmişti. Takımın bench’i de, Artest’in şutu da, Fisher’ın savunması da, Lost’un gidişatı da felaket gözüküyordu ama en kaygı verici olan Kobe’nin haliydi. O yazıda da söylediğim gibi, kariyerinin belki de en kötü basketbolunu oynuyordu ve dillendirmek istemesem de, toparlanacağına olan inancım epey azalmıştı. Daha doğrusu böyle dramatik boyutta bir ayağa kalkış performansı göstermesini beklemiyordum. Meğerse farkında olmadan o yazıyı Kobe –ve tabii dolayısıyla takım- için çok kritik ama o gün için medyaya yansımayan bir gelişmeden sonra yazmışım.

O serinin ilk dört maçında 21.5 sayı, %38 şut isabeti, 4 asist ve 3.5 ribaund gibi Stephen Jackson istatistikleriyle oynayan Kobe, dördüncü maçın ardından kendisini iyice zorlamaya başlayan şişmiş vaziyetteki sağ dizinden ciddi olduğu söylenen miktarda sıvı aldırmış. Bu sıvı aldırmanın ardındansa OKC serisinin beşinci maçından başlayarak her maçta iyi de değil, çok iyi oynadı. Takip eden 12 maçtaki ortalamaları 31.3 sayı, %52 şut, %41 üçlük, 7 asist, 5.6 ribaund. Phoenix serisinde tam delirdi, edit player ekranında özelliklerinin tamamı 99 yapılmış gibi oynamaya başladı; 33.7 sayı, %52 şut, %43 üçlük, 8.3 asist, 7.2 ribaund. Ve gerçekten, bazı anlarda soktuğu şutların zorluğunu, oyuna etkisini aslında bu miktarlar bile yeterince anlatamıyor muhtemelen. Nasıl bir şeymiş yahu bu sıvı aldırmak? Ben de aldırmak istiyorum.

Takımın en iyi oyuncusunun ölü vaziyetten birden en üst düzeyde performans vermeye başlaması takımın sorun yaşayan diğer parçalarının da ‘sıvılarını’ aldı sanki. Örneğin Fisher… Bütün yıl kendisini izlemek eziyet halindeyken, Amerikan medyasında ara ara gördüğüm “Fisher kötü ama kritik anların adamıdır, o yüzden Phil ondan vazgeçmiyor” yorumlarını da öfkeli bir gülümsemeyle takip ediyordum açıkçası. Ama adam harbiden de normal sezonla kıyaslanmayacak düzeyde oynuyor. 17 sayı ve üzerinde attığı dört tane maç var, ikisi Suns serisinde olmak üzere. Toplamda da 16 maçın 10 tanesinde de 10 sayı ve üzerinde attı, ki bu maçların yedisinde %50 ve üzerinde isabet oranı. Savunması bile daha iyi. Harika mı? Hayır. Ondan harika olmasını bekleyen var mı? Hayır. En azından son iki seride Deron Williams ve Steve Nash karşısında paspas olmadı. Lakers hücumda ve savunmada bundan daha fazlasını beklemiyordu zaten.

Sonra Artest… Hücumdaki grafiği halen istikrarsız. Yine de play-off’un ilk dört maçındaki 7 sayı, %30 şut, 3/23 üçlük sefil görüntüye kıyasla çok daha iyi durumda. Arada 4-5 sayılık maçları olduğundan ortalamaları geçiyorum ama son 12 maçın altı tanesinde iyi hücum performansları gösterdi. Bu iyi oynadığı maçların hepsini de Lakers kazandı. (Zaten son 12 maçta iki yenilgi var) Son maçta 10/16 isabetle 25 sayısı var. Beşinci maçın sonundaki maç kazandıran basketinin psikolojisine etkisi midir ve ne kadar süreklilik gösterir bilemiyorum, şahsen bundan sonra düzenli olarak 15 sayı falan atmasını da beklemiyorum. Bana Artest’i başta Kobe olmak üzere takımın şampiyon sıfatına, Phil Jackson’a olan saygısı psikolojik olarak çok etkiliyor gibi geliyor. Belki kariyerinde ilk kez içinde hata yapma korkusu taşıyor. Sezon başında onun sorun çıkarmayacağını, çünkü burada saygı duyacağı bir takımın ve figürlerin olacağını söylemiştim. Beklediğim gibi oldu ama bu tip bir rahat olamama durumu yaşayacağı hiç aklıma gelmemişti. Neyse, toparlanma var. Finalde de 6-7 potansiyel maçın 3-4 tanesinde ‘iyi’ hücum performansı gösterse Lakers’a yetebilir.

