GODOT’YU -YA DA MONTA'YI- BEKLERKEN  

 

efkanbucak@yahoo.com
06 Aralık 2008, Cumartesi

Merhabalar pek sevgili batug.com okuru;

 

Öncelikle belirteyim, bu yazımı son derece depresif bir ruh hali içinde yazıyorum. Golden State Warriors, bizim sevgili takımımız, bu yazının yazıldığı anda, son derece kolay bir fikstürden 5-13’lük bir seriyle çıkmış durumdaydı. Sahamızdaki Chicago Bulls maçına çıktığımızda 5-6’ydık, Doğu’da çok uzun zaman sonra süpürüldük, bitik durumdaki Wizards ve Knicks’ten fark yedik, uzatmaların bitimine 9.1 saniye kala üç sayı önde olduğumuz sahamızdaki Miami Heat maçını efsanevi bir şekilde verdik. Antrenörümüz çıkıp “Biz playoff’a giremeyiz. Geçen seneki takım iyiydi gidemedi, bu sene o kadar iyi değiliz” diye

saçma bir şeyler geveledi ve Golden State Warriors camiası çalkalanıyor. Emin olun şu anda “Aman da aman her maçı sayı fırtınası şeklinde geçen eğlenceli bir takımımız var. Aman canım genç çocuklar hepsi, tecrübe kazanırlar” diyen, elinde hot dog’la huzurlu bir şekilde maç seyreden bir taraftar topluluğu yok Oakland’da. Özellikle internet dünyasında tüm Warriors taraftarları durumdan hoşnutsuz.

 

Geçenlerde yapılan bir ankette ‘suçlu kim?’ diye sorulmuş. En çok oy yönetim ve GM Chris Mullin’e çıkmış. Sonra antrenör Don Nelson, daha sonra oyuncular. Ankette ‘sorun yok’ diyen bile çıkmış, kendilerini Allah’a havale ediyorum sadece.

 

Dediğim gibi çok kolay bir fikstürden çıktık ve önümüzde gerçekten zorlu bir program var. Kalan 67 maçımızdan 28’ini (yani yüzde 42’si) Lakers, Utah, San Antonio, Houston, San Antonio, Dallas, New Orleans ve Portland’la oynayacağız.

 

Ligin en genç takımına sahibiz, dört yıldan fazla tecrübesi bulunan yalnızca dört isim var, geçen yıl çokça kazandığımız başa baş maçları bu sezon kaybediyoruz, bunda gençlerimizin kritik yerlerdeki hatalarının da payı var ancak başarısızlığı salt tecrübesizliğe bağlamak biraz saflık olur.

 

Şu anda herkes Monta Ellis’i bekliyor ancak mevcut kadro da kesinlikle 5-13’ten fazlasını elde edebilecek kapasitede. Hatta, playoff yapan kadroyu çıkarın, Sprewell, Owens’lı, Mullin’li 90’ların ortasındaki kadromuzdan bu yana en geniş, en dengeli, en atletik takıma sahibiz. Hatırlayın, Houston Rockets 22 maçlık seri yaptığında Yao Ming yoktu, Tracy McGrady de sürekli oynamadı ama Rockets bir ‘takım’ gibi oynadı, başlarında iyi bir antrenör vardı. Monta’sız da yürütebiliriz bir şekilde.

 

Şu anda takımdaki en büyük eksik bir ‘franchise player’. Baron’u üç yıl için 39 milyon dolara elimizde tutma şansımız olduğu konuşuluyor ancak Başkan Rowell, Chris Mullin’e rağmen bunu imzalamadı ve son yıllardaki en büyük oyuncumuz (bizdeki kadar mutlu ve başarılı olamayacağı) Clippers’a gitti. Geçen sezon tembelliği ve bencilliği nedeniyle bize kaybettirdiği maçlar olsa da, Baron bize bir kazanma şansı veriyordu. Oysa şimdi ligde franchise player’ı bizden kötü birkaç takım var. Bizimki de Stephen Jackson, gerisini siz düşünün.

 

Benim ve birçok Warriors taraftarının ortak görüşü, geçmişine olan tüm saygımıza rağmen, Don Nelson’ın takımı artık iyi yönetemediği yönünde. Oyuncu ve taktik seçimleri felaket. Savunma evlere şenlik. Nellie, şu kadroyla ‘small ball’ oynanamayacağını artık kabul etmeli. Ayrıca gençler için de ‘hazır değil’ mazeretinin arkasına saklanmamalı.

 

Bizim camianın önde gelen yazarlarından (bir zamanlar Mike Dunleavy Jr hakkındaki bir mail’ime yanıt verme gereği duymayan) Tim Kawakami’ye göre, Nelson geleneksel yarı delilik dönemini yaşıyor ve kendisini kovdurmaya çalışmakta. Şu anda elinde kapı gibi 12 milyon dolarlık sözleşmesi var, istediği gibi at koşturmakta.

 

Nelson, “Bu takım play-off yapamaz, kadro yetersiz” diye ağladığında oyuncuları motive etti mi bilinmez ancak iki şey yaptı:

- Başarısızlığa rağmen her maç salonu dolduran, NBA’in en sadık taraftar topluluklarından birine karşı çok büyük bir terbiyesizlikte bulundu.

- Kendisini Warriors’a getiren Chris Mullin’i fena harcadı ve kazık attı.

Şimdi burada, Don Nelson’ın kimilerine göre ‘yoktan var ettiği’(!) Golden State Warriors’ta zamanında ne haltlar yediği ve takımdan nasıl ayrıldığı konusunda uzun bir tarih dersi vermek istemiyorum; ancak iki sezon önce Mullin, kötü geçmişin unutulması konusunda yönetimi ikna etmiş, Nellie başa geçmişti. Güzel şeyler yaşandı ancak bu en son “Elimdeki kadro iyi değil” serzenişiyle, eski dostu Mullin’i yönetim ve taraftarın önüne attı.

