PLAYYOFF'A KAPAK ATARIZ

 

onderbe23@yahoo.com
26 Ekim 2008, Pazar

Bu sezon, geçen sezon nefes nefese geçen Batı yakası playoff yarışının daha sert ve daha zorlu yeni bir versiyonunu izleyeceğimize kesin gözüyle bakıyorum. Bu sene büyük sekizlinin yanına Portland’ın gelmesi yüksek bir ihtimal. Ama işte orda hemen ortada herkesin bakıp da gördüğü ama hesaba katmadığı bir takım daha var; o ki LA’ın hor görülen evladı, o ki acılar takımı (bir zamanların İnter'i), o ki tokatlanan küçük kardeş: Clippers.

Ben Clippers’ın bu sene playoff yapacağına; şampiyon olmasa da playofflarda tartaklanan çocuk olmaktansa saygı duyulan ve ürkülen bir görüntüye bürüneceğine inancım tam. Önce kayıplardan bahsedelim:

Kayıp 1 - Draft ettiğmizden beri sakat olan, dolayısıyla hiç bir faydasını göremediğimiz prematüre çaylak Shaun Livingston takımdan ayrıldı ve açıkçası bunun takıma çok büyük bir etkisi olacağını da düşünmüyorum.

Kayıp 2- 1999-2000 yılı draft’ının 1 numarası, yılın çaylağı ödüllü (Steve Francis'le paylaştı), ve yanılmıyorsam 20 sayı 10 ribaund kariyer ortalamasına sahip 4 aktif oyuncudan biri olan (diğerlerini siz tahmin ederiniz) Elton Brand kağıt ve parke üzerinde büyük bir kayıp, bu konuda söylenecek fazla bir şey yok. Philly’ye hayırlı olsun, bu sene doğu playoff'larını sakatlık olmassa Brand ile garantilediler.

Kayıp-3, Corey Maggette’yi Baron Davis’in kefareti olarak Golden State’e kaptırdık. %46 şut yüzdesiyle içerden dışardan sayı üretebilen Maggette'yi, hem 2, hem de kastırırsan -undersize da olsa- 3 numara olarak kullanılabiliyorduk. Neyse, n'apalım, bütün herkesi elimizde tutamayacağımıza göre, bakalım gelenler ve kalanlar kimlermiş, ne imiş, ne değilmiş...

1.   Baron Davis: Bu adam şu anki oyuncular arasında en yetenekli, en kuvvetli ve bu oyunun en hakkını verenlerden biri. Bu adamın takıma etkisini ve kattığı gücü sadece istatistiklerle anlatamayız ama en azından gecen sene 2,3 top calma ortalamasıyla oynadığını, NBA’in en iyi savunmacılarından biri olduğunu göstermesi açısından belirtelim. Diğer yandan bu adam bir winner; bir sezon oncesine, 2006-2007 regular sezonununa gidelim. Batı'yı 8. sırada bitiren Golden State, Playoff'larda sezonun en iyisi, tarihinin en iyi sezonunu geçirmiş Dallas’ı devirirek tarihin en büyük sürprizini - en azından galibiyetler farkı itibariyle en büyük- yaparken bu takımın komutanı, göbekli zıp zıp süperstarımız Baron Davis, 25 sayı ortalamasıyla oynamış, bir playoff oyuncusu olduğunu göstermiş; bir sonraki turda Utah serisinde de Kirilenko’nun üzerinden vurduğu korkunç smaçla bu imajı perçinlemiştir.

Diğer yandan, pozisyonu itibariyle yıllardır eksikliğini çektiğimiz oyun kurucu pozisyonunu doldurup taşırması da cabası; artık dümensiz savrulan gemi görüntüsünden uzak duracağımızı söyleyebilirim. Benim beklentim 24 sayı 9 asist civarı bir ortalama tutturması, sayı konusunda bir şüphem yok -sağlıklı oldugu sürece- asist konusunda ise hem ona, hem de yanındaki bitirici kardeşlerine güveniyorum.

