İSPANYA '07
Ant İPEK

Tanjevic, jenerasyon ve kadro

Lise takımında sürekli oynayamayan bir oyuncuydum. Hiç unutmuyorum, 19'91 yılında Beşiktaş Anadolu'ya 66-37 yenilen takımın 16 sayı atan, hoplayan zıplayan, ribaunt alan forveti olarak, o yıllarda Nisantaşı Anadolu Lisesi'nin yanı sıra Besiktaş Yıldız Takımı'nın koçluğunu da eş zamanlı yapan Ahmet Kandemir'in gazabına uğramıştım... Kendisi aldığı molada “Hiç heveslenme, seni bu haftaki resmi maçta oynatmayacağım” deyivermişti bana.

Aradan gecen 16 yılda, o zaman 16 yaşındaki bir oyuncuyaöoyle davranmaması gerektiğini hâlâ öğrenememiş bir Ahmet Kandemir var salonlarımızda.

Amacım lise yıllarımdaki rotasyon sorunlarımla sizi boğmak değil ama, bir de Lise 3'ten bir anekdot geldi aklıma, Almanya maçında Semih Erden'in halini görünce... Lise 3'teki koçumuz beni ilk beşte başlatıp sonrasında 36 dakika kenarda bekletmiş, uzatmada kazanacağımız o macın 39'uncu dakikasında tekrar sahaya sürmüştü. Daha doğrusu, sahaya girip son 1+5 dakikayı oynamama engel olamamıştı. Semih'i veya Engin'i gördükçe, aklıma o maç geliyor benim. Değil bizim milli takımın oyuncuları; San Antonio Spurs'de kimi maçlara ilk beşte başlayan Hollandalı Elson bile, maçın aşağı yukarı hangi dakikalarında oyunda olacağını bilmek istiyor. Kafasını ona göre hazırlıyor, oyuna girdiğinde katkı yapmaya calısıyor. Aynı şekilde, o parke üzerinde iken de, kenara ne zaman alınacağını tahmin edebiliyor, Türkiye takımı haricinde yeryüzündeki tüm oyuncular. Biz ne yapıyoruz? Daha önce istifa etmesine rağmen ısrarla görevde tuttuğumuz Bogdan Abimize, “Buyur şu çoçuğu da sil 25-26 yaşına gelmeden” diyoruz.

1999 Avrupa Şampiyonası'nda Haluk Yıldırım'ın Kerem Tunçeri'den aldığı pasla Fransa potasına yolladığı 3'lük çemberin icinde dolaşıp dışarı çıkmasa, belki de “12 Dev Adam” iki yıl önce doğacak, son 10 yıla damgası vurdurulmuş ‘79 Jenerasyonu o yıl devreye girecekti. Peki o takımın oyun kurucusu neden Kerem Tunçeri idi? Milli Takım yetkilileri önümüzdeki 10 yıl güvenle dümeni teslim etmeyi planladıkları genç ve ümit veren ama tecrübeli bir oyuncuda karar kılmışlardı çünkü. Hidayet gibi, o zamanlarda Tuborg'da 6 numaralı forması ile ligde yine PG oynayan Serkan Erdoğan gibi, Oyak Renault'lu Mehmet gibi, Karşıyakalı Kaya gibi ümit vaadeden gençler vardı bu jenerasyonda. Bunlar serpilecek ve 2000'li yıllarda ülkemizi başarıdan başarıya koşturacaklardı.

Sonra ne oldu? Bize o başarıları yaşatan koçlar ve sistemleri, Bogdan isimli bir koça teslim edildi. Onun takıma, Reha Öz gibi, şu anda soyadını hatırlayamadığım ama bunu hiç ama hiç umursamadığım dikine çok zıplayan Almanya doğumlu sarışın Cem adlı çocuk gibi oyuncuları almasına göz yumuldu. Daha bir yıl öncesine kadar "Ben Ömer'i beş dakika oynatmak için iki ay antrenman yapmaya zorlayamam" dedikten sonra, aynı Ömer'i takıma alıp son anda kadro dışı bırakmasına, turnuva öncesinde takımın tek 2 numarası Serkan Erdoğan sakatlandıktan sonra tekrar kadroya almamasına göz yumuldu.

Ender, Engin ve Hakan gibi oyun tarzları benzeyen üç gard aynı anda kadroya alınmasına rağmen, bu mevki, son iki yılda hep cepten yiyen ve saçlarını kestirerek yedinci kez yeni bir baslangıç yapmak isteyen Cenk Akyol'a teslim edildi... Benzer şekilde, hırs ve milli forma azimlerinden şüphe duymadığım ama hiç biri 5 numara olmayan Kaya, Ermal ve Kerem aynı anda kadroya alındı. Geçen sene farklı bir basketbol oynayabilmemizi sağlayan, 5 numara pozisyonunun doğasına uygun bir oyuncu olan Fatih, onun takım arkadaşı Tufan düşünülmedi bile.

Saydıklarımı milli formadan uzak tutan zihniyet, Ersan İlyasova Slam-Türkiye dergisine röportaj verirken, şaka yollu da olsa “Neden Fenerbahçe'ye değil de Barcelona'ya gittiğini söyle” diyordu oyuncusuna, her şakada bir ciddiyet yattığını göz ardı ederek, belki de umursamayarak... Veyahut da, çok ihtiyacımız olan combo guard pozisyonunun en iyi örneklerinden Tutku yine turnuva öncesi kadro dışı bırakıldı..

Huysuz ve inatçı bir adamın, 2010 defa "2010" diyerek, bir jenerasyonu mahvetmesine göz yumuldu.

İçi bu kadar boşaltılan bir milli takımda yapılması gereken, Bogdan Tanjevic'e, Fenerbahçe Basketbol Takımı'na daha çok zaman ayırabilmesi icin gereken imkanı yaratmak olmalıdır. Tanjevic geçmisinde de Aydın Örs'un temelini kurduğu ve zirvede bıraktığı takımları başarıdan başarıya koşturmuş ve bundan sonra da koşturmaya devam edecekir.