Ve bench… Halen güvenilir oldukları söylenemez ama onları da piste alabildik nihayet. Elbette başrol Odom’ın. OKC serisini epey silik geçirmişti ama yavaş yavaş kendini buldu. Bynum’ın sakatlığının onu giderek daha fazla zorlamasıyla birlikte dakikaları artıyor ve altıncı adamlığı sahteleşiyor gerçi ama 14 sayı, 11.8 ribaund ve 3.2 asistle oynadı. Aslında Odom’ın katkısı zaten beklenmedik değil. Bench çok kötüyken bile o işini yapıyordu, her zamanki istikrarsızlığı bir yana. Bench katkısının esas belirleyicileri diğer parçalar.

Onlardan Farmar, Suns serisinin ikinci ve altıncı maçlarında bir yıl aradan sonra ilk kez zorlu bir rakibe karşı, yakın geçen, gerilimli maçlarda iyi performans gösterdi. En son geçen seneki Rockets serinin üçüncü maçında Fisher’ın cezası nedeniyle ilk beş çıkıp çok iyi oynamıştı. O günden beri 20-30 fark olan maçların son çeyreklerinde şov yapmakla meşguldü. İkinci maçtaki 4/5 isabetle 11 sayısı ve altıncı maçtaki 8 sayı, 5 asisti (0 top kaybı) bu maçların kazanılmasında gerçekten çok önemli oldu. Ayrıca kendisini yine uzun bir aranın ardından ilk kez doğrudürüst savunma yaparken gördüm ikinci maçta, ki yıllar sonra bunu hatırladığımda Vefa Küçük’ün kafasına konan rakı bardağını olduğu gibi birilerine doğrulatmak durumunda kalabilirim emin olmak için. Tam Phoenix serisinden önce menajeri arayıp “Olm, senin kontratın bu yıl bitiyormuş lan!” gibi bir şey dedi galiba. Hayırdır inşallah…

Shannon Brown kaybettiği aklını bulabilmiş değil, çok güvenilmez bir çizgide. Vujacic’in sakatlığında alternatifi yoktu, ki ilk iki turu ve Suns serisinin ilk iki maçını kötü de oynamadı aslında ama son iki maçta 7 ve 4 dakika oynayabildi, yerini de muhtemelen Vujacic’e kaptırdı. Gerçi Vujacic son maçta yaptığı büyük denyolukla o yeri geri verme konusunda önemli bir adım attı ama bu tip dingillikleri bir yana, şu sıra şutuyla takım için daha iyi bir tamamlayıcı olacaktır. Sezon içinde hak ettiğinin altında süre bulabildiğini düşünüyordum zaten. Ray Allen’ı kovalama ve Tony Allen’a baskı yapma işlerini de üstlenir oynadığı dönemde. Tabii saçmasapan fauller ve berbat şut tercihleri de yapacaktır. Yapmasa Real Madrid’de oynardı. Mesele katkısının mı yoksa zararının mı ağır basacağı.

Kobe, Fisher, Artest ve bench… Play-off’a girilirken Lakers’ın kafasını kurcalayan, ilk dört maçın ardından “ümit yok galiba” dedirten başlıca dört problemdi bunlar. Hepsi bir ölçüde toparlandı ve takım üst üste üçüncü yıl final serisinde. Orada neler olabilir? O da yarına…

http://twitter.com/orkunco


 

 

Tıkla ve Lakerların kalesine buyur
ya da şuraya bir mail at

lakers

anasayfa