Bir de şu sakatlık ve Baron biribirine yapışmış gibi durma meselesi var. Bir bakalım geçen sene 82 mac oynamış hepsi ilk beşte bu hepimizin yüreğine su serpen bir bilgidir kanımca, diğer yandan New Orleans’tan Golden State’e geldiğinde ciddi bir bel problemi vardı. O donem çok yorum yapılmıştı, Golden State’in bir saatli bomba aldığı konusunda; ama herkesi yanılltı Baron, yılların yaz tatilcisi takımı playoff'a çıkardı, yetmedi bir de T-Mac’e nispet yaparcasına tur atlattı. Neyse, darısı başımıza, beş yıl için 65 milyon dolar, gayet iyi bir fiyata bağladık bence. Özellikle ortada herkese para saçmaya hazır olan Olympiakos'u gördükçe...

2.   Marcus Camby   : Denver’dan 2. tur draft hakkı karşılığında gelen, 34 yaşındaki süper blokçu ve ribaundçu, geçtiğimiz sezon yılın savunma oyuncusu seçilen; son dört sezonda 3 ve üstü blok ortalaması, son beş sezonda iste 10 ve üstü (geçtiğimiz sezon 13.1) ribaund ortalaması tutturmuş, harika bir takım oyuncusu -tamam hiç bir zaman 1996 draftı gibi bir draft'ta iki numaradan seçilecek bir oyuncu olmadı ama asla bir Darko Milicic seviyesinde görülmedi ve düşmedi-, New York’un 1999 yılında Spurs ile oynadığı final serisinde, ikiz kulelere karşı inanılmaz bir mücadele vermiş, belki Patrick Ewing sakat olmasa o final serisinden bir şampiyonluk yüzüğüyle çıkabilecek bir yıldız. Şimdi, bu adam ne yapar; bu adam Kaman ile beraber toplamda 5'in üzerinde blok, 20'nin üzerinde de ribaund ortalaması tutturur, takımın yapıştırıcılarından biri olur ve Denver’dan daha düzgün bir kadro yapısına sahip olan olan LA Clippers’ta kesinlikle sezonu double double ile bitirir. Brand’in bıraktığı skor yükünü alamayacağı kesin -ki öyle bir beklenti yok- ama savunma yönünü fazlasıyla kapatacağına inanıyorum. (Not: Kontratını son iki senesinde ekstralarla beraber yaklaşık 20 milyon dolar kazanacak)

3.   Ricky Davis :  İki yıl için 4.7 milyon dolara (ikinci yıl oyuncu opsiyonlu) anlaşmaya varıldı abimizle, ki bu anlaşmanın da beklenenleri vermesi halinde müthiş bir iş olduğunu düşünüyorum. Kariyeri boyunca ortalama 30 dakikanın üzerinde oynayarak geçirmiş, 14.3 sayı ortalaması tutturmuş, bu dakikaları alamayacağı ve kariyerinin düşüşte olduğu gözlenirse daha çok bir rol oyuncusu şeklinde kadroda barınacağı ve maç sıkıştığında - sayıya ihtiyaç duyulduğunda bu işi yapacağı bilinen bir oyuncu. Arada bir kaç maç çıkıp içeriden dışarıdan deli gibi sayı üretip maçlar cevireceğini umuyoruz, ee gün gelip derse ki "kardeşim bu kontrata daha fazlasını beklemeyin", adama bir şey diyemeyiz; ama ben böyle olacağını sanmıyorum. Son büyük kontrat için kasacağını ve bu sezonun sürprizi olacağını düşünüyorum, sonra da haydi bana eyvallah diyerek gidecektir, ne yapalım böyle olursa buna da şükür, şimdiden açıklıyorum yılın altıncı adamı (!) Ricky Davis...