 

Baron Davis’in gitmesinde, Monta Ellis’in sakatlanmasında Nelson’un suçu yok ancak Arenas’la Haywood’un sakatlanmasında da Eddie Jordan’ın suçu yoktu. Ama kovdular adamı değil mi?

 

Gelgelelim Nelson’un yanlış seçimlerine. Öncelikle hala ideal beşimizi oturmuş değiliz, hoş, Nelson zamanında hiçbir zaman oturtamadık ya, neyse. Bir maçta Morrow’u ilk beşte görüyorsunuz, bir sonraki maçta bakıyorsunuz hiç süre almamış. Doğru dürüst şans verilmediği için artık camiada “Bu adam yeteneksiz galiba, kazıklandık” diye düşünmeye başlayan ve haksız yere insanların nefretini kazanmaya başlayan Marco Belinelli bir bakmışsınız ilk beşte ama çocuk sadece yedi dakika oynatılıyor. Sonra Bay Nelson çıkıyor “Canım, iyiler de ben oynatmıyor muyum?” diyor pişkince.

 

Anthony Morrow’u bench’e çekme mazeretine bir bakın: “Rakipler onun farkına vardı. Daha genç çocuk, savunma karşısında etkili olamıyor. Biraz unutulmasını bekliyorum.”

 

Esprisiyse, komik değil.

 

İşte kurt hoca Don Nelson’ın gençleri kazanma planı: Onları oynatma, ezilmesinler. Bench’te bir sene oturacaklar rakipler onları unutacak, süper 1-2 maç çıkaracaklar, sonra rakiplerin oları unutması için yine bench’e!

 

Adama sormazlar mı, sen antrenör olarak ne iş yaparsın? Morrow baskı yiyorsa, şut imkânı bulamıyorsa, senin diğer oyuncularını yönlendirip sahada Morrow’a bu şansı tanıman gerekmez mi? Ama yok. Onun yerine power forvet’imiz(!) Corey Maggette içeri drive etmek, diğer oyunculara boş alan yaratmak yerine çılgın jump shot’lar, üçlükler denesin (misal).

 

Oyuncu seçimlerinden devam edelim: Corey Maggette’in bu takımdan gönderilmesini isteyenlerin sayısı oldukça fazla. Maggette, Mike Dunleavy’den sonra Oakland’da bir nefret figürü olmaya doğru emin adımlarla gidiyor. Aslında adamın suçu da yok, 3 numara oynayacağı yerde 4’te ısrar ediliyor. Aynı şekilde hak etmediği parayı ona versinler diye kimsenin boğazına da sarılmadı. Güçlü adam, içeri drive edebiliyor (isterse tabi), serbest atış yüzdesi iyi. Ancak berbat ötesi bir savunmacı, pas yok, ribaund yok, şut seçimleri kötü. Ve, bu adama dünyanın parası verildi! Takıma Al Harrington’ın yerine katılan Jamal Crawford, Monta Ellis’in yokluğunda bir kurtarıcı olarak görülüyor ancak Crawford normalden biraz daha fazla pas yapan bir şutör gard sadece.

 

Peki Monta gelince işler düzelecek mi? Eğer small ball’da ısrar edilirse, olmaz. 4 numarada (her ne kadar bazı maçlarda gerçekten batırsa da) Brendan Wright ve çaylak Randolph daha fazla süre almalı. Aynı şekilde Ronny Turiaf da şans bulmalı. İki uzunla oynadığında bu takım gerçekten çok etkili.

 

Bakın Monta döndüğünde, 1-2 numaralarda Monta ve Crawford, 3’te Stephen Jackson, 4’te Brendan Wright (bu adam için Jason Richardson gibi bir yıldız feda edilmişse, bu adam ‘hazır’ olduğu için alınmış olmalı arkadaş, 30 dakika vereceksin bu adama, başka yolu yok), 5’te camiamızın göz bebeği Andris Biedrins, yedekten Maggette, Morrow, Azubuike olsa, bu takım tadından yenmez. Çok kazanan bir takım olur muyuz bilmem ama doğuda süpürülmeyiz, garanti!

 

Son söz:

 

New York maçının son anlarında Don Nelson sahayı terk ediyor... Miami maçı öncesi bu kendisine sorulduğunda pişkince yanıtlıyor: “Kızdıysanız bir daha yapmam.”

 

Bak hoca,


Ben 14 yıldır bu takımı tutuyorum. Ömrümde playoff nedir, iki sezon önce gördüm. 12 yıllık o azap dönemini tamamen yaşadım, bir 12 yıl yine yaşarım. Ben bu takımı tutkuyla seviyorum. Bir yenilgi benim bütün günümü mahvediyor, moralimi alt-üst ediyor.

 

Ama ben bırakmadım, hiçbir zaman bırakmam. “Birkaç saniye erken çıksa ne olacak canım?” diyebilirsiniz. Ama bir Warriors taraftarıysanız, bu size yapılmış büyük bir hakarettir. Bizi asla anlayamazsınız. Bizim gerçek ‘savaşçı’lara ihtiyacımız var. Savaş meydanını terk edenlere değil...

 

Don Nelson’u bilemem ama ben sonuna kadar savaşmaya devam edeceğim.


Ben bir Golden State taraftarıyım, bununla da gurur duyuyorum.

 

PS: Ya şimdi bunları yazarken kendimi Selçuk Yula gibi hissettim ama hadi neyse…

 

fotolar: yahoo sports, sports illustrated