FARELER VE İNSANLAR

 

efkanbucak@yahoo.com
17 Ocak 2009, Cumartesi

Forumdan takip edenler belki bilir, benim Pasifik Okyanusu’nun ötesinde tuttuğum iki takım var: NBA’de Golden State Warriors ve NHL’de Ottawa Senators... Öyle hikaye taraftarlıktan bahsetmiyorum. Sabah namazı sırasında “Allah’ım şu anda Carolina Hurricanes’le oynayan Senators’ın kazanmasını nasip eyle” diye dua ettiğimi hatırlarım. Öhm neyse…

2006-2007 sezonu benim için rüya gibiydi: Warriors play-off çıktı, Dallas’ı eledi. Senators ise daha iyisini yapıp finale çıktı (Ancak finalde, benim tiksinti derecesinde nefret ettiğim Anaheim Ducks’a kaybetti).

2007-2008 de iyiydi: Warriors son yılların en iyi derecesini elde etti ama play-off’a kalamadı. Senators süper başladığı sezonun sonunda güç bela play-off’a girdi (Sonrasında benim ölümüne nefret ettiğim Pittsburgh Penguins’e elendi).

2008-2009: Warriors berbat. Senators da.

Golden State Warriors berbat durumda. Gerçekten kötüyüz. Ben uzun zamandır kendimi taraftar olarak bu kadar çaresiz hissetmemiştim. Takıma yararlı oyuncuların gönderilmesi, beş para etmez isimlerin alınışı, mevcut oyuncuların salak saçma rotasyonlarla küstürülmesi, yönetim seviyesindeki büyük gerginlik takımı bu hallere getirdi.

En tepeden başlayalım. Yönetim - Chris Mullin gerginliği had safhada. Başkan Rowell’ın Mullin’i istemediğini artık sağır sultan duydu. Önceki yazımızda belirttiğimiz üzere Don Nelson da kendisini takıma kazandıran Mullin’e kazık attı. Şu anda izlediğiniz Warriors, kesinlikle Don Nelson’ın takımı. Chris Mullin hali hazırda takıma fazla karışmıyor. Tek patron Don Nelson. O da 2 yıllık mis gibi sözleşmesini doldurmadan gitmeye hiç niyetli değil.

Takımın en büyük sorununun sakatlıklar olduğu söyleniyor. Ben inanmıyorum. Gerçekten sakatlıklar çok, ama benim anlamadığım şu. Geçtiğimiz 2 sezon takımda çok az sakatlık oldu. Sakatlık konusunda sabıkalı Baron Davis bile aslanlar gibi oynadı (2006-2007’de 63, geçen sezon tüm maçlar). Harika geçen iki sezonda yıldızlarımız neredeyse hiç sakatlanmadı. Ama şimdi şu takıma bakıyorum herkes sakat. ‘Franchise player’ımız (!) Stephen Jackson bir sakatlanıp bir iyileşiyor, yeni süper starımız(!) Corey Maggette de ‘sakatım’ ayağına epey bir yattı. Diğer oyuncular da değişimli olarak sakatlanıp duruyor. Vallahi kimse kusura bakmasın ben bunda bir art niyet ararım. Play-off’a giderken kimse sakatlanmazken takım çöktükçe herkes sakatlanmaya başlıyor. Eh, batan gemiyi önce fareler terk edermiş.

Geride bıraktığımız 1 aylık dönemde aldığımız en ilgi çekici sonuç Boston Celtics’i evimizde yenmemizdi. İlgi çekici olan kısmı nadir bir galibiyet olması, yoksa Celtics’e karşı evimizde zaten üstünüz. Ama bunun dışında çoğunlukla mağlubiyet.

İsterseniz takıma bir göz atalım kısaca:

Jamal Crawford: En skorer ismimiz. İyi niyetle mücadele ediyor gibi görünüyor ama kendisine ısınamadım.