4.   Eric Gordon : Bu genç kardeşimiz geçen seneki berbat sezonun armağanıdır bize, 7. sırada seçtiğimiz bu oyuncuyu ben daha seyredemedim, kendisinin bir kaç videosunu yakaladım sadece, onlardan gördüğüm kadarıyla bu arkadaşımızın inanılmaz crossover'ları var, bir adamı parkeye yapıştıracak kadar bileklerini kırdığını gördüm. Bunun yanı sıra hızlı hücumda üçlük atacak kadar güvendiği bir şutu var, uzayacak üçlük çizgisi konusunda da hiç bir problem yaşamayacaktır; çünkü kendisi NCAA'deki çizgiyi pek sallamadan nerden bulursa potaya yollayabiliyormuş, gördüğüm kadarıyla penetreleri ve bitirişleri de bir o kadar etkili bu kardeşimizin. Bir “Dwayne Wade kas evrimi” geçirmesi halinde ikinci senesinden itibaren inanılmaz bir skorerimiz olacağının garantisini verebilirim, bu nedenlerle yeterli süre aldığı takdirde ROY’un en onemli adaylarından biridir kendisi. 

5.   Chris Kaman : İşte bence GM Baylor’un Brand’in gidişi konusunda içini rahatlatan adam. Orta mesafe şutu da olan Kaman, son senesinde hem hücum hem savunma açısından bir patlama yaşadı ve Alman milli takımına seçildi! Geçtiğimiz yıl 2,8 blokla oynayan Chris’in bir pivot için gayet hızlı ayakları var ve o cüssede reverse yapan birinin durdurulması çok zor. Bir de ikili sıkıştırma geldiğinde topları doğru yere çıkarabilse (ahh!) o zaman tadından yenmez. Muhteşem defansif gücü olan iki uzunumuz sayesinde, bu sene savunma açısından en iyi pota altı bizde kardeşim (!) -nokta.

6.   Cuttino Mobley : Eski hızını yavaş yavaş kaybetmeye başladı ama hala çok keskin bir nişancı ve hala durdurulması zor bir post oyunu var, kesinlikle lige ilk beş başlar, ama zamanla yerini Eric Gordon’a bıraracaktır. Özellikle bu sene eforunun çoğunu defans yönünde harcayacağını düşünüyor ve dakikalarının da azalmasıyla skor ortalamasının düşeceğini düşünüyorum.

7.   Al Thornton : Benim ve takımın bu adamdan beklentisi cok yüksek. Kaman’ın geçen sezonki istatistiklerini aşamaması, Gordon’un çaylak yılını sorunlu geçirmesi ihtimaller arasında, bu durumda takımın ikinci skor opsiyonu durumunda kendisi. Peki bunu taşıyabilir mi? Geçtiğimiz yılı 12,7 sayı, 4,5 ribaund, 1,2 asist ortalamalarıyla oynayan birinin, takımın ikinci skor opsiyonu olması iyi gözükmüyor aslında ama bu adam 25 yaşında, normal bir birinci yıl oyuncusundan yaşça daha büyük, bu nedenle sahada saçma sapan şutlar, neredeyse çembere değecek olan topa blok yapmaya çalışmayı savunma sanmaktan çok çabuk kurtulduğunu düşünüyorum ve oyununu bir üst düzeye çok çabuk taşıdığını yıl içinde gördük. Sezonu 12,7 ortalamayla bitirse de, all-star arasından sonraki donemi 16’nın üzerinde sayı ortalamasıyla geçirdiğini düşünürsek kapasitesini bir kaç ay içinde %100 arttırdığı net bir şekilde görülmekte. 2,03 boyundaki 25 yaşındaki sophomore'un, geçtiğimiz yılın çogunu undersize kaldığı 4 numarada geçirdiğini düşünürsek, 3 numarada geçireceği bu yılın onun için patlama yılı olacağını; ve hatta M.I.P. adayları arasında olduğunu net bir şekilde soyleyebiliriz. Hatırı sayılır bir üç sayı tehdidi olan, bacakları 3 numara için gayet hızlı olan ve potayı kırarcasına smaçlar yapabilen “torun”un potansiyelini sahaya yansıtacağına inancım sonsuz diyebilirim. İlk bakışta tek eksiği olan asist yapma becerisinin de basketbolda olgunluk ile ne kadar ilintili oldugunu düşünürsek, zamanla normal seviyelere çıkacağını umuyoruz. En iyi ihtimalle ilerde bir Jr. Pippen, en kötü ihtimalle de takım arkadaşı Tim Thomas olacağı beklentisindeyim.

