KITT nerede Mike?

 

emre_gunes_2002@hotmail.com
08 Aralık 2008, Cuma

“bir alana bir bedava yazar” tarifesi uygulayan Clippers cephemizde Önder sağolsun genel anlamda takımı değerlendirdi. Normalde yazı yazana kadar olan dönemde olan maçların istatistiklerini, takımın o dönemdeki havasını katarak yorum yapmayı severim. Fakat Mike Dunleavy sağolsun -ya da daha doğrusu, işi bıraksın- başka yorumlara yöneltti beni. Bekletmeden çemkirelim

.

Takımın, takasın etkisini henüz tam olarak sahaya yansıtmasına vakit olmadı, Randolph sadece birkaç maça çıktı. Bu maçlarda topu onunla buluşturdu çocuklar ve ilk izlenimini iyi bıraktı delikanlı. Açıkça söylemem gerekirse, Randolph’u pek sevmem. Ortak noktaların azlığından mıdır, yoksa basketbolcu tipinden uzak olmasından mıdır bilemedim, hâlâ çözemedim. Post-up kavramına verdiğim değer yüksek, bu çocuk da idare ediyor bire bir eşleşmelerde; ama yine de sevemedim.

 

Zach rol oyuncusu olmayı kabul etmeli

 

zach.jpg

Pota altında yaşayacak oyuncu için, finishing değerinin 13-20 arasında olmasını, güzel bir özellik olarak kabul edelim. 15’lik oyuncunun da bu ligde geneliyle iyi bir rol oyuncusu olduğunu da düşünelim. 20’lik babalardan örnek vermek gerekirse, Duncan, Amare, Garnett düşünülebilir, 15’likler düşünülürse de Randolph, Scola, Kaman tadında arkadaşlar akla gelebilir. Buradaki rakam karmaşasından çıkarılması gereken tek şey var: 15’liksen 20’likmişsin gibi davranmayacaksın. Erdil Yaşaroğlu reklamından boyut katmak gerekirse, “oyunculara saldırmanı istemiyorum, okuyacaksın, rol oyuncusu olacaksın, gerekeni yapacaksın” derim Zach’e.

Zach’in bench oyuncusu olarak takıma iyi katkılar yapabileceğini düşünürüm kağıt üstünde. Camby -Kaman başlar, bu üçünden rotasyon yaparsın. Takım sıkıştığında yaparsın düz bir post-up, iki kaçırır üç atarsın. Kağıt üzerinden çıktığımız bir durum olabilir sadece. Eğer her hücüm isolation veya post-up oynarsan karşı defans tarafından bir şekilde durdurulursun.

 

Don Nelson gibi takımın olsun, drive-n-kick oynat Mike, ama elinde şutör yok neler yapıyorsun. Tempoyu düşürüp az sayı yiyor takım belki görüntüde ama karşı takımın koçları maç esnasında gelip bizimle çay içse yine skor değişmez. Oyun planı denen, rotasyon olsun, eşleşme avantajı yakalamak olsun maç öncesinde üzerinde düşünülmesi gereken konular hakkında ne yapıyor bu Mike, anlamış değilim. Golf? Nargile? Uğraşın ne adamım?

Baron Davis topu getirecek ona lafım yok, ama kanatta Thornton gibi potaya doğru füze gibi giden adamın varsa onu kullanacaksın. Thornton’ın ilk adımı çok hızlı değil ama ilk adımı potaya doğru rahatça attığı an kolay duran biri de değil. Boyu uzun, kolları uzun, neredeyse her kısa forvete karşı fiziksel-atletik anlamda üstün (LeBron James dışında). Bu adama üçlük çizgisinin dışında topu atıp, “Hadi oğlum at, iyiydin hani, göreyim seni” muamelesi yapan Mike Dunleavy’e buradan çay yolluyorum. Gel buralara, bizimle maç izle, koçluk yetti gayri.

Baron rahatsız!

 

baron.jpg

ESPN’de yer alan Baron Davis’in açıklamalarının birisinde, çok kalın bir playbook’u öğreniyor olmasından çemkirdiği oldu. Haklıdır, fakat aynı hücümu da maç başına 50 kere yapınca içten içe “Psych! I was fooling you!” dediğinden de şüphem yok. Maç başına istatistiğini nasıl olsa sağlıyor, yetenekleri sağolsun, ekstra çok iş yapıyor hücümü hareketlendirmek adına ama onların çoğu kendi meziyeti. Maçtan Davis çıktığı an, hızlı hücumlar olmadığı takdirde, dünyası şaşan bir Clippers var sonuçta. İlk beşin 40 ve üzeri dakika aldığı takım beş kişilik takımdır benim gözümde, Lakers gibi Kobe’nin  dördüncü çeyrekte kenarda oturduğu takım da, bizim üç gömlek üstümüzdedir doğal olarak.

Clippers’ın yaptığı takasın anlamsızlığı üzerinde durmak isterim. Yiten giden cap space ne uğruna, bunu anlamak zor. Tek katkısı Cuttino’nun kalpten gitmesini engellemesi oldu benim gözümde. Eric Gordon’u da zorla ilk beşe sokmuş olmasını ekleyebilirim. Power Rankings’te 25. sırada gördüm bizi yanılmıyorsam, o da muhtemelen Gordon’ın potansiyeli yüzündendir. Bu jest için Ozan’a teşekkürü borç bilirim Clippers adına.

 

Göya koçumuz var!

Çemkirmelerimin bir sebebi de Spurs ve Greg “Donald Sutherland” Popovich. Adam gibi adamlığı bir yana, oyuncu niyetine direk versek iş yaptırır, 2-3 blok alır direkten en azından. Hill ve Mason’a “Extreme Makeover” tadında renk verdi üstad. Koşamayan şutörü (Finley) iş yapıyor, pota altı tehdidi her zamanki halinde (Duncan), oyun kurucu niyetine yüzdeli şutorü (Mason) alan genişletiyor ve sistemi sakatlık ve yaşlanmaya rağmen işliyor (Ginobili-Parker’sız dönem içindi yorum). Sistem demişken, Clippers?

Pota altı tehdidi adına Kaman-Randolph var şu an, şutör adına Eric Gordon var, Davis var, penetre edebilen Davis ile, -etmesi gereken- Al Thornton var. Ribaund bırakmayan Camby var. Şu ilk beşin kağıt üzerinde ciddi anlamda potansiyeli var. Ama Spurs ile bir farkımız var: Oyundaki beş oyuncunun da hücümda aktif olduğu San Antonio’nun aksine, en fazla iki kişiyi içeren hücümlarımız var. Caddebostan sahilde oynamaya gitsek, 15 dakika içinde eşleşme avantajlarını görüp, üstüne giden amatör anlayışa benzer bir halimiz var. Ha bir de, göya bir koçumuz var.

Maçlarımız sabaha kadar oynansa yine bir şey değişmez saha içindeki oyunda, bu açıdan çok sıkıntım var. Gelecek adına birkaç güzel isim var, onların körelip gitmesi korkusu da var. Olgun oyuncuların ellerinden geleni gösterememesi var. Var oğlu var, sadece takımın koçu yok. Gerekeni yap Clippers. Maç kazansak dahi aslında çok şey kaybeden takıma karşı bu kadar iyi niyet bir yere kadar. Bkz: Eddie Jordan boşta. Saygılar.