NBA TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ

NBA WALLPAPERS

COURTSIDE

Efkan BUCAK
14 AĞUSTOS 2006, PAZARTESİ

Iverson, Golden State'te!

NHL'de Doğu Konferansı'nı ilk sırada bitiren ve şampiyonluğun en büyük adaylarından biri durumundaki Ottawa Senators -yani benim hastası olduğum takım- yarı finalde ezik Buffalo Sabres'a elendiğinde, sevgili Golden State Warriors'ımın kıymetini daha da bir anladım. İş play-off'a kalmakla bitmiyormuş meğer. Senators ile yaşadığım acı deneyimden sonra, ilk turda sweep olmaktansa hiç play-off'a kalamamanın daha iyi bir seçenek olduğuna karar verdim. Sonrasında içimde oluşan bu yeni Warriors ateşiyle oturup bir yazı yazayım dedim. Malumunuz, genelde camia olarak biz bu dönemleri şezlongta geçiriyoruz. Aslında bakmayın, ben de yapacak daha iyi bir şey bulamadığım için yazıyorum...

Hangi Bryant? O Bryant

Yaz döneminin önemli mevzularından birisi draft. Mock draft'larda Shenden Williams'ın alınacağı yönünde bir inanç vardı, ancak beşinci sıradaki Hawks bizden önce davranarak bu arkadaşı aldığı için, biz dokuzuncu sırada Patrick O'Bryant'ı kadromuza dahil ettik. İlk duyulduğunda soyadı itibarıyla insan İrlandalı bir eleman beklentisine girebilir, değildir, çaylağımız esmer ve zebellah gibi bir delikanlı!

Bradley Üniversitesi'nden gelen O'Bryant, Dampier ve Olowokandi'ye benzetiliyor (aman, sonu benzemesin de). Dilerseniz bu arkadaşın artılarından bahsedeyim biraz: Tam olarak 2,1336 metre (cep telefonum 7 feet'i böyle çevirdi vallahi) uzunluğunda, boyuna göre hızlı ayaklara ve sıçrama yeteneğine sahip iyi bir koşucu, pota altında iyi pozisyon alabilen ve basit şutlarla iş bitiren birisi. Gerçi ilk sıralardan seçilen uzunların hepsi için bu özellikleri sıralarlar genelde. Yine de tabii henüz tam olarak yetişmiş bir oyuncu değil ve ilk sezonunda ondan fazla birşey beklenmemesi gerekir. Ben şahsen beklemiyorum zaten.

38. sırada seçilen Kosta Perovic'i ise birçoğumuz Partizan'dan tanıyoruz. Mullin ne diye ikinci turda da bir pivot seçti bilinmez, ancak Perovic hal itibariyle NBA'e hazır gözükmüyor. O'Bryant'a göre orta mesafe şutları daha iyi ve profesyonel basketbol geçmişi diğer Avrupalı genç yeteneklere göre daha fazla. Ancak kendisiyle sözleşme imzalanmadı, yaz ligi kampına da alınmadı. Bu da yakın vadede Perovic'i kullanmayı düşünmediğimiz anlamına geliyor herhalde.

Fisher da geçti şu takımdan

Bir diğer olay, Derek Fisher'ın gönderilip yerine Utah Jazz'den Keith McLeod (G), Devin Brown (G/F) ve Andre Owens'ın G/ alınması. Zaten birçok genç oyuncuya sahip takımımız, iyice Efes Pilsen PAF Takımı'na dönmüş durumda.

Gelenlerden McLeod geçen sezon Utah’ta zaman zaman iyi bir performans gösterdi ve Baron’a iyi bir yedek olacaktır. Ancak Baron’un olası bir sakatlığında ilk beşte başlamayı kaldırabileceğini pek sanmıyorum (zaten Baron yine sakatlanıp duracaksa, her anlamda yandığımızın resmidir).

Diğer ikisi, Brown ve Owens da iyi birer yedek ve takas malzemesi olmaya uygun görünüyorlar. Hepsine hoşgeldin diyoruz.