Takım içtimasında kıdemli uzman çavuş Brian Skinner F/C oynayarak 4 ve 5 yedekliyor; onbaşı Tim Thomas arada maçlara katılırsa takıma katkı yapacak, arada bir savunma yapmaya başlarsa her an albaylığa terfi etme ihtimali var. Bunun yanında kolejden yeni gelen DeAndre Jordan’ın pivot pozisyonunda yedek subay olarak görev yapacağı ve Bynum, Kaman ve diğerleri gibi potansiyelini sergilemek için sırasını bekleyecek, ama bu iki örneğin aksine ona idmanlarda birşeyler verebilecek tecrübeli isimlerin kadroda olması takım için büyük şans...

Takımın Tahmini Rotasyonu

PG

Baron DAVİS, Jason HART, Mike TAYLOR

SG

Eric GORDON, Cuttino MOBLEY

SF

Al THORNTON, Ricky DAVIS

PF

Chris KAMAN, Tim THOMAS

C

Marcus CAMBY, DeAndre JORDAN, Brian SKINNER


Acıkcası iki pozisyonda oynayabilen oyuncuların fazlalığı, LA Clippers’ı  bir anda hücumcu bir takım yapabilecekken, bir anda da inanılmaz sert savunma yapan bir takıma dönüştürebilir.

Bu kadar iyimser tahminlerden sonra, bu sene gerçekten ne yapabiliriz, bunu düşünelim. Açıkçası tüm sorunların cevabı Baron Davis’in bu takımı ne kadar yöneteceğinden geçiyor, yaşayacağı herhangi bir sakatlığı kaldırabilecek bir yedek PG kadroda yok; bu nedenle Baron’a muska mı takarlar, kurşun mu dökerler bilmem ama onun oyun görüşü komutası bizim bu sene bu kalınması çok zor olan Batı Konferansı playofflarına kalmamızı sağlayabilir. Aksi takdirde öyle bir dağılırız ki, bu konferansta en dibe demir atabiliriz...

Peki playoff’ta geçen seneden kim olmayacak ki biz oraya gireceğiz? Geçen senenin üstüne bir şey koymayan bütün suçu Avery Johnson’a yükleyen ve kesinlikle Jason Kidd gibi bir oyun kurucunun bu takımın bünyesine oturmayacağını görmeden gereksiz bir takasla onu ve yüklü kontratını takıma katıp, tüm hareket kabiliyetini de kısıtlayan Dallas’ın; ve savunmadan haberi olmayan Harlem’in yegane rakibi Denver’ın bu sene playoff yapamacaklarını onların yerlerini de Portland ve bizim alacağımızı düşünüyorum. Playofflarda ne mi yaparız, bu sene playoff yapmamız yeterli açıkçası, ama seneye olgunlaşmış genç oyuncularla açılın biraz kardeşim diyebiliriz.
 

Ben Kimim?

Önder Bektaş

27.07.1980 / İstanbul

Kareem Abdul Jabbar’ın LA Gear giydiğini bilecek kadar yaşlıyım.

İTÜ / mezunuyum, şu anda yurduma yatırım yapmış bir yabancı firmada pazarlama sorumlusu olarak çalışıyorum, NBA’de oyle fanatiği olduğum bir takım yok, ilk Jordan’lı finallerden beri her sene bir şekilde NBA’i tv'den takip etmeye çalışıyorum, her ay LA Clippers için bir yazı yazabileceğimi düşünüyorum.