Corey Maggette: Bu adamın bubble-head biblolarını Oakland’da gerçekten alan var mı merak ediyorum. Oysa takımın web sitesinde satmaya çalışıyorlardı. Artık Mike Dunleavy’den sonra kentte yeni bir nefret figürümüz var, hayırlı olsun. Kings maçında sağlam yuhalandı. En azından içeri drive ediyor, serbest atışları iyi diyorduk. En çok ihtiyaç duyduğumuz başa baş giden Kings maçında 4/12 serbest atış isabeti vardı. Gönderin artık şu adamı!

Stephen Jackson: Canı istediği zaman oynuyor, istemezse takımın canına okuyor. Extension kaptı tabi salak mı kendini zorlasın? S-Jax son iki sezonda topladığı sempatiyi yavaş yavaş kaybediyor.

Andris Biedrins: Takımımızın gözbebeği, her şeyi. En istikrarlı oyuncumuz ama tek başına çabası yeterli olmuyor. Maç başına 13 sayı 12 ribauntla oynuyor ve henüz daha 22,5 yaşında.

Ronny Turiaf: 82games sitesine göre takımın aldığı dakika başına en istikrarlı oyuncusu. Çok seviyoruz kendisini çünkü biliyoruz ki gerçekten uğraşıyor, bir şeyler yapmaya çalışıyor. Özellikle blok konusunda açığımızı kapatıyor.

Marco Belinelli: Nelson efendi nihayet hatasını anladı. ‘Rambo’ artık ilk beşte sahaya çıkıyor ve ne kadar kaliteli bir oyuncu olduğu cümle aleme gösteriyor. 1-2 sene içinde canavar gibi bir guard olacak.

Kelenna Azubuike: Maç başına 13.8 sayı ile oynuyor ama bence bunun tek nedeni adam yokluğundan fazla süre alması.

CJ Watson: Bu adam NBA oyuncusu değil. Çok silik, hiç bir özelliği olmayan basit bir oyuncu. Aynı Azubuike gibi adam yokluğundan oynuyor.

Anthony Morrow: Çok istikrarsız görünse bile onun suçu değil. Bir maçta 25 dakika oynarken bir sonrakinde 2 dakika oyunda kalıyor. Şut yüzdesi güzel ama fazla top kullanmıyor. Seviyoruz kendisini.

Brandan Wright: Bence kendisine verilen şansı iyi değerlendiremedi. Hayal kırıklığı.

Anthony Randolph: Bir ışık var ama daha fazla süre almalı.

Rob Kurz: Sezon başında Çin’de Milwaukee’yle oynadığımız maçı kazanmamızı sağlayan 3 sayılığından başka bir numarasını göremedik.

Marcus Williams: Ya şimdi kadroya bakınca hatırladım böyle bir oyuncumuz olduğunu.

Jermareo Davidson: Anlamadığım şey, madem oynatmayacaksın, niye adamı NBDL’den alıp sözleşme imzalıyorsun?

İnanın bana DunMurphy Sisters’ı (Mike Dunleav & Troy Murphy) özleyeceğim hiç aklıma gelmezdi. Bazı konularda yetersizdiler ama Allah için çocuklar uğraşıyorlardı. Şu anda elimizdeki kadro 3-4 oyuncu dışında tamamen salmış durumda. Elbette bunda ilk suç onların başındaki adamda. Adamı oraya takımı motive etsin, kazandıracak taktikler versin diye koyuyorlar ama fazla kurcalamayalım, adamın seveni çok. Efendiler rahatsız oluyorlar.

İnanın ben şu kadrodaki oyuncuların yarısına yakınından nefret ediyorum. Bu formayı hak etmeyen, iş ahlakı düşük, formayı sevmeyen işgüzar adamlar. Biliyorum ki Pasifik’in diğer ucundaki birçok Warriors’lı da benimle aynı fikirde. Bizi bu duruma getirenler utansın. En çok umut vaat eden takımlardan biri dağılmış, dibe batmış durumda.

Çok yazık.