Takımda ciddi bir şekilde tecrübeli oyuncu eksikliği var. Tabii bir de kanayan yaramız 4 numara... Bir dönem Al Harrington yarışında en kuvetli adaylar arasındaydık ancak bu arkadaşımız yetiştiği yeri, yani kardeş kulüp (resmi birşey yok, an itibariyle bu sıfatı ben ekliyorum kendilerine) Indiana Pacers'ı tercih edince rotamızı Seattle'dan Chris Wilcox'a yönelttik. Geçen sezon 8.3 sayı, 5.3 ribaunt ortalamalarıyla oynayan Wilcox için Seattle ile aramızda bir sign&trade konuşuldu. Olmadı. Wilcox, Sonics ile anlaştı. Allen Iverson’ın da ikiden fazla takımın katılacağı dev bir takasla Warriors’a geleceği yönünde söylentiler de dolaştı kulislerle. Zaten o ara Maniche GS'ye, Roberto Carlos FB'ye geliyordu az daha! Onlar gelmedi, Iverson'da evinde kaldı, artık bir bağlantı var mı, yoksa ortadaki tek bağlantı palavralık katsayısının yakınlığı mı, takdirinize bıraktım gitti.

Yaz ligi

Gelgelelim yeni sezon hazırlıklarına... Gençler ve denenmeye alınanlardan oluşan ekibimiz bu yıl Las Vegas Yaz Ligi'nde mücadele etti.

Yaz Ligi'nin biz Warriors taraftarları için her zaman ayrı bir yeri vardır. Her zaman "Beterin beteri vardır" gerçeğini hatırlar dururuz bu lig boyunca. Büyük umutla beklediğimiz gençlerimiz ve takımımızda oynayabilecek potansiyelde gördüğümüz basketbolculardan oluşan ekibimiz, fantastik skorlarla yenilip durur.

Bu sene de durum pek değişmedi: Portland'a 87-70, Cleveland'a 91-66, Denver'a 104-86 yenilirken, nasıl olduysa Clippers'ı 92-85, Raptors’ı da 77-75 yenebildik. Denver maçında 7/7 FG, 4/4 FT isabeti tutturan Will Bynum yaz liginde oldukça dikkat çekti ancak yine de takımda düzenli bir yer tutacak kadar iyi değil. Çaylağımız Patrick O'Bryant ise günden güne açılıyor. Hatta Andris Biedrins'e göre daha iyi görüntü verdiğini söyleyebiliriz. Denediğimiz oyunculardan forvet Steven Smith 13.5 sayı, 4.8 ribaunt ortalamlarıyla göze çarptı. Ama yeterince şiddetli çarpamadı, sonuç itibarıyla.

Kadro derinliği

PG Baron Davis Keith McLeod
SG J. Richardson Mickael Pietrus Monta Ellis
SF M. Dunleavy Z. Cabarkapa
PF Troy Murphy Ike Diogu Chris Taft
C Adonal Foyle Andris Biedrins Pat.O'Bryant

Efes Pilsen geliyor

Gündemdeki en önemli gelişmelerden biri, hazırlık maçları için ABD'ye davet edilen Efes Pilsen'in 12 Ekim'de Oakland'da Golden State Warriors ile karşılaşacak olması. Kendilerini haşat edeceğiz, bu bir yana; söz konusu karşılaşma, Golden State'in Türk seyircisine tanıtılmasında önemli bir fırsat olacaktır. Bu arada NTV'ye de teşekkürlerimi sunmak istiyorum buradan; Efes Pilsen ile ilgili haberde Golden State'i tanıtırken "Geçen yıl play-off'a kalamadılar" deyip önceki 11 seneyi hasır altı etmeleri harikaydı! Sizi seviyoruz.

Sevindirici bir haberle yazıyı kapatalım: Mickael Pietrus, Dünya Şampiyonası için Fransa Milli Takımı kadrosunda. Milli formanın kutsallığının farkındaki bu genç aslanımız, "Ay sakatım", "Takımla yaz kampına katılacağım" gibi sudan sebepler ortaya sürmeden daveti kabul etti. Kendisine başarılar dileyerek, kimseciklere kafa atmadan Oakland’a dönmesini diliyoruz.

Bunların dışında fazla da bir gelişme yok zaten. Playoff sıralama sistemi değişmiş galiba... Eh, 'playoff'un ne olduğunu bilsem, belki bundan da bahsederdim!

Son olarak, her gece Warriors maçlarından sonra yaşadığım diyaloğu gösteren mini filmi sunar, herkese iyi tatillerinin devamını dilerim.

torpedoefkan@yahoo.com




Efkan BUCAK
4 MAYIS 2006, PERŞEMBE

Gençliğimi Yediniz!

25 yaşında, fiziksel sağlık sorunu yaşamaması gereken bir gencim. Lakin aşırı sinirliyim, strese bağlı gastritten çekiyorum, zaman zaman kalbimde çarpıntı oluyor, tansiyonum düşüyor. Ve bunların nedeni ne kendime kötü bakmam, ne de sağlıksız beslenmem. Hastayım, çünkü 10 yıldır Golden State Warriors taraftarıyım! Ve takımın 12 sezondur playoff görmediğini hesaba katarsak, bu 10 yılın nasıl geçtiğini siz tahmin edin...

Bir insan niye Warriors taraftarı olur? Abdi İpekçi'deki bir Euroleauge karşılaşması öncesinde sevgili Kaan Kural'la tanıştığımızda ve Warriors taraftarı olduğumu söylediğimde, "Logo karizma, forma güzel, herhalde ondan Warriors'lı oldun, he he" diye yorumda bulunmuştu. O gün cevap verememem içimde ukde kalmıştı. Gerçi burada da bundan bahsedecek değilim zira burada konumuz takımıın durumu.

Aslında yazacak çok da bir şey yok. Oakland cephesinde herşey aynı. Sene başındaki büyük umutlar, sezon sonundaki büyük hüsran... Hele ki bu sezon Baron'lu, J-Rich'li kadromuzla daha bir umutluyduk. Öyle ki, NBA otoriteleri Golden State'i playoff adayları arasında gösteriyordu. Sezon başladığında umutlandık, hatta yıllar sonra Pasifik Grubu'nda zirveye dahi kurulduk, ancak takım daha sonra tepe taklak gitti ve geçen sezon olduğu gibi 34-48'lik dereceyle grubumuzda son sırada yer aldık.

Ters giden neydi?

Olayı teknik yönden fazla irdeleyecek değilim; hem çok fazla teknik bilgim yok, hem de forumda sık sık tartışıldı bu konular. Onun için teknik konuların açılımını ve ayrıntılarını Övünç'e bırakacağım ve sadece basketboldan anlamayan birinin bile görebileceği bariz şeylere değineceğim.

Tabii Warriors'ı vuran öncelikle sakatlıklar oldu. Takımın lideri Baron Davis'ten sezonun ikinci yarısında hemen hemen hiç yararlanamadık. Gerçi bence sonlarda sakat ayağına yatıp oynamadı, bu konuda önceden de sabıkalı zaten ama neyse, günahı boynuna (demek ki Hornets aslında o kadar da keriz bir takım değilmiş!). Aynı şekilde, takımda en iyi savunma yapan isimlerden Pietrus'un da sakatlığı, takımı etkileyen faktörlerdendi. J-Rich'den de zaman zaman yararlanamadık ama oynasa bile ancak birkaç galibiyet fazla farkederdi. Bir de Chris Taft sezon boyunca sakatlıkla boğuştu ama kendisini çok da aradığımızı söyleyemeyeceğim.

İkinci sırada olan ancak birinci sıraya koyup koymamakta tereddüt ettiğim konu ise koç mevzuu. Tamam, sayın Mike Montgomery zamanında Stanford'da iyi işler yapmış olabilir, ancak burası ne Stanford, ne de NCAA. Burada okul çocuklarını değil, profesyonel basketbolcuları yönetiyorsunuz. Montgomery iyi bir insan, orası kesin. Ancak gerek 'man management', gerekse rotasyon konularında ciddi hataları var. Ayrıca takımda bir çok oyuncunun ona saygısını yitirdiği de gelen haberler arasında. Warriors'ın başarısı için teknik heyetin değişmesi şart.

İki önemli zaaf

Tabii tüm suçu teknik heyete yüklemek de doğru değil. Bazı oyuncular da bekleneni veremedi. İlk etapta gözümüze çarpan iki sorun var. İlki savunma, ki bu yıllardır karın ağrımız. Bu sezon geçmiş yıllara göre daha iyi gözüktük ancak özellikle Mike Dunleavy ve Troy Murphy, savunmada zayıf halkalarımız. Acilen savunmaya çözüm bulunmalı. Her takım Phoenix değil ki, çok yiyip ondan daha fazlasını atsın!

Bir diğer unsur ise serbest atışlar. Yüzde 71.8 gibi rezil bir isabet oranına sahibiz bu kategoride, ancak neyse ki bizden daha kötü dört takım var (MEM, SAS, MIA, POR. Gerçi Shaq olmasa sanırım Miami bizi geçer). Takımdaki dokuz oyuncunun serbet atış oranının yüzde 71.8'den düşük olması, ne kadar vahim durumda olduğumuzu gösteren en büyük kanıt!

Peki bu sezonda hiç mi iyi bir şey yoktu? Vardı tabii ki... Bir süre playoff için mücadele ettik, grubun zirvesine çıktık. Bu, ağzımıza çalınan bir parmak bal etkisi yaptı bizde. Ayrıca ilk başlarda şans bulamayan ancak iddiamızı yitirdikçe süre almaya başlayan iki çaylağı, Ike Diogu ve Monta Ellis'i kazandık.

Ne yapacağız?

Sıradan bir off-season yazısında klasiktir: İyi draft, iyi yaz kampı, güzel takaslar, yeniden yapılanma, beyaz bir sayfa... 12 senedir aça aça artık beyaz sayfamız kalmadı takımda. Draft dersek, hep iyi adam alıyoruz ama faydalanamadıktan sonra ne işe yarar? Yeniden yapılanma denilen şeyi bir türlü anlayabilmiş değilim. Yıllardır bu yeniden yapılanma denilen şeyin içindeyiz ama bir numarasını göremedim. Takas, hiç demeyin bana. Henüz Golden State'in kârlı çıktığı bir takas görmüş değilim! (Bir Baron takasını bilirdik ama onda da kazık yediğimizi sezon ortasında anladık.)

Böylesine kötü durumdaki bir franchise için çözüm ne olabilir? Yukarıda saydığımız şeyleri yıllardır yazıp çiziyoruz fakat ben biraz daha marjinal-fakat-etkili çözümler öneriyorum:

1. Takımı Oakland'dan taşıyıp konferans değiştirelim. Doğu öyle bir yer ki, yılda dört kez Knicks, Bobcats, Hawks, Raptors gibi takımlarla oynuyorsunuz ve 40 galibiyetle playofflara girebiliyorsunuz. Rüya gibi! "Boston'ın ikinci takımı" olarak NBA'de mücadele etmeye aday olalım bence. İsmimiz de New England Warriors olsun...

2. Eğer üstteki seçenek kabul görmezse, NBA yönetimi ligde düşme-kalma sistemini uygulamaya koysun. Warriors'ı tutmaya başladığım ilk sezonda -biraz da küçüğüm o zamanlar- takım 30 galibiyetle Pasifik sonuncusu olduğunda, çok korkmuştum ligden düşeceğiz diye. Keşke düşseymişiz! En azından alt ligde kafaya oynardık. NBA'de madara olacağımıza, ikinci ligde kral olalım derim!

3. Bunların hiçbirisi olmuyorsa tek çözüm, kısa vadede başarı getirecek çözüm bulmaktır. Takıma adam gibi bir uzun forvet ve pivot lazım. Mesela J-Rich, Pietrus ve Fisher dışındaki tüm oyuncuları Timberwolves'a önerip karşılığında Garnett'i isteyelim. O takım da playoffa kalmazsa, gelin bana istediğinizi söyleyin.

Çok mu saçma geldi? Yıllardır mantıklı çözümler üretip duruyoruz kendi çapımızda ancak elimizde-avucumuzda hiç bir şey kalmadı. Belki böyle marjinal çözümler takımı düzlüğe çıkarır!

Tamam, çok da kötümser olmaya gerek yok. İyi yanından da bakalım; en azından playoff maçı için gecenin bir vakti uyanma zahmetine girmeyeceğiz!

Şezlonglarındaki altıncı adamlara iyi tatiller, playofftakilere de başarılar dilerim.

torpedoefkan@yahoo.com